You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

Neler Oluyor?

Neler Oluyor?
  • 26.12.2015

 
ORTAYA KARIŞIK KAPASİTELER!..
İnönü Stadı’nın yerinin TOKİ’ye devredilmesiyle, bu kuruluşun karşılığında inşa edeceği yeni stad konusunda hala kafalar karışık. İnönü Üniversitesi kampusu karşısındaki yerle ilgili yeterli tartışma olmadığı vs. konuşuluyor kulislerde. Anlaşıldığı kadarıyla mevcut kampus alanını yeterli bulan üniversite yönetiminin, yeni stadın kampus alanının hemen karşısına inşa edilecek olmasına karşı koymaması, üniversitenin fiziksel gelişimiyle ilgili ileriye dönük projeleri sadece teknopark ve üniversite personeline yönelik konut inşaatı projesinin üstüne yeni bir onay gibi.  
 
Ama stadla ilgili önemli bir karmaşa, kapasitesiyle ilgili. Gençlik ve Spor İl Müdürü Sadi Fındıklı, geçtiğimiz günlerde stadın kapasitesinin 30 bin kişi olduğunu açıklamıştı. Birkaç gün sonra milletvekili ağabeyi Mücahit Fındıklı’nın sekreteryasından gönderilen, TOKİ’nin stad projeleriyle ilgili devletin resmi haber ajansındaki rakamların kaynak alındığı basın bülteninde, kapasite 25 bin kişi olarak belirtiliyordu. Bu çelişkiye dikkat çekilen haberimizin ardından, basına konuşan Gençlik ve Spor İl Müdürü, milletvekili ağabeyinin, kafasında değişik konulara ilişkin çok sayıda rakam olması nedeniyle stad kapasitesi konusunu karıştırmış olduğunu, doğru kapasitenin 30 bin kişi olduğunu söyledi. Ancak, bir okurumuzun uyarısıyla ziyaret ettiğimiz Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün internet sitesinin “Projelerimiz” bölümünde, bu stadın 33 bin kişi kapasiteli olacağı yazıyor.
 
Peki hangisi doğru?
 
Bu dönem TOKİ’nin bazı Malatya projelerinin ilginç bir özelliği bu belirsizlikler. Farklı rakamlar telaffuz edilirken, “640 yataklı ama 800 hasta kapasiteli” bir hastanemiz var! 900’ün üzerinde yatak kapasitesine sahip iki hastanenin yerinin karşılığında bu yeni hastane inşaatını da TOKİ yapıyor. Stad kapasitesi konusu da karışık. Ancak, stad ve hastane yapıldıktan sonra koltuk koltuk, yatak yatak sayıp da mı kesinleştirilecek bu kapasiteler acaba?
 
 
NEMRUT KONUSU VE YETERSİZLİK?
Geçmişte Elazığ ile olan yoğun çekişmenin yerini, Nemrut orijinli çekişmeyle birlikte Adıyaman almaya başladı. Malatya’dan siyasi tercihleri nedeniyle 1954 yılında ayrılarak müstakil vilayet yapılan Adıyaman’da, ülkenin ve hatta dünyanın bir kültür değeri olan Commagene Krallığı’na ait 2 bin yıllık dev heykellerin bulunduğu Nemrut Dağı’nın, Malatya ayağını yok saymaya yönelik girişimlerden vazgeçen yok. Zaman zaman, Malatya’dan Nemrut’a giden yolun Adıyaman tarafıyla bağlanmasının uygunluğuna dair akıllıca laflar edilse de, elde edilen her fırsatta Nemrut turizmine dair Malatya projelerinin engellenmesine yönelik her şey yapılıyor. Son olarak, Nemrut Dağı’nın Malatya tarafında, SİT alanının dışında bir otel inşası ile ilgili talep, Adıyaman’ın bağlı olduğu Şanlıurfa Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu tarafından görüşüldü. Adıyaman’ın kalabalık bir heyetle, Malatya’nın ise ilde kısa bir süre önce göreve başlayan bir Vali Yardımcısı tarafından temsil edildiği toplantıda, “doğal olarak” red kararı çıktı. 
 
Malatya’nın Nemrut ile ilgili iddialarını, geçmişte Kültür ve Turizm Bakanlıkları birleşmeden önce, Turizm Malatya İl Müdürlüğü ciddi şekilde takip eder, Malatya kamuoyunu bu konuya karşı hep duyarlı tutardı. Kültür ve Turizm’in tek bakanlıkta birleşmesi, ardından Malatya’daki müdürlüğün Kültür ağırlıklı kadrodan oluşmasıyla bu duyarlılık azaldı. Ancak yine de bu müdürlüğün yönetiminde Malatyalı kadrolar vardı. Daha sonra, iddiaya göre “Ayşe Abla” referanslı bir atamayla müdür değiştirildi. Gelen müdürün, Malatya ile Malatya’nın müdürlüğü ile ilgili konulardaki hassasiyetleri konusunda bir bilgisi olduğunu söylemek mümkün değil. Nitekim, bu Nemrut başta olmak üzere birçok konuda kendini hissettirmeye başladı. Arslantepe öne geçti. Arslantepe Açıkhava Müzesi elbette önemli ama, en az onun kadar önemli, ondan daha çok Malatya’ya katkı sağlayacak Nemrut turizmi o kadar önemli görülmüyordu. Bir de bu kurumun eski-yeni müdürleri arasında görevden alınmalar, mahkeme kararıyla dönüşler, yeniden alınmalar vs. Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün Malatya ayağını iyice zayıflattı. 
 
İktidar partisinin Malatyalı siyasilerinin, Malatya tarafında görülen bu “Kültür ve Turizm Müdürlüğü” ile ilgili zaafı bir an önce gidermesi, konularına öncelik önemine göre sahip çıkacak, konuları bilen bir kadronun iş başına getirilmesi için gayret göstermesi gerekiyor.
 
 
O ZAMANIN YÖNETİCİLERİ VE ŞİKE..
Malatyaspor, Süper Lig’den bir dizi “operasyon” sonucu Bank Asya Ligi’ne düşürülmüştü, 2006 yılında. Malatyaspor’un Hikmet Tanrıverdi başkanlığındaki yönetiminin, o yıl Futbol Federasyonu seçimlerinde işbaşına gelen Haluk Ulusoy ekibini desteklememesinin ardından, “fatura” kesilmiş, en az 4 maçında “Hakemler (!)” tarafından sonuca direkt etki edilmişti. Özellikle ligin son haftalarında ise bir sürü gariplikler, garip sonuçlar söz konusu olmuş, bunların etkisiyle Malatyaspor ligden düşmüştü. Tanrıverdi yönetimi, o zamanki Belediye Başkanı Cemal Akın ve çevresinin etkilenmesiyle ateşlenen bir kriz döneminin ardından görevi bırakmak zorunda kalmışlardı. Bir başka yönetim işbaşına geldi ve federasyon yönetimiyle de iyi ilişkiler kurulabileceği öngörüsüyle işe başladı. O arada, “şike” ile ilgili çok net iddialar ortaya çıktı. Malatyaspor’un bazı oyuncularını etkilemeye yönelik kumpaslar, büyük basına da kaynak oluşturan mektuplarla görülmekteydi. Tanrıverdi, yönetimi bırakmış olmasına rağmen bu şike iddialarını ciddi bir şekilde dillendirmeye başladığında, o sezon yeniden Süper Lig’e çıkabileceğini düşünen Malatyaspor’un yeni yönetimi buna hiç ilgi göstermediği gibi, bu iddiaların adeta üstünün kapatılmasına çalıştı. Ve o yönetimle başlayan süreçte Malatyaspor’un geldiği durumu hepimiz biliyoruz.
 
Şimdi, şike ile ilgili çok ciddi operasyonlar yapılmaya başlanınca, Malatyaspor’un o zamanki başkanı Tanrıverdi’nin o zaman söyledikleri, şimdi bir kez daha gündeme gelmeye başladı. Ama, sadece konuşuluyor, konuşulacak. Daha ötesinde bir sonuç çıkması mümkün değil. Bu sadece Malatyaspor’un Süper Ligden düşmesinin- düşürülmesinin tek sebebi olarak yönetim zafiyetini görenlere, o zaman neler olduğunu hatırlatmaktan öte bir önem de taşımıyor, maalesef!.
 
 
MALATYASPOR VE “ZART-ZURT..”
Malatyaspor’da kötü gidişin başlangıcı, Süper Lig’den düşüşün hemen ardından başladı. 5 yılda neler oldu, ortada? Takım şimdi “Amatör Lig”de. Tarihinde ilk kez..
 
Malatyaspor’un özellikle son 3 yılda başına gelenler, tamamen kötü yönetim tercihleri, “5 kuruş vermeyen” yöneticilerin, geçmişe hesap sorma adına, kulübü “paçavraya çevirmeleri”, yine hesap sorma adına, belki Malatyaspor için kurtuluş olabilecek isimleri de dahil ettikleri “adli işlemler” için ihbarcı olmaları ve “kurtarıcı olabilecek” isimleri de böylece engellemeleri.. Malatyaspor’un, bugüne kadar sorgulanmayan, çoğu “yasalara uygun olmayan” kongrelerinde, yönetimleri ibra eden genel kurul üyelerinden hesap sorulması gerekirken, o trilyonluk hesapları ibra edenlerin hiçbiri ortada yok!. Mahkemeler de, işin, bugün tartışılan hesapları ibra eden ve dolayısıyla asıl sorumlu olanlardan hesap sorma eğiliminde değil. 
 
Öyle olsa, Malatyaspor’u geçtiğimiz sezonun başında devralan, tek kuruş vermeyen, tarihinin en acı ve utanç dolu günlerini yaratan adamlar, hala bu kulüp adına ortada dolaşamazlardı. Malatyaspor’daki bu manzaranın gerisinde; tükeniş sürecine sadece seyirci kalan Valilik, Belediye ve siyasette gücü elinde bulunduranların da katkısı var tabi. Bu kadar beceriksiz, ne yapacağını bilemez, kötü niyetli, vurdumduymaz, ama elinde kulüp mühürü bulunduğu için en azından, dilekçe verdikleri mercilerin dikkate almak zorunda kaldığı sözde yöneticileri kulübün başından uzaklaştırmak için, Yeşiltepe’de tahsis edilen yerin de ellerinden alınması yöntemi deneniyor. Bize  göre de, böyle bir yönetimin, bir dakika bile kulübün başında durmaması, durdurulmaması gerekiyor. En son bu Yeşiltepe’deki yerden belediyece çıkarılma girişimlerinin ardından ettikleri süslü laflara bakmayın siz bunların. Bunlar bir an önce çekip gitseler, belki Malatyaspor için de bir çözüm yolu bulunabilecek, yeniden rayına konulabilecek. Ama, mevcut yöneticiler temelli göçürtmek, çökertmek için gitmemede direniyorlar. Bu kadar iş yapılmış, Ekim ayında sembolik bir gün seçmişler, kongre için, onunla dalga geçiyorlar, Malatya’yla.
 
Oysa, bu kulübün sözde yöneticilerinin hesabını vermeleri gereken o kadar çok konu var ki. Malatya kamuoyunun bunların önemli bir bölümünden haberi yok. Örneğin, ligin averaj takımı haline gelen ve her gelenin 4-5-6 gol attığı Malatyaspor, Hatay deplasmanına nasıl gitti, herkesten açık fark yerken, o maç niye 2-0 bitti? Söyleyelim: Hatayspor, 3. Lig 1. grupta zirveye oynayan takımlardan biri. Şubat ayı.. Malatyaspor’un kendi sahasında Arsinspor’a 4-1 mağlup olduktan sonraki maçı, Hatay’da. Ama Malatyaspor’un bu deplasmana gidecek durumu yok. Yine sorun var, takım kaptanı kulüp başkanı için söylemediğini bırakmıyor. Başkan ortada yok. Sonra, “bir yerden” destekle Hatay deplasmanına gidilmesini kararlaştırıyorlar. Ve gidiyorlar, o güçlü Hatay karşısında en az yarım düzine gol yiyebileceği düşünülen “perişan” Malatyaspor, en düşük farklı yenilgisini alıyor. Olayın gerisinde ne mi var? Söyleyelim yine: Hatayspor’a verilmiş bir seyircisiz ceza maçı var. Hatayspor, bunu “zayıf” rakibi Malatyaspor’la oynayarak atlatmak istiyor. Malatyaspor maça gelmezse, ceza bir sonraki zorlu maça kalacak, o da işlerine gelmiyor. Araya birileri giriyor, Malatyaspor’u Hatay deplasmanına götürüyor, masraflarını karşılıyor, karşılığında da “az gollü” bir mağlubiyetle Malatya’ya dönülüyor. İşte Malatyaspor’a böylesine utançları yaşatanlar, adını, formasını paspas edenler bu kulüpten elini çekmiyorlar. Malatya da oturmuş seyrediyor!
 
 
“İL BELEDİYE BAŞKANLIĞI” BOŞALIRKEN..
Başbakanın seçim öncesinde, Malatya ve benzeri vilayetler için, asgari 750 bin nüfus olmak kaydıyla açıkladığı “Büyükşehir Belediye” sistemi, bir yerde “İl Belediye Başkanlığı” diye adlandırılabilir. Ancak, mevcuttaki İl Özel İdare Genel Sekreterliği makamı için de, “İl Belediye Başkanlığı” makamı diyebiliriz. Çok geniş bir görev ve sorumluluk bölgesi var. Çok önemli kaynaklar kullanıyor ve özellikle siyasilerin “ellerinin altında tutmak istediği” bir gücü var. 2008 yılı Eylül ayında, Ali Kazgan’ın yerine İl Özel İdare Genel Sekreterliği’ne atanan Sami Er’in, AKP’den aday adayı olduğu 12 Haziran seçimleri öncesindeki “temayül yoklaması”nda en fazla oyu alarak ilk sıraya elde etmesinin, bulunduğu makamın direkt etkisiyle olduğunu söylemek yanlış değil. Partinin üst yönetimi, bu sonucu görmezden geldi ama, bu söz konusu görevin önemini eksiltmiyor. İşte bu görevde bulunan Sami Er, geçtiğimiz günlerde Üsküdar Belediye Başkan Yardımcılığı görevine atandı ve Malatya’daki görevi bırakıyor. Şimdi bu görev için, kendi yakını olan bir ismi getirmeye çalışacak iktidar partili siyasilerin güç gösterme zamanı. Kimin ya da kimlerin adayı İl Özel İdare Genel Sekreteri olacak? 
 
 
SEYREDEN BİR AHALİ!
Aylardır, öncelikle Organize Sanayi Bölgelerindeki sanayi kuruluşlarının atık su ve malzemeleri nedeniyle oluşan, ciddi sağlık tehdidi yaratan kirlilikleri yazıyor, bazı yerel basın organları. Arıtılmadan deşarj edilen, boruları mahkeme kararıyla mühürlenmesine rağmen kirletmeyi sürdüren, döküldüğü Şahnahan Deresi’ni, bunun karıştığı Tohma Çayı’nı, onun karıştığı Karakaya Baraj Gölü’nü “simsiyah” eden, böylece insanlar için büyük sağlık tehdidi oluşturan atık suyu engelleyemedi, bu ili yönetenler. Aynı şekilde, yine işlediği madenin çok tehlikeli ve zehirli materyal içeren atıklarını, öbek öbek Organize Sanayi Bölgesi’ne yığan, hatta yollara ve kayısı bahçelerine serilmesini engellemeyen müesseseler de haber konusu oldu. Ancak, İnönü Üniversitesi’nden değerli bilim insanlarının bu konudaki saptamaları doğrultusunda konuyu haber yapan habercilerin tüm çabalarına rağmen, Malatya’nın “duyarsızlık” konusunda ciddi bir ünü bulunan ahalisinden tepki olmadı. Gerek OSB’de, gerekse ilde bu konudan direkt etkilenenler, bunları temsil ettikleri öne sürülenler hiç ses vermediler. Bu haberleri yapanlar biliyor, ses verenleri.. Onlar da, kirletenler.. Haberi yapan muhabirleri işçilerine aratıp “Sizin yüzünüzden işsiz kalacağız” diye ağlatanlar, bağırtanlar ses verirken, türlü çeşitli tehditlere muhatap kalan muhabirler sadece dinlemek zorunda kalıyorlar. Ve, şunlar da akıllarından geçmiyor değil! “Malatya’nın sevgili ve duyarsız ahalisi!.. Suyunuz, toprağınız, yediğiniz, içtiğiniz zehirleniyor, kirletiliyor ama.. Sesinizi, gücünüzü hisseden yok. Demek ki çok da şikayetçi değilsiniz. Mahallelerdeki baz istasyonları için o da biraz medyatik bir şekilde ortalığı ayağa kaldırırken, diğer çevre kirliliği ile ilgili olaylar karşısında sesinizi duyan olmadı. Demek ki, bir sıkıntınız, bir endişeniz yok. Afiyet şeker olsun size, simsiyah suda avlanan balıklar.. Maden işletmesinin tehlikeli atığının serildiği bahçede yetiştirilen, kurutulan meyveler..”  
 
 
KISA…KISA…KISA..
· Malatya Valilik binasının onarımına ilişkin olarak ihalenin geçtiğimiz günlerde İl Özel İdare’de yapıldığını, onarım süresince Valiliğin nerede hizmet vereceğine ilişkin bir bilgi verilmediğini, büyük olasılıkla binanın bir bölümünde onarım sürerken, bir başka bölümünde çalışılabileceğinin konuşulduğunu, ancak Valiliğin bina onarımı ve birimlerin nerede hizmet vereceğine ilişkin konuşmalar sırasında, “Birimler bilinmez ama sayın Valinin vaktinin önemli bir bölümünü geçirdiği AVM’de çalışabilir!” esprilerinin yapıldığını,
 
· Malatya Valisi Ulvi Saran ile İnönü Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Cemil Çelik arasındaki gerginliğin, Vali’nin üniversitenin programlarına katılmadığı gibi Valilikten temsilci göndermemesiyle de su yüzüne çıktığını, ikili arasındaki sorunun “Tarım Teknokenti” projesi ile ilgili görüş ayrılığından kaynaklandığını, Akçadağ Öğretmen Lisesi’ne ait arazinin bir bölümünün bu iş için kullanılmasına ilişkin Valilik tasarrufuna rektörün karşı çıktığının, sorunun temelinde bu olayın bulunduğunun konuşulduğunu,
 
· Malatya Belediyesi tarafından kent mobilyasını geliştirmek, kentte daha güzel bir görüntü sağlamak amacıyla uygulanan kimi projelerin sürekliliğinin, bakım ve onarımının zamanında yapılmaması halinde sağlanamayacağının değerlendirildiğini, özellikle ışıklı kaldırım dubaları, ana caddelerdeki “tak ışıklandırma” işinin bunların başında geldiğini, nitekim Kız Meslek Lisesi ile Ziraat Bankası Merkez Şubesi arasındaki bölümde yapılan “kayısı” figürlü ışıklandırma ünitelerinin hemen tamamına yakınında defoların ortaya çıktığını, yine Atatürk Caddesi’nin başında yaptırılan saat kulesindeki saatin de bazı zamanlar normal çalışmadığını, 
 
· Malatya Belediyesi’nin çevre düzenleme çalışmalarının, olması gerekenden çok uzun süreler geçmesine rağmen bitirilememesine yönelik tepkilerin arttığını, özellikle Akpınar, İstasyon Caddesi, Hasanbey Caddesi’ndeki çalışmaların yanı sıra, geçtiğimiz günlerde mevcut elektrik direkleri de sökülerek karanlıklara bürünen Sinema Caddesi’ndeki çalışmaların da bitirilemediğini, özellikle Beşkonaklar’ın bulunduğu Sinema Caddesi’nde, geceleri “kapkaranlık” görüntünün tepkilere yol açtığını ve buralardaki işlemlerin en kısa sürede tamamlanması gerektiğinin konuşulduğunu, 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."