Final

Örnek Resim


Arion

Malatya Haber -

‘Rektör Üniversite Dışından Olmalı”

‘Rektör Üniversite Dışından Olmalı”
  • 26.12.2015

İstanbul Üniversitesi rektörü hemşehrimiz Prof.Dr. Mesut Parlak’la, Sabah Gazetesi’nden Balçiçek Pamir röportaj yaptı.

İşte o röportaj:

Üniversitenin her yerine zoom yapan kameralar koyduk

İstanbul Üniversitesi Rektörü Parlak: Önceleri çok tecrübesizdik. Şimdi olay çıkarılan yerlere kamera koyduk. Nefes alış verişlerini bile tespit edebiliyoruz.

Bugünkü Pazartesi Sohbeti konuğum, yaklaşık 60 bine yaklaşan öğrenci sayısıyla İstanbul Üniversitesi’nin rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak. Parlak son günlerde yaşanan provokasyonlara dikkat çekerek “Türkiye’nin her yerindeki rektör arkadaşlar dikkatli olmalı çünkü gençleri yine kavga içine çekmeye çalışanlar var” dedi ve ekledi: “Biz önlemlerimizi aldık.”

* Öğrenciler arasında bir hareketlenme mi var? Niye uyarmak ihtiyacındasınız? -Öncelikle unutmayalım ki İstanbul Üniversitesi gençliği tüm Türkiye için çok önemlidir. Bu kapının önünde bir kibrit çakılsa tüm Türkiye’yi kaplar. O yüzden hareketlenmeler başlayınca uyarmak zorundayız.

* Ne gibi hareketler bunlar? -Açık konuşalım. Belli takımlar, belli odaklar düğmeye basarak olay yaratmaya, öğrenci eylemlerini örgütlemeye çalışıyor. Tam başlamadı ama başlatılmak isteniyor. Eli kanlı örgüt üniversitelere el atıyor.

* PKK’dan bahsediyoruz. -İnternette orada burada yapılanıyor, öğrenciyi rahatsız ediyorlar. Biz hazırlıklıyız.

* Nasıl bir hazırlık yaptınız? -Açıkca söyleyeyim, geldiğimizde amatördük. Birtakım şeylerin tümünü görme yetimiz yoktu. Birtakım olaylar oluyordu sonra kimin yaptığını belirleyemiyorduk. Şimdi her yere kameralar koydurduk.

* Her yere mi? -Yani tam her yere değil de, yıllardır en çok olay çıkarılan, rahatsızlık yaşanan çoğu yere koydurduk. Bu kameralar kendi yavrularımızı korumak için. Bu kameralar başka amaçla kullanılmıyor.

* “Kameralar sayesinde öğrenciler fişleniyor” deniliyor. -Hiç ilgisi yok. Benim çocuğum da bir olayın içinde olabilir.

* Eskiden kameralarda zoom yapan sistem yokmuş. Sonradan taktırmışsınız. Evet yoktu. Şimdi hepsinde var. Bizi bu yönde bir karar almamız için güvenlik güçleri yasal olarak uyardı. Örneğin eskiden kamerada çocukları tespit ediyorduk,ceza veriyorduk. Onlar da yargıya gidiyorlardı. Yargı belge istiyor tabii. Uzun lafın kısası zoomlayan, yakınlaştıran kameralar net olarak tespit ediyor. Nefes alış verişinizi bile kaydediyor.

* Bütün bunları önlem amacıyla yaptığınızı söylüyorsunuz. Ama üniversitede kamera fikri benim hoşuma gitmiyor. Özgürlükler kısıtlanıyor. -Peki ben size sorayım. Çocuğunuz sınava girecek kafasına sınava girmemesi için nacakla vuruyorlar. Öğrencilerin sınava girmesi, derslere devam etmesi engelleniyor. Amaç eğitimi engellemek, olayları büyütmek. Siz güvenliği olmayan bir yere çocuğunuzu yollar mısınız?

* Peki niye şimdi kaynama başladı sizce? -İmralı’dakine af isteği, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi ülkeyi karıştırma taktiği. Bütün bunlar etkili tabii. Önce öğrencilere el atıyorlar. Biz buna izin vermeyeceğiz. Bazı kesimler İstanbul Üniversitesi’nde eskisi gibi olaylar olmamasından son derece rahatsız.

* Nedense öğretim üyeleri arasında kıskançlık çoktur.Üniversiteler kaynayan kazan gibidir. Katılıyor musunuz? -Kesinlikle katılıyorum. Osmanlı döneminden beri kıskançlık var (Gülüyor). Daha da komiği sürekli birbirlerini ihbar ediyorlar. Biri “Ben niye profesör değilim” diye takılır. Öteki “Niye dekan rektör olamadım” diye dertleniyor. Böyle sürüp gidiyor bu durum.

* Size şikâyete geliyorlar mı? -Gelmez olurlar mı? Şikâyet edeni biraz oyalayıp, şikâyet edileni de hemen çağırıp yüzleştiriyorum. Öyle olunca artık bana gelmekten vazgeçtiler.

* Cerrahpaşa’da öğretim üyeleri hakkında 41 soruşturma varmış. -Onların üçü YÖK’ten diğerleri savcılıktan. Bizimle alakası yok yani. İhbar mekanizması başka türlü işliyor (Gülüyor)

* Yani koskoca adamlar birbirlerini savcılığa mı ihbar ediyor? -Hangi açıdan koskoca dediniz?( Gülüyor) Bilim açısından gelişmemiş diyelim isterseniz. İşini seven, işini yapan, başarılı insanların bu tip ihbarlarla işi olur mu Allah aşkına? Sonra yiğitsen ihbara ismini yaz. Üst makamların bu ihbarları ciddiye alması olacak şey değil.

YÖK CİDDİYE ALIYOR

* YÖK isimsiz ihbarları ciddiye mi alıyor, doğru mu? -Evet. Adamın biri filanca öğretim üyesi şudur diye bir yazı yazıyor. Gösterdiği adres mezarlık. Ama nedense YÖK bunu ciddiye alıyor ve araştırın diye bize yolluyor. İhaleler için çokça ihbar yapılıyor örneğin. Yani bir bakıma ihbar mekanizmasını teşvik ediyor. Olacak şey mi bu? Mesaimizi boşuna alıyorlar. Ayrıca ben aslında hangi öğretim üyesinin örneğin muhafazakâr olup olmadığını çok iyi bilirim. Üniversite son derece muhafazakâr öğretim üyeleri de var.

* Bilip ne yaparsınız? Resmi makamlara bildirir misiniz? -Olur mu öyle şey? Bana ne, ne olduğundan. Ayırım yapılır mı insanlar arasında? Benim ilgilendiğim oturdukları koltuğu siyasi ideoloji için kullanıp kullanmadıkları. O zaman devreye girerim. Gerçekten bölücü bir durum varsa devreye girer, önlem alırım.

* Ne yaparsınız? -Gereğini yaparız. 24 saatte üstelik. Cerrahım ben. Yoksa adam amcasının cenaze namazını kılıyor diye insanları fişleyeceksek, bu ülkede çok tartışılacak iş var demektir. Böyle bir şey ortalığı çok gerer.

 

* Nobelli yazarımız Orhan Pamuk’a dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerden ders vermesi için teklif geliyormuş. Siz de teklif götürdünüz mü? -Hayır götürmedim. Bir Türk yazarının Nobel alması gerçekten de güzel bir şey ama benim içim buruk. Sanıyorum kendisi de bu durumun sonradan farkında oldu. Bu ulusun bu birlikteliğin bölünmez bütünlüğünü bozmak adına, bizi bir takım şeyleri yapmış gibi gösterip de dışarıdaki insanlara hoşgörülü, şirin gözükmek adına yapılanlar benim içime sinmiyor. Orhan Pamuk’u üniversitemde bu yüzden istemem, ders veremez.

* Çok şaşırdım. Üniversite özgürlükçü düşüncenin egemen olduğu yer değil midir? Pamuk çok önemli bir yazar. -Bakın biz burada Ermeni Konferansı yaptık. Belgeye bilgiye dayalı olsun deyince konuşanlar bir bir sustu. Orhan Pamuk sen yapamazsın bunu, senin ilgi alanın değil. Cumhuriyet kazanımlarına bağlı olmayan bir insanın üniversitemde ders vermesini istemem. Belki bir akademisyene yakışmayacak sözler bunlar ama olan biten içime sinmiyor. Bir insan büyük olabilir ama…

* Ya Yaşar Kemal? -Yaşar Kemal de büyük yazar. Gerilla lafını ağzından kaçırdığını düşünüyorum. Ama bu lafa ben alındım doğrusu. Buruldum. Bu ulusun güzelliği Çerkeziyle, Lazıyla, Alevisiyle, Kürdüyle, Sünnisiyle birlikte olmaktır. Çok severim Yaşar Kemal’i, ama onun ders vermesi de zor.

 

* İstanbul Üniversitesi’nin bütçesi ne kadar? -Yaklaşık 850 trilyon. Yıllardır yalvarıyorum bu bütçeyi ben yönetmeyeyim diye. Holding yönetiyor gibi hissediyorum. Lokantamız var, tatil köyümüz var. Kantinleri işletiyoruz. Bir rektörün ne işi var bunlarla? Sürekli ihale açıyoruz. Müteahhit miyim ben ihale açıyorum? İki tane evim var, olur da yanlış bir şey yaparım onlar elimden gider diye korkuyorum. Rektörün sahip olduğu güç beni endişelendiriyor. Allahtan çok iyi bir kadrom var da ihaleleri titizlikle inceliyorlar. Üstelik hepsi kadın. Burası Amazon Cumhuriyeti diye takılıyorum bazen. Paraları kadınlar yönetiyor.

* Peki sistem aslında nasıl olmalı? -Öncelikle rektörler üniversite dışından olmalı. Çünkü aynı üniversiteden olunca kararlar duygusal olabilir. İki rektör atanabilir. Biri holdingle uğraşacak, diğeri manevi açıdan önemli olacak, tonton amca gibi gezinecek ortalıkta.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."