You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim


Opel Reklam
Malatya Haber -

TBMM’de 23 Nisan Oturumu

TBMM’de 23 Nisan Oturumu
  • 27.12.2015

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bütün gayemiz, bütün hedefimiz, bütün çabamız, kendimizden önce çocuklarımız için daha yaşanabilir daha müreffeh, daha huzurlu ve daha güçlü bir Türkiye inşa etmektir” dedi. 

TBMM Genel Kurulu özel oturumla toplandı. Genel Kurul’a hitap eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak konuşmasına başladı. TBMM’nin ilk başkanı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Kurtuluş Savaşı’nın sevk ve idare eden ilk Meclis’teki tüm milletvekillerini rahmetle yad ettiğini dile getiren Erdoğan, 23 Nisan 1920’den bugüne kadar TBMM’nin çatısı altında millet için hizmet etmiş tüm parlamenterleri de millet adına şükranlarını sunduğunu iletti.

23 Nisan 1920 Cuma günü Ankara Hacı Bayram Veli Cami’de kılınan Cuma namazının ardından TBMM’nin dualarla açıldığını hatırlatan Erdoğan, Türkiye’nin her yerinden bütün renkleriyle, farklılıklarıyla aynı ortak gaye etrafında toplanan mebusların derin bir huşu ve büyük bir heyecan içinde Meclis’te ilk toplantılarını gerçekleştirdikleri söyledi. Erdoğan, bu anlamlı gün dolayısıyla geçtiğimiz günlerde bazıları ilk kez olarak yayınlanan fotoğrafları gösterdi. Başbakan Erdoğan, “Bu fotoğrafta Gazi Mustafa Kemal silah arkadaşları ve Latife Hanım Cumhuriyetimizin kuruluşunun hemen öncesinde çocuklarla sohbet ediyorlar. Bu çocuklarımızın kuruluştaki yerini göstermesi bakamından çok büyük önemi haiz. Onun için bu fotoğrafı getirmeyi ve göstermeyi görev telakki ettim. Bir başka fotoğraf, oda yine Kurtuluş Savaşı yıllarında bir grup çocuk umutla Gazi Mustafa Kemal’i bekliyorlar. Fakat bu çocukların giyimi, kuşamı şöyle yalın ayak tablolarına baktığımız zaman nereden nereye geldiğimizi göstermesi bakımından bu tabloda çok büyük öneme haiz. Evet bu da işte Meclisimizin açıldığı gün ve yine o gün Gazi Mustafa Kemal’i ve gelecek heyeti karşılamak üzere bekleyen çocuklar, sancakla beraber TBMM’nin önünde o kutlu anı yaşamak üzere bekliyorlar” diye konuştu.

TBMM’nin, çocuklarla birlikte ve en çok da çocuklar için açıldığını sözlerine ekleyen Erdoğan, Kurtuluş Savaşı’nın çocuklar için verildiğini, Cumhuriyet’in, 29 Ekim 1923’te en çok da çocuklar için ilan edildiğini kaydetti.

Türkiye’nin, 23 Nisan 1920’ye ve 29 Ekim 1923’e gerçekten çok zor şartlar altında ulaştığı ifade eden Erdoğan, “Balkan Savaşlarından başlayarak Mağrip’te, Çanakkale’de, Hicaz’da, Kanal’da, Kafkas Cephesi’nde yüz binlerce Mehmet şehitlik mertebesine yücelmiştir. Şehit olan askerlerimizin önemli bir bölümü, evli ve çocuk sahibiydi. Şuna hiç şüphe yok ki ‘tertemiz alnından vurulmuş, uzanmış yatan’ o Mehmetler, girecekleri gül bahçesini, kendilerine gülümseyen melekleri gördükleri kadar; köylerinde, evlerinde, doya doya koklayamadıkları çocuklarının hayalini de görüyor ve tebessüm ediyorlardı. Mehmetçiği bu denli kahramanlaştıran, göğüslerindeki imanlarıyla birlikte, geride bıraktıkları çocukları, o çocuklara miras bıraktıkları şan ve şerefti. Onlar, vatanları için seve seve can verdiler. Onlar, bayrakları için kahramanca savaştılar. Ama onlar, en çok da geride bıraktıkları çocukları için Türkiye’nin tüm çocukları için adeta düğüne gider gibi savaşa gittiler, adeta sevgiliye kavuşur gibi şehadet mertebesine ulaştılar. Bizim tarih boyunca bütün şehitlerimiz, Kurtuluş Savaşı şehitlerimiz, Cumhuriyet dönemindeki şehitlerimiz, terörle mücadele şehitlerimiz, vatanın bağımsızlığı için ay yıldızlı bayrağın şerefi için bu topraklarda Ezan-ı Muhammedi’nin ebediyen okunabilmesi için ama en çok da çocukları için çocuklarımız için tereddütsüz canlarından vazgeçtiler. Tıpkı 23 Nisan 1920’de olduğu gibi, bugün de TBMM her şeyden ve herkesten daha çok çocuklar için vardır, çocuklarımız için vardır. Bütün gayemiz, bütün hedefimiz, bütün çabamız, kendimizden önce çocuklarımız için daha yaşanabilir daha müreffeh, daha huzurlu ve daha güçlü bir Türkiye inşa etmektir” diye konuştu.

CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’teki 23 Nisan özel oturumunda tutuklu milletvekilleriyle ilgili eleştirilerini tekrarladı. Kılıçdaroğlu, “Bu Yüce Meclis’in kendi hukukunu çiğnetmeye hakkı yoktur. Hukukun sınırını aşmaya kendini tartıştırmaya hakkı yoktur. Çünkü gasp edilen hak, çiğnenen hukuk Milletin hakkı ve hukukudur. 8 üyesi gayrimeşru olarak ve hukuk dışına çıkılarak hapse atılmış bir meclisin itibarı doğal olarak kaybolmaz mı? Bu arkadaşlarımızın hapiste geçirdikleri kaçıncı 23 Nisan ve daha ne kadar hakları gasp edilmeye devam edecek?” dedi. 

TBMM Genel Kurulu’nda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve TBMM’nin açılışının 93. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen özel oturumda konuşan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 24 Nisan 1920 günü, Mustafa Kemal Paşa’nın Türkiye Büyük Millet Meclisinde kürsüye çıktığını ve bir konuşma yaptığını hatırlatarak, “O konuşmada kullandığı bir cümle, 23 Nisanda kurulan yüce meclisin asli görevinin ne olduğunu anlamaya yetiyor. Şöyle diyor Mustafa Kemal Paşa: ‘Mecliste yoğunlaşan milli iradenin, doğrudan doğruya vatanın mukadderatına el koymuş olduğunu kabul etmek temel ilkedir.’

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin omuzlarında taşımaktan kaçınmadığı ağır ve kutsal sorumluluk işte budur. Vatanın mukadderatına el koymak.” şeklinde konuştu.

Yeryüzündeki Millet Meclisleri arasında, milletin kaderine en küçük ayrıntısına kadar, bu kadar hakimiyetle el koymuş başka bir meclis olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Çünkü bu meclisin kullandığı yetki, yazılı hükümlerle sınırlı olmayan bir ruhtan, istiklal ateşinden doğuyordu. Meclis, bu ruhla tüm siyasi kurumlara hükmetmiş, var olan sistemi baştan sona değiştirmiş, her alanda çalışarak ve fedakarlıktan kaçınmayarak tam anlamıyla başarılı olmuş bir kurumdur. Çünkü o Kurumun ruhu Kuvay-i Milliye ruhu idi. Herkes şunu çok iyi bilsin ki; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 23 Nisan 1920’de kendisine görev olarak tayin ettiği “Vatanın mukadderatına el koymak” misyonu, 23 Nisan 2013 tarihinde de hala bu yüce meclisin omuzlarında bütün ağırlığıyla durmaktadır” ifadelerini kullandı.

Var olma, yok olma mücadelesini bağımsızlıkla taçlandırmış bu yüce meclisin kişilik ve kimlik sahibi bir meclis olduğunun unutulmaması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bu meclis, gazi bir meclistir; Çünkü Milli kurtuluş savaşı vermiştir. Bu meclis kurucu bir meclistir; Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuştur. Bu meclis özgürlükçüdür, milliyetçidir, Hiç şüphesiz bu Meclis devrimci bir Meclis’tir” diye konuştu. Bu meclisin şanının, şerefinin büyük olduğunu, bir çok ünvanı bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: “Fakat öyle bir kavram var ki TBMM’nin diğer bütün niteliklerini kendi kuruluş kimyasında var olan o özelliğine borçluyuz. Olmazsa olmaz o kavramın adı hukuktur. Bu meclis, kendi varoluşunu millete ve hukuka borçludur.

Bu bağlamda Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetini çok iyi anlamak zorundayız. Bu Meclis milletin hukukunu müdafaa etmek üzere kuruldu.

Bakınız, henüz TBMM açılmadan bir gazetecinin kendisine, “her kerameti meclisten bekleyenlerden olup olmadığını” sorması üzerine

Mustafa Kemal Paşa şunları söylüyor: ”Ben her kerameti Meclisten bekleyenlerdenim. Bir devreye yetiştik ki onda her iş meşru olmalıdır. Millet işleri de ancak milli kararlara istinat etmekle, milletin hissiyat-ı umumiyesine tercüman olmakla hasıldır.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin sloganı sayılan “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir” ifadesinin barındırdığı anlamı hukuk gözlüğü dışında başka hiçbir şeyle idrak edemeyeceklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, Kurtuluş Savaşının en zorlu anlarında dahi kör bir kuruşun hesabını millet namına sormaya günlerce mesai ayıran bu yüce meclisin, milletin egemenlik hakkına halel getirmediğini dile getirdi. Kurucu Meclisin, ‘Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesini sadece meclis duvarına değil meclisin ruhuna da nakşetmiş bir meclis olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu şunları kaydetti: “Bu vesileyle Kurucu meclisin kahraman üyelerini minnetle ve rahmetle anıyorum. Bu Yüce Meclis’in kendi hukukunu çiğnetmeye hakkı yoktur. Kendi sorumluluğunu devretmeye hakkı yoktur. Hukukun sınırını aşmaya kendini tartıştırmaya hakkı yoktur. Çünkü gasp edilen hak, çiğnenen hukuk Milletin hakkı ve hukukudur. Herkesi bir kez daha elini vicdanına koyarak, gözünün önüne o kurucu meclisin asil kahramanlarını getirerek bir kez daha düşünmeye davet ediyorum. 8 üyesi gayrimeşru olarak ve hukuk dışına çıkılarak hapse atılmış bir meclisin itibarı doğal olarak kaybolmaz mı? Bu arkadaşlarımızın hapiste geçirdikleri kaçıncı 23 Nisan ve daha ne kadar hakları gasp edilmeye devam edecek? Bütçe denetim yetkisi fiilen elinden alınmış bir meclisin saygınlığı zedelenmez mi? Ortada olağanüstü bir durum yokken, KHK’lerle yasama yetkisi fiilen elinden alınmış bir meclisin, milletin kolektif vicdanına tercüman olması mümkün olabilir mi? 23 Nisan 1920’yi çok iyi anlamak zorundayız. TBMM olarak, kendi kişiliğimize yabancılaşmaya hakkımız olamaz. 23 Nisan 1920’de kurulan TBMM, en geniş meşruiyeti hukukun içinde kalarak sağladı. 23 Nisan 2013’te de ağırlaşan sorunlarımızla baş etmenin temel yolu hukukun içinde kalarak sorunları çözmektir.”

Bir 23 Nisan günü yeni bir Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını daha kutladıklarını belirten Kılıçdaroğlu, bu bayramın, dünya barışının, dünya çocuklarının bayramı olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Bu bayram barışın geleceğine ve geleceğin barışına yapılan bir yolculuktur.

Bu bayram Anadolu’nun çocuklarının, özellikle de yoksul çocuklarının, öksüz ve yetimlerinin hayata tutunmaları için yakılan bir umut ışığıdır. Çünkü bu bayram özbeöz milletin bayramıdır. İşte onun içindir ki 23 Nisan 1920, hem zihinlerde, hem dillerde, hem de yüreklerdedir. Silmeye kimsenin ne gücü yeter, ne de cesareti. Tıpkı T.C. gibi, Türkiye Cumhuriyeti gibi.” 

MHP GENEL BAŞKANI BAHÇELİ..

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Ana dil talepleri, özerk yönetim istekleri olmak üzere, sanal sorunlara çözüm önerileri eninde sonunda bizi mağlubiyetle yüz yüze bırakmış ve de boynumuzu bükmüştür” dedi. 

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in başkanlığında toplanan Genel Kurul’da konuşma yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 23 Nisan 1920 tarihinde Ulus’taki taş binada açılmasının son iki asırlık hadiselerin en mühim halkası, en önemli hamlesi olduğunu belirtti. Bu büyük adımın Türk milleti için yeni bir milat, kutlu bir başlangıç ve sağlam bir irade olarak tarihteki yerini aldığına dikkati çeken Bahçeli, “Büyük Millet Meclisi’nin açılışındaki anlamı kavrayabilmek, niyet ve hedefleri anlayabilmek için evvela 23 Nisan 1920’ye gelesiye kadarki vakaları iyi tahlil ve tarif etmek lazımdır. Bilindiği üzere, Türk milleti on yıllarca süren savaş ve mücadelelerden yorgun ve bitkin çıkmış, vahim ölçüde insan ve toprak kayıpları yaşamıştır. Yüzyıllarca hakimiyetimiz altında bulunan, kutlu ceddimizin adalet ve merhametle yönettiği vatan coğrafyaları bir bir kaybedilmiştir” şeklinde konuştu.

Bahçeli, 1900’lü yılların başından itibaren daha da saldırganlaşan ve vahşileşen emperyalist komplonun, imparatorluğun üzerine kabus gibi çöktüğünü söyleyerek, milli varlıkların gizli anlaşmalarla paylaşıldığını ifade etti. Bahçeli, “Maalesef sorun olarak tanımlanan, sorun olarak ilanı yapılan her konu başlığından sonra biraz daha gerilemek, biraz daha çekilmek, biraz daha taviz vermek neredeyse kader halini almıştır. Tıpkı bugünkü gibi; demokratikleşme, özgürleşme, reform, çözüm ve barış sözleri dün sömürgeci zihniyetin içimizi karıştırmak ve bölmek için benimsediği propaganda silahları arasında yer almış, sonuçta kaybetmek milletimiz için malum ve makus son olmuştur. İmparatorluk döneminin son bir asrında, kışkırtma ve tahriklerle yeşeren bağımsızlık hareketleri periyodik olarak her tarafımıza sıçramış, her yanımızı yavaş yavaş budamıştır. Bilhassa 19’ncu yüzyılda hasta adam olarak gösterilen Osmanlı İmparatorluğu, küresel çıkar hesaplarının, zalim amaçların ve kanlı hesaplaşmanın tam merkezinde kalmıştır” ifadelerini kullandı.

Türk milletine tahammülsüz çevrelerin durmadan fitne saçtığını bildiren Bahçeli, birlikte yaşama idealinin sakatlandığını ve vatanlaştırılan yerlerin alınması için oyun üstüne oyun sahnelendiğini dile getirdi. “Balkanlar’da, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da yaşadığımız ağır travmalar, acı verici yenilgiler ve yürek burkan geri çekilişler ifadeye çalıştığım bu hususların doğal bir neticesinden başka bir şey değildir” diyen Bahçeli, “Yine bugünkü gibi etnik temelli provokasyonlar, ayrılma ve dağılmayı sağlayacak tertipler; isyanlara, başkaldırılara ve ayrılmalara ardına kadar kapı aralamıştır. Başta ana dil talepleri, özerk yönetim istekleri olmak üzere, sanal sorunlara çözüm önerileri eninde sonunda bizi mağlubiyetle yüz yüze bırakmış ve de boynumuzu bükmüştür. Bunun altında doğal olarak, gelişmelerin boyutunu okuyamayan, milli kimliği ve milli mevcudiyeti görmezden gelen zayıf yönetimlerin, çare ve çıkışı milli köklerden ziyade başka yerlerde arayan batı hayranı sözde aydın zihniyetinin bulunduğu esasen tümüyle ortadadır. Bu atalet ve kördüğüm içinde, çözüm isteyenler Balkanlar’a çullanmışlar, çözüm bekleyenler kutsal topraklara üşüşmüşler, barış yaygarası koparanlar dört bir yanımıza kanlı tezgahlarını kurmuşlardır” diye konuştu.

Tarihi Şark Meselesi kapsamında sürekli faal halde bulunan emperyalizmin kanlı dişlilerinin milletçe sahip olunan kaynakları, kaynaşmayı ve yaşama kararlılığını çiğnemek, öğütmek ve nihayetinde de yutmak için elinden gelen vicdansızlığı sergilediğini iddia eden Bahçeli, “Yaklaşık bir asır önce Balkanlar’daki yıkıma bakınız, Kuzey Afrika’daki çözülmelere dikkat ediniz, Ortadoğu’daki çöküşe samimiyetle eğiliniz ne yazık ki hep bu gerçekleri rahatlıkla görebileceksiniz. Bunun için tarihten ders çıkarmak, tecrübelerden istifade etmek ve aynı hataları bir daha tekrarlamamak hepimiz için, özellikle de siyasi sorumluluk taşıyanlar adına paha biçilemez bir önemdedir” şeklinde konuştu.

Bahçeli, “İzaha çalıştığım bu tarihi hakikatlerin yanı sıra, 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı’ndan 16 Mart 1920 İstanbul’un işgaline kadar geçen süre Büyük Millet Meclisi’nin mayasını çalmış, adeta sütunlarını dikmiştir” diyerek şunları kaydetti:

“Mondros Ateşkes Anlaşmasından sonra aziz vatanımız işgal ve istilaya uğramış, Türk milleti zifiri bir karanlığı yaşamak mecburiyetinde bırakılmıştır. Şu zillet ve çapsızlığa bakınız ki, Mondros’tan dönen heyet, devletin bağımsızlığının tamamıyla kurtarıldığını müjdelemiş, ortaya çıkan mütarekenin umulandan çok daha iyi sonuçlandığını, sanki eşitler arasında yapıldığını ifade edebilmiştir. Bu heyete göre İstanbul’a tek bir düşman askeri dahi çıkmayacak, sanıldığının aksine ülkenin işgal edilmesi de söz konusu olmayacaktır. Ne var ki, çok kısa bir süre sonra düşman postallarının Anadolu’nun dört bir yanına nasıl ulaştığı, bağımsızlığımızın nasıl ufalandığı açıklıkla görülmüş ve ortaya çıkmıştır.

Ayağının dibini dahi görmekten aciz anlayışlar, aynı zamanda kısır ve sığ zihniyetler gerçeklerden uzak, basiretten mahrum bir şekilde her şeyin güzel olacağını, huzurun ve esenliğin hemen geleceğini duyururken hep yanılmışlar hem de milletimizin hayat haklarına kast etmişlerdir. Büyük Millet Meclisi’nin şartlarını oluşturan asalet ve yüksek erdem, meselelere dar ölçekten, güdük bir mantıktan bakmadığı için her zaman vizyoner olmuş, ihtiyat ve temkini elden bırakmamış, Türk milletinin kaderine çok şükür leke sürdürmemiştir.”

Gazi Mustafa Kemal ve kurucu kahramanlar aziz milletin egemenliğine tam bir sadakat gösterdiklerini ve 23 Nisan 1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini attıklarını hatırlatan Bahçeli, Büyük Millet Meclis’inin, işgal yıllarının iç karartıcı şartlarına rağmen, bağımsız yaşamaktan başka seçeneği olmayan büyük milletin muazzam bir eseri olarak Ulus’taki taş binada hilalin umut güneşi gibi doğduğuna işaret etti.

Bahçeli, “Yalnızca milletten güç alan, milletin varlığından heyecan duyan ve milleti yaşatmak konusunda tavizsiz olan milliyetçi kahramanlar, adım adım teşkilatlanarak, hızla büyüyerek ve sabırla çalışarak 23 Nisan 1920’de bu muazzez millet eserini vücuda getirmişlerdir” diye konuştu.

Milli mücadelenin her şeyden önce meşruiyete ve milletin iradesine dayandığı Meclis’in açılışıyla gösterildiğini kaydeden Bahçeli, “Büyük Millet Meclisi, her şeyin bittiğinin düşünüldüğü bir dönemde, asil milletimizin içinde saklı duran kudreti canlandıran ve vatan savunmasında ilham kaynağı yaparak seferber eden milliyetçi fikriyatın abide bir şaheseridir. İlk Meclis’teki katılımcılık, çoğulculuk ve demokratik ruh milleti özne yapan bir millilik pırıltısının iftihar belgesi ve başyapıtıdır. Bu milli katılımcılık ve milli temsil kaygısı daha sonraki yıllarda Cumhuriyetimizde şekil ve anlam bulacak, milli egemenlik, milli irade ve demokratik kültürümüzün temelini teşkil edecektir” dedi.

Milli mücadelenin, öncelikle Türk milletinin bağımsızlığa duyduğu derin bağlılıkla, sonrasında ise Büyük Millet Meclisi’nin komutasında ve liderliğinde başarıya ulaştığına vurgu yapan Bahçeli, “Bu itibarla, Yüce Meclisimiz savaşlar kazanan, vatan kurtaran övüncümüz, başımızın tacı ve milli cevherimizdir” şeklinde konuştu.

MHP Lideri Bahçeli sözlerine şöyle devam etti:

“Özel bir ihtimam ve liyakate sahip Büyük Millet Meclisimiz, vatan toprakları tamamıyla işgalden kurtuluncaya ve Türk milleti bağımsızlığına kavuşuncaya kadar devam eden milli mücadelenin beyni ve kalbidir, bu sebeple de Gazi’lik unvanını tam olarak hak etmiştir.

Ne hazindir ki, Meclisimizin kuruluşundan geçen 93 yıl sonra, milli birliğimiz kırılmaya, milli kimliğimiz tahrip edilmeye çalışılmaktadır. Özenle üzerinde titrememiz gereken bin yıllık derin kardeşlik hukuku etnik fırsatçıların elinde heba edilmek istenmektedir. İlk Meclis’in mukaddes kuruluş yıldönümünü anarken, asla hatırımızdan çıkarmamız gereken husus şudur:

Kurucu kahramanlarımızın ve muhterem ecdadımızın bizlere bıraktığı milli emanetlerden, kanları ve canları pahasına bizlere hediye ettikleri milli değerlerden hiçbir şekilde vazgeçilemeyecek, ödün verilemeyecektir. Vatanımızın bölünmez bütünlüğü, devletimizin üniter yapısı, Türk milletinin şeref, itibar ve birliği Gazi Meclis’in kırmızı çizgilerindendir ve ihlal edilemeyecektir. Hiç kimse ilk Meclis’i yanlış yorumlamamalı, hiç kimse milliyetçi kahramanların dönemsel olarak kullandıkları bazı ifadeleri terse çekmemelidir. Bugün ihtiyaç duyulan milli şuur, milliyetçi perspektif Büyük Millet Meclisi’nin kutlu hatırlarında ve muhteşem eserlerinde hala kor gibi durmaktadır. Bunlardan şayet tereddüdü olan varsa zahmet edip Ulus’a kadar gitmeli ve geçmişin muhasebesini dürüstçe yapmalıdır.”

23 Nisan’ın ayrıca çocuk bayramı olarak da kutlandığına dikkat çeken Bahçeli, “Buradan tüm evlatlarımızın bayramını kutluyor, hepsine aileleriyle birlikte mutlu, huzurlu ve başarılarla dolu bir ömür diliyorum. Unutulmasın ki, her çocuk bir gelecektir, her çocuk Türk milletinin umududur” ifadesini kullandı.

Bahçeli, 93 yıl önce çatısının altında bulunmaktan gurur duyduğunu belirterek, “TBMM’yi bize emanet eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, dava arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi tekrar minnet ve rahmetle anıyorum” dedi. 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."