You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim
Opel Reklam
Malatya Haber -

‘Suç Duyurusunda Bulunacağız’

‘Suç Duyurusunda Bulunacağız’
  • 27.12.2015

Malatya Hukukçular Derneği Başkanı Necati Karabay, türban serbestisine karşı çıkan ve düzenlenecek yönetmeliklere uymayacaklarını söyleyen rektörler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti. Eğitim Bir Sen Şube Başkanı ve Memur Sen Malatya Temsilcisi Şahin Kayaduman da, TBMM’nin üstünde hiçbir güç olmadığını ve başörtüsü sorununu çözüme kavuşturanın minnetle anılacağını savundu.

“SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ..”
Hukukçular Derneği Başkanı Karabay, yaptığı açıklamada, hukuk dışı yasaklara destek olunmaması gerektiğini belirterek, “Herkes aklını başına almalıdır. Bir bardak suda fırtına koparılmasın. Kaynağını yasalardan almayan hukuk dışı yasaklara destek olunmamalı. Aksi takdirde, bundan ülkemiz ve herkes zarar görür” dedi.

Türban serbestisine karşı çıkan ve düzenlenecek yönetmeliklere uymayacaklarını söyleyen rektörler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını kaydeden Karabay, “Üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kalkması için Anayasa’nın 10 ve 42.maddeleri ile YÖK Kanunu’nun ek 17. maddesinin değiştirilmesi için harekete geçilmiştir. Düzenlenecek yönetmelikte üniversitelerde türban serbestisini uygulamayacak rektörler hakkında suç duyurusunda bulunuruz” diye konuştu.

EĞİTİM BİR SEN..
Eğitim Bir Sen Başkanı Kayaduman da, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“TBMM’nin, kanunsuz başörtüsü engellemesi sorununu aşmak için, aktif bir arayış içinde olduğunu görmekten memnunuz. Gerçekten de hiçbir yasaklayıcı kanun olmadığı halde yıllardır kadınlarımızın çalışma ve eğitim gibi iki temel insan hakkını ihlal edip hayatlarını zindan eden bu zulüm, milletimizin vicdanını derinden yaralamıştır. Sokaklara, çarşıya, pazara baktığımızda da görüyoruz ki, toplum böyle bir yasağı tanımamakta, fiili hayatıyla da böylesi anlamsız bir yasağı yok saymaktadır.

Bugün TBMM çatısı altındaki siyasi partilerimizin de nihayet bu hukuksuzluğa dur demek için bir kararlılık içine girmiş olmalarını, ülkemizin özgürlük ve demokrasi yolunda yeni ve güçlü bir hamlesi olarak görüyoruz. Ancak yapılmaya çalışılan değişiklik de, sorunu tamamen çözmüyor. Sorunun tamamen ortadan kaldırılması için “HİZMET ALAN-VEREN” gibi ne anlama geldiği net olmayan bir ifade yerine, kılık kıyafet özgürlüğünü sağlayacak kapsamlı bir düzenlemeye gidilmelidir. Zira çağımızda hala insanların kılık kıyafetleri ile ilgili bu tür tartışmaların olması, ülkemizin demokratikleşmesi ve Atatürk’ün gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine çıkma hedefimiz açısından büyük bir çelişkidir.

Gelişmiş batı ülkelerinde öğretim üyelerinin, gelişmelerin öncüsü olduklarını, bilimsel makale ürettiklerini, özgürlüklerden yana tavır aldıklarını, ülkelerinin kalkınmasında lokomotif olduklarını görmekteyiz. Bizim ülkemizde ise üniversitelerin, süresi bitmiş bazı rektörleri, kendilerini meclisin bir üyesi zannederek sürekli siyasi demeçlerle meşguller. Kişisel hırstan olacak ki giremedikleri Meclisi aşağılayan ve böylece aslında Atatürk’ün Meclisine hakaret eden açıklamalarla gündem oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bir yandan “Halkçıyım” diyen bu kesimlerin, halkın iradesini yok sayan bu tutumları kabul edilemez. Unutulmamalıdır ki Cumhuriyetimizin en büyük kazanımı “HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLETİNDİR” ilkesidir. Milletin sözüne kayıt veya şart düşen bütün bürokratik oligarşinin sona erdirilmesini istiyoruz. Atatürkçülük adına ve laikliği dinsizlik gibi göstererek halkın değerlerine savaş açanlar bilmelidir ki, halk bunun bir paranoya olduğunu ve laikliğin din ve vicdan özgürlüğü olduğunu onlardan daha iyi bilmektedir. Toplumsal kargaşa çıkararak bundan nemalanmak isteyenler, yine halkın sağ duyusu karşısında tarihin karanlığına gömülecektir. Atatürk hiçbir zaman Müslüman kadının kılık kıyafetine karışmamış, asla halkına savaş açmamış, aksine halkın değer yargılarına saldıranları, halkıyla beraber püskürtmüştür.

Bütün bu tarihi ve bilimsel gerçekler ortada dururken ne yazık ki rektörün biri, TBMM ‘ye ve bu ülkenin Başbakanına hakaret ediyor, diğeri ise “başı kapalı öğrenciye hak ettiği notu vermeyeceğiz” diyerek acziyet gösteriyor. Öğrenciye hak ettiğini vermemek haksızlığa alışmış ve hak yemeyi yaşam biçimi haline getirmiş birileri için bir araç olabilir, ancak bu tür açıklamaların Malatya’lı Rektör sıfatıyla anılan biri tarafından yapılması, ilimizde esefle karşılanmıştır. Malatyalı, hiçbir zaman haksızlığa ve adaletsizliğe çanak tutmamış, kendisi gibi düşünmeyenlerin de insan haklarına onuruyla sahip çıkmıştır. Asıl işi objektif bir bilimsellikle, halka ışık tutmak olan bu kişilerin, kendi ideolojilerine alet ederek dogmatik bir düşünce gibi yansıttıkları laiklik anlayışı da, gerçek Atatürkçülükle ve laiklikle asla bağdaşmamaktadır.

Yargıyı TBMM nin üstünde görmek, hem bağımsız yargımızı ortaçağ karanlık Avrupa’sındaki Engizisyon mahkemelerine benzetmekte, hem de kuvvetler ayrılığı ilkesiyle çelişmektedir.Zira, TBMM’nin üzerinde hiçbir güç yoktur.

Ayrıca, sadece üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılması sorunun çözümünü değil, aksine hiçbir yasal düzenlemeye dayanmayan başörtüsü yasağının üniversite dışındaki alanlarda kanunla tamamen yasaklanması anlamına gelmektedir. Bu, insan hak ve özgürlüklerine, inanç özgürlüğüne ve laikliğe aykırıdır.

Eğitim-Bir-Sen olarak, yapılacak düzenlemede KADINLARIN EĞİTİM, ÖĞRETİM VE ÇALIŞMA HAKKINDAN MAHRUM EDİLEMEYECEKLERİ hususunun, tartışmaya yer bırakmayacak şekilde açıklıkla yer alması gerektiği görüşündeyiz.

İnanıyoruz ki bu sorunun çözümüne katkıda bulunan bütün kesimleri, bütün kişi veya kurumları kadınlarımız başta olmak üzere bütün toplumumuz minnet ve şükranla anacaktır.Çözüme kavuşturulan her sorun, Milletimizi yüceltecek, Devletimizi güçlendirecektir.”

MÜSİAD..
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Malatya Şube Başkanı Sabri Akın da, şu açıklamayı yaptı:

“MÜSİAD kurulduğu ilk andan itibaren ülkemizin bütün meselelerine duyarlılık göstermiştir. Yalnızca itiraz etmemiş aynı zamanda öneriler getirmiş, raporlar hazırlayarak, meselelerin çözümü konusunda, sivil toplumun ciddi sorumluluğunu yerine getirmeye çalışmıştır.

Bugün, yıllardır konuşulduğu gibi bir kez daha “başörtüsü” meselesi konuşulmaktadır. Ak Parti ve MHP’nin sorunun çözümü noktasında attığı adımlar, toplumun geniş kesimi tarafından, yeterli bulunmamakla birlikte, destek görürken bazı kesimler, kendilerini “Demokrasinin, Cumhuriyetin ve Laikliğin sahibi gibi görerek” gerginlik üreten refleksler ortaya koymaktadır.

Mesele tamamen bir özgürlükler meselesidir. Toplumun yüzde sekseni bir an önce bu meselenin çözüme kavuşturulması ve başörtüsü yasağının kaldırılmasından yana görüş bildirmiştir. MÜSİAD da başörtüsü yasağının sona erdirilmesinden yanadır. MÜSİAD Malatya şubesi olarak biz de başörtüsü yasağının sona erdirilmesinden ve ülkemizin bir an önce “yasakçı anlayışlardan” kurtulmasından yanayız.

Anayasada herhangi bir yasak olmadığı halde, tamamen ideolojik reflekslerle bugüne kadar uygulanan ve halkımızı derinden yaralayan başörtüsü yasağı artık sona ermelidir.
Şu anda yapılan çalışmaları yeterli bulmamakla birlikte sorunun çözümü noktasında atılan samimi adımlar olarak gördüğümüzden destekliyoruz. İşin aslı “olmayan bir yasakla” uğraştırılıyoruz. Ve bu arada biz halkımızın gözyaşlarına, ülkemizin beyin zenginliğinin heba olmasına sebep olan bu yasakla uğraşırken, birileri kendi işlerini yürütüyor. Ülke kan kaybediyor.

Ülke kan kaybederken, kimi kesimlerin, kendi anlayışlarını “değişmez kutsallar” olarak dayatmaları ve halkla devlet yabancılaşmasına yönelik çalışmalarını hayretle ve üzüntüyle seyrediyoruz. İnsanlığın değişmezleri; Adalet, eşitlik ve özgürlüklerdir. İnsanca hayatın herkes için sağlanmasıdır. İnsanca yaşamı herkes için düşünmeyen bir anlayışı kabul etmemiz mümkün değildir.

Bazı kesimler, ülkenin kendi içine kapanmasının yanı sıra bir “azınlık baskısı” oluşturmaktan yanadır. Bunu kimi zaman “bilimsellik” adı altında kimi zaman “çoğunluk azınlığın haklarını baskı altına alır” diyerek, kimi zaman “laiklik elden gidiyor” demek suretiyle haklı göstermeye çalışmaktadır.

Ötekinin yaşam alanını daraltmaya yönelik bu çabalar beraberinde çeşitli hukuksuzlukları getirmekte ve hukukun üstünlüğü ilkesini zedeleyerek, bir tür “üstünlüğün hukuku” çabasını getirmektedir. Bu meyanda hemşerimiz İstanbul Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak’ın konuşmaları “hukuksuzlukta cürmü meşhud” olarak ortaya çıkmıştır. Üniversitelere gelecek başörtülü öğrencilerin hak edecekleri notu veremeyebileceklerini söylemek suretiyle hukuksuzluğu deşifre etmiştir. Hemşerimizin bu davranışını kınıyor ve kendisini halktan özür dilemeye davet ediyoruz.

Ülkenin normalleşmeye geçmesinin yolu jakoben ve ideolojik sığlıklardan kurtularak meselelere bakmaktan geçer. Olmayacak korkular üretip, sonra bu korkulara inanmak ve buradan hareketle yasaklar üretmek sağlıksız bir zihniyete sahip olmak anlamına gelir. Bu sağlıksız zihniyet, ülkenin yarınları, halkın ortak mutluluğu ve farklılıklar içinde bir arada yaşamak doğrultusunda düzeltilmelidir.”

FOTOĞRAF: Eğitim Bir Sen Başkanı Kayaduman, bayan üyeleriyle görülüyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."