Final

Örnek Resim


Arion

Malatya Haber -

TBMM’nin Malatya Klasiği!..

TBMM’nin Malatya Klasiği!..
  • 27.12.2015

CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, İnönü Üniversitesi’nin kadro sorununu bir kez daha önergeyle TBMM gündemine getirmek istedi. Ancak, bu konudaki önergesi yine iktidar partisinin oylarıyla reddedildi. TBMM’deki bu oylama sırasında, Aslanoğlu’nun önergesine kabul oyu veren CHP’liler ile red oyu veren AKP’liler meclis televizyonunun naklen yayınında da yansıtıldı. “Red” verenler arasında AKP Malatya Milletvekilleri İhsan Koca, Mehmet Şahin, Öznur Çalık ve Mücahit Fındıklı da dikkat çekti. Bu arada teklife CHP’nin yanı sıra MHP, DSP ve DTP’li milletvekilleri ise destek verdiler.

TBMM’ye Aslanoğlu’nun sunduğu, sonra üzerinde konuştuğu, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin de destek verdiği önergeyle ilgili olarak meclis tutanaklarına geçen konuşmalar şöyle:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

18.10.2007 tarihinde CHP Grup Başkanlığının 13 nolu yazısı ile verdiğim 78 Sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 190 sayılı Genel Kadro ve usulü hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kanun Teklifi 2/23 esas sayı ile bugüne kadar Komisyonlar ve Genel Kurulda ele alınmamıştır. Meclis İçtüzüğün 37. Maddesi uyarınca Kanunun Meclis Genel Kuruluna getirilmesini bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.
Ferit Mevlüt Aslanoğlu
Malatya

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, önerge sahibi olarak buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, size rakam vereceğim. Türkiye’de -Sağlık Bakanım da burada- canlıdan canlıya haftada üç kez, haftada üç ameliyat yapan Türkiye’de başka bir tıp merkezi, başka bir hastane var mı? Avrupa’da var mı, dünyada? Bir iki tane arkadaşlar. Bunu iddiayla söylüyorum. Sayın Bakan burada. Canlıdan canlıya haftada üç ameliyat. Burası artık Türkiye’nin bir gurur merkezi oldu, Turgut Özal Tıp Merkezi.

Arkadaşlar, buraya Sudan’dan, değişik ülkelerden insanlar gelip burada karaciğer nakli yaptırıyor ve gözlerimle gördüm, Sayın Dekan, gündüz ameliyat yapıyor, gece atlayıp Samsun’dan kadavradan tekrar karaciğer getirip ertesi gün başka hastaya…

Arkadaşlar, burada bu insanlar canlarını veriyorlar, bu insanlar bu hastane için, bu merkez için her şeylerini veriyorlar.

Değerli milletvekilleri, beş yıldır bu kanun, aynı verdiğim kanun. Geçen dönem Meclis Genel Kurulu kabul etti. Milletvekili arkadaşlarıma teşekkür ederim geçen ve kanun basıldı 2005 yılında. Niye vermiyorsunuz? Arkadaşlar, on-on beş yıldır, burada bazı arkadaşlarımız geçici, şirket yani temizlik şirketi kadrosunda çalışıyorlar. Ya etmeyin bin kişi arkadaşlar. Döner sermayeden bir de 4/B ile yaklaşık 1.300 kişi, hastanenin tüm 1,5 milyonluk döner sermaye parası da oraya gidiyor. Yapılış şekliyle çok amaçlı bina olduğu için ayda tükettiği enerji bedeli başka hastanelerin, başka üniversitelerin 2 katı.

Arkadaşlar, biz hakkımızı istiyoruz. Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinin verilmeyen doktor, ebe, hemşire… Yalvarıyoruz “70 hemşire verin, yoğun bakım ünitelerimizi açalım.” diyoruz. KPSS’den veriyorsunuz. Arkadaşlar, hakkımızı istiyoruz, yani niye bunda direniyorsunuz? Niçin direniyorsunuz? O çocuklar, orada okuyan öğrenciler benim öğrencim değil mi? Oradaki hastalar bizim hastalarımız değil mi arkadaşlar?

Arkadaşlar, oradaki bin kişi -temizlik şirketi kadrosunda- hepinizin kardeşi olabilir. İşlerinde yaklaşık on beş seneleri gitti. Temizlik şirketi kadrosunda, asgari ücretle çalışıyor bazı teknik elemanlar.

Arkadaşlar, bir üniversite bu kadar yok edilemez, bu kadar… Haa dün de kim vermediyse bu kadroyu, bugün de kim vermediyse insanlık suçu işliyor. Meclis Genel Kurulu bir kanunu “Buraya getir.” diyecek, ama getirilmiyor arkadaşlar. Bunun bir siyasi tarafı yok arkadaşlar. Geçen dönem, iktidarı muhalefeti Malatya’nın tüm milletvekillerinin imzasını taşıyordu bu teklif, ben bunu yeniledim.

Hakkımızı istiyoruz. Yani, biz orada, dünyada bir tıp merkezi oluyoruz. Burada çalışan insanların, orada çok büyük cesaretle, çok büyük emekle çalışan arkadaşlarımızın şevkini kırmayalım arkadaşlar. Bunu istiyoruz. Orada çalışan bin tane geçici işçimizin daha feda olmasını önleyelim arkadaşlar ve geçen dönem, bu kanun 2005 yılında basılmasına rağmen, geçen dönemin son günü Meclis kapanırken, kapanmaya bir ay kala Eskişehir Osmangazi Üniversitesine ve Konya Selçuk Üniversitesine kadro verdiler. Verin, onlar da bizim üniversitemiz. Onlara niye verdin, demiyoruz ama Türkiye’de 1.000 tane geçici işçi çalışan başka üniversite yok arkadaşlar. Yani, burada hak yemek günahtır.

Değerli arkadaşlarım, hakikaten biz burada… Elektrik borcu var. Döner sermayenin çok önemli kısmı orada çalışan temizlik şirketi kadrosuna gittiği için elektrik borcumuzu ödeyemiyoruz. Devlet oranın elektrik bedelini bütçeye koymak zorundadır arkadaşlar. Plan ve Bütçe Komisyonunda teklif etmemize rağmen koyulmadı, ama bir süre sonra TEDAŞ elektriği kesmek zorunda kaldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, iktidarıyla muhalefetiyle… Burası Türkiye’nin geleceğinde önemli bir tıp merkezidir. Yolunu almış gidiyor, buna engel olmayalım. Gelin, bu insanlara omuz verelim. Gelin, bu insanlara alkış çalalım. Dünyada önemli bir karaciğer nakil merkezi olan bu üniversitemize hep beraber sahip çıkalım. Ben bir kez daha hepinizin vicdanlarına sunuyorum.

Teşekkür ederim. Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.

Önerge üzerinde, Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İnce.

Sayın İnce, buyurun efendim.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir süredir üniversiteleri tartışıyoruz. Nedir tartıştığımız konu? İdari, mali, yönetsel, bilimsel özerkliklerinin olması gereken, bilim üretilen, bilgi üretilen yerler. Ama, bu üniversitelere böyle değil de ele geçirilmesi gereken, işgal edilmesi gereken yerler olarak bakarsak, tabii ki kamuoyunda tartışmalar kaçınılmaz olur.

Şimdi, sizlere bazı örnekler vermek istiyorum. YÖK’e verilen araştırma görevlisi kadro sayıları 1998’de 5.000; 99’da 5.500; 2000’de 4.000; 2003’de 1410; 2004’te 1410; 2007’de 2.000. Yani, hepimiz biliyoruz ki insan, tasarruf edilecek bir malzeme değildir. Eğer, siz YÖK’ün elini kolunu bağlarsanız, kinle, nefretle, intikamla yaklaşırsanız sorunlar bu noktaya gelir.

2007’de on yedi üniversite kuruldu. On yedi üniversiteye 2008 bütçesi için ayrılan para 150 milyon YTL. Sadece, Uludağ Üniversitesinin bütçesi 166 milyon YTL, İstanbul Üniversitesinin bütçesi 449 milyon YTL. Siz on yedi üniversiteye bir tek Uludağ Üniversitesinin bütçesinden daha az bir para ayırırsanız, görünen köy kılavuz istemez, “Bozdur bozdur harca.” derler. Bu parayla ancak tabela üniversitesi yaparsınız.

Ayrıca, biliyoruz ki 10 bin öğrencilik bir üniversitenin maliyeti 100-120 milyon dolar civarında, daha önce açılan on beş üniversiteyi de hesaba kattığımızda 3,5 milyar YTL dolayında bir para ayrılması gerekirken onun yüzde 1’i kadar parayı ayırdığınızda başımıza gelenlerin bunlar olacağı kesindir.

Yine, Millî Eğitim bütçesinin içindeki YÖK’ün payına baktığımızda da yine, bir intikam duygusunu hep birlikte görebiliriz. 2002’de Millî Eğitim bütçesinin yüzde 25’i YÖK’e ayrılmışken; 2004’te yüzde 23; 2006’da yüzde 21; 2008’de ise yüzde 19,7’ye düşmüştür.

Değerli arkadaşlarım, yine Malatya Milletvekilimiz Sayın Aslanoğlu beş yıldır uğraşıyor burada İnönü Üniversitesinin sorununu çözmek için. Bir başka örnek de ben size Kahramanmaraş’tan vereyim. Sütçü İmam Üniversitesi 92’de kuruluyor, 9 fakültesi var, 4 fakültesinin kadrosu Meclisten geçmiş, 5 fakültesinin kadrosu ne yazık ki 92’den bu yana hâlâ çözülememiş.

Değerli arkadaşlarım, YÖK ne yapacak? Yükseköğretimi koordine edecek, sorunları çözecek. Peki, YÖK’ün başına gelen kişinin geçmişine baktığımızda neler görüyoruz? Bir: AKP’nin mutfağında yetişmiş bir kişi. Nereden biliyoruz? Pollmark şirketinin kurucusu. Bu şirket nerelere iş yapmış? AKP Genel Merkezine, Meclis Başkanlığına, Başbakanlığa. Soru önergeleri veriyoruz “Ne kadarlık iş yaptı?” diye, ne yazık ki cevapları alamıyoruz.

YÖK Başkanı olur olmaz ilk açıklaması, dedi ki, rektörlere seslendi: “Siz, Danıştayın, Anayasa Mahkemesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını görmezden gelin.”

İkinci açıklaması ne oldu? “Üniversiteler paralı olsun.” İşte, tüccar siyaset anlayışının dışa vurumudur bu.

Değerli arkadaşlarım, “Üniversiteler paralı olsun.” dediğinizde size şu cevapla gelindiğinde alınganlık göstermeyin: “Siz cumhuriyetin kazanımlarıyla hesaplaşmak istiyorsunuz.” dediğimizde lütfen lafın tamamını dinleyiniz. Nedir cumhuriyetin kazanımlarıyla hesaplaşmak? Bu ülkede eğitimde fırsat eşitliğini cumhuriyet sağlamıştır. Sağlamıştır, o yüzdendir ki, çobanlık yapan bir çocuk bu ülkede Cumhurbaşkanı olmuştur, kayıkçının oğlu bu ülkede Başbakan olmuştur. Yadırgamak için söylemiyorum bunları, övünülecek bir şey olduğunu söylemek için söylüyorum. Cumhuriyetin sayesinde olmuştur bunlar. Ama siz “Üniversiteler paralı olsun.” diyerek, diğer taraftan da fakir fukara, garip gureba edebiyatı yaparak o fakir çocukların önünü kesmiş oluyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, burada sizlere şunu söylemek istiyorum: YÖK’te hukuksuzluk dönemi başlamıştır. 27 Aralık 2007 günü Mısır’a gitti YÖK Başkanı, dört gün sonra döndü. YÖK tarihinde ilk kez hiç kimseye vekâlet bırakmadı. İki başkan vekili vardı -birinin imza yetkisini aldı, biri istifa etmişti- hiç kimseye vekâlet bırakmadan Mısır’a gitti YÖK Başkanı. Hukuksuzluğun bir başka örneği de bu.

Üniversitelerin kadro sorunu var, kaynak sorunu var, çocukların yurt sorunu var, kahvaltı yapamıyorlar, barınma sorunları var, mezun olan çocukların iş sorunları var.

Bakın, Adalet Bakanı Sayın Mehmet Ali Şahin 24/5/2006 günü bir açıklama yapıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İnce, konuşmanızı tamamlayınız.

Buyurun.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Diyor ki: “Türban yüzde 1,5’luk kesimin sorunudur. Bugün ne oldu da Türkiye’nin sorunu hâline geldi anlamış değilim.”

Ben size şunu söylemek istiyorum, sizin istediğiniz şu: Muhalefet susacak, Yargıtay susacak, Danıştay susacak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi susacak, başsavcı susacak, paşalar susacak, gazeteciler susacak, meslek odaları susacak, karikatüristler susacak, bir tek Başbakan konuşacak. Bak, size o jargondan bir şey söyleyeyim: “Yok ya!” derler adama. Böyle demokrasi anlayışı olur mu?

Değerli arkadaşlarım, Meclis Başkanına sesleniyorum buradan: Sayın Başkan, -Başbakanın üslubuyla söylüyorum- lütfen işinizi yapın! Kırk bir gün önce size yazılı soru önergesi verdim. Hâlâ cevap vermediniz. (Bağımsız sıralarından alkışlar) On beş gün içinde bana cevap vermeye mecbursunuz İç Tüzük gereği. Meclis Başkanı İç Tüzük’e uymazsa burada kimse uymaz diyorum.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum ve şu cümleme de herhâlde Sayın Başkanım müsaade edecektir.

Bakın, değerli arkadaşlarım, Leyla Şahin davasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Türkiye Cumhuriyeti savunma yaparken altında Sayın Erdoğan’ın ve Sayın Gül’ün imzası vardı. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İnce…

MUHARREM İNCE (Devamla) – Diyor ki: “Türbanın üniversitelerde laik eğitimle çeliştiği ve bağdaşmadığı, gericiliği teşvik ettiği saptanmıştır.” Bunun altına imza atmıştır Başbakan ve Sayın Abdullah Gül. Ne oldu? Ne değişti? Leyla Şahin tepki gösterince, Leyla Şahin’in imam olan babasını yedi kat maaşını yaptırarak İstanbul Belediyesinde yönetim kuruluna atadınız mı, atamadınız mı? Bunun hesabını verin.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnce.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… (CHP sıralarından “Sayar mısınız” sesleri)

Sayıyoruz efendim.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Başkanım, acele etmeyin, Kızılay’da olanlar var, geliyorlar.

BAŞKAN – Kabul etmeyenler…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Bakanlar Kurulu teslim olmuş İMF’ye galiba! Teslim olmuşsunuz Amerika’ya!

BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."