Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

‘Şimdi Fazla Konuşuluyor!.’

‘Şimdi Fazla Konuşuluyor!.’
  • 27.12.2015

2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün kızı Özden Toker, “Atatürk bizim eve çok gelirdi” dedi.

Konferansın açılışında konuşan Üniversite Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik, İsmet İnönü’nün milli mücadele kahramanlarından biri olduğunu anlattı.

“Bugün ismini taşımakla iftihar ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucularından ülkemizin ilk Başbakanı, 2. Cumhurbaşkanımız ve sevgili hemşerimiz İsmet İnönü’nün ölümünün 37. yılı dolayısı ile bir arada bulunuyoruz” diye konuşmasına başlayan Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik, konferansın konusuna dikkati çekti ve şunları söyledi:

“Ülkemizde anlama probleminin olduğunu biliyoruz. Anlatma problemi değil. Hemen hemen hayatın bütün noktalarında birbirimizi anlama problemimizin olduğunu biliyoruz. Birbirini anlamayan bireylerin, kurumların ülkelerine daha iyi hizmet etmeleri oldukça zordur. Umarım bu toplantı İnönü’yü anlama noktasında bir kapı aralamış olur”

Malatya Eğitim Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mesut Parlak ise bu ülkede demokrasinin mimarının daha doğrusu demokrasinin Mimar Sinan’ının İsmet İnönü olduğunu anlattı.

İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker, İsmet İnönü ailesinin 4. çocuğu olduğunu ve ailenin ilk çocuğu olan İzzet’in Kurtuluş Savaşı sırasında Malatya’da yaşamını yitirdiğini anlattı.

Toker, “Babamın babası Hacı Reşid Bey Bitlis kökenli bir aile. Onun babası Abdülfettah Efendi Bitlis’ten ayrılıp Malatya’ya yerleşiyor ve onun için bizim Malatyalılık hikâyemiz başlamış oluyor. Hacı Reşid Efendi okumak isteyince İstanbul’a gidiyor orada hukuk okuyor” dedi.

İsmet İnönü ve eşi Mevhibe İnönü’nün 1916’da evlendiğini ifade eden Toker, aslında komşu çocukları olan İsmet ve Mevhibe İnönü’nün birbirlerini nasıl gördüğünü aktardı.

“Annem pencere, kapı arkasından at sırtında eve gelen babamı görüyormuş. Babam annemi göremiyor. Babaannem annemle babamı evlendirmeye niyet edince babaannem bir ön görüşmeye gidiyor. Sonra kız tarafı babaannemlere oturmaya geliyor. Babam öyle rivayet edilir ki anahtar deliğinden annemi görüyor” ifadelerini kullanan Özden Toker, daha sonra İsmet İnönü’nün yaşamının cephelerde, Mevhibe İnönü’nün ise yaşamının cephe gerisinde geçtiğini kaydetti.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Mevhibe İnönü’nün bir kaç yıl Malatya’da kaldığını dile getiren Toker, şöyle konuştu:

“Cumhuriyet kuruluyor Ankara başkent oluyor. Annem ve babam Ankara’daki bağ evinde buluşuyorlar. Biz orayı bağ evi olarak bilirdik. Eşim gazeteci olduğu için her şeye isim takmasını severdi. Pembe Köşk demeye başladı. Şimdi Pembe Köşk olarak biliniyor. Babam 1925 yılında o evi almış. Daha sonra bu eve Atatürk istediği için daha büyükçe bir yemek odası yapılıyor. Atatürk eşinden yeni ayrılmış. Bir aile özlemi çektiği için bizim eve gelmekten çok hoşlanıyor. Arkadaşları ile beraber geliyor. Ondan sonra bir balo verilsin istiyor. O zaman şimdi müze olarak kullandığımız camekânlı kısım var, o ilave ediliyor.”

Annesi Mevhibe İnönü’nün İsmet İnönü ile evleninceye kadar Osmanlı gelenekleri ile yetişmiş bir genç kız olduğuna değinen Özden Toker, “Babam ve annem cumhuriyetin batıdan aldığı ve toplumumuza uydurduğu yaşam biçimini benimserken geleneksel kültüre de karşı çıkmadı, tam tersine ikisini olabildiğince bir arada yaşayacak biçimde davranmaya hep dikkat ettiler” dedi.

Konferansa katılan gençlerden ailesinde Kurtuluş Savaşı’na katılmış insanlar varsa onları öğrenmelerini isteyen Toker, “Sizin tarihiniz, sizin geçmişinizle bu memleketin tarihi meydana geliyor” diye konuştu.

Atatürk’ün haftanın bir kaç akşamı arkadaşları ile İsmet İnönü’nün evine yemeğe geldiğini anlatan Özden Toker, şunları kaydetti:

“Bir kaç defa Atatürk’ün katıldığı o sofrada yemek yedim. Atatürk o akşam hangi konu konuşulacaksa o konuyu bilen kişilerle geldi. Ciddi konulara geçmeden önce herkese özel bir konu ile değer verdiğini hissettirmeye çalışırdı. Herkesi bir nevi orada rahat ettirirdi. ‘Senin çocuğun hasta idi, ne oldu? ‘Annenin bir problemi vardı, ne durumda’ diye ilgilenirdi. Daha sonra o günkü konuya geçilirdi. Örneğin bir ile baraj yapılacaktır, üniversite yapılacaktır, demiryolu yapılacaktır. Atatürk hiçbir zaman kendi fikrini başta söylemezdi. Herkesi konuştururdu. Sonra tartışma başlardı. Kimse sesini yükseltmezdi. Kimse kırıcı konuşmazdı. Atatürk’ten korktukları için değil, Atatürk onlara o güveni, emniyeti verirdi. Uzun uzun tartışılırdı. Sonra karar verilir, oradan çıktıkları zaman tartışmaların hiçbiri tekrarlanmazdı. Karar verilen şey yapılırdı. Atatürk’ün bu kadar kısa zamanda büyük işler yapmasının altında bu var. Bugün bazı işlerin bu kadar uzun sürmesi belki bu yüzden oluyor. Çünkü şimdi fazla konuşuluyor. Fazla ortamda konuşuluyor. Televizyonlar var. İmkânlar başka türlü.”

İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker’e yapmış oldukları konuşmadan dolayı teşekkür eden Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik üzerinde Atatürk, İsmet İnönü, Turgut Özal ve üniversitemizin resminin yer aldığı bir tabak hediye etti.

Konferansın bitiminde Rektörlük binasına geçen protokol mensupları 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün özel eşyalarının yer aldığı İnönü Müzesini gezdikten sonra Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik tarafından Rektörlük makamında ağırlandılar.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."