SON DAKİKA
SON DEPREMLER

Rüzgar Değişti, Birden Hatırladı!

0
Güncellendi - 2015-12-28 01:02:24
Rüzgar Değişti, Birden Hatırladı!
A- A+ PAYLAŞ

AKP Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, 1999 yılında Malatya'da meydana gelen ve "Türban Olayları" diye de bilinen, kendisinin bir süre gözaltına alınıp serbest bırakıldığı, tutuklanmadan "idam" istemiyle yargılandığı olaylarda yaşadıklarıyla ilgili, iki yıl arayla iki ayrı gazeteye farklı açıklamalarda bulundu. AKP Milletvekili Şahin, hükümet yanlısı YENİ AKİT GAZETESİ'nde 23 Aralık 2014 Salı günü "İşkence arası namaz molası" başlığıyla yayınlanan gözaltı süreci ile ilgili haberde, kendisine işkence edildiğini belirtirken, daha önce kendisinin de dile getirmediği bir iddiayı gündeme taşıdı. Şahin, kendisine işkence eden polisler arasında bugün Paralel Yapı olarak adlandırılan, geçtiğimiz günlerde hakkında yakalama kararı çıkartılan Fetullah Gülen yanlısı polislerin bulunduğunu, işkence yaparken namaz molası vermelerinden bunu anladığını anlatıp, "Fetullahçı" da denilen bu yapıya suçlamalarda bulundu. Ancak, aynı Mustafa Şahin'in, aynı dönem olayları ile ilgili olarak, AKP ile Fetullah Gülen cemaati arasında herhangi bir sorunun bulunmadığı, "gül gibi geçinip gittikleri" dönemde, 15 Ekim 2012 Pazartesi günü Gülen yanlısı gazetelerden BUGÜN GAZETESİ'nde yayınlanan röportajında ise, aynı olaylarla ilgili olarak bugün dile getirdiği "işkenceye namaz molası- Paralel Yapı" iddialarının hiçbirinden bahsetmemiş olduğu görüldü.

İki yıl arayla, aynı olaylara ilişkin, çok ciddi detaylarla ilgili farklı konuşan Mustafa Şahin'in, halen ABD'de yaşayan emekli Vaiz Fethullah Gülen'in liderliğini yaptığı, bugün Paralel Yapı da denilen yapıya karşı girişilen operasyonların ardından söylediklerinden hangisinin doğru olduğu yolunda kuşku yarattı. Bugün Gazetesi'ndeki eski haberi hatırlayanlar, son olarak Yeni Akit Gazetesi'nde yer alan açıklamaları nedeniyle, Mustafa Şahin'in "olayları zamana ve zemine göre değerlendirdiği, detaylandırdığı ve aktardığı" yorumlarını yaptılar.

YENİ AKİT'TEKİ SON HABER..

Mustafa Şahin'in Yeni Akit Gazetesi'nin 23 Aralık 2014 Salı günkü (dün) sayısında "İşkence arası namaz molası" başlığıyla yayınlanan haberi şöyle:

"İşkence arası namaz molası

AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, kendisinin de aralarında bulunduğu yüzlerce kişiyi 28 Şubat sürecinde işkence tezgâhından geçiren işkencecilerin arasında paralel yapı üyelerinin de bulunduğunu söyledi.

(Son güncelleme: 23 Aralık 2014 07:54 Yeni Akit haber bugün 40.176 defa, bu haber 4.237 defa okundu.)

MUHAMMET KUTLU / TBMM - 28 Şubat darbesi döneminde açılan ve “Malatya Davası” olarak anılan dava sürecinde kendisi de insanlık dışı işkencelerden geçirilen AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, kendilerine o dönemde işkence yapanların arasında paralel yapı elemanlarının da bulunduğunu söyledi.

 “İşkenceciler arasında, namaz vakti geldiğinde ‘ben namaza gidiyorum, sen devam et’ diyerek işkenceyi arkadaşına bırakıp namaz molası verenler vardı” diyen Mustafa Şahin, “Gözlerimiz bağlıydı, göremedik yüzlerini. Ama diğer arkadaşlar da çıktıktan sonra sohbetlerde bunların paralel yapı denilen o cemaate mensup olduklarını değerlendirdiler. Ben de bu kanaate sahibim” ifadelerini kullandı. 

“NAMAZ KILAN MÜSLÜMAN NASIL İŞKENCE YAPAR?”

Gazetemize konuyla ilgili açıklamada bulunan Şahin, “İşkence yaparken namaz molası veriyorlardı. Allah’a inanan, namaz kılan Müslüman nasıl işkence yapar? Bu yüzden ben bunların arasında paralel yapı üyelerinin olduğuna inanıyorum. O dönemde evlerinden alınıp, işkence tezgahlarından geçirilen çoğu arkadaş da bu şekilde düşünüyor” dedi.

“ONLARDAN KİMSE TUTUKLANMADI”

“28 Şubat sürecinde, Malatya’da birçok İslami duyarlılığı olan arkadaşımız işkence görürken, paralel yapıdan kimsenin bırakın işkence görmeyi, tutuklandıklarını bile görmedik” tespitini paylaşan Mustafa Şahin, “Paralelciler, tutuklanan insanları ayıplıyorlardı. Müslüman arkadaşların sivil toplum kuruluşlarının yaptıklarından paralel yapı hep rahatsız oldu. Bu paralel yapı, ya bize tabi olursunuz, ya da bertaraf olursunuz yaklaşımında bulundu. 28 Şubat darbesi döneminde alınan onca kişinin de bu nedenle onların parmağı olabileceğini düşünüyorum” dedi.  

“BUNLAR DERİN DEVLETİN İÇİNDE”

“Şu ana kadar paralel yapının ortaya çıkan kısmı, aysbergin görünen yüzüdür” diyen Şahin, şu görüşleri paylaştı: “Derin devletin içinde bunların kesinlikle olduğu kanaatindeyim. Yıllardan beri bu ülkede mütedeyyin ne kadar insan varsa onlara bir defans koymuşlar, rezerv koymuşlar. Buna karşılık, herkesin bildiği gibi, Müslümanların dışındaki her kesimle sarmaş dolaş olmuşlardır.”

“28 ŞUBAT’IN MERKEZ ÜSSÜ OLARAK BELİRLENDİ”

“Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da dikkat çektiği gibi, Malatya İslam’ı en iyi yaşayan yerlerden biridir. Malatya bugüne kadar resmi ideolojinin dayatmalarına boyun eğmeyen, dik duruş sergileyen bir ilimiz olmuştur” ifadelerini kullanan Şahin, “Malatya’nın bu duyarlılığını, en son 1997’deki 28 Şubat sürecinde gördük. Yüzde 70’lerle Ak Parti’yi desteklemelerinde gördük. 28 Şubat depreminin merkez üssü, bu özellikleri nedeniyle maalesef Malatya olarak belirlenmişti. Yüzlerce hemşerimizi mağdur ettiler” dedi. 

“SÜREÇ TAMAMLANDIĞINDAN ŞİKÂYET EDEMEDİK”

Mustafa Şahin, mağdur olan yüzlerce kişinin davanın yeniden görülmesi ve kendilerini mağdur edenleri şikâyet için başvurmak istediğini, ancak hukuki süreç tamamlandığı için bunun mümkün olamadığını anlattı. 

“BİZİMLE BİRLİKTEYMİŞ GİBİ DAVRANIP İHANET ETTİLER”

Bugüne kadar hiçbir Müslüman yapıyla bir araya gelmeyen paralel yapının, bir süre mecburen AK Parti ile birlikteymiş gibi davrandığına dikkat çeken Mustafa Şahin, “Bizimle yol arkadaşlığı yapıyor gibi davranıp, kendi çıkarlarına kullandılar. Kendi işlerini yürütmeye çalıştılar. Ben il başkanıyken de bunlara uzak durdum. Kendilerine çeşitli imkânlar sunulmasına rağmen onlar ihanet ettiler. Biz her zaman her şeyi affederiz ama ihaneti hiçbir zaman affetmedik” şeklinde konuştu.

Şahin, paralel yapının ihanetlerinin ortaya çıkmasının ardından Malatya’daki eğitim kurumlarında yapıya bağlı eğitim gören öğrencilerin yüzde 80’inin cemaati terkettiğini söyledi."

BU DA PARALEL YAPININ GAZETESİNDE 2 YIL ÖNCE YAYINLANAN HABER!..

AKP Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, 2 yıl önce, 15 Ekim 2012 Pazartesi günü ise, son bir yıldır AKP iktidarı tarafından Paralel Yapı olarak nitelendirilen, Fetullah Gülen cemaati yanlısı Bugün Gazetesi'ne, yine 1999'daki Malatya Türban Olayları ile ilgili olarak açıklamalarda bulunmuştu.

Şahin'in, 2 yıl önce Bugün'de yayınlanan haberinde, cemaat yanlısı polislerden, işkenceye namaz molası vs. gibi detaylardan eser bile yok. İşte, BUGÜN GAZETESİ'nde 2 yıl önce yayınlanan, Mustafa Şahin'in, olayları anlattığı haber:

"Mustafa Şahin BUGÜN'e konuştu

28 Şubat'ta Malatya'da yaşanan başörtüsü olayları nedeniyle idamla yargılanan AK Parti milletvekili Mustafa Şahin BUGÜN'e konuştu.

Şahin, o dönemde Ergenekon ve Balyoz sanıklarının şehirden çıkmadığını hatırlatırken "Tanımadığımız bilmediğimiz kişiler, esnafı dolaşıyor, halkı kışkırtıyordu" dedi

AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, Mayıs 1999'da Malatya'da yaşanan başörtüsü olaylarının, darbeye zemin hazırlamak için karanlık eller tarafından tertiplendiğini söyledi. Şahin, başörtülü öğrencilerin İnönü Üniversitesi'ne alınmaması ile başlayan ve cuma günleri devam eden olaylar nedeniyle, idamla yargılanan 52 kişiden biri. Katılmadığı bir eylemde yönetici olmaktan dolayı bir yıl idamla yargılandı ve sonunda beraat etti.  

İŞKENCE GÖRDÜM

Olayların yaşandığı cuma günü gece yarısı gözaltına alındığını ve gözleri bağlanarak Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldüğünü belirten Şahin, "Burada bir hafta tutuldum. Elektrik verilmesi dahil bir çok işkenceye maruz kaldım. Ben olayların olduğu gün işyerimden dışarı bile çıkmamıştım. Ben olayların olduğu gün işyerimden dışarı bile çıkmamıştım. Beni neden aldınız diye sorduğumda, 'Siz olayların potansiyel yöneticisi ve yönlendiricisisiniz' dediler" şeklinde konuştu.

Şahin, idamla yargılandığını ve davanın bir yıl sürdüğünü belirterek, "Beni idama mahkum etseler şeref duyardım. Darbecilerin idam ettiği Adnan Menderes ve arkadaşları bugün halkın gönlünde ama o zülümü işleyenler milletin vicdanın da mahkumlar" dedi.

İNGİLİZ AVUKATLAR ŞAŞIRDI

Yargılamaların devamettiği dönemde İngiltere kraliyet avukatları ile Birleşmiş Milletler’den avukatların davayı takip ettiğini hatırlatan Şahin, “Davayı takip eden avukatlar ‘bir bez parçası yüzünden idamla yargılama olur mu’ diye hayrete düşmüş” ifadelerini kullandı. Şahin, askerin sahibi olduğu dershaneyi ‘gidilme  yecek’ listesine aldığını vurgularken ayakkabı fabrikasının satış yaptığı kurumlara baskı yapıldığını dile getirdi.

GİZLİ ELLER TERTİPLEDİ

Olaylar okulların kapanmasına kısa bir süre kala başörtülü öğrencilerin dönemin Rektörü Ömer Şarlak’ın talimatıyla asker tarafından üniversiteye alınmamasıyla başladı. Askerin olayları bastırmak için şehre girmesiyle mayıs ayının son cuma günü sona erdi.

İlk tepkinin öğrenci velilerinden geldiğini belirten Şahin, “Daha sonra anlaşılmaz bir hal aldı. Tanımadığımız bilmediğimiz kişiler esnafı dolaşıp eyleme davet etti. Köylere afişler astılar. Halkı kışkırtmaya çalıştılar. Olaylar sırasında tepkileri mecrasından çıkarmaya yönelik provokasyon yaptılar. Bugün bakınca olayların arkasında darbe meraklılarının olduğunu görüyoruz” dedi.

28 ŞUBAT'TA KOMŞUM KAYBOLDU

28 Şubat günü evinin alt katında oturan dönemin İslami Dayanışma Vakfı Başkanı Yüksek Mimar İsmail Özer’in kaybolduğunu belirten Şahin, iki gün sonra Ankara Kalecik’te ortaya çıktığını ifade etti.

Şahin, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden aldığı Özer’in akli melekelerini yitirdiğini anlattı. Şahin, “Çok sürmedi 5. kattan düşerek hayatını kaybetti” dedi.

Ergenekon, Balyoz gibi davalardan yargılanan kişilerin o dönemde İnönü Üniversitesi’nden çıkmadığını hatırlatan Şahin, şöyle devam etti: “Rektör Fatih Hilmioğlu’nun ‘yüzde 95 ile gelseler bile iktidar olamazlar’ sözünü hatırlayın. Cumhuriyet mitinglerine öğrencilerin taşınmasını hatırlayın.

Ergenekon, Balyoz sanıklarının ve ulusalcıların üniversitede verdikleri konferanslara bakın. Bunların tümü insanları tahrik etmeye ve siyasi iktidara karşı bir darbenin zeminini hazırlamaya yönelik çalışmalardı.” Malatya’nın 1977 yılından sonra muhafazakar kimliği ile dikkat çekmeye başlayan bir il olduğunu dile getiren Şahin, bu nedenle hedef seçildiğini kaydetti.

Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’nun 1978 yılında bombalı paketle şehit edilmesiyle başlayan süreçte her zaman Alevi-Sünni çatışmasına sokulmak istendiğini sözlerine ekledi.

SİVİL BÇG'NİN MİMARI DİNLENİLECEK

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma 28 Şubat Alt Komisyonu, bu hafta sivil BÇG’nin mimarı olarak bilinen Başbakanlık eski Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu’nu dinleyecek.

Batı Çalışma Grubu’nun (BÇG) devamı niteliğindeki Başbakanlık Takip Koordinasyon Kurulu’nun (UTKK) başkanlığını yapan, Yazıcıoğlu, çarşamba günü komisyona gelecek.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen28Şubat soruşturmasında Başbakanlık bünyesinde kurulan UTTK’nın imzasız mektupları ihbar olarak kabul ederek itfaiyecilerden bürokratlara, öğretim görevlilerine kadar binlerce kişiyi takip ettiği ortaya çıkmıştı.

Yapılan fişlemeler hakkında karargaha UTTK aracılığıyla sivillere ilişkin bilgi verildiği deşifre olmuştu. Kurul, valileri Ankara Grubu’na izlettirmiş,dernek, vakıf, özel okul, yurt, pansiyon, dershaneler ve YAŞ mağdularını takibe aldırmıştı.

Yazıcıoğlu, bir süre önce 28Şubat’ın ABD Dışişleri Bakanlığı’nın gönderdiği‘çok gizli’ bir yazıyla başladığını öne sürmüştü. Yazıcıoğlu, yasak kalktığı takdirde elindeki gizli belgeleri açıklamaya hazır olduğunu açıklamıştı.

ÇETİN ÇİFTÇİ - GÖKHAN ÖZDAĞ - BUGÜN GAZETESİ

15 Ekim 2012 Pazartesi, 09:45"

UYARI: Sitemizde çoğunlukla muhabir arkadaşlarımızın imzalarıyla ya da mensubu oldukları basın kuruluşları kaynak belirtilerek yayınlanan üstteki haber benzeri araştırmalar, haberler, röportajlar, maalesef “emek hırsızı” –özellikle de biri sürekli olmak üzere- sözde bazı internet yayıncıları tarafından, ya aynen ya da küçük bazı değişiklikler yapılarak, kendi özel araştırmaları ya da haberleriymiş gibi kendi yayın organlarında yayınlanabilmektedir. Haber kaynağıyla ya da araştırmasıyla, istihbaratıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece gerçek gazetecilerin ‘kamuoyunun bilgisine sunulmuş’ emeğinin üzerine ‘çöküp’, gazetecilik- habercilik yaptıklarını zanneden ve böylece kamuoyunu da aldatanların bulunduğuna bir kez daha dikkat çekerken, söz konusu unsurları da ‘gerçek gazetecilerin emeğini çalmamaları’ konusunda uyarıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız