Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

Malatyalılığımız Sağlam da…

Malatyalılığımız Sağlam da…
  • 26.12.2015

Suat TAŞPINAR, Moskova
 
Gurbetteki Malatyalılar her yerde mi bizim gibi; bilmiyorum. Umarım değildir! Aslında MalatyaHaber.Com’da çıkan İstanbul ya da Avrupa mahreçli “hemşeri buluşmaları” haberlerini ara sıra kıskançlıkla okuyunca, bizim halimizin “Yeni Malatyaspor”dan hallice olduğunu anlıyorum. Yani övünülecek bir tarafımız yok. Ama bazen itiraf etmek ağır geliyor işte! Çünkü her zaman “mazeretimiz” var!
 
Aslında niyetimiz temiz. Bir gayya kuyusuna benzeyen Moskova’da her vesile karşılaştığımızda ayaküstü, bütün anı bohçalarını boşaltıyoruz. Coşuyoruz, susmuyoruz. Memleketi başımızın ve yüreğimizim üstünde taşıyoruz. Etrafımızdaki dostlarımızın, “Yahu siz Malatyalılardan da korkulur, Rusya’da bile her taşın altında siz varsınız!” yollu takılmaları göğüslerimizin yelkenini şişiriyor. “Yaa, biz böyleyiz işte!” diye kasım kasım kasılıyoruz. 
 
Ama işte hepimiz iş-güç telaşında, ipi kopmuş tespih taneleri gibi dağılmış durumdayız. “Organize”olamıyoruz. Arada tesadüfler aynı masada, aynı mekanda buluşturuyor bizi. Laf dönüp dolaşıp hep aynı yere geliyor.  “Arkadaşlar artık Moskova’daki Malatyalılar toplayalım,  bir gövde gösterisi yapalım” diye başlıyoruz. “Tabii canım yıllardır konuşuyoruz, ama toplanamıyoruz, artık ayıp oluyor” diye yakınıyoruz. Lise arkadaşım, Muya’nın ortağı Cengiz’den (Savul), Bosfor Restoran’ın sahibi Naki’ye (Karaaslan), lojistikçi kardeşim Ulaş’dan (Çeliksular) matbaacı Adil Bey’e (Durmuş) saymakla bitmeyecek Malatyalı, yani Moskova’yı mekan belleyen bizler iyiyiz, hoşuz da… İşte bu sonu gelmez hayat telaşında bir an frene basıp “Malatyalılar gecesi” düzenleyemiyoruz.
 
Gurbette “dayanışma” dediğiniz duygu daha coşkulu oluyor. İçeride birbirinin “kurdu” olanlar, dışarıda bir saatten sonra nükseden “yalnızlık duygusu” ve “memleket özlemi” ile olsa gerek, safları daha sık ve düzgün tutmaya başlıyor. Herkes birbirinin derdine tasasına ortak oluyor. Sevincine de. 
 
Ama sonra aynı plak dönüyor… Aynı temcit pilavı ısınıp ısınıp masaya sürülüyor. “Yahu bir gece organize edemedik…” “Yaa, sorma! Halbuki şöyle bir akşam buluşsak…”, “Çırmıhtı’nın dalbastı kirazından, Arapgir’in üzümünden konuşsak… Kernek suyunu içenleri biraraya getirsek…”, “Tabii ya, ben geçen gelişte dut pestili getirdim, unutturma ondan getireyim”, “Bak bizim hanım güzel analı-kızlı yapar, bir akşam seni çağıralım mutlaka!”, “Ooo sen de mi Turan Emeksiz mezunusun? Ayaküstü olmaz bu iş, bir gece oturup anıları tazeleyelim!”
 
Bu minval üzere konuşur, konuşuruz. Sonra, “Fazla ara koymadan muhakkak buluşalım. Malatyalılar gecesi yapalım!” diye sözleşir, dağılırız.
 
Hayat kendi çarkını çevirir. “Öncelikler” bizi esir alır. Zamanı yönlendiren değil, zaman rüzgarının önünde savrulan yapraklara döneriz. Herkes işin gücün telaşına düşer. O koşturmacada çocuğumuzu yüzünü bile göremediğimiz günler girer araya. Taa ki bir dahaki sefer, yine ayaküstü bir yerlerde karşılaşana kadar: 
 
“Eee, hani Malatyalılar gecesi yapacaktık?”, “Ama birader sen de hiç arayıp sormadın ki?”, “Tamam bu sefer kesin organize olalım!”, “Taman söz!…”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."