İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

Memleketin Heykelleri

Memleketin Heykelleri
  • 12.01.2017

..Heykel tartışması ne kadar yerinde bir tartışma. Şehrin gerçek gündemi midir?

Orhan TUĞRULCA
Tarihçi-Yazar
otogrulca@hotmail.com

Son zamanlarda gerek yerel basında gerekse ulusal basında gündeme gelen heykel tartışmaları güncel gibi görünse de bugünün tartışması olmadığı malumdur. İlgi alanımıza girmesinin nedeni de doğrusu meselenin tarihsel bir boyut taşıyor olmasıdır.

Türk modernleşmesinin bir parçası olarak bugün hemen her kentte, ilçede hatta köylerde boy gösteren heykellerin 1926 yılında başlamak üzere şehirlerin yeniden dizayn edilmesini öngören yeni şehir konseptlerinde aramak meselenin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Zira cumhuriyetin kurucu iradesi gerçekleştirdiği devrimlerle sadece insanın dönüşümünü hedef almamıştır. İnsanın kullandığı mekânın/kentin bütün görselliği ile dönüşümünü hedef almıştır.

Biz bugün bu makalede bilhassa 1928 yılından başlamak üzere ülkeye davet edilen Carl Christoph Lörcher ve Hermann Jansen gibi şehir plancılarının, gerek Ankara’nın gerekse Malatya’nın imar planlarındaki rollerini ayrıntılı bir şekilde incelemek niyetinde değiliz. Bu çok geniş bir perspektif olacaktır. Cumhuriyet sonrası şehir planlamalarının sadece cadde, sokak, hükümet konakları ve meydanlarından ibaret olmadığını, heykeller dahil kentin tüm elemanlarını içine aldığını hatırlatmak isteriz. Tarihleri farklı olsa da Cumhuriyet sonrası Atatürk (Kışla) caddesi, İnönü ve İstasyon caddesi aksı üzerinde konuşlandırılan kent elemanlarını doğudan batıya sıraladığımızda Atatürk Anıtı (Çift heykel)– Halk Evi (Atatürk Evi)– Gazi İlkokulu- Uray Kurağı/Şarbaylık (Belediye Binası)- Hükümet Kurağı/İlbaylık (Hükümet Binası/Valilik)– Hükümet Meydanı-İnönü Heykeli- İnhisarlar Kurağı (Tekel Binası)-Bankalar ve İstasyon Binası şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Cumhuriyet sonrası planlamalarda kenti merkezi otoriteye bağlayan istasyon ile hükümet konağını birbirine bağlayan caddeler genellikle “İstasyon caddeleri” olarak isimlendirilmiştir. Söz konusu bu istasyon caddeleri ulusal kimlik arayışında önemli rol oynamışlardır. Hükümet Konağı ile İstasyon Caddesi üzerinde yer alan Tekel, Bez ve İplik Fabrikası, Bankalar, Sinemalar, Fabrikalar ve bunlara ait lojman ve gazinolar kentin dönüştürülmesinde önemli işlevleri olmuştur. İdeolojik tercihlerle yeniden biçimlendirilen “bu caddelerin değişen sosyal ve kültürel değerlerin, çağdaş bireylere aktarıldığı, yeni yaşam pratiklerinin deneyimlendiği bir uygulama alanı olduğu söylenebilir.”(1)

Caddenin sonlandığı istasyon ise; lojmanlar, sosyal tesisler, atölyeler, parklar ve diğer binalar ile kollektif yaşam alışkanlıkları sunan unsurlar taşır. Dolayısıyla caddeler sadece istasyonu kent merkezine bağlayan sıradan bir yol olmadığı, modernite projesinin Anadolu kentlerindeki uygulama alanı olduğu söylenebilir.(2)

Söz konusu bu unsurların her biri ayrı bir amaca matuftur. Örneğin bunların arasında yer alan ve bugün Atatürk Evi olarak geçen Türk Ocağı binasının temel atma töreninde konuşan dönemin Malatya Valisi Nevzat Tandoğan aynen şöyle demektedir:

“Muhterem hanımefendiler ve beyefendiler. Bugün yüksek bir zevk ve iman ile temel taşını koyduğumuz Malatya Türk Ocağı binası, Malatya’da milli rüştümüzün, milli idrak ve şuurumuzun canlı bir müessisi olacaktır. Her millet, medeniyet ve terakkiye aşık böyle içtimai müesseselerin yüksek ve nurlu kapılarından girmişlerdir. Binaenaleyh tarz-ı inşa ve şekli muhtevası itibariyle de şehrimizin milli mabedi olacak bu binanın inşasına teşebbüs hususunda halkımızın umumiyetle gösterdikleri arzu ve iştiyaka karşı hükümet namına arz-ı tebrikat takdirat ederim.” (3)

Bu cümleler Cumhuriyetin öncü kadrosunun, hem devrimi hangi aşamaya taşımak istediklerinin işaretini hem de inşa edilen kent elemanlarının her birinin nasıl anlaşılması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bugün hala ayakta olan bu binanın yapı tarzının bir tapınağı andırıyor olması şehir konsepti içinde yer alan elemanların misyonunu açığa çıkarmaktadır. Söz konusu bu kompozisyonun içine Atatürk ve İsmet İnönü heykellerini de dahil ettiğimizde, Osmanlı –İslam şehir konseptinin yerine ikame edilmeye çalışılan şeyin ne olduğunu anlayabiliriz.

Bu açıklamalardan sonra makalemizin ana temasını oluşturan Atatürk ve Gençlik Anıtının (Çift Heykel) tarihsel gelişimine ve etrafında oluşturulan tartışmalara geçebiliriz.

Heykel tartışması, 1945 ya da 1946 (4) yılının başlarında dönemin Malatya Valisi Ahmet KINIK’ın “Hemşeriniz ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı İsmet İNÖNÜ’NÜN heykelini Malatya’ya kazandıracağız” diyerek şehrin ileri gelenlerinden, Sümerbank bayilerinden ve halktan bağış adı altında para toplamaya başlaması ile gündeme gelmiştir. Raşit KISACIK “Malatya Olayları” adlı eserinde Vali KINIK’ın “iktidara yakınlığını ve İsmet İnönü’ye hayranlığını belirtmek için İnönü heykelini yaptırmak istediğini kaydetmektedir.(5) Ancak vali, bu girişimi ile beklemediği bir muhalefet ile karşılaşır. Demokrat Partili Hamit FENDOĞLU ve yanında bir heyet ile valiyi makamında ziyaret eder. FENDOĞLU Valiye, “Vali beg vali beg İsmet İnönü heykeli için halktan zorla para toplanır mı? , fakirin odununa zam yapılır mı?”(KISACIK, s.80) diyerek adeta çıkışır. Aynı saatlerde Hükümet meydanında halktan bazı kişilerin toplanmaya başladığı ve tepki gösterdikleri yönünde gelişmeler yaşanır.

Olayın halk nezdinde ciddi bir rahatsızlığa neden olduğunu ve Demokrat partililerin “ Vali, Atatürk’ün heykelini değil İnönü’nün heykelini dikiyor” şeklindeki propagandasını boşa çıkarmak ve gerginliği azaltmak için geri adım atarak “Biz önce Atatürk’ün heykelini yaptıracağız” der. Böylece halktan toplanan yaklaşık 300 bin lira ile önce Atatürk ve Gençlik Anıtı (1946) ardından İsmet İnönü heykeli yapılır.(1947)

Atatürk ve Gençlik Anıtı (Çift Heykel) yapılıp açılışa hazır hale geldiğinde birçok tuhaflığın bir arada olduğu ortaya çıkar. Bu tuhaflıklardan birincisi, Cumhuriyetin kurucusu Atatürk gibi bir şahsiyetin heykeli şehrin meydanında değil, 1940’lı yılların Malatya’sı dikkate alındığında şehrin kıyısında yapılmıştır. Daha da tuhaf olanı Atatürk gibi, milli mücadele kahramanı, devlet adamı ve asker kişiliği olan saygın bir devlet adamının yanındaki genç figür çırılçıplak olarak betimlenmiştir. Halk arasında “üryan”, sanat literatüründe ise “nü” olarak ifadelendirilen heykelin neden bu şekilde betimlendiği bugün hala anlaşılamamış olması tartışmanın ana sebebidir.

Mimar Nejad Sirel ve heykeltıraş Hakkı Atamulu tarafından tasarlanan heykel üç kademeli bir kaide üzerinde yapılmıştır. Birinci, kademesi 5×5 metre, ikinci kademesi 4×4 metre üçüncü kademesi ise 3.70×3.70 metre olup zeminden yüksekliği 6 metredir. Anıtın yapımında kullanılan renkli taşların Kahramanmaraş Pazarcık İlçesinden getirtilen heykelin bütüncül kompozisyonuna bakıldığında; Atatürk, gençten daha uzun, şapkasız, askeri kıyafetiyle, arkasında pelerini, sol ayak ileride, yüzü gence dönük, sol eli gencin sırtında, sağ elinin işaret parmağıyla ileriyi göstermektedir. Atatürk’ün solunda, daha kısa boylu, vücudu çıplak, başı Atatürk’e dönük, sağ ve sol eliyle tuttuğu Türk bayrağı arkada, sağ ayak hafif ileride olmak üzere tasvir edilmiştir. Zemin kaidesinde Atatürk’ün gençliğe hitabesinin son dörtlüğü (6) nakşedilse de gencin “nü” hali Malatya kamuoyundaki yankısı günümüze kadar gelmiştir.

Vali KINIK, o tarihteki lise müdürüne talimat vererek Halkevi’nde halka yönelik konferanslar verdirip, bu eserin aslında bir sanat eseri olduğunu ilerlemenin ve çağdaşlaşmanın bir göstergesi olduğuna dair ikna çabaları olduysa da sonuç alınmaz. Halkın değer yargılarıyla uyuşmayan heykelin “nü” hali kamuoyu baskısı ile bir müddet sonra “ayıp yerine” bir çınar yaprağı konularak hafifletilmeye çalışılmıştır. Heykel bugün hala bu haliyle varlığını sürdürmektedir.

1926 yılından başlamak üzere 1938 yılında Atatürk’ün ölümüne kadar olan zamanda 34 adet Atatürk heykeli yapılmıştır.(7) Bunların arasında Atatürk’ün çıplak olarak betimlendiği ya da Malatya’da yapıldığı gibi çıplak bir figürle betimlendiği bir tek örneğe rastlanmaz. 1936 yılında Afyon’da yapılan Utku Anıtı ile 1935 yılında Kayseri Bez fabrikasında görev alan Ruslar tarafından jest olsun diye hediye edilen Atatürk heykeli buna örnek gösteriliyorsa da her iki heykelinde genellemeden uzak olduğunu belirtelim. Afyon Utku anıtı, tam bağımsızlık için “Herkülvari”saldıran Türk gücünü; yerdeki figür ise Türk’ün gücü karşısında yenilen emperyalizmi temsil etmektedir. Ayaktaki heykel gerek yüzünün benzerliği, gerekse simgelediği rol ile Mustafa Kemal Atatürk’e benzetilmiştir. Kayseri’deki heykel ise depoda tutulmuştur.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün sadece Malatya’da çıplak bir figürle betimlenmiş olması nasıl yorumlanabilir. Milli mücadelenin başından beri neredeyse hiç ayrı düşmeyen ve birbirini sürekli kollayan iki liderin arasında 1937 yılında ortaya çıkan gelişmelerin bir etkisi var mı? Bilinçli bir “imaj çalışması” mı yoksa sanatçıların işgüzarlığı mı? Bunu tam olarak bilemiyoruz. İsmet İnönü ve dönemi ile ilgili olarak tespit edebildiğimiz kadarıyla şimdiye kadar üniversitelerde 25 civarında Yüksek Lisans ve Doktora çalışması yapılmıştır. Lehinde ve aleyhinde yüzlerce makale yazılmıştır. Bütün bu çalışmaların dikkate alınması gerekir.

Ancak bizim burada meseleyi anlama konusunda yoğunlaştığımız dönem 1937 Eylül sonrasıdır. Sekiz kez hükümet kurmuş olan İsmet İnönü’nün Başbakanlıktan istifa etmek zorunda kalması ve ardından yaşanan olaylar, Atatürk’ün hastalığı sırasında İnönü’nün eski dostunu son kez olsun ziyaret etmemiş olması, ölümünden sonra Atatürk’ün resminin paralardan, pullardan ve devlet dairelerinden kaldırılması, Çankaya Köşkü’nde ve Dolmabahçe Sarayı’ndaki Atatürk heykellerinin kaldırılması, İnönü’nün Atatürk’ün yakınlarını tasfiye etmesi, Atatürk devri küskünlerini kazanma çabası ve Atatürk’ü tahkir eden bir kitabın CHP tarafından dağıtılması gibi gelişmeler İnönü döneminde “Atatürk İmajı” ile ilgili planlı bir girişimin yaşandığı konusunda ikna edici bilgiler olarak verilmektedir. (8)

Malum çıplak heykel yapıldıktan sonra sadece Malatya halkı değil devlet erkânı tarafından da mesafeli bakıldığına dair gelişmeleri görmek mümkündür. Örneğin Cumhuriyetin iki önemli ismine ait iki ayrı heykelin açılışına Vali ve yerel yöneticilerin dışında Ankara’dan İsmet İnönü dahil herhangi bir zevatın katıldığına dair bir bilgiye ulaşamadım. Eğer doğru ise heykelin açılışı sırasında Valinin hanımının tepki gösterdiği yönünde bilgiler aktarılmaktadır. Yine dönemin Bayındırlık Bakanı Nihat Erim heykelin yapımından hemen sonra Malatya’ya gelip heykeli ziyaret etmesi planlanınca kısa bir süre önce bir grup genç tarafından kırılan “ayıp yerine” apar topar bir çınar yaprağı yapıştırılarak durum kurtarılmaya çalışılmıştır. (A.Tekiner,s.205)

Sonuç itibari ile Cumhuriyet dönemi Türk heykelciliğine baktığımızda Atatürk ve İsmet İnönü gibi devlet adamlarının çıplak olarak tasvir edilmesi bir tercih olarak öne çıkmamıştır. Var olanlar ise halkımız tarafından devlet adamlığı ağırlığına yakıştırılamamıştır.

Son birkaç cümle ile makalemize son verelim. Heykel tartışması ne kadar yerinde bir tartışmadır. Şehrin gerçek gündemi midir? Yoksa gerçek sorunlarımızı örtmek için bir şal mı? Bu konuda çok emin değilim. Kanaatim o dur ki halkımızın kahir ekseriyetinin gündemi bu değil. Eğer dindarlık adına yapılıyorsa bu daha sorunlu bir durumdur.

İslam tarihinde heykel sanatı, inanç ile çatışan bir sanat dalı olmasına rağmen Battalgazi heykellerinin boy gösterdiği bir şehirde dindarlık adına bir heykel tartışmasına girişmek ne kadar gerçekçidir. Eğer dindarlık adına tartışılacaksa bu şehirde sosyal barış, adalet, özgürlük, liyakat ve ehliyet gibi temel insani ve İslami değerlerin hayata ve şehre hangi oranda yansıdığı konusunun tartışılması gerekmez mi?

İslam coğrafyasının neredeyse bütün kalelerinin düştüğü ve şehirlerde alevlendirilen yangının kapımızı yaladığı bir zamanda dindarların Yusuf peygamberin kıssasından tam da ders alacaklarına, ayrıştırıcı ve ötekileştirici bir yaklaşım içine girmeleri ne kadar doğrudur.

___________

KAYNAKLAR
1-Sıdıka Çetin, Erken Cumhuriyet Dönemi İstasyon Caddelerinin Modernleştirici etkileri üzerine bir inceleme, www.az.itu.edu.tr
2-S. Çetin, a.g.e, Makalesi
3-Celal Yalvaç “Atatürk Evi’nin Öyküsü”, malatyahaber.com
4-İki farklı tarih verilmektedir. Raşit KISACIK “Malatya Olayları” adlı eserinde olayın 1945 yılı başlarında başladığını belirtmektedir. (s. 80 vd.); Göknur GÖĞEBAKAN “Fotoğraflarla Geçmişte Malatya” adlı eserinde Atatürk Anıtının 1947’de montaj edildiğini belirtmektedir.(s.30)
5-Raşit KISACIK, Malatya Olayları, 2006, s. 80 vd.
6-T.C Malatya Valiliği İl Planlama Ve Koordinasyon Müdürlüğü, Sosyal, Kültürel Ve Ekonomik Yönleri İle Malatya, Hazırlayanlar: Özgür Yücel YAKAR Müdür V. Fahreddin FIRAT Uzman(Özelleştirme), Nilgün BOZDAĞ Uzman(Özelleştirme), Ali Ekber BAYDOĞAN Uzman(Özelleştirme), ARALIK 2004
7-İsmail SAYMAZ, Memleketin Hiç Bitmeyen Atatürk Heykelleri Tartışması, Hürriyet Pazar, 1 Ocak 2017
8-Ü.Aylin TEKİNER, Atatürk Heykelleri, Kült Estetik Siyaset, İletişim Yayınları, 2010, s.153; Hilâl İşçi, İnönü Döneminde Atatürk İmajı (1938 – 1950), Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Atatürk İlkeleri Ve İnkılâp Tarihi Ana Bilim Dalı, 2011, İst.

Etiketler: /

Yorumlar
  1. Rifat dedi ki:

    Eğer günümüzde yani bu yıllarda Cumhuriyetin kurucusu Atatürk gibi bir şahsiyetin heykeli şehrin meydanında değil, 1940’lı yılların Malatya’sı dikkate alındığında şehrin kıyısında yapılmış olsaydı kıyamet kopmuştu ancak bir başka CHP’linin heykelinin şehrin merkezinde hükümetin önünde yapılmış olması bu tepkiyi frenler at gözlüğü böyle şey işte

  2. MUSTAFA dedi ki:

    AKILLARI HEYKELLERİN CİNSEL UZVUNDA OLANLAR İÇİN DOĞRU MÜSTEHCEN.
    ANCAK HEYKELE SANATSAL VE ANLAM BAKIMINDAN BAKANLAR İÇİN BAMBAŞKA BİR ŞEY.
    BU TAMAMEN BAKIŞ AÇISI.
    AVRUPA NIN TÜM ŞEHİRLERİNDE BU TÜR HEYKELLER OLMASINA RAĞMEN KİMSE ONLARIN CİNSEL UZUVLARI İLE İLGİLENMİYOR.

  3. Yusuf Salih Tatar dedi ki:

    Sayın orhan hocam tarih alanında malatya için bir şans kaleminize sağlık hocam

  4. Bülent dedi ki:

    Malatya’nın bütün sorunları bitti heykel sorunu başladı hafta sonu annemi araştırma hastanesine götürdüm emar çekmek için koca hastanede bir wc açık.birde tek kapı hastamı emar çekilen yerden çıkartmak istedim kapı kapalı diger kapı baya uzak yetkilileri aradım 3 yıldır böyleymiş baş hekimligin kararıymış bizler tepkisiz kaldığımız sürece böyle anormal kararlar alırlar.

  5. Raif dedi ki:

    Sırf işgüzarlık ve yalakalık olsun diye, o zamanın Milli Şefine yağcılık yapan, fakir fukaradan para toplayarak heykelini valiliğin önüne diken zamanın Valisi, belliki hızını alamamış, M.Kemali halkın gözünden düşürmek, hakaret amacıyla, şehirin dışına nü heykelin yanına dikerek bir taşla iki kuş vurmayı başarmıştır. Yıllarca kimse cesaret edip, bu çirkin görüntüyü ortadan kaldıramamıştır.Böyle sanat olmaz olsun, tükürün böyle edepsiz sanatın içine.
    Ne mutlu, Allah’tan başkasının önünde eğilmeyip sadece O’na secde ederek ibâdet edenlere ve her yaptıkları eylemi Allah’a ibâdet ölçüsünde yapanlara! Yazıklar olsun, kula kulluk yapan kullara ve tâğutlara, putlara, ya da hevâ ve heveslerine tapanlara! İbrâhim (a.s.)’in izinden giden tüm put düşmanlarına selâm olsun!

  6. AHMET dedi ki:

    …Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir…Sanaat ALTIN Bilezzik dir,…vb..sözlerinin ne kadar yerinde haklı, olduğunu ancak sanaat da uzak kaldığımız da anlıyoruz…Değerli Araştırmacı-Tarihci ORHAN TOĞRULCA Hocaya saygılar, teşekkürler…

  7. İbrahim dedi ki:

    Bu heykel tabiki eleştirilebilinir.Peki ya şehrin çeşitli yerlerine yapılmış ortası delik ne olduğu belli olmuyan,millete ne mesajı vermek istediği bilinmiyen,milyarlarca para harcanan taşlara ne demeli.Milletin cebinden çıkan bu paralar kolay kazanılmıyor.Ama çok kolay harcanabiliyor.
    Allahım bizi ıslah eyle.AMİN

  8. Kral dedi ki:

    Mesele Heykel Değil Sen Hala Anlamadınmı !!!! Arkadaş . . .

  9. mus dedi ki:

    Malatyanin,su,trafik,yol,cadde,sokak,park
    Isizlik,sorunlari,variken,yoneticiler,ataturkun
    Ismet,pasanin,eserler,ve,heykel,ile,ugrasiyorlar

  10. SON NOKTA dedi ki:

    ATATÜRK HEYKELİYLE İLGİLİ SON NOKTAYI KOYALIM ARTIK.ATATÜRK ORTAOKULU ÖĞRENCİLERİNDENİM.1973 YILINDA TÜRKÇE ÖĞRETMENİMİZ SINIFTAKİ ÖĞRENCİLERİ AYAĞA KALDIRARAK HEYKELE DOĞRU BAKMAMIZI İSTEDİ:ÇOCUKLAR DEDİ BU HEYKELDE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK NE DEMEK İSTİYOR ÖĞRENCİLERDEN DEĞİŞİK YORUMLAR ÇIKTI.HOCAMIZ ŞÖYLE AÇIKLAMA YAPTI:ÇOCUKLAR MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TÜRK GENÇLİĞİNE BU BAYRAĞIMIZI EMANET EDİYOR ALIN BU BAYRAKLA ÜSTÜNÜZÜ ÖRTÜN VE DALGALANDIRIN EĞER BU BAYRAĞA SAHİP ÇIKMAZSANIZ BÖYLE ÇIRILÇIPLAK KALIRSINIZ DİYE SÖYLEDİ.HOCAMA ALLAHTAN RAHMET DİLİYORUM MEKANI CENNET OLSUN HER NE KADAR HERKES BİR YORUM YAPSA DA HOCAMIZIN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI HALEN HAFIZALARIMDADIR.HEYKELİMİZİN BULUNDUĞU KONUMA BU AÇIDAN BAKMAK LAZIM BAŞKA YERLERE ÇEKMEMEK LAZIM SAYGILARIMLA.

  11. Kanalboyu mağduru dedi ki:

    Heykeli ve hikayesini bilmeyenler için çok bilgilendirici bir yazı olmuş. Teşekkürler.

  12. Malatyayi uyandiran adam dedi ki:

    Memlekette su yok ,her mahallede cukurlar aciliyor,her yerde elektrik kesiliyor, 5 kmlik guzergahta otobus ucreti İstanbulla yarisiyor, yuksek bir lQ ile yolun ortasina degilde yan yollarda kurulan kaplumbaga trambus isiklara takiliyor ,yillardir ihale edilen cevreyoluna bir turlu baslanamiyor,istasyon ve universite kavsaklarina alt gecit engelleniyor,2. universite sakiz oluyor, horata vadisi yalan ,kanal boyu mor renkli mermerle dumenden genisletiliyor birileri zengin ediliyor,maskinin ne yaptigi nasil para harcadigi basina kimlerin gectigi belli degil, Battalgazi yatiyor ,Haci Ugur Polat da paso mini mini park yapiyor, BİZ DE KAC SENEDİR ORDA DURAN HEYKELİ KONUSALİM YAZİK YA HER DERDİMİZ BİTTİ HEYKEL KALDİ . Milleti fena kekliyorsunuz helal olsun

    1. Malatya Haberin Korkulu Rüyası dedi ki:

      Sen ne diyorsun hacım ?
      1- Benim Suyum Akıyor.. Akmıyorsa Maskiyi Ara. malatyahaber suyunu açamaz.
      2- İlçe Belediyelerin hobisi mi gelip mahallene çukur açmak ? bir işleri var ki hizmet getiriyorlar ki sana açıyorlar.
      3- Elektrik için Twitterda @tedaselectricas var ona yaz sana dönüş yapar ki belediye ile ne ilgisi var ?
      4- trambüsten ben çok memnunum. hızlı ve güvenli BENCE ( anlayana )
      5- Kuzey çevre yolu diyorsun açılmıyor diyorsun vs vs. açıldı mı da senin gibiler boşa masraf yok güzel olmadı dersiniz. BENCE..
      6- Horata Vadisi yalan demişsin. Ne acelen var ?
      7- Malatya Su ve Kanalizasyon İdaresi(MASKİ) Genel Müdürü Dr. Özgür Özdemir dir. Bilmiyorsan diye yazdım. Birileri para yiyorsa mahkeme var hukuk var. başvur bizde öğrenelim ne dersin ?
      8- kanalboyu için ‘birileri’ demişsin. isim ver ki bizde bilelim demi. belki ihaleyi sana vermediler burada zırlıyorsun ? nerden bileceğiz ? Delille gel hemşo..
      9- Hacı Başkan park yapar kızarsın park yapmaz kızarsın derdin ne senin üstüne mi yapsın arsayı ? Battalgazi kime göre yatıyor ne yapıyor ne yapmıyor. Amaçsız bir cümle kurmussun.
      10- sen çırılçıplak duran bir heykelden memnun demekki. Yarın malatya büyükşehir kapının önüne çıplak mercedes kadir heykeli koysa memnun olursun sanırım. Adam burada belediyenin sorunlarından vs. bahsetmiyor. Heykelin amacına farklı bir perspektif açıdan bakmış.

      ne belediyesi ne yolundan bahsediyorsun ?

  13. MÜHENDİS dedi ki:

    O DEVİRDE TASARLANAN VE YAPILAN HEYKELLER ŞİMDİKİ UYDURUK SAAT KULLELERİ VE KAYISI FİGURLERİNDEN KAT,KAT DEĞERLİ VE KALİTELİDİR BANA GÖRE.

    1. Rifat dedi ki:

      1926 yılından başlamak üzere 1938 yılında Atatürk’ün ölümüne kadar olan zamanda 34 adet Atatürk heykeli yapılmıştır.(7) Bunların arasında Atatürk’ün çıplak olarak betimlendiği ya da Malatya’da yapıldığı gibi çıplak bir figürle betimlendiği bir tek örneğe rastlanmaz.

  14. Has Malatyalı dedi ki:

    Çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Elinize sağlık.

  15. erkan dedi ki:

    Bu heykel Atatürk’ü aşağılayan bir heykel.Şimdi bunu kaldıralım veya yenisini yapalım deseler öncelikli olarak kendini Atatürk’çü olarak tanımlayan ama Atatürk’ü sevmeyen CHP liler ayağa kalkar.

  16. malatyalı dedi ki:

    heykel ve resim yapımı puta tapma ile eşdeğer tutulduğu için (doğru bulmuyorum),mimari gelişmemiştir.en itibar edilen ,eski yapılarımıza bakın ince detaylar göremezsiniz.kaba ve basittir.

  17. mus dedi ki:

    Demeki,malatya,halkinin,75yildan,beri,halkinin
    Gormeozurlugu,varmiski,ataturkun,heykeli
    Cinsel,icerikli,oldugunu,gormemisler,2016,yilinda
    Yapilmasi,saha,duzenlemisinde,heykelin,cinse
    Iceriligin,farketmisler,birakin,bu,gorusleri,acik
    Soyleyin,biz,ataturkun,heykelini,istemiyoruz

  18. MALATYALI dedi ki:

    SANAT ESERİ HEYKELLERE SALDIRMAK DİNDARLIK FALAN DEĞİLDİR , YOBAZLIKTIR , DİNDAR İNSANLARIN BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİ VAR AMA DİNCİLERİ ( DİN İLE GEÇİNEN DİNİ ÇIKAR İÇİN KULLANANLAR ) ALLAH ( C.C.) ISLAH ETSİN…

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."