You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim
Opel Reklam
Malatya Haber -

‘Omuz Omuzayız..’

‘Omuz Omuzayız..’
  • 27.12.2015

1 Mayıs İşçi Bayramı Malatya’da da KESK’in öncülüğünde Milli Egemenlik Caddesi (eski Turan Emeksiz Caddesi) üst kavşağında kutlandı. Milli Egemenlik Caddesi Alt Kavşağı’nda toplanan gruplar cadde boyunca yürüyerek 100.Yıl Meydanı’na geldiler.

Aralarında CHP, BDP, EMEP, ÖDP ve İP ile ADD Malatya Şubesi mitinge destek verirken geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yılda Türk-İş İl Temsilciliği mitinge destek olmazken bu konfederasyona bağlı sadece Belediye-İş Sendikası ve Yol-İş Sendikası mitinge destek verdi. YGS mağduru öğrencilerin yanı sıra ataması yapılmayan öğretmenler de yürüyüş ve mitinge katıldılar.

Miting için polis geniş önlemler alırken, meydana yakın bölgelerde bariyer oluşturdu.

Mitingde konuşan KESK Dönem Sözcüsü ve Eğitim-Sen Şube Başkanı Ali Ekber Baytemur, “İleri demokrasiden dem vurmayı gelenek haline getiren hükümet, talepleri için mücadele eden, bu taleplerini toplumla paylaşmak için alanlara çıkan çeşitli kesimlere kulak vermek yerine, şiddet kullanmayı artık alışkanlık haline getirmiş bulunuyor. Adeta bir korku imparatorluğu yaratan iktidar, neredeyse sokağa çıkan herkesi 2911 Sayılı Yasaya aykırı davranmaktan cezalar vermekte veya açılan ceza davaları ertelenerek başka eylemlere katılım engellenmektedir” dedi.

Miting başlamadan önce CHP Milletvekili adayları Veli Ağbaba, Ali Dağdelen, Dila Boztepe ve Güzide Yıldırım’ın yanı sıra BDP’nin desteklediği bağımsız aday Kani Şavata platforma çıkarak mitinge katılanları selamladılar.

KESK Dönem Sözcüsü ve Eğitim-Sen Şube Başkanı Ali Ekber Baytemur, miting düzenleme komitesi adına yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bizler bu ülkenin işçileri, kamu emekçileri, meslek sahipleri, emeklileri, işsizleri, yoksulları, kadınları, gençleri olarak, tüm dünya emekçileriyle birlikte 1 Mayıs alanlarında, emeğin bayramındayız.

Barış için, özgürlük için, demokrasi için, saygın bir iş için, savaşsız bir dünyada sömürüşüz, baskısız, insan onuruna yaraşır bir yaşam için birlikteyiz. Sosyal adalet, eşitlik, bağımsızlık ve sendikal haklarımız için 1 Mayıs 2011’de, başta Taksim olmak üzere tüm alanlarda,Malatya’da, bu meydanda, Emeksiz Meydanı’nda omuz omuzayız.

Dünyanın tüm işçilerinin-emekçilerinin, kapitalist sömürü ve baskıya, emperyalist saldırganlığa, her türlü ayrımcılığa karşı kol kola, omuz omuza vererek alanlara çıktığı 1 Mayıs bayramını coşkuyla bir kez daha coşkuyla selamlıyoruz.

1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Gün’ü hepimize kutlu olsun!

Dayanışmaya ve birlikte mücadeleye bugün her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Çünkü karşımızda, kazanılmış haklarımıza saldırıda tam bir işbirliği yapan uluslararası sermaye ve onun yerli işbirlikçileri var. Emperyalist-Kapitalist Sistem ve onun destekçisi siyasal iktidarlar, bizim tüm ezilenler olarak birlikte dayanışarak mücadeleyi örmede yaşadığımız eksikliklerden aldıkları güçle saldırılarını daha da pervasızlaşarak sürdürüyor.

İktidara geldiği günden beri işbirlikçi kimliği ile sermayenin hizmetinde olan AKP hükümeti, kazanılmış haklarımıza yönelik saldırı politikalarına hız vermiş bulunuyor.

Geçtiğimiz dönem “sermayeye af emekçilere saldırı” olan torba yasayı hayata geçiren AKP’nin emek düşmanı karakteri bir kez daha ortaya çıkmış bulunuyor. AKP iktidarı, kendini pek çok alanda kanun hükmünde kararname çıkarma konusunda süper yetkili kılan düzenleme ile yaklaşan seçimlerde yeni saldırı planları içerisinde olduğunu gösteriyor. AKP’nin saldırı politikalarını püskürtebilmek için sadece bu alanda değil, yaşamın her alanında güçlü bir dayanışmaya, mücadeleye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Kendine demokrat ve bildiğini okuyan AKP, Kürt sorunu, Alevilik, laiklik ve zorunlu din dersinin kaldırılması, YÖK, basın özgürlüğü, temel insan hak ve özgürlüklerine getirilen sınırlamalar konuları başta olmak üzere hayatın hemen hemen tüm alanlarında ikiyüzlü bir tutum izlemeyi sürdürüyor. Seçimlerde adaylara, partilere yasaklar konuyor. ‘İnsanlık Anıtı’nı yıktırarak aslında insanlığı yok ediyor. Sanata ve sanatçıya dahi tahammül edemiyor.

Demokratikleşmenin önündeki en önemli engel olan Kürt sorununun çözümsüzlüğü konusundaki ısrar devam ettirilirken, sorunu çözmek için gündeme getirilen “açılım” politikalarının içinin boşluğu, YSK kararı sürecinde ve sonrasında yaşanan gelişmelerde takınılan tutumla netleşmiştir.Öyle ki ; seçimlerde Kürt halkının iradesinden korkuyor, devrimcilerin ve sosyalistlerin iradelerinden korkuyor, emekçilerden ve kendine muhalif olan her kesimden korkuyor. İktidar bugün Kürt sorununa yaklaşımda, 2002 politikasına dönmüş ve “düşünmeseniz Kürt Sorunu yoktur” söylemini tekrar sahiplenir hale gelmiştir.

Toplumun geniş kesimlerinin demokratikleşme beklentilerini boşa çıkaran AKP, Ergenekon davasının yarattığı toplumsal etkiyi de kendi siyasal pozisyonunu güçlendirmek ve eski statüko yerine kendi statükosunu yaratmak için kullanıyor. Basılmamış kitaplar suç sayılıyor, gazeteciler, yazarlar düşüncelerinden ve yazdıklarından dolayı ceza evlerine dolduruluyor. Çünkü AKP İktidarı kendisine muhalefet edenlere tahammül edemiyor. -Bunun adına da ” ileri demokrasi” diyor. Bunları unutturmak ve toplumu maniple etmek için ” çılgın proje ” adıyla sermayeye kaynak yaratıyor; emekçiye sefalet.

İleri demokrasiden dem vurmayı gelenek haline getiren hükümet, talepleri için mücadele eden, bu taleplerini toplumla paylaşmak için alanlara çıkan çeşitli kesimlere kulak vermek yerine, şiddet kullanmayı artık alışkanlık haline getirmiş bulunuyor. Adeta bir korku imparatorluğu yaratan iktidar, neredeyse sokağa çıkan herkesin aleyhine 2911 sayılı yasaya aykırı davranmaktan cezalar vermekte veya açılan ceza davaları ertelenerek başka eylemlere katılım engellenmektedir.

En demokratik haklarını bile kullanmak isteyenler engellerle karşılaşıyor, şiddet görüyor ya da en son YGS rezaletini protesto eden liseli gençler örneğinde yaşadığımız gibi, başbakan tarafından porovakatör ilan ediliyor, tehdit ediliyor . ÖSYM tarafından yapılan sınavlarda güvenlik ve adaletin kuşkulara yer bırakmayacak şekilde sağlanmasını istiyoruz.

Kimsenin gençlerimizin geleceğiyle oynamaya hakkı yoktur. Gençlerimiz sınav cenderesinden bir an önce kurtarılmalı, sınavsız üniversite hakkı sağlanmalıdır.

Diğer taraftan, “Düşünce ve ifade özgürlüğü ile siyasi faaliyetler kapsamındaki suçlara bakan Özel Yetkili Mahkemeler, DGM’leri aratır duruma gelmiştir. Tutuklu insanlar ilk duruşmalarına çıkmak için bile aylarca hatta bazen yıllarca cezaevinde kalıyor.

Cezaevlerindeki tecrit koşulları ağırlaştırılarak günlük yaşam işkenceye dönüştürülüyor.

Tüm baskılara ve şiddete rağmen,
Emperyalizmin küresel saldırılarına karşı işçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs’ta, tüm dünyada işçi sınıfı ve ezilen halklar, eşitlik-özgürlük-kardeşlik-insanca yaşam ve güvenceli iş talepleri ile alanlarda.

Bu baskıya ve hak gasplarına inat sağlık emekçileri, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesinde 5 gün süren grevlerini kazanımla tamamlayarak, mücadele edilerek kazanabileceğimizi bir kez daha ispatladılar.

Onları buradan bir kez daha selamlamak istiyorum. Onlarca fabrikada, işyerinde, atölyede direnerek kazanan işçilere, emekçilere selam olsun !

Gün, Küresel sermayenin ve işbirlikçisi AKP’nin doğa, emek ve halk düşmanı
saldırılarını geri püskürtme günüdür. Gün;
• İşsizleştirme, güvencesizleştirme, sefalet ücretine mahkum etme politikalarına karşı; insanca yaşam, güvenceli iş ve güvenceli gelecek taleplerini birlikte haykırma günüdür.
• Irkçı, gerici, asimilasyoncu, inkar ve imha politikalarına karşı özgür, eşit haklar temelinde Kürt sorununun demokratik çözümü, barış ve kardeşçe bir arada yaşamı tesis için birlikte mücadele etme günüdür.
• F tipi ve diğer cezaevlerinde uygulanan tecride, hasta tutuklu ve hükümlülerin tedavilerinin engellenmesine karşı mücadele günüdür.
• Doğanın kar için talanına; HES’ lere, Nükleere karşı, yaşanılabilir bir çevre mücadelesini birlikte yükseltme günüdür.

Emeği ve alın teri ile yaşamı var eden bizler için başka bir dünya kurmak mümkün. Bizler emekten, eşitlikten, özgürlükten, barıştan ve adaletten yana bir ülke ve dünya kurmanın mümkün olduğunu biliyoruz. Böyle bir dünyayı kurmak, bizim ellerimizdedir.

Biz, bu ülkenin emekçileri;
Grevli toplu pazarlık hakkımız olduğunu ve bu hakkı kullanacağımızı buradan bir kez daha haykırarak, buna fiili olarak engel olunmaması,

Sendikal örgütlülüğün önündeki engellerin kaldırılması ,
İşsizliğin önlenmesini, kıdem tazminatı hakkımızın korunmasını, esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışma biçimlerinden vazgeçilmesini ,

4/B,4/C,50/D,4924 gibi statülerde çalışan sözleşmelilere kadrolu iş güvencesi sağlanması,

Asgari ücretin insan onuruna yakışır olmasını, vergi adaletsizliğinin giderilmesini ,

Taşeronlaşma ve kayıt dışı ekonominin engellenmesini, özelleştirmelerin durdurulmasını,

Giderek artan iş cinayetlerine, esnek, güvencesiz, performansa dayalı çalıştırma, taşeronlaştırma ve özelleştirme uygulamalarına son verilmesi,

Başta eğitim ve sağlık olmak üzere tüm kamu hizmetlerinde ticarileşmeye son verilerek, herkese eşit, parasız, demokratik, bilimsel, anadilinde eğitim hakkı tanınması, savaşa değil; sağlığa ve eğitime bütçe ayrılması,

Ataması yapılmayan öğretmenler, KPSS sınavlarına giren gençlerimizin gelecek hayallerinin kopya ile çalınmasına son verilmesi, hakkettikleri kadrolarda güvenceli atama koşullarının yaratılması,

Tüm kamu ve özel işyerlerinde işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri alınması, meslek hastalıklarına karşı kamusal bir hizmet olarak korunma sağlanması, kurum tabipliklerinin ve kreşlerin yeniden tesis edilmesi,

Aynı ya da benzer işi yapan emekçilerin mali ve sosyal haklardan eşit yararlandırılması, eşit işe eşit ücret ilkesinin yaşama geçirilmesi,

Cins ayrımcı uygulamalar ve kadınları eve hapsetme politikalarının, kadına yönelik şiddetin, çocuk istismarının son bulması, tecavüzcülerin, şiddet uygulayanların korunmadığı, polis şiddetinin teşvik edilmediği adil bir yargılama için toplumsal adaletin tesis edilmesi,

Emekçilere dayatılan angarya ile zorunlu mesai öğle tatili gaspına son verilmesi, yeterli sayıda kadrolu personel alınması,

Engellilerin toplumsal yaşama eşit bireyler olarak katılmasının sağlanmasını,

1 Mayıs 1977′ nin aydınlatılmasını ve kaybettiklerimizin faillerinin bulunmasını, adalet önüne çıkarılmasını,

Tüm çalışanlara, insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanması, çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi taleplerimizle;

1 Mayıs’ta yine ülkenin dört bir yanında alanlardayız.

İnsanın insanı sömürmediği; hiçbir halkın dil, din, kültür farklılıkları nedeniyle baskı görmediği;

İnsanların açlıktan ölmediği; çocukların savaşlar sonucunda anasız babasız kalmadığı;

Doğanın talan edilmediği; nükleerin, asit yağmurlarının, kanser vakalarının, sakat doğumların, GDO’lu gıdaların olmadığı;

Milyonların işsizliğe, açlığa, sefalete ve güvencesizliğe mahkum edilmediği;

Türkiye’de ve bütün dünyada barışın, kardeşliğin, güvenceli yaşamın, adaletin ve dayanışmanın hüküm sürdüğü bir gelecek yaratmak için mücadelemize kararlılıkla, azimle, inançla devam edeceğiz.

Sesimizi dünyadaki sınıf kardeşlerimizle birleştirmek ve milyonları ortak taleplerde buluşturmak için,

Bize reva görülen açlığa, İşsizliğe, güvencesizliğe, işgale, savaşa ve sömürüye karşı, barışı, kardeşliği ve yaşamı savunmak için.

1 Mayısta Alanlardayız. Yaşasın 1 Mayıs ! Yaşasın Birlik, Mücadele Ve Dayanışma Günümüz!”

Kutlamalar halayların çekilmesiyle sona erdi.

FOTO: Selahattin GÖKATALAY- Yaşar KARAASLAN

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."