Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

TBMM’de Bir İlk Oldu!..

TBMM’de Bir İlk Oldu!..
  • 27.12.2015

Mecliste CHP Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu söz alıp, Malatya ile ilgili sorunları dile getiriyordu.. Geçen dönemde benzer ortamda bırakın destek vermeyi Aslanoğlu’nun söylediklerinin aleyhine laf atan, söz alan milletvekilleri vardı.. Ama bu dönemde bir ilk görüldü.. Aslanoğlu’nun konuşmasına AKP’li 3 Malatya milletvekili de destek verdi. Aslanoğlu da kürsüden indi ve 3’üne de destekleri için teşekkür etti.

TBMM’de 2008 yılı bütçe tasarısı görüşülürken, ilgili maddelerde CHP grubu adına Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu söz alarak konuştu ve çeşitli sorunları dile getirdi.

BİR İLK..
Aslanoğlu, aynı gün partisi adına 3. kez kürsüye çıktığında Malatya’nın Büyükşehir konusunu gündeme getirdi.

Aslanoğlu’nun “hakkımızı istiyoruz.” şeklindeki konuşmasına ilk destek, konuşma üzerine salona giren AKP Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz’den geldi. Öz, “Mevlüt Bey doğru söylüyor. Hakkımızı istiyoruz..” diye desteğini dile getirirken, ayak üstü sözlediği bu sözler tutanakta yeralmadı.

Malatya adına bir ilkin yaşandığı bu ortamın diğer bölümleri meclis tutanaklarında şöyle yeraldı:

”..CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, hak, adalet, hukuk. Zamanında on altı belediye büyükşehir yapılmış. Demiş ki birileri “Burası büyükşehir olsun.” Doğru mu? Doğru. Hiçbir objektif kriter yok. Hiçbir objektif kriter yok arkadaşlar. Sonra, 2004 yılında bir Büyükşehir Yasası getirdiniz, “Nüfusu 750 bin olan belediyeler büyükşehir olur.” dediniz. Doğru mu?
Peki, Şanlıurfa’nın, Şanlıurfa halkının -Şanlıurfa milletvekili var mı burada- hakkını kim savunacak? 650 bin nüfusu var. Diğer büyükşehirler, isim vermeyeyim, 400 bin, 450 bin, 500 bin nüfus.

HAMZA YERLİKAYA (Sivas) – Malatya’ya yakışır büyükşehir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bir dakika… Evet, Malatya 550 bin nüfuslu. Arkadaş, hakkımı istiyorum. Hakkımı istiyorum arkadaşlar. Benim hakkımı yemeyin. Bir başka ile isterseniz trilyon verin, ama Türkiye’de hakkı olanın hakkını yemeyin. Zamanında on altı büyükşehir yapılmış. Yani…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Seksen bir vilayette yapalım o zaman.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır efendim, seksen bir vilayeti… Objektif… En azından, büyükşehir nüfusundan daha fazla olan illerin hakkını yemeyin.

HAMZA YERLİKAYA (Sivas) – Sivas’a da yakışır.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır… Eğer, Sivas mevcut büyükşehirlerden daha fazla nüfusa sahipse sizin de hakkınızdır. Sizin de hakkınızı yiyorlar o zaman. Hakkınızı yedirmeyin o zaman arkadaşlar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Son bir dakika kaldı, haberin olsun!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır efendim. Hakkıma “evet” deyin, “hakkınızı yedirmeyiz” deyin hemen gideyim. Hemen gideyim.

AGÂH KAFKAS (Çorum) – Sayın Aslanoğlu, biz bunu bir düşünelim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, ne alıyor bu büyükşehirler? Büyükşehirler ne alıyor? Bir bakın. Büyükşehir olmayanlar ne alıyor? Bakın. Siz, eğer bu mevcut Belediyeler Yasası… Küçük şehirlere gelelim: Bizim Malatya küçük şehir, büyükşehir değiliz. Yapmıyorsunuz. Şanlıurfa 650 bin nüfuslu arkadaşlar. Urfa’nın hakkını yiyorsunuz. Malatya’nın hakkını yiyorsunuz. Yedirmeyin arkadaşlar. Eğer, bizden daha fazla nüfusa sahip bir il varsa, onun hakkını da biz yemeyiz arkadaşlar.

Şimdi, gelelim, değerli arkadaşlar, bazı iller, büyükşehirler, artık, aldıklarını ne yapıyor biliyor musunuz; park yapıyor, bahçe yapıyor, çiçek dolandırıyor bilmem ne! Benim Kuluncak ilçemin kanalizasyonu yok. Arkadaşlar kanalizasyonu yok. İlçe… İlçe… İlçede belediyeye verilen para işçi parasına yetmiyor arkadaşlar.

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) – Çok personeli var o zaman.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır, çok personeli yok. Orası Beyoğlu Belediyesi değil efendim, Nusret Bey. Beyoğlu Belediyesi, ancak çiçek yapar, ışık yapar…

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) – Çiçek karşılığı para geliyor, ama…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben kanal istiyorum kanal…

NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) – Kaç nüfus var?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bak, Mücahit Başkanım ne diyor, biliyor musunuz? Benim Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımdı. “Malatya’nın hakkını yemeyin.” diyor.(AK Parti sıralarından gülüşmeler) Diyor… Diyor… Diyorsun Başkanım, doğru mu?

MAHMUT MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Evet.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bak.
Arkadaşlar bu Belediyeler Yasası’nı hak, adalet, hukuk neyse, kimsenin hakkını kimseye yedirmemek kaydıyla, özellikle belde belediyelerin… Çok garip bunlar. Kimi suyunu elektrikle çıkarıyor, ayda 60 milyon elektrik parası ödüyor. Öbür belediye ise, yukarıdan aşağıya su akıyor, hiçbir kuruş para ödemiyor. Hak mı, adalet mi? Bakın, hangisinin hakkı ise, kimsenin hakkını kimseye yedirmeyin. Bu Yasa’yı değiştirelim arkadaşlar.
Gelelim KÖYDES’e…

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Mevlüt Bey, biz de katılıyoruz, çok teşekkür ederiz

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Çok teşekkür ederim Öznur Hanım. Çok teşekkür ediyorum.
Gelelim KÖYDES’e, arkadaşlar…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Büyük şehirden köye gelme artık.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Dur… Dur… (AK Parti sıralarından gülüşmeler)
Şimdi, arkadaşlar, biz Malatya olarak kimsenin hakkını yemek istemiyoruz. Aman ha… Aman ha… Ama, hakkımızı yedirmeyin. Arkadaşlar, her yıl bize verdiğiniz para 32 milyon! Ama, bir başka ile, bizden nüfusu çok daha az olan bir ile, daha az köyü olana verdiğiniz para 60 milyon! Niye hakkımızı yiyorsunuz? Bizim kaç tane köyümüz var biliyor musunuz? Mustafa Başkan, Kayseri’ye sen KÖYDES projesinden kaç para verdirdin geçen?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ne kadar söyle… Söyle hadi, söyle şimdi!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ne kadar verdirdin?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Söyle hadi, söyle şimdi, söyle de soğusun…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ha… Bizim hakkımızı yemeyin. (AK Parti sıralarından “Söyle” sesleri, gürültüler) Hayır, söylerim, hakkımızı yemeyin!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Söyle, ne kadar olduğunu söyle! Konuş, söyle! Söyle havada bırakma sözü!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Neyi neyi, hangisini?.. Hangisini, neyi söyleyeyim?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kayseri’ye ne kadar? Söyle.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – 30?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kayseri’ye ne kadar?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – 50?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Atma Recep!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Evet… Evet 50.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Peki, Antakya’ya ne verdiniz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Antakyalıya sor!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Antakya’ya ne verdiniz? 45, 45, 90. Niye vermiyorsunuz? Niye yani ya? Bizim günahımız ne? Bak, biz kimsenin hakkını…

MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – 100 trilyon versinler, sesimizi çıkarmayız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bak, Başkan diyor ki, “100 trilyon verin, sesimizi çıkarmayacağız.” Teşekkür ederim Sayın Başkan. Hepinize iyi geceler diliyorum, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu..”

Aslanoğlu, kürsüden indikten sonra AKP Milletvekilleri Fındıklı, Çalık ve Öz’ün yanına gitti, tek tek ellerini sıkarak desteklerinden dolayı teşekkür etti.

ASLANOĞLU’NUN DİĞER KONUŞMALARI..
Aynı gün Aslanoğlu, iki kez daha partisi adına sözalmış ve tutanaklara göre şunları söylemişti:

“..CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekillerim; hepinize saygılar sunuyorum. Önümüzdeki Kurban Bayramını, tüm ulusumuzun Kur-ban Bayramını kutluyor, herkese sağlık sıhhat dileklerimi iletiyorum.

Kurban Bayramı dedik arkadaşlar. Geçtiğimiz hafta sayın Hükûmet sözcüsü kalktı, dedi ki: “İşçi emeklilerimizin, memur emeklilerimizin maaşlarını bayram öncesi vereceğiz.” Arkadaşlar, zaten bu insanlar borçlu. Bunlara -Plan Bütçe Komisyonunda teklif ettik- yılda iki defa ikramiye verseydik de, bu insanlara bayram öncesi, hiç değilse iki bayram -zaten borçlu yaşıyor bu insanlar- kardeşlerim, al size, maaş yerine, bir maaş ikramiye veriyorum desek, acaba çok mu görü-yoruz bu insanlara? Çok mu görüyoruz arkadaşlar? Arkadaşlar, yani, zaten bu insanlar hakikaten borç-lu. Zaten, bayramda -çünkü insanların ihtiyacı var- bu verdiğimiz para hepsi bitecek, ancak kurbanını alabilecek mi? Bizim ananevi bayramımız, kutsal bir bayramımız. Ondan sonra bu insanlar ne yiyecek? Biz, iki maaş ikramiye verelim dedik. Neden kabul etmiyorsunuz? Çok mu görüyorsunuz arkadaşlar?

İki: Emekliler arasında ayrım yapılmaz. İşçi emeklisi ile Bağ-Kur emeklisine, örneğin enflasyon farkını verirken memur emeklisine 3,52 uyguluyoruz, ama Bağ-Kur ve işçi emeklisine 1,33 uyguluyoruz. Yani, o daha mı az ekmek yiyor? O emeklimiz daha mı az harcıyor?

Arkadaşlar, bir kere bu emekliler arasındaki farklılığı kaldıralım. Bu emekliler arasında… Emeklinin farkı olmaz arkadaşlar. Maaşıyla ve emekli maaşıyla geçinen insanlar ve bir kez daha ben Hükûmete hiç değilse bayram öncesi öne aldığınız maaşlar yerine, ocak ayında bu insanların yemesi için bir ikramiye verelim. Plan ve Bütçe Komisyonunda bizler, -Sayın Özyürek konuştu- ısrar ettik. “Gelin, hiç değilse emeklilere -memurlara da söyledik ama- maalesef reddolundu.

Bir ikinci konu arkadaşlar, Hükûmet, bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşlarının ihtiyaçlarını gidermek zorundadır, mecburdur. Ama, siz bir üniversitenin elektriğini keserseniz -kamunun bir kurumu- arkadaşlar, bunun adı nedir ya? O sıra, on altı tane ameliyat yapılıyor orada. Plan ve Bütçe Komisyonunda âdeta yalvardık, “Ödenek verin. Bu elektriği biz yemiyoruz. Elektrik borcu var TEDAŞ’a, bu borcu ödeyin, bu borcu koyun.” reddolundu ve arkasından TEDAŞ gitti üniversitenin elektriğini kesti, o sıra on altı tane ameliyat yapılıyor. Peki, orada insanlarımızın -jeneratör o sıra devreye girmeseydi- biri ölseydi…
Arkadaşlar, tüm kurumlar bizim kurumlarımızdır. Eğer üniversitenin elektrik borcu varsa, bu ödeneği vermek Maliye Bakanlığının görevidir. Yapmayın arkadaşlar… Şimdi, yakıt ödeneği bitmiş. Ayın 12’si bugün, -Aralığın- daha yeni yılın ödenekleri verilmiyor. Ne yakacak bu üniversite? Ne yakacak arkadaşlar? Ne yakacak? Oradaki hastalara çıkın, gidin mi diyecekler? Bir zamanlar yaptılar. Kadro verilmediği için, 150 tane hemşire, ebe, Sağlık Bakanlığının açtığı sözleşmeli ebe kadrosuna gittiği için, İnönü Üniversitesinde yaklaşık 300 yatak kapatıldı arkadaşlar. Hastalar dışarı atıldı.

Arkadaşlar, bu kurumlar bizim kurumumuz. Bunlara sahip çıkmak hepimizin görevidir. Bunlara ödeneği vermek yasal zorunluluktur arkadaşlar. Neyle ödeyecek? Bu üniversitenin yapılış şekliyle, oldukça çok elektrik tüketiyor. O zaman izin vermişsiniz. Verilmiş. Yapılmış arkadaşlar. Değerli arkadaşlarım, bunlar hepimizin sorunu.

Tabii, yine Kurban Bayramı geliyor arkadaşlar. Sayın Maliye Bakanından rica ediyorum. Köylünün primleri var. 2007 primleri 2007’nin başından beri verilmiyor. 2007’nin başından beri arkadaşlar. Demişsiniz ki devlet olarak, söz vermişsiniz. “Ben, sana, şunu ek, şu kadar prim vereceğim, hayvancılık primi vereceğim, tohum primi vereceğim, şunu vereceğim.” Arkadaşlar, söz vermişiz, söz. Devlet söz vermiş. 2007 yılından beri… Geçen Tarım Bakanı burada diyor ki: “Ödeneğim yok, biz 5,5 katrilyonu harcadık.”
Arkadaş, buradan borç iste. O insanlara söz verdiniz. Gelin, Sayın Bakanım, lütfen Tarım Bakanlığına yedek ödenek verin. Lütfen, Tarım Bakanlığı, bayram öncesi, en azından çiftçinin, borçlu olduğumuz, söz verdiğimiz bu primlerini ödetelim. Bu insanlar hepsi tefeciye düşmüş arkadaşlar. Köylümüz, nasılsa bulunmuş para gibi, çünkü çaresiz. “Ben iki ay sonra alacağım.” diyor.

Arkadaşlar, arpa 300 bin liradan 550 bin liraya çıktı, hayvan fiyatları, et fiyatları da 9 liradan 8,5 liraya geldi.

Değerli arkadaşlar, çiftçi çok zor durumda. En azından söz verdiğimiz şu primleri, Tarım Bakanlığına ek ödenekle mi vereceğiz, nereden veriyorsanız verin ve bir şekilde köylümüzün primini ödeyelim arkadaşlar. Bunlar, hepsi tefecinin elinde arkadaşlar. Hepinizden rica ediyorum. Hayvanlarını kurban bayramı öncesi zararına satmak zorundalar. Çünkü, haczediliyorlar. Gelmiş, bir kooperatifin 30 tane ineğini kaldırmışlar arkadaşlar, yem borcu için, diğer borçlar için.

Değerli arkadaşlarım, gelin, Hükûmet sözüdür, Hükûmet sözü veriyorsanız, 2007 başından beri ödenmeyen primleri bayram öncesi bir miktar ödeyelim arkadaşlar.

Tabii, yine, belediyeler… Sayın Bakanım, belediyeler çok zor durumda. Ek ödenek, yedek ödenek var. Niye söylüyorum? Türkiye’deki mevcut Belediyecilik Yasası’yla büyük haksızlıklar yapılıyor. Türkiye’deki Yasa’yla, bu uygulamayla özellikle kırsaldaki belediyelerimiz… Nüfusu çok az olan, ama, alanı çok geniş olan belediyelerimiz var Sayın Bakan. Bu belediyeler işçi maaşını ödeyemiyorlar, her şeyi hacizli ve ayda yüzde 40 bunların paraları kesiliyor. İşçi maaşlarını ödemek için sağdan soldan, tefeciden borç alan belediye biliyorum ben.

Arkadaşlar, Türkiye’deki bu belediyeleri, mutlaka bu Yasa’yı değiştirip, mutlaka özelikle kırsalda olan, nüfusu az olan belediyelerimize bir şekilde asgarî geçinme parası diye bir para vermek zorundayız. Bu Belediyeler Yasası’nı önümüzdeki süreçte eğer değiştirmezsek, hakikaten birçok belediyemiz anahtarı, Sayın Bakanım, size getirir.
Bir başka konu arkadaşlar, spor kulüplerimiz. Sayın Bakanım, hepsi kayyumda. Çok yakında onların da anahtarı size gelecek. Vergi borcu, sigorta borcu artık ödenemez hâle gelmiş. Bunu bir şekilde ve buradaki tüm milletvekili arkadaşlarımın hepsinin ilinin, hepsinin ilçesinin sorunu arkadaşlar. Niye gerçekleri konuşmuyoruz?

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Sen konuşuyorsun!.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hepimizin sorunu. Hepimizin ilinde, hepimizin ilçesinde olan ikinci lig, yani, birinci lig, ikinci ve üçüncü lig takımlarımız acz içinde. Bakmayın…

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sergen’in transferinde 600 milyar buldu Sayın Bakan, verdi.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, gelin, bunu mutlak bir masaya yatırmamız lazım. Özellikle, spor kulüplerinin borçlarını, spor kulüplerinin borçlarını mutlaka affedin demiyorum, affedelim demiyorum. Gelin, ödenebilir bir hâle… Aylık yüzde 2,5’luk bir faizle arkadaşlar, hiçbir spor kulübü bu borcunu ödeyemez. Gelin, belli bir, uzun vadeli bir ödeme planına yayıp, bu spor kulüpleri, uzun vadeli…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, hemen bitiriyorum.

BAŞKAN – Bir saniye…
Buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, hepinizden istirham ediyorum. Affedin demiyorum, ödenebilir bir hâle getirelim. Bu hepimizin görevi, hepimizin sorunu. Aslında hepimiz her gün bu sorunla boğuşuyoruz. Fakat, nedense gelip burada söylemiyoruz. Ben hepinize saygılar sunuyorum. Bir sonraki maddede devam edeceğim.
….

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum. Değerli arkadaşlarım, bu maddede yatırım ve yatırım ödenekleri var.

Şimdi, eğri oturup doğru konuşalım. Bir Teşvik Yasası çıkarıldı. Yatırım… Arkadaşlarım, Teşvik Yasası’nın amacı neydi? 1.500 dolar ve altındaki 48 ilde yatırım yapmak, yatırımların bölgeler arası dengesizliği ortadan kaldırması için yatırımların önemli bir kısmının da bu bölgelerdeki istihdam ve üretim sorununu çözmesi idi. Değil mi arkadaşlar? Geçen dönem olan arkadaşlarımız bu Yasa’yı… Hatta bazı iller giremedi. Örneğin Samsun gibi çok üzülen iller oldu. Hatta, ilk aşamada 36 ildi, daha sonra 12 il girdi. İkinci aşamada giren iller bayram yaptılar. Biz de girdik.

Dönüp soruyorum arkadaşlar: İlk 35 ilde hangi ilde baca tüttü, özellikle doğu ve güneydoğuda?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sivas’ta.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bak, ilk 35 ilde, bazıları demiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu Yasa, ulusal sanayici ve ulusal sanayi açısından son derece yetersiz bir yasa. Gelin, ulusal sanayicimizi… Gelin, otuz yıl verelim, elli yıl verelim. Niye esirgiyorsunuz? Niye esirgiyorsunuz? Yabancı sermaye geldiği zaman vergi almıyorsunuz. “Yabancı sermaye” diyorsunuz ya onlara. O yabancı fırsatçılar var ya, vergi almıyorsunuz. Gelin, kademeli yapalım.

SONER AKSOY (Kütahya) – Karşıyım desene yabancı sermayeye.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Karşı değilim Beyefendi, karşı değilim.

Üreten, bir baca tüttüren kim varsa, bu ülkede kim istihdam yaratıyorsa, ben o insana saygı duyarım. Bak yine altını çiziyorum. Getireceksin 1.000 dolar, dört sene sonra 4.300 doları alıp gideceksin. Bunun adı ne; yabancı yatırımcı. Hayır bunun adı yabancı fırsatçı.

Arkadaşlar, bu Teşvik Yasası’nın bir bacağı Maliye Bakanlığı, bir bacağı Hazine ve çift işleyen bir yasa. Patronu kim, kim yönetiyor belli değil. Gelin otuz yıl verelim. Niye çekiniyorsunuz. Bir bacayı kim tüttürüyorsa, o insana saygı duyalım. İster bu yerli olsun, ister yabancı olsun. Ulusal sanayicimizi, ulusal sanayiyi eğer koruyup, kollamazsak, hep ithal ekonomisine doğru yönelirsek arkadaşlar… Bu Teşvik Yasası işlemeyen bir Teşvik Yasasıdır. Bir kere dikkatlerinize sunuyorum. Bir kez daha dikkatlerinize sunuyorum.

Geçen gün burada konuşmamda, özellikle Türk tekstil sektörünün çok zor koşullar altında olduğunu söyledim. Bazı arkadaşlarım itiraz ettiler, ama hakikaten çok zor durumdalar. Niye gerçekleri burada konuşmuyoruz? Gelin bunlara yardım edelim. Bunlar bizim sanayicimiz. Biz ulusal sanayicimize sahip çıkalım arkadaşlar. Yatırım indirimini kaldırdık. Arkadaşlar iyi mi yaptık? Yatırım indirimini kaldırdık, özellikle bizim orta düzeydeki firmalarımızın en büyük kullandığı avantaj buydu. Bunlardan oldu arkadaşlar, yani ulusal sanayiciye, millî ekonomiye bu Teşvik Yasası bir zarardır arkadaşlar. Bunu daha işlevsel hale getirmek hepimizin görevi arkadaşlar. Bir kez daha sizlerin dikkatine sunuyorum.

İkincisi, söz verdik. Burada bu yasa hem 5084 hem 5350 sayılı Yasa çıkarken söz verdik. Arkadaş, ben senin elektrik bedelinin yüzde 50’sini almayacağım dedik. Doğru mu arkadaşlar, böyle demedik mi, Yasa’nın amacı bu değil miydi? 2006 Kasım, 2007 Aralık… Ödenmiyor. Arkadaş söz verdik biz ya, niye ödemiyoruz? Niye insanları zor durumda bırakıyoruz? Eğer, teşvik belgesi almışsa, o yatırımcı o bölgede yatırım yapmışsa, TEDAŞ’a bir mektup yazacaksın, bu yatırım budur, yüzde 50 bedelli tahsil edeceksin diyeceksin. Niye insanlardan önce parasını tahsil ediyoruz ve sonra bir yıldır ödemiyoruz? Ama onun aynı zamanda vergi borcu var. Vergi borcu olduğu için de gidip haciz koyuyoruz, haczediyoruz.

Arkadaşlar, bu ülke bizim. Bu ülkede ancak bize bizden fayda gelir. Ulusal sanayicimizi korumazsak, kollamazsak, bugün hava güzel, gelir o fırsatçılar, yarın etrafımızda bir kişi bulamayız. Bunu söylemek benim bir vicdani borcum.

Değerli arkadaşlar, gelin bu teşvik yasasını, yatırım indirimini bir kere daha gözden geçirelim. Özellikle bölgeler arası farklılıkta verin, verelim. Benim seçim bölgeme on yıl verin, ama Şırnak’a elli yıl verin, Hakkâri’ye yüz yıl verin, Sivas’a otuz yıl verin, ama bu yatırımların gitmesini teşvik edelim bölgeler arası veya artık bölge değil, bazı yatırımlarda artık biz sektörel teşvik yapmalıyız. Bir kilo iplikte, Denizli’deki bir fabrika bir kilo iplikte 180 bin lira elektrik fark ödüyor arkadaşlar. Denizli ile, örneğin Denizli Havaalanının veya Malatya ile yüz kilometre sonra bir başka il başlıyor, oradaki fabrika ile Malatya’daki fabrikam arasında… Gelin başka şeyleri, yani sektörel teşvik yaratın.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – 1 kilometre geçerse ödüyor Sayın Hatip.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Evet, gelin sektörel teşvik yapalım. Bu ülke bizim arkadaşlar, yani yazık değil mi, benim ilimde, Sivas’ta… Ben teşekkür ediyorum eski sanayi odası Başkanım da burada, teşekkür ediyorum, ama sadece Malatya, sadece Sivas değil arkadaşlar, sadece Osmaniye, sadece… Denizli’deki fabrikaların çoğu hemen Çivril Havaalanından sonra Afyon başlıyor, Afyon’a gitti. Doğru mu Sayın Milletvekilim? Adana’dan Osmaniye’ye gittiler, Gaziantep’ten Adıyaman’a, Osmaniye’ye gittiler.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Vakti zamanında…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Efendim, vakti zamanı değil.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Futbol takımına gelince Isparta, teşvike gelince yok Sayın Mevlüt.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Tabii, Isparta teşvikte değil mi?

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Değil.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – O zaman çok üzüldüm, çok üzüldüm, çok üzüldüm. Tabii, çok üzüldüm.

Gelin sektörel teşvik yaratalım arkadaşlar. Yani, 1 kilo iplikte 10 kilometre sonra bir fabrika-10 kilometre bu taraftaki fabrika, 200 lira fark etmez arkadaşlar.

Bu konuyu bir kez daha hepinizin, Türk sanayisi ve ulusal sanayici açısından dikkatlerinize sunmak benim görevim arkadaşlar bu bütçede.

Tabii, aynı şekilde turizm arkadaşlar. İçimizde turizmci arkadaşlar vardı. Şimdi bir şey gelişti arkadaşlar: All inclusive (Her şey içinde). Ye, iç, gel, fiyatı kişi başı kaç para biliyor musunuz? Maksimum 20 dolar. Beş yıldızlı tatil köylerinde. Bu ülkenin değerleri. Biz burada da, bu turizm… Yani, o “Tüm, her şey içinde.” diyor. Geliyor, bir hafta yiyor içiyor, uçak parası, 250 dolar.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – 250 dolar değil, 500 dolar.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yani, bu civarlarda. Bir haftalık.

Arkadaşlar, bu bizim sermayemiz, ülkemizin bir sermayesi. İspanya’ya gidin, aynı evsaftaki bir tatil köyü, herhâlde… Takdir sizin.

Bunları dile getirmek ve ülkeye daha çok katma değer yarattırmak hepimizin görevidir. Yatırımsa, boşa yatırım değil arkadaşlar ve ülkenin değerlerini, ülkede üretilen katma değeri yabancıya değil, ülkedeki insanlarımıza yedirelim arkadaşlar.

Gayrisafi millî hasılanın ne kadarının yabancılara gittiğini bir kez daha dikkatlerinize sunuyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu…”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."