Final

Final

Örnek Resim


Arion

Arion

Malatya Haber -

Ne Yapmalı Ya da Yapmamalı?

Ne Yapmalı Ya da Yapmamalı?
  • 26.12.2015

Malatyaspor, 2004-2005 sezonuna yeni bir yapılanma ve yeni bir çehreyle başlamıştı. Malatyaspor’un oyuncu kadrosunda önemli değişiklikler yaşandı. Yıllarca forvetin kilit ismi olarak göze çarpan Fazlı Ulusoy, kısa dönem forvet, sonra orta saha oynayan Mithat Yavaş başta olmak üzere çok sayıda oyuncunun Malatyaspor’la yolları ayrılmıştı.

1. ligde Ziya Doğan’la yaşanan yılların ardından yarım devreliğine Mehmet Özdilek işbaşına gelmiş, aşı tutmayınca Şifo ile devam edilmemiş, takımın başına Aykut Kocaman getirilmişti. Doğan döneminde, şartların da zorlamasıyla, futbol oynamaktan çok oynatmamayı başaran ve bunda başarılı olup rakiplerine kök söktüren Malatyaspor, Özdilek dönemi göze hoş gelen futbol oynamaya kalkmış, fakat takım yeterli performansı sergileyememiş, haftalarca galibiyete hasret kalmıştı.

“Topu mümkün olduğu kadar çok ayakta tutup pas yapmak, uygun an bulunduğunda gol vuruşunu sağlayacak final paslarını en uçtaki oyunculara aktarmak” Kocaman’ın oyun anlayışının temelini oluşturuyordu denebilir. Zaten, sezon başında ve ilerleyen haftalarda Kocaman bunu birçok kere değişik biçimde ifade etmişti. Bu doğrultuda kurulan takım genç teknik adamın oyun düşüncesini şekillendirmişti.

Kocaman’lı Malatyaspor bu anlayışında ne ölçüde başarılı oldu?

Malatyaspor’un sezonun ilk maçında Beşiktaş karşısına nasıl bir kadroyla çıktığını anımsamak, daha sonraki gelişmelere ışık tutması açısından yararlı olabilir:

Kalede Fevzi Tuncay, defansta Ömer Erdoğan, Serkan Bensol, Eren Aydın, Mert Korkmaz, orta alanda Bülent Akın, Murat Erdoğan, Marcel M’Bayo, Bilal Kısa, ileride Yunus Altun ve Atilla Birlik (35. dakikada yerine Mkalele). Yedekler, Bora Körk, Serkan Özsoy, Mehmet Albayrak, Ferit Karataş, Helman Mkalele, İlyas Kahraman, İlhan Var.

Görüldüğü gibi Malatya en başta hücum yönü ağır basan oyunculardan kuruluydu. İlk maçta orta alanda görev alıyor gözükse bile Bilal atak yönü ağır basan bir oyuncuydu. Atilla verimli olamayınca oyuna alınan Mkalele de topu eveleyip gevelemeden, doğrudan rakip kaleye yönlenen mücadeleci bir oyuncu tipiydi. Keza bu maçta gol pasını veren Marcel de öyle…

Sakatlığı olmasa Kocaman’ın baştan takıma koyacağı bir isim vardı: Milan Osterc. Ayrıca lisansı yetişmeyen Schuman Bah da, Eren’in yerine oynatılacaktı. Bu isimlerden Osterc ilerleyen haftalarda kadroda yerini alırken, Eren çalıştı, çabaladı, verilen şansı iyi kullandı ve Schuman’ı kesmeyi başardı. Hatta devre arası Eren ara transferin gözdesi oldu.

Sene başındaki Ayman faktörünü apayrı bir yere oturtmak gerekiyor. Bu oyuncunun sakatlığının yanı sıra transferiyle ilgili gelişmeler, geçmiş yıllarda olduğu gibi, Malatyaspor’un oyun sisteminde önemli rol üstlenmesini engelledi.

Malatyaspor, sezona bu şekilde başladı, ligin güçlü ekipleriyle karşılaştığı 8 haftalık dönemde 16 puan topladı, bir anda zirvedeki ekipler arasında adı geçmeye başladı. Ancak Malatyaspor, o dönem pek alışmadığı bir sonuç tablosu çizmeye başlamıştı. Tarihi boyunca hep iç sahada daha başarılı olmuş, deplasmanda adı okunmayan sarı-kırmızılı ekip, dışarıda kazanıyor, ama içeride kaybediyordu. İç sahada eski performansını yakalayabilse, düşü kurulan üst sıralara doğru atağa kalkılacaktı. Malatyaspor’un topu ayağında aşırı tutma ve pas yapma isteği belki dış sahada açık futbolu benimseyen ev sahibi takımlara karşı etkili oluyordu, ama aynı plan içeride işlemiyordu. Kuşkusuz, tek neden bu değildi. Malatyaspor forvetlerinden, Atilla-Yunus veya Yunus-Osterc yada Osterc-Atilla ve yedekten katılan Bilal, istediği verimi alamıyordu. Takım kötü oynamıyor, oyun olarak en azından rakiplerinin altında kalmıyor, ama yakaladığı fırsatları yeteri kadar değerlendiremiyordu.

İlk yarının sonunda Malatyaspor ligin orta kalite takımları arasında yer almıştı. Takımın şampiyon olacağı veya küme düşeceği yoktu, UEFA olursa yok denmezdi ama çok şart da değildi. Malatyaspor’un önceliği mali rahatlama, tesisleşme ve kulüpleşmeye vereceği belli olmuştu. Son yıllar ciddi sıkıntılar yaşamış, ancak geçmişte atılan temellere dayanarak ayakta kalmayı başarmış, ‘seyircisiz-desteksiz-kimsesiz’ İstanbulspor’da kulüpleşmenin ne kadar önemli, kendi yağıyla kavrulmanın ne kadar yaşamsal olduğunu iyice kavramış Kocaman’ın bu işe yatkınlığı yönetim ve teknik kadronun ortak bir risk almasına yol açtı. Kadro, devre arası, sanki sezon başıymışçasına yenilendi. Ayman’dan sonra Yunus, Atilla, İlyas, M’Bayo gidenler arasındaydı. Schuman Bah da gidecekti, ama kulüp bulamadı. İleride yıldız olabileceği düşünülen gençler kadroya alınmış, gol umudu olarak ise futbol hayatının son demlerini yaşayan Boliç transfer edilmişti. Malatyaspor, bir yandan geleceğin kadrosunu kurmaya çalışırken, sıkıntılı anların doğması ihtimaline karşı yine eski bir oyuncuya bel bağlıyordu.

Çalınan maya, tutmadı…

İleride Osterc-Boliç hayal kırıklığı yarattı, ara transferin gözdesi Bilal, Eren, Serkan Özsoy, Trabzon kupa ve Fenerbahçe lig maçlarında şans tanınan genç Hakan bekleneni veremedi, yeni sistemde başlarda oynatılmayan Mert arandı.. Derken, kötü sonuçlar bir diğerini izledi ve Kocaman Rize maçında alınan yenilginin ardından istifa etti.

Bu istifadan sonra işbaşına gelen Feyyaz Uçar dönemi için söylenecek fazla şey yok. Uçar, Samsun ve İstanbul galibiyetleri ile Kayseri beraberliğiyle takımın ligdeki konumunu rahatlatan teknik adam oldu ve Malatyaspor için bundan sonra lig bitti. Çünkü, oynanacak bir hedef kalmamıştı. Uçar, genç oyunculara şans verip onların performansını görmek zorundaydı. Ayrıca her zaman güven veren Malatyaspor savunması, Serkan Bensol-Ömer Erdoğan-Mert Korkmaz’ın sakatlıklarıyla, deyim yerindeyse çökmüştü. Bu sebeple Malatya, 3 attıysa bile 4, 5 yedi.

Bu dönemde, önümüzdeki sezonlar için düşünülen Serkan Özsoy, bir türlü bekleneni veremediği gibi, görev yaptığı defansın “mayın tarlası” olarak nitelendirilebilecek cezaalanı içerisindeki dengesiz- kontrolsüz müdahaleleriyle, “penaltı yapan- her an yapabilecek futbolcu” olarak tribünleri hep endişelendirdi. Sakatlıklarla daha çok şans bulan ve “banko” durumuna gelen bu oyuncu, Malatyaspor’un önümüzdeki sezonlar için düşüneceği, güven verecek bir isim olmaktan çok uzak olduğunu kanıtladı adeta, kendisine şans verilen dönemde.

…

Malatyaspor’un 2004-2005 sezonu yaptıklarından ve yapamadıklarından, yönetim, futbolcu ve teknik kadronun çıkarması gereken dersler var.

Öncelikle, Malatyaspor yönetimi ve teknik kadrosu ikinci yarıya başlarken kamuoyuna yeni oluşumu gereken berraklıkta anlatmadı. Başkan ve Kocaman ortak bir toplantıyla, “Biz şunları şunları yaptık. Niyetimiz Malatyaspor’u refaha kavuşturmak. Takım başarılı olamayabilir, ama sonrasında sağlam bir Malatyaspor ortaya çıkacak” diyebilirlerdi; demediler. Yeri gelmişken belirtmekte yarar var. Hiçbir yayın organı kendisinden tek cümle bahsetmese rahatsızlık duymayacak Kocaman’ın kişiliği de buna sebep gösterilebilir. Bir teknik adam veya başkası zırt pırt konuşsun, medya maymunu olsun demiyoruz; ama basına bu kadar uzak durmanın kendisine ve kulübüne çok yarar getireceğini sanmıyoruz.

Bu türden köklü kadro değişikliklerinin önemli riskleri beraberinde getireceği belliydi. Malatyaspor, değişiklikten olumsuz etkilendi ve bunları sezon ortasında değil sezon başında yapmanın daha doğru olacağını anladı. Kulübü rahatlatırken sahada sergileyeceğiniz futbol ile alacağınız sonuçları göz ardı edemezsiniz. Çünkü, insanlar bu takım başarılı olduğunda maçlara geliyorlar, ilgi gösteriyorlar, onun yaşamasına katkı sağlıyorlar.

Bir şey daha var: Kadro oluştururken, oyuncu kitlesine güveneceksiniz. Her bakımdan sizi yolda bırakmayacaklar. Yönetim oyuncuya sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirirken, oyuncu da sadece işini yapacak, kafasında futbolun dışında mevzulardan kaynaklanan tilkiler dolaşmayacak, dolaştırıyorsa kimsenin aptal olduğunu sanmayacak, kulübün en tepesinde olanın da, yöneticinin de bunu fark ettiğini bilecek, “yutturduğunu” düşünmeyecek. Yani futbolcu, sadece futbol oynayacak. Tersi yola saparsa, yönetim ne pahasına olursa olsun önlemini almak zorunda.

Malatyaspor, 2005-2006 sezonu için umulandan daha çok sayıda ve daha çok masrafa girerek transfer yapmak zorunda kalabilir. Futbol, öncelikle güçlü savunmayla oynanıyor. Mevcut savunma kesinlikle güven vermiyor, yeterli gözükmüyor. Bensol-Erdoğan-Korkmaz’ın sakatlıklarının ne zaman geçeceği belirsiz; iyileşseler bile tekrar nüksetmeyeceğinin garantisi yok. Bu oyuncuların sakatlığında şans bulan isimlerden Mehmet Budak’ı kazanç saymak lazım. Fena oynamadı, ama daha var. Kaleciler için olumsuz konuşmak haksızlık olur. Çünkü gerek Bora, gerek Fevzi genel olarak ciddi hatalarla oynamadılar.

Orta alanda Murat Erdoğan iyi bir sezon geçirdi, takımın en başarılı oyuncusu olarak göze çarptı. Ama bu alanda yürek soğuttu diyebileceğimiz ikinci bir isim yok. Yaşlı başlı da olsa, bir önceki sezonun en iyi isimleri arasında yer alan Mkalele’ye şans verilmemesini anlamak güç. Artık emekli olacağını ilan eden Güney Afrikalı oyuncunun yedekten girdiği birkaç maç hariç oynamamasını kendisinin değil, teknik adamların kayıp hanesine yazmak gerekiyor.

Forvet için söylenecek bir şey yok, her şey ortada. Gidenler de kalanlar da yaraya merhem olmadı. Gidenler, gittikleri takımlarda da fazla başarılı olamadılar. Boliç tek golle sezonu kapatırken, Osterc iş işten geçtikten sonra gollerini atmaya başladı. Diyarbakır’a giden Yunus Malatyaspor’a çok yararlı olabilirdi, ama Malatya yönetimi kibarlığından açıklamıyor, biz çıtlatalım. Bu oyuncunun futbolculuğunda sorun yoktu, saha dışında lüzumsuz çene faaliyetleri yollanmasına neden oldu.

Tüm bunlar olurken, saha dışında Malatyalılar yine Malatyalılığını gösterdi. Malatyaspor’un kurumlaşma yolunda ciddi adımlar attığını, televizyon gelirleri ve sponsorların katkısıyla gelirlerde eskiye oranla artış olduğunu görecek kadar zeka sahibi birileri “nasıl ederiz de şu yönetimin ayağının altına sabun koyarız” hesabını yaptılar. Malatyaspor, son bir yıl içinde yarım kalanı da sayarsak 2,5 kongre yaptı. Bu kongrelere katılıp dileyen adaylığını ilan edebilir, ama malum zihniyetin böyle legal eylemlerle pek ilgisi olmadığından bir iki hamle yaptı. Başkan Tanrıverdi, sürekli gülen yüzüyle birilerinin tersi izlenim edinmesine yol açsa da, iyi bir stratejist, sanıldığından daha akıllı birisi olduğunu kanıtladı.

Özetle, Malatyaspor’u yeni sezonda çözümü imkansız olmayan, ama zor sorunlar bekliyor. Umarız, daha fazla akıl, daha fazla basiret, kararlılık ve sağduyu baskın çıkar.

MALATYAHABER..

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."