Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

TBMM, Malatya Vekilleri ve Üniversite..

TBMM, Malatya Vekilleri ve Üniversite..
  • 26.12.2015

TBMM’de YÖK Yasası’nda değişiklik, bazı illere yeni üniversiteler kurulması ile ilgili kanun teklifi görüşülürken, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in, Eskişehir Osmangazi ve Konya Selçuk Üniversitelerinin kadro sorunlarının önümüzdeki hafta içerisinde çözüleceğine ilişkin sözleriyle birlikte, yine merkezinde daha çok Mevlüt Aslanoğlu ile Münir Erkal’ın bulunduğu, Muharrem Kılıç’ın da dahil olduğu, birçok milletvekilinin de “söz atma” şeklinde katıldığı ilginç konuşmalar, diyaloglar tutanaklara geçti.

TUTANAKLARDAN..
Milli Eğitim Bakanı Çelik’in konuşmasından sonra, ilk etapta Muharrem Kılıç ile Mevlüt Aslanoğlu yerlerinden bakana soru yönelttiler, sonra bakan bu sorulara yanıt verdi.

“MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana sorum olacak.

Görüşülmekte olan kanun tasarısıyla 5 tane yeni vakıf üniversitesi kurulmaktadır. Yeni üniversitelerin kurulmasına, Cumhuriyet Halk Partisi olarak herhangi bir diyeceğimiz yoktur. Bunları önemsiyoruz. Ancak, bundan önce on beş tane yeni üniversite açılmıştı. Bu üniversitelerin rektörlerini “Biz seçemedik.” diye, ne yazık ki, yeteri kadar kaynak vermeyerek bir anlamda cezalandırmış oluyorsunuz.

Yine, daha önceki üniversitelerden, örneğin, Malatya İnönü Üniversitesinin Turgut Özal Tıp Merkezinin -Sayın Bakanım, siz bunu biliyorsunuz- kadro kanunuyla ilgili -şu anda beş yılınızı dolduruyorsunuz- hâlâ bir gelişme gösteremediniz. Üniversitemizin kadro kanunu hâlâ çıkmadı. Kaynak olarak yeterli kaynak sağlanmıyor. Halk arasında deniliyor ki: “Acaba Malatya’mız ve üniversitemiz cezalandırılıyor mu?” Malatya’da sizin iktidarınıza karşı böyle bir şey var.

Sayın Bakanım, iktidar olmak, hükûmet olmak ciddi bir iştir. Üniversitemizin bu kadro ve kaynak sorununu çözmeyi düşünüyor musunuz? Bunu kısa ve net olarak öğrenirsem memnun olacağım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kılıç.
Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakanım, beş yıldır Maliye Bakanlığı, “Evet, Malatya İnönü Üniversitesinin kadro ihtiyacı var.” dedi. Bakanlığınız Yüksek Öğretim Genel Müdürlüğünün norm kadrosunda, “Bu üniversitenin 1.000 tane öğretim görevlisi açık.” dedi. Maliye Bakanlığı kabul etti, Devlet Personel kabul etti, Başbakanlık kanunu buraya gönderdi, Plan ve Bütçe Komisyonu kabul etti. Ama, iki yıldır hep şunu söylüyorsunuz: “Tüm üniversitelerle birlikte getireceğiz.” Bitti. Onun için, ben artık kime inanacağım, bilmiyorum. Malatya İnönü Üniversitesinin çocuklarını cezalandırıyor musunuz? Ben bunu öğrenmek istiyorum.

Bu üniversitenin… Bakanlığınız… Diyorsunuz ki: “Evet, acil.” Bizim çocuklarımız orada cezalandırılıyor. Sayın Bakanım, her seferinde dediniz ki, Sayın Başbakan söylemesine rağmen: “Getiriyoruz en kısa sürede.” Ama, dönem bitti. Acaba Meclis çalışmaları bitmeden Malatya İnönü Üniversitesinin dört buçuk yıldır bekleyen, kanun haline getirilmiş kadro yasasını getirecek misiniz, getirmeyecek misiniz?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Sayın Başkanım teşekkür ederim.

Sayın Kılıç ile Sayın Aslanoğlu’nun soruları aynı mahiyette olduğu için ikisine birden cevap veriyorum: Bizim hiçbir üniversiteyi, hiçbir kamu kurumunu, bir şehri veya onun ahalisini cezalandırmak gibi bir niyetimiz ve bir eylemimiz olamaz, biz bütün şehirlerimizi mükâfatlandırmak için var olan bir siyasi kadroyuz. Hükûmetimizin icraatları bu yöndedir.

Şimdi bakın, biraz önce hem Sayın Işık’ın sorusunun o kısmına da cevap vermiş olacağım, Anadolu Üniversitesinden ayrılan Osmangazi Üniversitesinin çok ciddi bir kadro sıkıntısı vardı. Ayrıca Selçuk Üniversitesi malumunuz çok büyüyen bir üniversite ve iki hastanesi olan, iki tıp fakültesi olan bir üniversite. Buralarda çok ciddi bir kadro eksikliği vardı. Diğer bütün kurumlarla da iş birliği yapıldı, bunların eksiklikleri tespit edildi, Plan ve Bütçe Komisyonunda biraz önce on yedi üniversiteyi görüşürken bu iki üniversitenin de kadro ihtiyaçları giderildi ve bu Plan ve Bütçe Komisyonundan geçti. Türkiye Büyük Millet Meclisine gelecek ve Genel Kurulda da bu kabul edilecek.

Turgut Özal Tıp Merkezinde kadro ihtiyacı olduğunu biliyorum. Ancak bildiğiniz gibi bu bazı geçici işçilerin kadrolu yapılmasıyla ilgili çalışma esnasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın yapmış olduğu bir çalışma var, Değişik statülerde çalıştırılan memurların, özellikle üniversite bünyesinde çalıştırılan devlet çalışanlarının veya geçici statüde çalışanların 4/B kapsamına alınarak bu ihtiyacın giderilmesiyle ilgili üniversitelerle de bir mutabakata varıldı. Meseleyi bu çerçeve içerisinde değerlendirmenizi özellikle istirham ediyorum.
Sayın Gazalcı’nın…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Gelecek mi, gelmeyecek mi üniversitelerle beraber?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Ben, arkadaşlar, bakın, bu…

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Sayın Bakan, o üniversitelerin kadroları işçilerden mi oluşuyor?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Hayır, ben öyle bir şey söylemedim. Hangisine, nerede ihtiyaç duyulacağını… Dediğim gibi, Maliye Bakanlığında, Devlet Personel Başkanlığında, Devlet Planlama Teşkilatında bütün hazırlıklar, çalışmalar yapılır. Üniversiteleri temsilen, ben, bu, eğer gündeme getirilecekse… Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini ben tek başıma belirlemiyorum. Bunun gündeme gelmesi gerekiyorsa gelir. Sizin özellikle grup başkan vekilleriniz, iktidar partisinin grup başkan vekilleriyle Danışma Kurulunda bunu müzakere ederler. Genel Kurula geldiği zaman da, ben gelir buraya otururum. Mesele bundan ibarettir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, Osmangazi Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi onunla beraber gelmeyecek mi?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Sayın Gazalcı’nın sorularına gelince, bu atama ve görevde yükselme yönetmeliğiyle ilgili sorunuz, yükseköğretimle ilgili bir mesele değil, buna cevap vermiyorum.”

Yasa maddeleri görüşülürken, AKP’nin grup başkan vekillerinden Eyüp Fatsa da sözalıyor ve ayrıntılı konuşmalarının son bölümünde, Malatya yine gündeme geliyor..

Bu diyaloglar da şöyle:

“EYÜP FATSA (Devamla) – Sayın Başkan bitiriyorum.
Bu kadroyu, veren iradeyi de, bu kararlığından dolayı, hiç olmazsa, takdir edin, teşekkür edin. (AK Parti sıralarından alkışlar) Yani, bu üniversiteler bizim üniversitemizdir, bu ülkenin üniversiteleridir.

Dolayısıyla, üniversitelerde kadro yokluğunun, ödenek yokluğunun, sadece, bunu iddia edenler için bir zararı yok ki! 73 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının her biri için bir zararı vardır. Dolayısıyla, insanların kendi zararına olacak, ülkesinin zararına olacak konularda devletin imkânlarını yine devletin kurumlarından esirgemiş olmasının mantıklı bir izahı olamaz.

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) – Zaten mantıklı değil.

EYÜP FATSA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, lütfen, eleştirileri yapalım. Hay hay, memnuniyetle. Ama, doğru olanları da söyleyelim. Bak, rakamlar bunlar. Devletin rakamlarını söylüyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Malatya İnönü Üniversitesine…

EYÜP FATSA (Devamla) – Sayın Aslanoğlu, bu sürede, bu ilave kadrodan Malatya İnönü Üniversitesi de kendi payına düşeni almıştır, bütün üniversiteler gibi.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Kaç tane? Nerede, nerede?

EYÜP FATSA (Devamla) – Bütün üniversiteler gibi, bu ilave on binleri aşan kadrodan Malatya İnönü Üniversitesi de kendi payına düşeni almıştır.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Asla, asla!

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) – Sayın Başkan, yapmayın!

EYÜP FATSA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, çıktınız, konuştunuz. Samimiyetle, sabırla dinledik.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ama, sanki başka bir dünyada yaşıyoruz.

EYÜP FATSA (Devamla) – Siz iddialarınızı ortaya koydunuz. Biz de rakamlarla gerçekleri ortaya koyduk.

Üniversitelerle alakalı samimi düşüncelerimizi sizlerle beraber paylaşmış olduk.”

Yasa teklifi ile ilgili görüşmeler devam ederken, CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu da söz alıyor. Konuşma ve diyaloğlar şöyle gelişiyor:

“CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli milletvekilleri; demin bir önerge verdim. Hepinizin çocuğu var. Çok kolay, basit geçtiniz. Önergem şuydu: Üniversiteyi bitiren her çocuğumuz en az bir lisan bilsin.

Değerli milletvekilleri, hepimizin çocuğu var.

FARUK ÇELİK (Bursa) – Olmayan da var.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Olmayana da Allah versin Faruk Bey.

Eğer bu çocuklarımız, en az, üniversiteyi bitirdiği zaman işsizler ordusu yaratmak yerine… Çok övünüyoruz, on beş üniversite kurduk, on yedi üniversite kurduk. İşsizler ordusu yaratıyorsunuz.

Eğer benim çocuklarım en az bir lisan bilse…

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Üniversite iş kapısı değil.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – …dünyanın her yerinden ekmeğini sağlar beyefendi.

Lütfen… Siz bir bilim adamısınız. Lisan bilen insana karşı gelmeyin. Yani size yazık oluyor. Siz bir bilim adamısınız. İlim ve bilim ancak lisan bilen insanla öğrenilir. Örnek veriyorum beyler: Hukuk fakültesini bitiren bir avukat…

ALAETTİN GÜVEN (Kütahya) – Sadece lisan bilmeyle ilim adamı olmaz…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır, öğrenmenin bir yoludur efendim.

Hukuk fakültesi bitiren bir avukatımız eğer lisan biliyorsa, avukat arkadaşlarım var… Dünyadaki değişik şirketlerin artık belli hukuk büroları var, artık tüm işleri onlara veriyorlar beyler. Yani ekmeğini bulma açısından, ekmeğini temin etme açısından bu insanlarımız, bu çocuklarımız bir lisan bilse, dünyanın her tarafına giderler. Geçen de söyledim, Hindistan’da 1 milyon çocuk Amerika’daki şirketlerin call center’inde çalışıyor. Ama yeri Hindistan.

Değerli milletvekilleri, burada bir yerinden başlayalım diyorum. Şimdi, demin öğrendim, bu kurulan üç üniversitemizde hazırlık sınıfları varmış, ama iki üniversitemizde yokmuş. Şimdi yukarı çıktım komisyona, on yedi üniversite kuruluyor. Gelin, eğer Çocuklarımızın geleceğini düşünüyorsak, ilköğretimden itibaren liseyi bitirene kadar bir yabancı dil, üniversiteyi bitiren çocuklarımıza ikinci yabancı dil zorunluluğu getirirsek, bizim çocuklarımız dünyanın her tarafından ekmeğini sağlar. Bu önergede bunu söylemek istiyordum sayın milletvekilleri. Demin Sayın Eyüp Fatsa “Benim çocuklarım iki lisan bilse sevinirim.” diyordu, ama önerge okunduğu zaman, önergeye hiçbiriniz destek olmadınız, “Bir an evvel bitse de gitsek.” diyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, bu önergeyle, eğer, biz, bu kurulan üniversitelere zorunlu olarak -üçünde varmış, ama iki üniversitede yokmuş- yabancı dil hazırlık sınıfı koysaydık, en azından, bu beş üniversiteye girecek çocuklarımız yarın birer lisan sahibi olacaktı değerli milletvekilleri. Ama yazık ediyoruz, yazık ediyoruz, devlet üniversitelerine aynı şekilde yazık ediyoruz. Bunun bir yerinden başlamak zorundayız.

Ben, burada, çocuklarım adına âdeta haykırıyorum. Üç yıl sonra başlayalım, beş yıl sonra başlayalım, ama bugünden bunu planlayalım. Gelin, bu dönem çok geç değil, bir sürü yasa çıkarıyoruz. Bir madde, bir madde… Üç yıl sonra, beş yıl sonra her üniversitemiz hazırlık sınıfı kuracaktır diye bir yasa çıkaralım. Çok mu zor bu? En azından beş yıl sonra üniversiteye girecek çocuklar bir beş yıl sonra üniversiteyi bitirdiği zaman, bu çocukların hepsi artık lisan öğrensin değerli milletvekilleri. Bu önergedeki hedef buydu, ama dikkate almadınız. Ben, o çocuklarımızın geleceği, o çocuklarımızın… Beş yıl sonraki geleceklerinde, tüm çocuklar yabancı dil bilecekti, ama en azından onların vebalini almamak adına ben bunu burada dile getirmek zorundaydım sayın milletvekilleri.

Değerli milletvekilleri, yine, tabii, burada beş vakıf üniversitesi kuruluyor. Bir kere, tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum; ilim adına, bilim adına eğitim yapacak vakıf üniversitelerime Kâr amacı peşinde koşmayan ve bu ülkemizin çocuklarına ilim adına bir şey veren insanlara teşekkür ediyorum, saygıyla önlerinde eğiliyorum.

Ancak, on beş yeni üniversite kurduk, on yedi daha kuruyoruz. Acaba mevcut devlet üniversitelerinin sorunlarını giderdik mi? Önemli olan üniversite kurmak değil. Demin, bir sayın milletvekilim söyledi “Ne aldatmak, ne aldatılmak…” Arkadaş, bizi resmen aldattınız.
Değerli milletvekilleri, şu yasa teklifi, 2003 yılında, bu Mecliste, tüm siyasi partilerde Malatya doğumlu 17 kişi tarafından imzalandı. İnönü Üniversitesindeki tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Onlar, Meclisin birer milletvekiliydi, onlara teşekkür ediyorum. Ama, 2003 yılında… Daha sonra, bu yasa, Maliye Bakanlığından geçti, bu yasa, Devlet Personelden geçti, bu yasa, Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurumundan geçti “Evet, bu üniversitenin ihtiyacı vardır.” diye. Bu yasa, Plan ve Bütçe Komisyonundan geçti. Bu yasa, iki yıl önce Meclis tarafından bastırıldı, iki yıldır bekliyor beyler. On yıldır, on beş yıldır, orada, ebe, hemşire, röntgen teknisyeni, temizlik şirketi kadrosunda çalışan insanlardan özür diliyorum ben.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) – Rektör özür diler inşallah.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Beyefendi, orada benim çocuklarım okuyor. O üniversite Malatya’nın üniversitesi, o üniversite kimsenin babasının malı değil.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) – Onu rektöre söyle sen.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – O üniversitede benim çocuklarım okuyor. O üniversite Malatya’nın üniversitesi.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) – Rektörüne söyle onu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bir kişiye kızıp Malatya’ya bu ihanet yapıyorsunuz, ihanet ediyorsunuz.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Bağırmadan konuş! bağırmadan konuş! Sakin sakin konuş!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır efendim, o benim üniversitem.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Ne bağırıyorsun sen?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Benim üniversitem.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Yakışıyor mu sana? Bağırarak konuşma!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ama orada söylediği kelimeyi duymuyorsunuz.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) – Bağırarak konuşma, kendine gel.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Bağırma Mevlüt.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bağırıyorum, ama, söylediği kelimeyi duymuyorsunuz.

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri…

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Bağırma Mevlüt.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Orada laf atmasın.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Ayıp oluyor! Ayıp oluyor!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Laf atmasın ama.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Bağırma!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – O üniversitede benim çocuklarım okuyor. Bir kişiye kızıp da, benim çocuklarıma ihanet edemezsiniz. Orada benim hastalarım yatıyor. Eğer saygınız varsa… (AK Parti sıralarından gürültüler)

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) – Şov yapma!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Demin Sayın Bakan “Biz, iki üniversitemize kadro getiriyoruz.” dedi.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Senin önce Meclise saygın olsun!

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) – Şov yapma!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben kıvanç duyarım, biri Konya Selçuk Üniversitesi…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olalım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) -…biri Eskişehir Orhangazi Üniversitesi, ihtiyacı varsa teşekkür ederim, saygı duyarım. Ama, beş yıldır, beş yıldır, beş yıldır… Ben isyan ediyorum arkadaşlar, isyan ediyorum, beş yıldır sen getirmeyeceksin, bu yasa beş yıldır bekleyecek, benim hastalarım, ameliyathanelerim açılmayacak, benim… (AK Parti sıralarından gürültüler)

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Sakin konuş, sakin!

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) – Siyasetle uğraşıyor…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) -…Yahu, hasta adına, eğitim adına siyaset yapan şerefsizdir. Tamam mı!..

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) – Hah, al bakalım! Cevap verin bakalım!

FİKRET BADAZLI (Antalya) – Malatya Üniversitesi babasının malı mı?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Kendi adıma söylüyorum… Kendi adıma söylüyorum, kendi adıma… Ben, hastalarım adına… Ben, ameliyathaneleri açamıyorsam…

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu…

İRFAN RIZA YAZICIOĞLU (Diyarbakır) – Niye bu kadar celallendin?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Celallenirim ya! Sayın Bakan, demin… Hayır arkadaşlar… Demin Millî Eğitim Bakanım aynen şu kelimeyi kullandı: “Yukarıda Eskişehir Orhangazi ve Konya Selçuk Üniversitesi kadro kanununu görüştük, haftaya getireceğiz, buradan geçireceğiz.”

MEVLÜT AKGÜN (Karaman) – Tamam, çok güzel, çok güzel!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yahu kardeşim, peki, tamamsa, o üniversitelerin ihtiyacı varsa helal olsun. Ama, iki buçuk yıldır bu kanun burada bekliyorsa, iki buçuk yıldır bu kanunu getirmiyorsan ben de isyan ederim arkadaş. Benim hakkım kardeşim, Malatya’nın hakkı… (AK Parti sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, lütfen sakin şekilde hitap ediniz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli milletvekilleri, istediğiniz kadar itiraz edin, ben, kendi adıma konuşmuyorum. “Aldatmak ve aldatılmak” dedi ve beyefendi dedi ki: “Erdemlilik…” Evet erdemlilik… Ben de bir kelime… Yanlış yapmak -yine o kelimeyi kullanmayacağım- yalan söylemek demiyorum, ama yanlış yapmak bize uygun düşmez. “Erdemlilik” dedi. Ben de erdemlilik adına, ne aldatan ne aldatan… Bizi aldattınız.
Hepinize saygılar sunuyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) – Rektörün aldatıyor, rektörün!

BAŞKAN – Saygıdeğer arkadaşlarım -Sayın Aslanoğlu, size de yönelik- böyle bir konuşma üslubu, böyle bir tavır…
Arkadaşlar, bakın, ne dinleyenler açısından ne konuşan açısından böyle bir şey olmaz, kusura bakmayın. Bizi televizyonları başında vatandaş izliyor. Böyle bir üslup olabilir mi arkadaşlarım ya? İstirham ediyorum size yani.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Oradan laf atıyor Başkanım ya!

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Elini kaldırıyor bir de, ayağa kalkıyor da.

BAŞKAN – Hayır. Burada söz atan, sataşan arkadaşlara da diyorum, Sayın Aslanoğlu, size de diyorum. Ne kadar olursa olsun…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ama oradan laf atıyor Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, bu şekilde bir konuşma üslubu olmaz. İstirham ediyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ama atmasın. Ben sakin sakin konuşuyordum.

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Hem elini kaldırıyor, hem laf atıyor

MEHMET YILDIRIM (Kastamonu) – Çıldırttınız adamı ya.

BAŞKAN – Bundan sonra konuşacak olan arkadaşların daha sakin olması…

Arkadaşlar, dinleyen arkadaşlar sizi anlasın. Başka türlü olmaz, istirham ediyorum. Yani, mikrofonunuzu kapatmıyoruz, müsamahalı davranıyorum, mikrofonlar açık. Sakin sakin konuşsanız, daha çok anlarlar.

Şahsı adına Malatya Milletvekili Sayın Ahmet Münir Erkal, buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AHMET MÜNİR ERKAL (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün, burada, Malatya’mızın değerli üniversitesiyle ilgili birtakım değerlendirmeler yapıldı. Tabii, bu değerlendirmeler ilgili arkadaş tarafından ilk defa yapılmıyor. Bu, birçok defa Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine geldi ve biz de burada gereken cevabı verdik. Fakat, bunun, popülizm kokan bir yaklaşımla ve Meclisin ciddiyetine yakışmayacak bir şekilde, bu tarzda ifade edilmesinden utanç duyuyorum.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Malatya’yı savunuyor canım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Kendinle utanç duy! Kendinle!..

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Ama, bir taraftan da…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Kendinle utanç duy!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – …bu saldırgan zihniyeti de…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Tabii, tabii.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – …Türk milletinin önünde deşifre ediyorum. Meselesini anlatmaktan bile âciz bu arkadaşımızı kamuoyu gayet dikkatli bir şekilde izliyor. (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından “Aaa!” sesleri, gürültüler)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

GÜROL ERGİN (Muğla) – Hakaret! Hakaret!
Neyi alkışlıyorsunuz?

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, olur mu?

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Şimdi… Şimdi…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Âciz sensin! Bunu engelleyen de sensin!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Şimdi… Şimdi…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Âciz ta kendisisin!

BAŞKAN – Saygıdeğer arkadaşlarım…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Terbiyeni takın!

BAŞKAN – Sayın Erkal… Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ama, ayıptır ya! Ben tek kelime ettim mi?

BAŞKAN – Arkadaşlar, böyle bir üslup yok… İstirham ediyorum… Yapmayın… Lütfen…

NECADİ UZDİL (Osmaniye) – Sataşma var, sataşma!

GÜROL ERGİN (Muğla) – Utanılacak şey! Yazıklar olsun! Konuşma mı bu? Üslup mu bu, üslup mu?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Erkal, Genel Kurula hitap ediniz.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, İnönü Üniversitemiz bizim üniversitemiz, Malatya’mızın Üniversitesi ve onun her alanda en yüksek seviyeye gelmesi Malatya Milletvekili olarak bizim boynumuzun borcu ve zaten, bu husustaki her türlü meseleyle ilgilenen, her türlü meseleyle alakadar olan ve bunu Türkiye’nin ve Malatya’nın gündemine getirmek için bir gayret içindeyiz.

Fakat, üniversitelerin bilim yuvası olması gerekirken, akademik potansiyeli en üst seviyeye çıkaran bir bilim merkezi olması gerekirken, Malatya’mızın sanayicisine, insanına, KOBİ’sine, özel sektörüne her türlü bilgi akışını sağlayan, küreselleşme, dolayısıyla, dünyayla entegre olmasını temin eden bir fonksiyon ifa etmesi gerekirken, Özal Tıp Merkezinin, rahmetli Özal’ın çerçevesini çizdiği Orta Doğu’ya hitap eden bir sağlık kenti, bir sağlık merkezi olmasını biz isterken, ama, birileri, gelip, burada, bu üniversitenin akademik potansiyelini artıracağı yerde, ideolojik bir körlük mantığıyla hareket ederek, oradaki üniversite görevlilerinin, üniversite öğretim üyelerinin huzurunu bozarak, sırf Tıp Merkezinden 90 tane doçent ve prof. seviyesindeki arkadaşlarımızın üniversiteden gitmesini temin ederek, her fırsatta, üniversitedeki gelişimi bir tarafa bırakıp, Türkiye’nin siyasi yapısı üzerine görüşler ortaya koyarak ve kendisine her fırsatta “Siyaset yapacaksanız, buyurun siyaset meydanı, lütfen burada yapın, ama, Malatya Üniversitesinin akademik potansiyelini istismar etmeyin.” dediğimiz hâlde, maalesef, ısrarla bunu sürdüren bir zihniyet Malatya için bir üzüntü kaynağıdır.

Hele, özellikle son olaylardan sonra yapılan bir açıklama var ki, gerçekten, Türkiye Cumhuriyeti adına, Anayasa adına, millet egemenliği adına bir utanç kaynağıdır. Bu kişi diyor ki… “Yüzde 30’la değil, yüzde 90’la da gelseniz sizi orada oturtmayız.” diyen bir zihniyetin, millet iradesini bu kadar hafife alan, bu kadar dayatmacı, zorba, totaliter bir zihniyetin üniversitenin başında olması utanç kaynağıdır Türkiye için! (AK Parti sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Burada Meclisin vekillerinin bu cümleleri sorgulaması gerekirken, ilgili kişiye bunu sorması gerekirken hatta şu ifadeyi kullanıyor “Onurunuzla seçime gidin, yoksa sizleri onursuz indiririz.” diyen, bu, gerçekten, tarif edemediğim, bu çarpık zihniyeti, bu ilgili arkadaşın sorgulaması gerekirken, şu Meclisin çatısı altında, millet iradesi adına yaptığı bu ihaneti sorgulaması gerekirken, dönüp dönüp bu meseleyi gündeme getirmesi ayrı bir utanç vesilesidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi her şeyden önce millet iradesine yönelik her türlü saldırıyı, her türlü tecavüzü burada tesirsiz bırakacak bir fonksiyon birinci fonksiyonudur ve bunu ifa etmelidir. Bunu söylemeyip, yapılan yanlışları gündeme getirmeyip, üniversiteyi mecrasından saptıran bu zihniyete, biz gereken dersi, Türkiye Büyük Millet Meclisi veriyor. Dün buraya geldi bu kadro kanunu ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri olarak biz size oradaki olayı anlatmaya çalıştık. 44 tane soruşturma geçiren, her vesileyle…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Niye açtıramadın soruşturmayı? Niye getirmedin?

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerini sorgulayan bu, Avrupa Birliği sürecini sorgulayan bu zihniyeti burada bir kez daha protesto ettiğimi, değerli arkadaşlar, ifade ediyor ve sürekli bunu gündeme getiren arkadaşa, her şeyden önce çifte standart davranmamasını…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapması gereken asıl görevini yapmasını, milli iradeyi temsil etmesini hatırlatıyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Bu konuşmaların ardından oturuma 5 dakika ara veriliyor. Aradan sonra başkan yeniden oturumu açıyor..

“BAŞKAN- Bakınız, 22’nci yasama döneminin son günlerine geldik. Önümüzde bekleyen, bütün vatandaşlarımızı ilgilendiren, çiftçilerimizi ilgilendiren yasalarımız var. Burada birbirimize karşı daha müsamahakâr olalım. Birbirimize laf atmakla, söz atmakla bir yere varamayız. İnsicam bozuluyor, konuşma üslubu bozuluyor. Kimse, yani, milletvekili arkadaşlarımız bazılarının farkında olmadan ağzından çıkan kelimelere hâkim olamıyor, nahoş olaylar oluyor. İstirham ediyorum, daha müsamahalı olalım, daha sakin olalım. Tenkitlerimizi yapalım, ama, bir ölçü içerisinde yapalım ve çalışmalarımızı da bir an önce neticelendirelim.

3’üncü madde üzerinde, şahsı adına, Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç.

Sayın Kılıç, dün Sinop muhabbeti vardı. Bugün de Malatya muhabbeti olmasın. İstirham ediyorum. Sataşma olmadan, düzgünce, konuları izah edelim.
Buyurun efendim.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla ilgili görüşlerimi arz edeceğim.

Demin yapılan konuşmalarda, saygıdeğer milletvekili arkadaşım Sayın Mevlüt Aslanoğlu, Malatya’daki İnönü Üniversitesinin kadro ve kaynak sorununu dile getirmişti. Yine, saygıdeğer arkadaşımız Sayın Münir Erkal da, bunun karşısında, sayın rektörün bir anlamda konumunu dile getirerek iktidarın kadro ve kaynak anlamında niçin yardımcı olmadığının gerekçelerini sıralamaya çalıştı.

Değerli arkadaşlarım, devlet yönetimi ciddiyet ister. Devlet yönetiminde duygusallık, devlet yönetiminde kızgınlık olmaz. Ben, milletvekili olduktan sonra ilk verdiğim kanun tekliflerinden bir tanesi Malatya’nın büyükşehir olmasına yönelikti. Ben kanun teklifini verdiğimde Malatya’nın Belediye Başkanı Milliyetçi Hareket Partisindendi, Sayın Yaşar Çerçi’ydi. Daha sonra yönetim değişti, Adalet ve Kalkınma Partisinden Sayın Cemal Akın seçildi. Biz, yine, Malatya’nın büyükşehir olması yönünde ısrarla çaba sarf ettik. Gerçi başaramadık, çünkü, bizi oradaki yöneticiler, belediye başkanları ilgilendirmiyor; bizi Malatya ilgilendiriyor, bizi Malatyalı ilgilendiriyordu. O şahıslar gelip geçicidir. Yani, şahıslara kızarak, şahısları hedef alarak eğer biz devlet yönetiminde kadroları vermiyorsak, devlet yönetiminde kaynak aktarmıyorsak, bu, bir anlamda, suçüstü yakalandığımızın itirafıdır. Yani, siz burada şunu mu diyorsunuz? Biz kızdığımız yöneticilere kaynak da vermeyiz, kadro da vermeyiz.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir anlayış olamaz. 2006 yılında Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezine ayrılan kaynak 40 bin YTL idi. Üstelik de bu Üniversitenin, bu Tıp Merkezinin 26 tane ameliyathanesi var. Bunun şu anda 16’sı çalışıyor, 10’u çalışamıyor. Niçin? Çünkü, yeterli kadro yok, yeterli kaynak yok. O ameliyathaneler açılamıyor. Peki, bundan kim zarar görüyor? Malatyalı zarar görüyor, Adıyamanlı zarar görüyor, Elâzığlı zarar görüyor, çevre iller zarar görüyor. Hatta, çevre iller demeyeceğim, çevre ülkeler zarar görüyor. Çünkü, şu anda Turgut Özal Tıp Merkezine çevre ülkelerden hasta geliyor. Karaciğer nakli yapılıyor, organ nakilleri yapılıyor. Yani, şu anda, o kaynak yokluğuna rağmen, kadro yetersizliğine rağmen şu anda üniversitemiz fevkalade çalışıyor. Oysa, biz, şu anda, Malatya milletvekilleri olarak, muhalefetiyle iktidarıyla, tek yumruk olmamız gerekiyor.Yani, sorun, hem Türkiye sorunu olunca hem Malatya sorunu olunca bu yararlar için iktidar-muhalefet ayrımı olmaması gerekir değerli arkadaşlarım. Biz, hatta bu teklifleri verirken gerek Malatya Büyükşehir Kanununda gerekse üniversitemizin kadro kanununda, bunu sadece muhalefete mal etmesinler diye verdiğimiz kanun teklifine iktidar partisindeki arkadaşlarımız da imzalarını almıştık, yani, bunu sadece bize mal etsinler istemedik. Çünkü, bu bizim şahsi sorunumuz değildi, bu Malatya’nın sorunuydu, Malatya’nın yararıydı. Ancak, hâlâ karşı çıkışlar devam ediyor.

Sayın Bakan demin konuşurken, Konya Selçuk Üniversitesinde ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde kadroyla ilgili sorunların çözüleceğini, bununla ilgili şu anda teklifin komisyonda beklediğini ve Meclise getirileceğini söyledi. Peki, bunun yanında değerli arkadaşlarım, Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi’nin de kadro kanunu beraber getirilse, beraber görüşülse kötü mü olurdu? Üstelik her şey hazır, kanun teklifimiz komisyondan geçmiş, şu anda Mecliste görüşülecek duruma gelmiş. Bu nedenle, değerli arkadaşlarım, sizden tekrar tekrar istirham ediyorum. Yani, bu işler kızgınlıkla, bu işler kavgayla…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kılıç, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun efendim.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Bu Parlamento sona ermeden -dönemimizin de artık sonuna geliyoruz, bu duygusallıktan bir anlamda uzaklaşalım- Malatya’mızın kadro kanununu, üniversitemizin kadro kanununu çözerseniz Malatya’ya çok büyük bir iyilik etmiş olursunuz. Çünkü, Malatyalı size kötülük etmedi. Malatyalı 2002 seçimlerinde size 5 tane milletvekili vermişti, ancak kıymetini bilemediniz. (AK Parti sıralarından “Yine verir” sesi”) İnşallah, inşallah! Ben sizlerden bu jesti bekliyorum. Üniversitemizin kadro sorununu çözerseniz Malatyalılar hepimize, yüce Meclise teşekkür edeceklerdir.

Bu düşüncelerle sizlere en derin saygılarımı sunuyorum, iyi akşamlar diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.”

Bu konuşmalar, o sırada görüşülmekte olan maddelerle “direkt” ilgili olmadığı için, maddeler oylanıyor, kabul ediliyor, Malatya adına gündeme getirilen “kadro sorunu” bir kez daha yine öylece ortada kalıyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."