You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim


Opel Reklam
Malatya Haber -

Şirket Belediyeciliğine Bir Bakış

Şirket Belediyeciliğine Bir Bakış
  • 27.12.2015

Mustafa Bahadır Altaş

SM.Mali Müşavir

mba444@mnet.com

•Esenlik Ltd.Şti (Büyükşehir Belediyesi)

•MOTAŞ A.Ş (Büyükşehir Belediyesi)

•MEGSAŞ A.Ş (Büyükşehir Belediyesi)

•Fuarcılık Kültür A.Ş (Büyükşehir Belediyesi)

•MORMAŞ A.Ş (Battalgazi Belediyesi)

ve 

•Cetvel Ltd.Şti. (Yeşilyurt Belediyesi)

İlimizde yaklaşık 25 yıllık bir dönemde faaliyette bulunan belediye şirketleri, Malatya’nın büyükşehir olması, yeni ilçe belediyelerinin kurulması ve şirketlerdeki özel idare hisselerinin de belediyelere devir edilmesiyle birlikte, yapısı ve statüsü ile farklı bir yapıya kavuşmuştur.

Bilindiği üzere ülkemizde belediyelerin şirket kurmalarına ilişkin uygulama 5393 sayılı Belediye Kanunu (madde 70) ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu da (madde 26) düzenlenmiş olmakla birlikte bu konuda sınırlayıcı düzenleme, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Kanunun 26. maddesinde yapılmıştır. (Belediyeler ve diğer mahalli idareler ile bunların kurdukları birlikler tarafından ticari amaçla faaliyette bulunmak üzere ticari kuruluşlar kurulması, mevcut veya kurulacak şirketlere sermaye katılımında bulunması,Bakanlar Kurulu’nun iznine tabidir.) Yapılan bu düzenleme öncesinde belediye şirketleri doğrudan belediye meclisi kararlarıyla kurulmakta iken; 4046 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte belediyelerin şirket kurmalarında Bakanlar Kurulu izni zorunlu hale gelmiştir. Buna göre belediyeler önce Bakanlar Kurulundan izin aldıktan sonra belediye meclis kararı ile şirket kuruluşunu gerçekleşecektir. 

Yürürlükte bulunan sınırlayıcı yasal düzenlemeler nedeniyle ilimizdeki belediyeler; yakın bir zamanda sahip oldukları  mevcut şirketlerin ya iştigal konularında köklü değişikler yaparak ya da hülle yolu ile bağış şirketi edinerek kanunla getirilen sınırlamaları aşma yoluna gitmektedirler. (Özellikle hibe yolu ile belediyelerin şirket edinmeleri ileride kötü emsaller oluşturabilir.İyi niyetli olmayan kişiler; geçmişi şaibeli ve geçmişte usulsüzlükleri bulunan şirketleri hibe yolu ile belediyelere devir ederek ,kendilerine yasal sorumluluklardan kurtulma yolu açabilir.)

“Belediyeler hizmetleri yerine getirirken, kendilerine yasalarla verilen yetkilerini doğru kullanarak, sorumluluk bilinci içinde hareket etmeli ve öncelikle yasa uygulayıcıları olarak yasalara kendileri uymalıdır.” 

Malatya Büyükşehir Belediyesi veya ilçe belediyesi şirketleri tarafından verilen kültür, ulaşım, temizlik, inşaat vb. hizmetlerin plansız, programsız olmasının yanı sıra kalitesizliği ve yetersizliği de dikkate alındığında, Malatyalıların kaynaklarının hoyratça israf edildiği, iş ve işlemlerin deneme yanılma yöntemi ile yap-boz şeklinde yerine getirildiği görülmektedir. Belediyelerin yasanın boşluklarından faydalanarak sahip olduğu şirketler eliyle bu şekilde uygulamada bulunmaları ilerde ciddi sorunlar oluşturabilir. Çünkü; 

•Yapılan işlemler yasal olabilir ama hukuki açıdan bu kanuna karşı bir hiledir. 

•Siyasi ahlak ve yönetim ahlakı ile etik değerler acısından doğru değildir. 

•Bu yöntemle işçinin, özlük haklarının gasp edilmesi söz konusudur.

•‘Kamu yararı var’ gibi bir gerekçe ile Malatya’nın ticari hayatına ve iş dünyasına olumsuz etkisi göz ardı edilmemelidir. 

Belediye hizmet alımlarında belediye şirketlerinin amacı dışında kullanılması şehrin ekonomisini etkilediği gibi, şehrin sosyal, kültürel, siyasal, bilimsel ve çevresel etkileşimini de olumsuz etkilemektedir. Başta büyükşehir belediyesi ve diğer ilçe belediyelerinin sunulacak hizmetlerin sağlıklı, güvenilir ve doğru bir biçimde yerine getirilmesi için bugünden bu konuda söylenmesi gereken sözlerin söylenmesi gerekir. Bu konuda başta Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf Odaları Birliği olmak üzere konuya taraf sivil toplum kuruluşları ve işçi sendikalarına önemli görevler düşmektedir. Aksi takdirde; bu yapılaşmalar ilerde dev kartellerin oluştuğu İktisadi Dayanışma Şirketine dönüşebilir. 

Belediye şirketlerinin yapısını ve çalışmalarını aşağıdaki beş ana başlıkta incelediğimizde bu şirketlerin durumları daha net anlaşılmaktadır:

Kuruluş Amaçları-Faaliyet Alanlar

Yerel müşterek ihtiyaçların kamu yararı gözetilerek karşılanması amacıyla birlikte, mevzuatta ve uygulamada karşılaşılan bazı sorunları aşmak için kurulan belediye şirketlerinin, kuruluş gayesinin bir diğer nedeni de belediyelerin kaynak arayışından kaynaklanmaktadır. Günümüzde belediye şirketleri, bilinen tabiri ile iğneden ipliğe her türlü ticari faaliyeti icra ederken görmek mümkündür. Ülkemizde özellikle son dönemde belediye şirketleri; yerel hizmet aracı olmaktan çok, farklı amaçlara hizmet eden kuruluşlar haline dönüşmüş ve belediye kaynaklarının denetim dışı kullanılmasına imkân sağlayan kuruluşlar haline dönmüşlerdir. 

İstihdam Uygulamaları-Taşeronluk Sistemi

Belediyelerin sınırlı kadroları nedeni ile istihdam politikaları şirketler üzerinden yürütülmektedir. Belediye hizmetleri özelleştirilerek, bu hizmetler çoğunlukla belediye şirketleri veya yandaş taşeron şirketler aracılığıyla yerine getirilmekte, taşeronluk yerel ekonomide giderek daha önemli bir rol üstlenmektedir Belediyeler, bu şirketler ile bütçeleri ve çalıştırdıkları işçi sayısı bakımından kentin en büyük işvereni konumu gelmektedir. Belediye şirketlerinde veya taşeron şirketlerde çalışanlara, genellikle asgari ücretin esas alındığı bir ücret politikası uygulanmakta bu ücret politikası da alım gücünü azaltmaktadır. Bu konuda dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da taşeron işverenin sevk ve idaresinde çalışan işçinin, özlük haklarıdır. Bu yöntemle binlerce işçi iş kanunu ve sendikalar kanunu kapsamında elde etmesi gereken birçok yasal hakkından mahrum kalmaktadır. Belediye şirketinin veya taşeron şirketin çalışanlarının iş güvencelerinin olmaması ve çalışanlardaki işten çıkarılma korkusu çalışanları yasal haklarını aramaktan alıkoymaktadır. u nedenle yerel yönetimler açısından, çalışanların haklarının korunması da önem arz etmektedir.

İhale Uygulamaları-Denetim Sorunu

Yerel yönetimler İhale Kanunu kapsamından çıkmak ve denetimden kurtulabilmek için, belediyenin işlerini bu konudaki yasal boşluktan yararlanarak, belediyelerin de ortak olduğu şirketler aracılığı ile yerine getirmektedirler. (Büyükşehir belediyesi, mülkiyeti veya tasarrufundaki yerlerin işletilmesini belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.) Seçim beyannamelerinde dile getirilen şeffaf, hesap verebilir ve denetlenebilir bir yönetim anlayışında olacaklarını beyan eden adaylar; seçim sonrasında saydamlığın ve hesap verilebilirliğin gereğini yerine getirmemektedirler. Belediye hizmetlerinin özelleştirilmesi ve yasal düzenlemede %50 ortaklığın uygulandığı sistemde, ihaleyi yapan idare ile ihaleyi alan şirket, aynı makamca yönetilmektedir. 

Kamu Yararı-Siyası Rant 

Belediye hizmetlerinin özelleştirilmesi veya belediye şirketleri eliyle yerine getirilmesinde kamu yararı gözetilmesi, hem belediyelerin hem de hizmeti alan vatandaşlar için hizmet maliyeti açısından olumlu olsa da, sağlıksız ve güvenliksiz bir hizmet alımının olumsuz sonuçları, telafisi mümkün olmayan sonuçlar ile yüklü maliyetlere neden olabilir. Türkiye’deki belediye hizmetlerinin taşeronlaştırılması konusunu genel olarak değerlendirdiğimizde, sistem çok kötü kullanılmakta, kamu kaynakları çarçur edilmekte, kamu kaynakları bu yolla yandaş kesimlere aktarılmaktadır. Fayda maliyet analizi yapıldığında belediyelerin yönetim anlayışında veya yatırım tercihlerinde yapılan hatalar o şehirlere pahalıya mal olmaktadır. Belediyelerin uhdesinde (Beyt-ül Mal) bulunan ve o şehirde yaşan tüm kesimim ortak kullanım alanı olan yerlerin, bila bedel hayır hasenat işlerinde aklanma aracı olarak kullanılmasında kamu yararından söz etmek mümkün değildir. 

Ticari Piyasaya Etkisi – Haksız Rekabet

Serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı ülkemizde, Ticaret Kanunu gibi özel hukuk hükümlerine tabii bu şirketlerin rekabete açık olarak faaliyetlerini sürdürmeleri gerekmektedir. Bu şirketlerin belediye kaynaklarını kullanıyor olması, piyasada faaliyette bulunan diğer şirketler açısından haksız rekabete neden olmaktadır. Belediyelerin bu şekilde hizmet alımları sektöre yeni yatırımcı ve girişimcilerin girmesini engelleyici bir faaliyet olarak sonuçlanmaktadır. Oysa belediyelerin hizmet alımlarında bulunduğu şehirlerde tekelleşmeleri önleyerek, şehirdeki rekabetin yaygınlaştırılması ve bunun sonucunda da en iyi hizmetin en uygun maliyet ve kalitede alınması amaçlanmalıdır. Bulunduğu şehirlerdeki ticari hayatı olumsuz etkiledikleri ve küçük esnafın yok olmasına neden olduğu için AVM’lerin şehir dışına taşınmasının tartışıldığı günümüzde, belediye şirketlerinin ticari hayatta haksız rekabet oluşturarak müdahalede bulunması konuya taraf kuruluşlarca yeniden ele alınmalıdır. 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."