Miram

Final

Fuat


Serdar doktor




Malatya Haber -

Türk Şiirinin ‘Dede Korkut’u..

Türk Şiirinin ‘Dede Korkut’u..
  • 17.10.2020

Şair bir ailenin üç çocuğundan biri olan Bahaettin Karakoç, 1930’da Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde dünyaya geldi.

Şair Abdürrahim Karakoç’un ağabeyi olan Bahaettin Karakoç, ilkokulu sonradan Ekinözü adıyla ilçe olacak Cela Köyü’nde, ortaokulu da Düziçi ilçesi ile Ankara’daki Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde tamamladı. Henüz ilkokul 3. sınıftayken bir haftada Osmanlı Türkçesini öğrenip, bir ayda da Kur’an-ı Kerim’i okumayı bitirdi.

Şiiri bir ağaca benzeten şair, bu sanatı tanımlarken şu ifadeleri kullanmıştı:

“Yarar yönünden ister meyve versin, ister gölge, ister yaş olsun ister kuru, ister bir tenhada dikili dursun, ister bir eşya olarak evimizin bir yerinde otursun, ağaç hep aynı ağaçtır, muhakkak bir yerde ihtiyacımızı karşılar. Sağlam bir etik, ilkeli bir estetik ve helal ölçekli bir yarar sarmalında şiir de tıpkı bir ağaç gibidir. Sanatı besleyen bu üç ana arterdir. Kalbin bir zikir aracı olan şiir, trajik bir iç yangını, aşkın sıcak kanatları altında doğan bir kutsanmış sözler armonisi ve dört kelimeyle özetleyecek olursak evrensel bir dua biçimidir. Mutlak gerçeğe, mutlak güzele yönelmenin dillenişi ve kalbin dirilişidir.”

Karakoç, kendi deyişiyle, ölünceye kadar yakasını bırakmayacak olan şiirin rüzgarına da öğrencilik yıllarında yakalandı.

Hatırda kalıcı, duygu ve düşünce yüklü, sanat değeri yüksek şiirleriyle üne kavuşan Karakoç’a “Beyaz Kartal”, “Türk Şiirinin Dede Korkut’u” ve “Türk Şiirinin Türkmen Dervişi” gibi unvanlar verildi.

Usta şair, eserlerinde asıl adının yanı sıra “Baha Deliorman”, “Said Yaylalı”, “Ekinözülü Aşık Rahmani” mahlaslarını da kullandı.

Memuriyete 29 Ağustos 1944’te başlayan şair, Kahramanmaraş’taki sağlık kuruluşlarında 32 yıl 8 ay sağlık memuru olarak çalıştıktan sonra kendi isteğiyle 1982’de görevinden emekli oldu.

Şiirde biçimi bir enstrümana benzetirdi
Karakoç’un kaleme aldığı ilk şiiri “Cela Köyü”, henüz 12 yaşındayken 1942’de Yurt gazetesinde yayımlandı.

Türk şiirine ve halk müziğine “Mihriban” gibi birçok önemli eserleri kazandıran şair Abdürrahim Karakoç’un ağabeyi olan Bahaettin Karakoç, şiirde biçimi bir enstrümana benzettiğini her fırsatta dile getirdi.

Karakoç, 1960’lara kadar yazıp çeşitli dergilerde yayınlattığı şiirlerini kitaplarına almadı. Birebir yaşadıklarını yazan, yazarken de yeniden yaşayan Karakoç’un edebiyat dünyasına asıl girişi 1973’te yayınlanan “Seyran” kitabıyla başladı.

Akşam gazetesiyle Türk Kadınlar Birliği’nin 1962’de düzenlediği Türkiye çapındaki bir edebiyat yarışmasında “İsa ile İshak” adlı hikayesiyle ikincilik ödülü alan yazar, 1983’te Kayseri Sanatçılar Derneğince yılın şairi seçildi.

“Bir Çift Beyaz Kartal” adlı kitabıyla 1986’da şiir dalında Türkiye Yazarlar Birliği ödülünü alan Karakoç, 1986’da çıkarmaya başladığı ancak 37 sayının ardından ekonomik sebeplerden dolayı kapatmak zorunda kaldığı “Dolunay Sanat ve Edebiyat Dergisi”ni çıkarmanın yanı sıra ülkenin dört bir yanından şairlerin katılımıyla 16 yıl aralıksız yapılan “Geleneksel Dolunay Şiir Şöleni”ni düzenledi.

Kurduğu “Dolunay Yayınları” ile yazarlığa ve şiire meraklı gençleri, edebiyat dünyasına kazandırmayı amaçlayan usta şair, Kültür ve Turizm Bakanlığınca, 1989’da Struga Uluslararası Şiir Akşamları Festivali’ne gönderildi ve festivalde tebliğ sundu.

Karakoç, Diyanet Vakfınca 1991’de düzenlenen “münacat” yarışmasında “Beyaz Dilekçe” isimli şiiriyle birincilik ödülü, 1993’te “Türkçenin Uluslararası 2. Şiir Şöleni” için gittiği Kazakistan’ın Almatı şehrinde “Büyük Abay Ödülü”, 1997’de Malatya Büyükşehir Belediyesinin açtığı “Malatya” konulu şiir yarışmasında birincilik ödülü aldı.

Tarsus Belediyesince 2004’te düzenlenen “Karacaoğlan Şelale Şiir Akşamları” etkinliklerinde her yıl bir şaire verilen “Karacaoğlan Onur Ödülü” ile İstanbul Küçükçekmece Belediyesince 2011’de takdim edilen “Onur Ödülü”nün sahibi olan şair, 2012’de ise İstanbul Sultanbeyli Belediyesince verilen “Türk Şiirine Hizmet Ödülü”ne layık görüldü.

Mesleğini soranlara “şairim” diye cevap verirdi”
Türk edebiyatında “Dede Korkut” ve “Beyaz Kartal” olarak anılan Şair Bahaettin Karakoç’a Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesince (KSÜ), 2014’te “fahri doktora” unvanı verildi.

Bir kaza sonucu 2015’te beyin kanaması geçiren Karakoç, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesinde ameliyat edildi.

Şair Karakoç’un adına, Türk edebiyatına katkılarından dolayı, Kahramanmaraş Milli Eğitim Müdürlüğünün teklifi ve Kahramanmaraş Valiliği’nin oluruyla, 2015’te Bahaettin Karakoç İlkokulu yaptırıldı.

Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “2015 yılı Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödülleri”nde “Üstün Hizmet” ödülüne layık görülen Karakoç’un şiir, hikaye ve yazıları Hisar, Varlık Yıllığı, Türk Edebiyatı, Dolunay, Doğuş Edebiyat, Milli Kültür, Kültür ile Sanat gibi çok sayıda sanat ve edebiyat dergisinde yayımlandı.

Halk şiirine daha yakın olan şiir anlayışını son dönemlerinde modern tarzla birleştirip kendine özgü yeni bir çizgi ortaya koymayı başaran usta şair, mesleğini soranlara “şairim” diye cevap verirdi. Karakoç’un birçok şiiri, farklı formlarda bestelendi.

Karakoç, rahatsızlığı nedeniyle kaldırıldığı Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Bölümünde yapılan müdahaleye rağmen 17 Ekim 2018’de hayatını kaybetti.

“Kötü şaire, şiire tahammülü yoktu”
Folklor araştırmacısı ve şair Nail Tan, Karakoç’un vefatının ardından kaleme aldığı bir yazısında, “Rahmetli şair, zaman zaman görüştüğüm sanatçılardan biriydi. Kötü şaire, şiire tahammülü yoktu. Eleştirisini hiç çekinmeden yapar, sözünü kimseden sakınmazdı. Bir şair gibi, duygu ve heyecan kasırgaları arasında, yüreğinin sarayında yaşayarak aramızdan ayrıldı. Şiirleriyle hep Türk edebiyatı kitaplarında ve aramızda yaşayacak.” ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı ise “Anadolu insanının kıymetlisi: Bahaettin Karakoç” başlıklı yazısında Karakoç’u, şu sözlerle anlatmıştı:

“Bahaettin Karakoç için ‘Türk Şiirinin Beyaz Kartalı’ denir. Bence şairi en güzel anlatan tanımlamalardan biridir. Vefat edenlerin ardından ‘Kıymeti bilinmedi’ sözü, adet olduğu üzere sürekli tekrarlanır. ‘Karakoç için kıymeti bilinmedi’ diyemeyiz. Çünkü o, Anadolu insanının her zaman en kıymetlilerinden oldu.”

Eserleri
Şair Bahaettin Karakoç, “Mevsimler ve Ötesi”, “Seyran”, “Zaman Bir Beyaz Türküdür”, “Sevgi Turnaları”, “Ay Şafağı Çok Çiçek”, “Kar Sesi”, “İlkyazda”, “Bir Çift Beyaz Kartal”, “Menzil”, “Uzaklara Türkü”, “Güneşe Uçmak İstiyorum”, “Şiir Burcunda Çocuk”, “Beyaz Dilekçe”, “Güneşten Öte”, “Dolunay Şiir Güldestesi”, “Leyl-ü Nehar Aşk”, “Aşk Mektupları”, “Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman”, “Ay Işığında Serenatlar”, “Sürgün Vezirin Aşk Neşideleri”, “Ben Senin Yusuf’un Olmuşum”, “Gündemde Yine Aşk Var”, “Seyran”, “Sabah Esintileri” ve “Kar Sesi” adlı eserlere imza attı.

“Beyaz Dilekçe”, “Bir Çift Beyaz Kartal”, “Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman”, “Kar Sesi” ve “Seyran”la başlayan Bahaettin Karakoç’un Bütün Eserleri serisi, Nar Yayınları tarafından okurla buluşturuluyor.

İstanbul, AA

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."