Final

Örnek Resim


Malatyalife Residence

Malatya Haber -

“Malatyamız Çok Şükür Bunu Başardı”

“Malatyamız Çok Şükür Bunu Başardı”
  • 25.02.2018

Türk Ocakları Malatya Şubesi’nin geleneksel sohbetlerinin son konuşmacısı CEM Vakfı (Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Vakfı) Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan oldu.

“BİR GİRDABA ÇEKİLMEYE ÇALIŞILIYORUZ”
Doğan’ın Türk Ocakları şube merkezindeki “Ehlibeyt Sevgisi” konulu sohbetinden önce açılış konuşmasını yapan Türk Ocakları Malatya Şube Başkanı Nadir Günata, “80 öncesinde bir araya gelmemiz düşünülemezdi. Ama bugün Eşref Dedemizi Ocağımızda ağırlıyoruz ve bu necip milleti bölme planları yapanlara hoşgörü ve sağduyunun başkenti Malatya’dan en ağır cevabı veriyoruz. Türk Ocakları olarak hiçbir mezhep, meşrep, etnik köken ayırımı yapmadan vatan toprakları üzerinde bölücü olmayan herkesi baştacı etmişizdir. Burası Türk Ocakları ancak şu an burada bir anket yapsak Kürtçe konuşanlar belki de daha fazla çıkacaktır. Bu nedenle Ocağımız 106 yıldır tütmektedir. Sonsuza kadar da Türk’ün Ocağı tütsün inşallah. Coğrafyamızın bize dayatmaya çalıştığı bir takım gelişmeler mevcut. Bir girdaba çekilmeye çalışılıyoruz. Ancak bu girdaptan yüce kitabımızda defaten geçen ‘akletmez misiniz’ hükmü gereği hep aklın liderliğinde çıkmaya çalışacağız.

Lise son sınıfa kadar biz kendi köyümüzde Alevi vatandaşlar olduğnu bilmezdik. Çünkü bayramlarda, bayram namazlarında, ramazanda, camide hep beraberdik. İşte siyaset bu işi bozdu. Allah’a hamdolsun biz bu meseleyi hallettik ama ne mücadeleler sonucunda hallettik.

Peki bunu kim bu hale getirdi? Camideki imam yaptı, şurdaki bir oda başkanı yaptı, meclisteki siyasetçi yaptı, bir başka yerdeki başka biri yaptı. Devletin her yerine sızan bu art niyetliler bizleri birbirimizden ayırmak için yoğun bir çabanın içerisine girdiler.

Eşref Dedemiz soylu bir geleneği devam ettirmektedirler. Dedelik ünvanını öyle boşu boşuna almış değillerdir. Kendileri de ülkenin bölünmez bütünlüğü, birliği ve beraberliği için bu yaşına rağmen şehir şehir gezerek bir faaliyet içerisindedirler. Bu gün kendilerine bu nazik davetimizi kırmadıkları için teşekkür ediyoruz, Ocağımıza hoş geldiniz diyoruz.” dedi.

“MALATYAMIZ ÇOK ŞÜKÜR BUNU BAŞARDI..”
Daha sonra sözalan CEM Vakfı Şube Başkanı Doğan, şöyle konuştu:

“Sözlerime Bedir’den Kerbela’ya , Kerbela’dan Çanakkale’ye, Çanakkale’den günümüze kadar şehitlerimize ve bizi bu günlere kavuşturan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının ruhlarının şad olması, cennetle müşerref olmaları dileği ile başlıyorum.

Üzülerek belirteyim yakın zamana kadar camilerimizde, mevlitlerimizde terennüm edilmeyen bir kelimeydi Ehli Beyt. Sanki bir yasak vardı Ehli Beyt kelimesi üzerinde. Ama konuşula konuşula bu gün bakıyoruz ki bir mezhep taassubu olmadan Ehli Beyt’in ruhlarına salavat getiriliyor. Mesela Malatya’mızda belediyelerimizin 2017 senesinde Ehli Beyt Sevgisi panelinin 14.’sü yapıldı. Bu Türkiye’de bir rekordur. Malatya’mız çok şükür bunu başardı. Her duamda diyorum ki Allah’ım Türkiye 81 il, inşallah geri kalan 80 il de Malatya’yı taklit eder. Ülke hepimizin, hepimizin birliğe beraberliğe ihtiyacı var. Ehli Beyt arapça karşılığı olarak “ev halkı” demektir. Ama Kur’an’daki geçişi Peygamber efendimizin ev halkıdır. Cenabı peygamber efendimiz Muhammed Mustafa, Ali el Murtaza, Hz. Fatıma ve onlardan gelen Hasan ve Hüseyin’dir. Ve bilahare gelen 12 imamlar, seyidler ve ocakzadelerdir.

Bu kavram acaba birileri tarafından uydurulup ortaya mı atılmış, acaba Kur’ani bir boyutu mu var? Kur’anı Kerim Ahzab 33. Ayet der ki: “Ancak ve ancak Allah ey ehli beyt sizleri her çeşit pisliği, suçu gidermek ve sizi tam bir temizlikle tertemiz hale getirmeyi diler”. Ehli Beyt’in temizlik ve kutsiyeti ile alakalı bir ayettir bu. Yine Şuara 23.ayette Peygamber efendimize hitaben buyruluyor ki: “De ki sizden tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum. İstediğim anacak yakınlarıma yani Ehli Beyt’ime sevgidir.”

EHLİ BEYT KAVRAMI TANITILMIŞ OLSAYDI..
Dolayısı ile Ehli Beyt’e sevgi ve muhabbet beslemek şu veya bu mezhebin tekelinde olmayıp İslam’a Kur’an ayetleri ile farz kılınmış bir emirdir. Üzülerek söyleyeyim din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde, diyanetin kadrolarında-istisnaları tenzih ediyorum- eğer Ehli Beyt kavramı düzgün işlenmiş olsaydı, insanlarımıza, İslam alemine tanıtılmış olsaydı inanın bugün Türkiye’nin pek çok problemleri kendiliğinden halledilmiş olacaktı.

Şu fikir bir ara hakim olmaya başlamıştı “Ehli Beyt mi, Alevilerin Ehli Beyt’i” diye. Sanki Sünninin Hz Muhammed Mustafa’sı, Ali el Murtazası, Hz. Fatması ayrı da Alevilerin Ehli Beyt’i deniliyordu. Değeli dostlar şunu unutmayalım Ehli Beyt sevgisi hangi mezhepten olursak olalım, hangi meşrepten olursak olalım İslam’ın çimentosudur. İlkokullardaki din derslerinde zamanında bunlar öğretilseydi durum çok farklı olurdu. Son zamanlarda da Ehli Beyt kavramı sanki sadece Alevi, şii, caferiler tarafından sahiplenilen bir kavrammış gibi lanse edilmeye çalışılıyor. Bu islama yapılacak olan en büyük zulümdür. Ehli Beyt Ehli Beyt’tir. Kur’an-ı Kerim’de 300 civarında ayetin Ehli Beyt’e ait olduğu söylenir. Peygamber Efendimiz buyurmuştur ki: “benim soyum Ali ve Fatma’dan devam edecektir”. Yani Ehli Beyt’ten devam edecektir.

KABE’DE DOĞAN İLK VE TEK KİŞİ
Hz. Ali de neticede bir beşerdir. Bir anneden ve bir babadan meydana gelmiştir. Ama ola ki başka özellikleri olan biri ola. Bize öğretilmeyen bir özelliği vardır. Hz. Ali Kabe’de doğan ilk ve tek kişidir. Annesinin doğum sancıları tutunca mucizevi bir şekilde Kabe’nin kapısından içeri giriyor ve Ali orada doğuyor. Ve yeryüzünde o mekanda doğan ikinci bir kişi yoktur. Annesi ona başka bir isim vermek istiyor ama Peygamber Efendimiz ona Ali ismini veriyor. Yine annesi diyor ki “ hamileliğim döneminde ne zaman Peygamber efendimiz yakından geçse karnımda tıpkı edep ve erkan içinde toparlanan bir kişi gibi toparlandığını hissediyordum”. Hz. Ali Cenabı Peygamberimizin terbiyesi ile büyümüştür.

Peygamber efendimiz Allah’ın kendisine peygamberlik verdiğini yakınlarına tebliğ edecektir. Der ki: “içinizdem kim benim peygamberliğimi kabul ederse bilsin ki o benim vasim, vekilim ve dünya ahiret kardeşimdir”. 12-13 yaşlarında olan Ali “ya Allah’ın resulü, ben kabul ettim” diyor. Hicrette peygamber efendimizin yatağına yatmış, emanetleri yerine götüren kişidir.

Hz. Ali’nin yiğitlikte de bir takım meziyetleri vardır. Allah’ın aslanı, Hayber fatihi diyoruz. Ali’nin gücünü bugünki beşeri ölçülerle ölçmek mümkün değildir. Hayber kuşatıldığı zaman Hz. Ali hastadır. Sancak Hz. Ebubekir’e veriliyor, Hz. Ömer’e veriliyor ama Hayber bir türlü düşmüyor. Cenabı Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “yarın sancağı öyle birine vereceğim ki Hayber düşecek” diyor. Herkes herkesi düşünüyor ama kimse Ali’yi düşünmüyor, çünkü hasta. Peygamber efendimiz sancağı ertesi gün Hz Ali’ye veriyor ve 2 saat sonra Hayber düşüyor. Belki bu bir mucizedir bilemiyoruz. Tıpkı Çanakkale’de 276 kiloluk top mermisini sırtlayan Seyit Onbaşı gibi.

Peygamber efendimizin vasıflandırması ile Hz. Ali efendimiz Kur’anı Natıktır. Yani konuşan Kur’an. Hz. Ali bir beyanında diyor ki: “daha ben ölmeden bana sorun hangi ayet nerede, ne için, kime geldi, akibeti nedir. Çünkü ben bunu biliyorum bunu bana Allah’ın resulü söyledi”.

Yine bir defasında Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki: “ben ilmin şehriyim Ali kapısıdır”. Herhalde şehre de kapıdan girmek gerekir. Kapıdan girilmediği zaman işin şekli değişir.

Hz. Ali’nin bir de devlet adamlığı kimliği var. Mısır valisine yazdığı mektup için denir ki İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin temelidir denilir. Bu emirnamenin bir maddesinde der ki: ”Ey Malik yönettiğin insanlara eşit davran. Bilmelisin ki yönettiğin insanlar ya dinen kardeştir sana ya da yaratılışa eştir sana”. 10 tane doktora tezi çıkar bu sözden.

LİYAKATA ÖNEM VEREN BİR İDARECİ..
Haksızlıklara tahammül edemeyen, liyakate önem veren bir idarecidir Hz. Ali. Abisi fakir düşüyor. Ali de dönemin halifesi. Abisi gelip Ali’ye diyor ki: “ Sen halifesin, beytül mal senin elinde. Şu halime bak ben de fakir düştüm. Bana beytül maldan biraz buğday verir misin?” Bu konuşma bir ocak başında geçiyor. Konuşma esnasında Hz. Ali bir demir maşayı ocağın altına sürüyor. İmam Ali maşanın kızardığına hükmettikten sonra kardeşi sözlerini bitirince maşayı ocaktan çekip abisine doğrultuyor ve abisi feveranla “ne yapıyorsun beni yakacaksın” diyince Hz. Ali diyor ki “sen daha bu maşanın ateşine dayanamıyorken beni cehennem ateşine nasıl atarsın”. İşte devletin hakkını korumak budur.

Ramazan’ın 19. Günü zehirli bir kılıçla yaralandı Hz. Ali. İmam Hasan Hz. Ali’ye ekmek ve süt getirdi. Sütün de yarısını içti, ekmeğin de yarısını yedi. Ekmeğin ve sütün geri kalan yarısının kendini yaralayan kişiye götürülmesini söylüyor. “Bana ne yedirirseniz ona da onu yedireceksiniz. Eğer ben sağ kalırsam ona ceza vermek bana düşer, yok eğer şayet emri hak vaki olur da ölürsem unutmayın o bana bir kılıç darbesi vurdu. Olmaya ki siz ona bir kılıç darbesinden fazlasını vurasınız, eziyet edesiniz. Çünkü ben Allah Resulünden duydum ki bir kuduz köpek dahi olsa ona eziyet etmeyesiniz. Ama yine bilesiniz ki en büyüklük affetmektir.” diyor.

Son dönemlerde sosyalist, marksist cereyanlar oldu biliyorsunuz. Çevremde de var, beni seven sayanlar var. Diyorum ki acaba Marks ve Engels diyebilir miydi ki kendisini vurana, öldürmek isteyene bana ne verirseniz ona da onu verin. İçtiğim sütün yarısını, yediğim ekmeğin yarısını götürün ona verin. Kendimizi işte bu istikamette şekillendirmemiz gerektiğine inanıyorum.

Hz.Ali’yi anlatmaya ne benim gücüm ne zamanım yeter. Fakat islam alemine çok şeyler bırakmıştır. Mezhep taassubu ile bize bıraktığı o değerler üzülerek söyleyeyim Alevisine de Sünnisine de yeteri kadar intikal etmemiştir. İnşallah sonumuz hayırlı olur. Bizler Alevisi de Sünnisi de bir şekilde İslam’ın özünden uzaklaştırıldık. Mezhepleri din yaptık. Sorarım size Hz. Peygamberin, İmam Ali’nin mezhebi var mıydı? İnşallah bu birlik ve beraberliğimiz gelecek adına bizleri ümitlendirmektedir. Diyalog kanallarının açık tutulması çok önemlidir. İnsan bilmediğinin düşmanıdır. Birbirimizi, düşüncelerimizi öğrendikçe, çatışmanın yerini diyalog aldıkça sorunların bir anda ortadan kalktığına hep birlikte şahit olacağız. Ben kardeşim Nadir Günata’ya beni buraya davet ettiği için teşekkür ediyorum.”

“GÖKTE ALLAH, YERDE DEVLET DERDİ BÜYÜKLERİMİZ..”
Konuşmanın ardından Eşref Doğan, dinleyicilerden gelen soruları yanıtladı.

Daha sonra Türk Ocakları Şube Başkanı Günata,Eşref Doğan’a masa üstü için bir Türk bayrağı hediye etti.

Bayrağı öperek teslim alan Eşref Doğan, “Gökte Allah yerde devlet derdi büyüklerimiz. Biz bu felsefe ile büyüdük. Bütün çaba ve gayretimiz bu ayyıldızlı bayrağımız ebediyyen dalgalansın diyedir” dedi.

Bülten- malatyahaber.com- Yeni Malatya Gazetesi

Etiketler: / /

Yorumlar
  1. Kılıçarslan dedi ki:

    TÜRK KÜRT KARDEŞTİR AYRIM YAPAN KALLEŞTİR Saygılarımla………..

  2. Nabi Şavata dedi ki:

    Nadir Günat’ a kardeşimi ve Türk ocak mensuplarımızı tebrik ediyorum. Doğan Dedemide tebrik ediyorum. İnanç ve inanmak Budur. . Birlik ve beraberlik Budur. Ülkemizin son zamanlarda buna ihtiyacı vardır. Ülkemizi asla hiç bir irade bölemeyecektir. Bizi biribirimize düşüremiyecektir.

  3. Onur dedi ki:

    Ne söylersek söyleyelim birileri ortalığı karıştırdığında gözleri dönen vicdanları kuruyan bir sürü insan çıkıyor ortaya. Nereden geliyor bunlar. İçimizden çıkıyorlar. Önce kendimize saygımız sevgimiz olmalı ki bizden olmayanları da sayıp sevelim…

  4. Muhittin DALBUDAK dedi ki:

    Çok değerli Nadir başkanım , Sohbetli toplantılarınızı devamlı takip etmekteyim çok güzel işler başarıyorsunuz. Sizi , yönetim kurulu üyelerinizi ve emeği geçenleri tebrik ediyor başarılarınızın devamını diliyorum.

  5. Hasan ŞEN dedi ki:

    Çok yararlı bir sohbet oldu. Aydınlatıcı bilgilerinden dolayı sayın Eşref DOĞAN beyi tebrik ediyorum. Bu yararlı sohbetleri düzenlediği için de, şube Reisimiz Nadir GÜNATA bey ve yönetim kurulu üyelerini kutluyorum.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."