You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim
Opel Reklam
Malatya Haber -

‘O İsim Bakanın Akrabası mı?’

‘O İsim Bakanın Akrabası mı?’
  • 27.12.2015

Malatya’da 3 misyonerin öldürülmesine yönelik olarak Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Zirve Yayınevi davasının duruşmasında tanık olarak mahkemeye yeni ifade veren tutuklu sanık Hüseyin Yelki tahliye edildi. Mahkeme, bir belgede adı geçen kişinin AB Bakanı Egemen Bağış’ın akrabası olup olmadığının da araştırılmasına karar verdi.

Tutuklu sanıklar emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Varol Bülent Aral ve Ruhi Abat dışındaki tüm tutukluların hazır bulunduğu duruşmada Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü sanık Binbaşı Haydar Yeşil ek savunmasını sürdürerek tamamladı.

Tutuklu sanık Binbaşı Haydar Yeşil, “Bana ait olduğu iddia edilen hard diskteki açık kaynaklardan alınan bilgi ve belgeler için İlker Çınar’ın bilirkişiliğine başvurulmuş. Ancak belgeler açık kaynaklardan alınmış ve yazıların kime ait olduğu bellidir. İlker Çınar’ın ifadeleri yönlendirici ve kurgulanmıştır. Sayın Savcı iddianamede hükümeti o kadar aciz duruma sokmuş ki, bir tane slayt ile hükümeti yıkıyorsunuz. Bu Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne hakarettir” dedi.

Hard diskte Cüneyt Zapsu ve BİM ile ilgili belgenin açık kaynaktan alınmış olunduğunu, bu belgenin kendisi ve jandarma tarafından hazırlanmadığını, belgenin açık kaynaktan alınan dönemde BİM’e yönelik saldırıların olduğunu ve o dönemde İstihbarat Şubesi olarak bu kurumla ilgili açık kaynaktan bilgi almalarının normal olduğunu savunan Haydar Yeşil, “Yazan belli, yayınlayan belli, ama açık kaynaktan alıp okuyan suçlu. Açık kaynaktan bir haberi almış okumuşum, bundan dolayı suçlanıyorum. Bu belgeyi yayınlayan sitenin adresi bellidir. İlker Çınar, ilk iki ifadesinde görmediğini söylediği bu belgeyi üçüncü ifadesinde gördüğünü söylüyor. Hard diskten çıkan belge hükümeti yıkmaya yönelikse yayınlayan site bellidir. Savcı yayınlayanı bulup, hesabı sormalı. Benim açık kaynaktan almış olduğum belge için akıl almaz suçlamalar yapılıyor” diye konuştu.

Hard diskteki Jandarma Genel Komutanlığı’nın Hizbullah’la ilgili bir raporu konusunda açık kaynaktan alınmış bir belge bulunduğunu belirten Yeşil, “İlker Çınar, bu belge için ilk ifadesinde bu belgenin Ruhi Abat tarafından hazırlandığını, ikinci ifadesinde ise Abdullah Atılgan tarafından hazırlandığını söylemiştir. İlker Çınar bu belgenin misyonerlik ve Fethullah Gülen cemaati aleyhine hazırlandığını söylemiştir. Ancak bu belgede misyonerlik ve Fethullah Gülen cemaati ile ilgili tek bir bilgi yoktur. Bu belge açık kaynaktan basından alınmış bir belgedir. İlker Çınar’a savcılık tarafından cevabı içinde sorular sorulmuştur” şeklinde iddialarda bulundu.

İlker Çınar’ın verdiği 12 ifadesinde Orhan Kemal Cengiz ile ilgili tek bir kelime konuşmadığını, ancak 13. İfadesinde Orhan Kemal Cengiz’e karşı çalışma yapıldığını söylediğini aktaran Yeşil, “Hard diskteki belgeler açık kaynaklardan alınmış haberler, makalelerdir. Hard disk içinde bulunan ve yazılı ve görsel medyadan aldığım belgelerden dolayı darbeye teşebbüsle suçlanıyorum. Benim almış olduğum ve okuduğum o haberlerden dolayı diğer sanıklar da suçlanıyor. İddianamede İlker Çınar’ın ifadesinin dışında tek bir belge ve delil yoktur. Dava dosyası cinayet davasından çıkartılarak misyonerlikle kurumlar ve akademik çalışma yapanlar yıpratılıyor. Bu dosya ile Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı aciz bir şekilde gösterilmiştir. İstihbarat Şube Müdürlüğü yapmamış olsaydım, ne misyonerlerden, ne de Fethullah Gülen grubundan haberim olmayacaktı” ifadelerini ileri sürdü.

Tutuklu sanık istihbarat astsubay Murat Göktürk ise, sanık Hüseyin Yelki’nin gece yarısı cezaevinden getirtilerek tanık sıfatıyla ifadesinin alındığını, ancak Yelki’nin bu ifadesinde daha önce hiçbir ifadesinde belirtmediği konuları aktararak, kendisine iftira attığını iddia etti. Göktürk, “Ben jandarma istihbaratta çalıştım ama JİTEM’ci değilim. JİTEM’in içinde çalışmış ve görev almış değilim. 32 aydır tutukluyum, cezaevinde babamı kaybettim. Ailem mağdur durumda. Tahliyemi talep ediyorum” dedi.

“KENDİSİ BANA ANLATTI..

Zirve Yayınevi davasının 90. duruşmasının ikinci oturumunda tutuklu sanık Uzman Çavuş Mehmet Çolak, TÜBİTAK’ın dosyadaki ses kayıtları için seslerin kime ait olduğunun belirlenmediği şeklinde rapor gönderdiğini, buna karşın yaptırılan iki ayrı bilirkişi raporunun birbirinden farklı olduğunu söyleyerek, “İlk bilirkişi raporu ile ikinci bilirkişi raporu birbirinden farklı. Haber elemanı ile görüşmek suç değil. Ben Malatya’da yapılan hiçbir toplantıya katılmadım” dedi.

Tutuklu sanık Uzman Çavuş Adem Gedik ise, “Ses kayıtlarında ben vardım. Benim olduğum ortamda Mehmet Çolak ve Murat Göktürk yoktu. Bunu en başta söyledim. İkinci ses çözüm raporunda bana ait olmayan kısımlar bana aitmiş gibi yazılmış. Hiç kimse bana kanunsuz görev vermedi. Bende böyle bir görev yapmadım” diye konuştu. 

Sanık Hüseyin Yelki, kendisinin tanık olarak vermiş olduğu ifadesine karşın diğer sanıkların yaptığı savunma için, “Hepsine toplu olarak cevap vereceğim” dedi. Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa’nın “Tanık olarak ifade verirken yönlendirme oldu mu, baskı yapıldı mı?” sorusuna da sanık Hüseyin Yelki, “Savcılıkta herhangi bir yönlendirme olmadı. 4 Ekim’de vermiş olduğum beyanlarımdan sonra bazı beyanlarım var. Onları daha sonra vereceğim. Levent Ercan Gelegen askerliğini 1999’de Malatya’daki Çakmak Kışlası’nda yapıyor. Komutanı Kahramanmaraşlı. 1999’da askerliği bitiyor, 2000 yılında misyonerlerin arasına giriyor. Bunu komutanın isteği ile yapıyor. Bunları kendisi bana anlattı” iddialarında bulundu. 

Avukatının “Hüseyin Yelki’nin akıl sağlığı ile ilgili olarak rapor aldırılması” talebiyle ilgili olarak da sanık Hüseyin Yelki, “Akıl sağlığım yerinde” dedi.

Tutuklu bulunduğu Elbistan Cezaevi’nden görüntülü sistemle duruşmaya bağlanan sanık Varol Bülent Aral, “1995 yılında DHKP-C’ye üye olduk. Bombalı olaylara karıştık. Ancak hiç kimse ölmedi” diye konuştu. 

“Birilerinin artık beni ciddiye alma zamanı geldi” diyen sanık Aral, yakında hakim ve savcılara yönelik saldırılar olacağını öne sürdü. Suriye Özgür Ordusu benzeri Türkiye’de Türkiye Özgür Ordusu’nun kurulacağını ileri süren Aral, “Alevileri bir takım paşalar öldürtüyor” iddiasında bulundu. 

Zirve Yayınevi davası ile ilgili olarak yeni bilgiler vermek için savcılığa ifade vereceğini söyleyen sanık Varol Bülent Aral, “Sizi duruşmalarda bilerek tehdit ettim (Mahkeme başkanına). Diğer sanıkların samimiyetlerini kazanayım diye sizi tehdit edip hakaret edince Mehmet Ülger ile Levent Ercan Gelegen çok iyi konuştular. Ruhi Abat’ın ağzı sıkıymış, konuşmadı. Savcı bey çağırınca hepsini ayrıntılı olarak açıklayacağım” dedi.

Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, Varol Bülent Aral’ın “Cezaevi girişinde Mehmet Ülger bana ‘Bülentçiğim ancak bu çocukları bulabildik, ne yapalım’ dediğini hatırlatması üzerine sanık emekli Albay Mehmet Ülger, “Biz hiçbir zaman Varol Bülent Aral ile cezaevine geliş ve gidişlerde karşılaşmadık. Tamamen iftiradır. Zamanı, saati söylesin, kim o zaman görevliyse burada dinlensin” dedi. O esnada söz alan sanık Cuma Özdemir, “Ben böyle bir şey duymadım” dedi.

GİZLİ TANIĞIN CEZAEVİ MAAŞ TALEP DİLEKÇESİ

Davanın tutuklu sanıklarından emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un avukatı İlkay Sezer, sanık ve gizli tanık İlker Çınar’ın sürekli yalan söylediğini ve Hurşit Tolon’un da şuanda İlker Çınar’ın ifadelerinden dolayı bu davada yargılandığını belirterek, İlker Çınar’ın girmediğini söylediği askeri cezaevinden maaşını istemek için yazmış olduğu 24 Eylül 1993 tarihli dilekçenin mahkemeye intikal ettirildiğini belirtti. “Komutanlık önüne” başlıklı ve “Özü: cezaevinde tutuklu iken maaş alma hakkında” üst başlıklı mektupta şu ifadeler yer alıyor:

“13 Eylül 1993 tarihinden itibaren 33 Mknz P. Tug. 2. Sınıf Askeri Cezaevi’nde tutuklu olarak bulunmaktayım. Adıma tahakkuk edilen, maaşımın Askeri Cezaevi kanalı ile bildirilmesini, ödenmesini arz ederim.” 

Gizli tanık ve sanık İlker Çınar, herhangi bir cezaevinde kalmadığını iddia etmişti.

JİTEM konusunda emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un avukatı İlkay Sezer ile bir süre konuşan Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, bazı orgenerallerin “JİTEM’i duymadı” ifadeleri ile ilgili olarak, “Yaşadığım hadiseleri bana anlattırıp, gazetelere beni manşet yaptırmayın. 1999-2004 yılları arasında Mardin’de çalıştım. O bölgede çalışıp da (Büyükanıt ve Hasan Kundakçı için) JİTEM’i duymadıysa bana garip geliyor” dedi. 

BAKAN BAĞIŞ’IN AKRABALARININ TESPİTİ İÇİN KARAR

Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme heyeti, ara kararlarını açıklayarak, savcılığa dava ile ilgili olanak tanık sıfatıyla ifade veren sanık Hüseyin Yelki’nin tahliyesine karar verdi. Mahkeme heyeti, harddiskte çıkan bir belgede ismi geçen Emanuel Bağış adlı misyonerin Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın akrabası olup olmadığının araştırılması için Malatya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şubesi’ne yazı yazılmasını da kararlaştırdı. Mahkeme heyeti, Ergenekon ve Balyoz davalarının gerekçeli kararlarının istenmesine de karar verirken, Ankara’daki Kozmik Oda soruşturmasının sonuçlanmasının da beklenilmesine karar verdi. Mahkeme, duruşmayı 16 Aralık 2013 tarihine erteledi.

BİR TAHLİYE..

Zirve Yayınevi davasında, tanık olarak mahkemeye yeni ifade veren tutuklu sanık Hüseyin Yelki tahliye edildi. 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."