You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

“Tanzimatla Birlikte Geldi”

“Tanzimatla Birlikte Geldi”
  • 27.12.2015

İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü tarafından düzenlenen “Türk İktisat Düşüncesi: Osmanlı’dan Günümüze” başlıklı konferansta Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar konuştu. Hoca Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansa, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selma Karatepe, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mehmet Karagöz, öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Sayar, bu topraklarda bin yıllık bir serüvenimiz olduğunu ifade edip, “Türklerin 1071 ile Anadolu’ya girişi ve 10 yıllık bir sürecin sonunda 1081’de Üsküdar’a bakışı söz konusudur.” dedi. “Bu topraklarda kalmak kolay bir iş değildir” diyen Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar, Moğol istilasının yaşandığı dönemleri izah ederek hem ruhi hem de ekonomik olumsuzluklardan bahsetti. Hz Mevlana’nın Mesnevi’yi o dönemlerde kaleme aldığını belirten Sayar, “Sözü edilen zamanlarda ‘devlet dinin içinde ve üzerinde olmalıdır’ görüşü Türkler tarafından benimsenmiştir.” dedi.

Anadolu’da o dönem içerisinde başlayan bölünme ve ortaya çıkan Türk Beyliklerinden bahseden Prof. Dr. Sayar, “Bu durum, vahdet sonucuna, Osmanlı ile ulaşmıştır. Osmanlı Devleti diğer beylikler ile değil, Bizans ile savaşmıştır; dolayısıyla birçok farklı bilgi edinmiştir.” dedi. Sayar, sözlerine şöyle devam etti: “1300 yılında bir Cuma günü Söğüt Karacahisar’da Osman Bey adına, Osmanlıların Kurtuluş Beyannamesi hutbe ile irat edilmiştir. Hutbe okunması Türk-İslam geleneğinde şarttır. İkincisi de devlet-millet adına sikke kesilmesidir. Bu iki durumun mutlaka olması gerekir.”

Sayar, kuruluşa dair verdiği bilgilerin ardından, Osmanlı Dönemi, Yıldırım ve Timur çatışmasına, Balkan Harbi’ne ve 1922’deki durumlara değindi. 23 Nisan Cuma günü, Cuma hutbesinin okunduğunu, 24 Nisan’da ise meclisin açıldığını ve çıkan ilk kanunla Meclis’in kendi iradesi ile hükümetlere para basma yetkisi verdiğini söyleyen Prof. Dr. Sayar, Kurtuluş Savaşı’nda para basılmamış olmasını önemli bir anekdot olarak aktardı.

Özel hukuk ve örfi hukuk ayrımını açıklayan Sayar, toprak rejimi, para, fiyatlara devlet tespiti ve rasyonel iktisadi birey tanımı ile ilgili detaylı bilgiler aktardı.

Tanzimat’la birlikte mal ve can güvenliğinin geldiğini, Batıda yükselen finans kapitale karşı, Müslüman Türkler ile ekonominin dizginlerini eline alabilmeyi düşünen idareciler ve bu doğrultuda alınan kararlar neticesi, Hacı Şakir, Hacı Bekir, Kurukahveci Mehmet Efendi, Vefa Bozacısı gibi isimlerin çıktığını belirten Sayar, 1878 dönemi yaşananları dile getirdi.

Lozan Antlaşması ve devam eden süreçteki dünyanın içine düştüğü ekonomik buhranla ilgili açıklamalar da yapan Sayar, günümüze değin yaşanan badireleri, Demokrat Parti dönemini ve sonrasını, döneme dair verdiği örneklerle izah etti.

MANTIK VE BİLGİ KONFERANSI..

Bu arada İnönü Üniversitesinde düzenlenen bir başka konferansta da  “Mantık ve Bilgi” Konuşuldu.

Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulkuddüs Bingöl’ün verdiği konferans,  öğretim üyeleri ve öğrencilerin katılımı ile Hoca Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Bingöl, yaptığı konuşmada insandan, insanın niteliğinden, konuşan ve düşünen bir varlık olmasından, duygu, bilgi ve becerilerinden bahsedip, iletişim ve argümanlarını izah etti. İnsanın zihinsel faaliyetleri doğrultusunda mantık konusunu birtakım örneklerle açıklayan Bingöl, bu kurallara uymanın neticelerine ve mantık dil ilişkisine detaylı bir şekilde değindi.

Aristoteles’in sözü olan ‘insan doğası gereği bilmek ister’ cümlesi ile insan varlığını ve bilgisini izah eden Prof. Dr. Abdulkuddüs Bingöl, konuşmasına şöyle devam etti: “Bilgi var olanın bilgisidir; süje ile obje arasındaki ilişkiyi dile getirir. İnsan, varlığın bir parçası olduğu için bilginin de konusudur. İnsan hem bilen hem bilinen konumundadır. Varlıkla ilk temas organ yoluyla olmaktadır. Algı kavramı ile bilginin ilk basamağı oluşmuş olur. Varlık ya sezgi ya da akıl yürütme ile ortaya çıkar. İnsan söz konusu olduğunda hayat ortaya çıkar. Doğumdan ölüme kadarki sürecin gerçekleşmesi bilgiye bağlıdır. Dolayısıyla bilgi bizatihi erdemin kendisidir.”

“Neyi bilebilirim sorusunun cevabını, felsefi, bilimsel, sanatsal birçok açıdan bulabiliriz.” diyen Bingöl, imanın konusu olan dini bilgiden ve insani bilgiden bahsedip, bütün zihni faaliyetlerin dilde varlık bulduğunu, dile getirilemeyen zihni faaliyetlerin bilgi değeri kazanmadığını belirtti. Bu noktada klasik mantıkla bilim arasında ilişki kurulabileceğini bildiren Bingöl,  “Mantık, semantik açıdan dili incelemeyi içine aldığı için bilgeye yol gösterici konumdadır. Adsal tanımlar, bu noktada tartışmaları asgariye indirgemekte bir yöntem olarak düşünülebilir.” dedi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."