SON DAKİKA
SON DEPREMLER

"Müslüman Yalan Söyler mi?"

0
Güncellendi - 2016-04-24 03:10:38
A- A+ PAYLAŞ

Saadet Partisi Malatya İl Başkanı Mehmet Asiltürk, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Asiltürk, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Basına yansıdığına göre dün 3 şehit verildi. Birde yansımayanlar ve yansıtılmayanlar var. Peki Türkiye nasıl bu hale geldi? Bilindiği gibi ülkede terör olayları başlamadan önce ‘çözüm süreci’ diye anılan bir süreç başlatıldı. Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın deyimiyle ‘sonunun nereye gideceği belli olmayan bir süreç’ başlatıldı. Hükümetin kendi iradesi dışında, kendisini hükümet yapan taraflar tarafından, PKK ve devlet masaya oturtuldu. 3 yıl süren bir süreyle PKK’nın önü açıldı. Güneydoğu Anadolu PKK’nın insafına bırakıldı. Bu ülkenin başbakanı ‘PKK çözüm sürecinde silah yığınağı yaptı’ diye açıklama yaptı ama buna hiçbir savcı inceleme yapamadı.

Diyarbakır yol geçen hanına döndü. Avrupa’dan kalkan Türkiye raportörü oraya direk gidiyor, orada PKK yandaşlarıyla görüşüyor ve direk Avrupa’ya gidiyor. Bizim yetkililer ne yapıyor? Ancak kınıyorlar. Ülkenin geldiği en vahim durum budur.

Diyarbakır’ın Sur ilçesi boşaltıldı. İnsanlar terör korkusuyla oradaki topraklarını çok düşük fiyatlara satmak zorunda kalıyor. Maalesef yine yurt dışından gelen yabancı insanlar oradaki toprakları almaya çalışıyorlar.  Yöneticilerimiz yine uyuyor. Bunu yapanların bir amacı Büyük İsrail’in kurulması içindir. Çözüm sürecinde Genel Başkanımız Mustafa Kamalak ve partili büyüklerimiz uyarmıştı. Dediler ki; “Çözüm süreci ya daha büyük meselere neden olacak ya da bölünmeye neden olacak, teröristle müzakere değil mücadele yapılmalı’ dediler. Ancak iktidar üyeleri dikkate almadılar. Dışarıdan alınan talimatla bu süreç başlatıldı. 7 Haziran sonrası nereden geldiği ve basıldığı belli olmayan bir şekilde düğmeye basıldı. Ankara, İstanbul,  Şanlıurfa’da bombalar patlamaya, askerimiz polisimiz şehit olmaya başladı.

Son günlerde dokunulmazlık tartışılıyor. Milletin oyalandığı bir süreç yaşanıyor. Genel Başkanımız Mustafa Kamalak Anayasa Profesörüdür. Kendisi 127 milletvekilinin oyuyla dokunulmazlıkların kaldırılabileceğini bildirdi. Hükümet halen ‘336 olursa referanduma gider, 360 şart, cumhurbaşkanı referanduma mı gider yoksa meclise mi iade eder’ diye milletin gazını almak için ifadeler kullanıyor. Hükümet yetkililerini soruyor; Sizler 15-16 yaşlarındaki terör örgütü militanlarını öldürüyorsunuz haklı olarak. Peki terör örgütü elebaşlarıyla ilgili yıllardır niye bir çalışma yapmıyorsunuz. İnsanları, teröristleri öldürmeyle terörü bitiremezsin. Önce elebaşlarını bertaraf etmek, yakalayıp hapse atmak ya da imha etmelisin.

Aylırdır hep aklımıza takılıyır; Abdullah Öcalan nerede? Aylardır hiçbir yakını televizyonda açıklama yapmıyor. Yoksa hükümet ev hapsi uygulamasını getirdi mi bilmiyoruz.

Son iki haftada iki önemli dava Türkiye gündemine geldi. Birisi 28 Şubat davasıdır. Bu davayla ilgili eski Başbakan Mesut Yılmaz ifade verdi. Yılmaz, o dönem bir basın patronu tarafından pijama ile karşılanan kişidir. Halkın oyuyla gelen yıkılan hükümetin yıkılmasına  sebep olan sivil toplum kuruluşları ve ABD’nin yanında duran kişiydi. O tıynetinin gereğinin yaptı. Bugünde tıynetinin gereğini yapıyor. Bugün de halen 28 Şubat devam ediyor. AKP ile sona ermiş değildir.

İkinci önemli dava Ergenekon davasının sonuçlanmasıdır. Bu operasyonlar başlarken Erbakan Hocamız şu cümleyi kullanmıştı; ‘Ergenekon operasyonu, 1 Mart tezkeresine karşı çıkan askerlere yöneliktir. Bu davada AKP hükümeti de bizim kadar malumat sahibidir’ demişti. 9 senedir Ergenekon davasını meydanlarda kullananlar, 3 defa Ergenekon ile seçim kazananlar bu hakkı nasıl iade edecekler. İslam’ın en büyük hizmeti adalettir.  O günde partimize ‘Bunlar da İslamcı Ergenekoncular’ demişlerdi. Bu insanlar milletin yüzüne nasıl bakacaklar. Makam mevki için Müslüman yalan söyler mi? Yapılanlar kamuoyunun gözü önünde yapılıyor ve herkes de ne yapıldığını çok iyi görüyor."

Bülten

UYARI: Sitemizde çoğunlukla muhabir arkadaşlarımızın imzalarıyla ya da mensubu oldukları basın kuruluşları kaynak belirtilerek yayınlanan üstteki haber benzeri araştırmalar, haberler, röportajlar, maalesef “emek hırsızı” –özellikle de biri sürekli olmak üzere- sözde bazı internet yayıncıları tarafından, ya aynen ya da küçük bazı değişiklikler yapılarak, kendi özel araştırmaları ya da haberleriymiş gibi kendi yayın organlarında yayınlanabilmektedir. Haber kaynağıyla ya da araştırmasıyla, istihbaratıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece gerçek gazetecilerin ‘kamuoyunun bilgisine sunulmuş’ emeğinin üzerine ‘çöküp’, gazetecilik- habercilik yaptıklarını zanneden ve böylece kamuoyunu da aldatanların bulunduğuna bir kez daha dikkat çekerken, söz konusu unsurları da ‘gerçek gazetecilerin emeğini çalmamaları’ konusunda uyarıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız