Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

Yayınevi Cinayetleri Davası

Yayınevi Cinayetleri Davası
  • 27.12.2015

Malatya’da işlenen Zirve Yayınevi cinayeti davasının 5. duruşması yapıldı. Tutuklu sanıkların olayla ilgili dinlenmesine devam edilen duruşma, sabah 09.30’da başladı ve 21.30 sıralarında sona erdi. Duruşma, 12 Mayıs gününe ertelendi.

SIKI ÖNLEMLER..
Cinayet zanlıları Emre G., Salih G., Cuma O., Abuzer Y. ve Hamit C., Malatya E Tipi Kapalı Cezaevi’nden alınarak yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye getirildi. Polis adliye binasında geniş güvenlik önlemi aldı. Zanlıların yerini almasının ardından 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki 5. duruşmaya başlandı.

Duruşmaya, Almanya Büyükelçiliği’nden Konsolos Vekilleri Dietmar Petring ve Julia Jug, öldürülen Alman Tilman Geske’nin eşi Suzanna Geske, Emre G.’ın babası Mustafa G., Uğur Yüksel’in babası İbrahim Yüksel ve annesi Hatice Yüksel, Zirve Yayınevi Temsilcisi Y.Ç. ve avukatlar katıldı.

AVUKATA POLİS KORUMASI
Aynı zamanda Kiliseler Birliği’nin avukatlığını da yapan mağdur avukatlarından Kemal Cengiz, tehdit edildiği gerekçesiyle koruma talebinde bulunması üzerine Emniyet Müdürlüğü Koruma Şubesi’nden bir sivil polis ile birlikte adliyeye geldi.

Duruşma başlamadan önce mahkeme başkanı dosyaya giren yeni evrakları okudu. Reddi hakim talebinin Diyarbakır Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’nce reddedildiğine dair kararın geldiği belirtilirken, olayın kilit ismi olduğu iddia edilen Emre G.nin avukatı ise müvekkilinin olay tarihinde 18 yaşından küçük olduğunu iddia ederek yaş düzeltilmesi talebinde bulundu. Mahkeme başkanı, gelen tüm sanıklardan sadece Cuma Ö.’nin kalmasını isteyerek diğerlerini salon dışına çıkardı.

Duruşmada ilk kez ifade veren Cuma Ö., üniversiteye hazırlanmak amacı ile Darende ilçesinden Eylül 2006’da Malatya’ya gelip yurda yerleştiğini söyleyerek arkadaş grubu içinde en son Emre G. ile tanıştığını belirtti. Emre’nin yurtta kalırken, kendilerine misyonerlikle ilgili bilgi verdiğini anlatan Özdemir, “Bize Malatya’da misyonerlerin olduğunu, Malatya’da 49 tane kilise ev bulunduğunu ve bu misyonerlerin PKK ile bağlantılı olduğunu söylüyordu” dedi. Ö., Emre G.’ye anlamını bilmediği misyonerliğin ne olduğunu sorduğunda, “Misyonerlerin amaçları Hristiyanlığı yaymak” yanıtını aldığını aktardı.

Emre G.’nin misyonerlerin içine sızmayı düşündüğünü, misyonerlikle ilgili olarak internette araştırma yaptığını ve kendilerine anlattığını belirten Cuma Ö., Emre’nin kendilerine söylediklerini başkalarına söylemeleri durumunda “kafalarına sıkıp ailelerine zarar vermek”le tehdit ettiğini iddia etti.

Emre’nin küçük bıçak taşıdığını, zaman zaman bıçakların değiştiğini gördüğünü anlatan Cuma Ö., “Emre’nin konuşma biçimi sert ve bağırma şeklindeydi. Kendisi sinirli olduğu için çekiniyorduk. Emre bizi çağırdığı zaman çekindiğimiz için gidiyorduk” şeklinde konuştu.

Emre’nin araç kiralama ve malzeme alımı için kendilerinden para aldığını belirten Cuma Ö., olaydan 1 gün önce kiralanan araçta tabanca ve eldivenleri görünce kendisinin de öldürüleceği korkusuna kapıldığını ileri sürdü.

Emre’nin kendilerine öldürme olayından bahsetmediğini, kendisinin de öldürme olayı olacağını hiç düşünmediğini aktaran Cuma Ö., yukarı çıktıklarında Emre’nin kendilerini içeride bulunanlara tek tek isimlerle birlikte tanıttığını anlatarak, “Emre, Hıristiyanlığın nasıl bir din olduğunu sordu. Necati, Salih’e bir kitap verdi. Kitaptan bir bölüm okuttu. Okunan bölümde Hıristiyanlık ile İslamiyet’in karşılaştırılması vardı. Necati, ‘Hz. Muhammed’in peygamber olmadığını, yalan söylediğini” belirtti. Emre, lavaboya gidip geldi. Necati’ye ‘Neden İslamiyet’i kötülüyorsun?’ diye sordu. Necati de Emre’ye küfrederek dışarı çıkmasını söyledi. O esnada Emre ile Alman’ın arasında itişme oldu. Hepimiz bıçaklarımızı çıkardık. Adamlar bağlandı. Emre, havluyu 3’e keserek ağızlarına koydu. Hamit ile Abuzer içeride arama yaptı. Misyonerlik ve PKK ile bağlantıları olup olmadıkları ile ilgili bir şeyler arıyorlardı. Emre bilgisayardan kapıya asmak için ‘Tadilat dolayısı ile kapalıyız’ kağıdı çıkardı. Ancak kağıt asılmadı. Emre, onlara arkalarında kim olduğunu sordu” ifadelerini ileri sürdü.

3 kişinin Emre’nin bıçakla boğaz kısımlarına ve sırtlarına bıçak darbesi indirilerek öldürüldüğünü anlatan Cuma Ö., polisler geldiğinde Abuzer’in arka balkondan, Emre’nin ise ön balkondan kaçmaya çalıştıklarını, içerde kalan 3 kişinin ise gelen polislere teslim olduğunu belirtti.

CEZAEVİNE SİM KART SOKMUŞLAR
Cuma Ö.’ye ifadesinden sonra cumhuriyet savcısı tarafından cezaevine sim kart sokulması ile ilgili soru soruldu. Cumhuriyet savcısı, olayın başından beri Cuma Ö.’nin, Hamit Ç. ile birlikte hareket ettiğini ancak cezaevine gelen 2 sim kartın da bu 2 şahsa ait olduğunu belirterek, “Cezaevine gönderilen ceketinde, en son olaydan 3 ay önce konuştuğu sim kart çıktı. Özellikle sizi dışarıda yönlendiren birileri mi var?” sorusunu yöneltti. Cuma Ö. ise sim kartını sürekli ceketinin cebinde taşıdığını, cezaevine eşyalarını isterken sim kartın bulunduğu ceketin de geldiğini, olayda bir kasıt bulunmadığını iddia etti.

“HAVLU İLE KANAYAN BURNUNU SİLDİM”
Kendisinin olayda kimseyi bağlamadığını ve bıçaklamadığını iddia eden Cuma Ö.’ye cumhuriyet savcısının “Üzerinde Tilman Geske’ye ait kan izleri bulundu” sorusuna ise “Necati yere düştükten sonra burnu kanadı. Havlu getirip onu sildim. O esnada kan bulaşmış olabilir” yanıtını verdi.

3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden bugünkü duruşmanın öğleden sonraki bölümünde ifadesi alınan Cuma Ö., “Emniyetteki ifademde yönlendirme olmadı. Ancak uyumamamız için radyo açma ya da yüksek sesle olaylar oluyor gibi sesler geliyordu” dedi.

Kendisinin ilk 2 yıl üniversiteyi kazanamadığını, 3. yıl babasının üniversiteye hazırlanması için köydeki hayvanları satarak kendisini Malatya’ya gönderdiğini belirten Cuma Ö.’ye, mağdur avukatlarının, “İfadende Zirve Yayınevi’ne gitmeden önce Emre G.’ın babasına ait spor salonunda kaza namazını kıldığını söylüyorsun. Diğer arkadaşlarına şükür namazı kıldığını söylüyorsun. Şükür namazı nedir, kaza namazı nedir, anlatır mısın?” şeklindeki sorusuna mahkeme başkanı tepki göstererek, “Din dersi almak istiyorsanız, müftülüğe başvururuz” uyarısında bulundu.

Kendisinin misyonerlikle ilgili hiçbir araştırma yapmadığını söyleyen Cuma Ö., bir sanık avukatının, “Nisan 2007’nin başında Emre hayatınızdan çıksaydı, bu olaya karışır mıydınız?”sorusuna karşılık, “Kesinlikle yapmazdım” dedi.

3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada ifadesi alınan Abuzer Y. de, suçlamaları kabul etmedi. Abuzer Y., Emre G. ile 2005 yılından beri tanıştığını belirterek, “Emre ile Mart 2007’de çay ocağında otururken, bana ‘Misyonerleri biliyor musun, Malatya’da misyoner evleri var. 2 adet cami satın alıp kiliseye çevirdiler, bacılarımızı yoldan çıkarmak istiyorlar’ dedi. Ben misyonerliği ilk defa burada duydum. 6 Nisan 2007 günü Emre ile Zirve Yayınevi’ne gittik. Kapıyı Uğur açtı, Emre ile içeri girdiğimizde Emre, Necati’ye selam verdi. Necati ise 8 Nisan Pazar günü otelde kutlama yapacaklarını söyleyerek Emre’yi davet etti. Emre otele gitti, ben gitmedim” diye konuştu.

Kendisinin bu işe girmek istememesi üzerine Emre’nin “Ailenizi devlet şu anda biliyor” diyerek tehditte bulunduğunu, Emre’den korktuğu için karşı gelemediklerini iddia eden Abuzer Y., Emre’nin kendisine ait cep telefonunu alarak 25 YTL’e sattığını ve para ile de kiraladıkları otomobile yakıt aldıklarını söyledi.

Abuzer Y., olaydan önce Emre’nin bankadan 200 YTL çektiğini, bunun 160 YTL’si ile 3 adet kuru sıkı tabanca aldığını, Orduzu bölgesine gidip deneme atışı yaptıklarını, şehir merkezine dönerken polise yakalandıklarını, polisin bir tabancayı aldığını ancak diğer 2 tabancanın otomobilin arkasında bulunmasından dolayı polislerin göremediğini, götürüldükleri Beydağı Polis Karakolu’nda Emre’ye idari para cezası kesildiğini öne sürdü.

Zirve Yayınevi’ne gittikleri zaman dini konularda tartışmalar yapıldığını, tartışmaların daha çok Emre ile Necati arasında geçtiğini söyleyen Abuzer Y., “Uğur bize düşmanlığı yok edeceklerini, 2 adet kilise açacaklarını söyledi. Necati kendilerine inanmayan 5 çocuktan 3’ünü öldüreceklerini söyledi. PKK’lılar için ‘dağdaki kardeşlerimiz’ dedi. Emre, bu sözler üzerine ‘siz vatan hainisiniz’ diye bağırdı. Necati de küfür etti. Emre, bıçağı Alman’ın boğazına dayadı ve ‘yatın’ diye bağırdı. Yere yattıklarında elleri arkalarında, sarkan iple de ayakları bağlandı. Uğur bıçaklandığı esnada ‘Mesih’ diye bağırdı. Polis geldiğinde Emre, ‘kapıyı açmayın, daha işim bitmedi’ dedi. Ben balkondan tabelaya tutunarak alt kata kaçtım. Polisten değil Emre’den kaçıyordum. Ben bu işe Emre’nin teklifi ile girdim” diye konuştu.

“BU KADAR SORU SORDUĞUNUZ DAVA VAR MI?”
Mahkeme başkanı ise, mağdur avukatlarının soru sorma şekline tepki göstererek, “Bu kadar soru sorduğunuz başka bir dava var mı? Varsa söyleyin dosyayı getirteceğim” dedi. Mahkemeye verilen kısa aranın ardından tutuklu sanıklardan Salih G.’nin ifadesi alınmak üzere duruşmaya devam edildi.

Duruşmada dinlenen Salih G., “Emre’yi 2.5 yıldır tanırım. Emre Ocak 2007 başından itibaren Malatya’da misyonerlerin olduğunu, bunlarla mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Emre bize, ağabeyinin ünlü S.P. adlı şahısın yanında olduğunu, dayılarını Türkiye’de sözü geçen mafyalardan olduğunu söylüyordu. Asabi olduğu için zor kullanan birisiydi” dedi.

Mahkeme başkanının kendisini Emre’den daha güçlü bir fizik ortaya koyduğunu söylemesi üzerine ise Salih G., “Emre fiziki olarak yanımda küçük kalıyordu, ama adam ağabeyinden, dayısından bahsediyordu. Korktuğum için sözünden çıkmıyordum” iddiasında bulundu.

Emre’nin Nisan 2007’den itibaren misyonerlikle ilgili söylemlerini arttırdığını söyleyen Salih G.’nin, “Ne zaman bir araya gelsek, misyonerlerden bahsediyordu” demesine ise mahkeme başkanı espriyle “Dayılarına havale etsene demediniz mi?” ifadesinde bulundu.

Olay günü Zirve Yayınevi’ne gitmeden önce Emre’nin babasına ait spor salonuna gittiklerini ve burada Emre’nin “Şükür namazı kılın” demesi üzerine namaz kıldıklarını söyleyen Salih G.’ye Mahkeme başkanı, “Emre söylemeseydi kılmayacak mıydınız” sorusuna “Emre söylediği için namaz kıldım, o demeseydi kılmazdım” cevabını verdi.

Salih G., olayın tamamen Emre’ni yönlendirmesi ile olduğunu iddia etti.

Duruşma sonunda mahkeme heyeti mağdur avukatlarının bir ajansa giden ihbar mektubu ile ilgili olarak yaptığı talebi reddederken, yeni mağdur avukatlarının otopsi fotoğraflarını istemesini de geri çevirdi.

Mahkeme, sanıkların Sim kartlarını kullandığı imei numaraları bulunan telefonların kime ait olduğunu ve görüşme dökümlerinin istenmesi talebini ise dava dışı kişilerin özel yaşamına ilişkin olduğu gerekçesiyle kabul etmezken, İçişleri Bakanlığının disiplin soruşturması ile ilgili raporunun mahkemeye getirilmesi ile ilgili talebi de davada yargılana sanıklarla ilgisi bulunmadığı gerekçesiyle geri çevirdi.

Abuzer Y. ve Cumali Ö.’nun adli emanette bulunan telefonlarındaki isim, görüntü ve mesajların bilirkişiye incelendirilmesine karar veren Mahkeme heyeti, Emre Günaydın’ın doğum tutanağı ile anne, babası ve kardeşlerini bir arada gösteren Aile Nüfus Tablosunun istenmesine karar verdi. Dosyadaki iletişim CD örneklerinin incelenmek üzere taraf avukatlarına verilmesine karar verilirken, Cumhuriyet Savcısı’nın Yağmaya teşebbüs ve Kişiyi Hürriyetinden yoksun bırakma iddiası ile ek iddianame hazırlama talebini de kabul eti.

Mahkeme Heyeti, Zirve Yayınevine ait olan ve olay sonrasında adli emanete alınan kitap ve CD’lerle cep telefonlarını iade edilmesine de karar verdi.

Duruşma 12 Mayıs 2008 tarihine ertelendi.

Sanıklar, “misyonerlik faaliyetinde bulundukları gerekçesiyle Alman uyruklu Tilman Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel’i öldürmek, silahlı örgüt kurmak, terör örgütü faaliyetleri çerçevesinde birden fazla adam öldürmek, iş yeri dokunulmazlığını bozmak ve silahlı terör örgütüne yardımda bulunmak”tan yargılanıyor.

DURUŞMA SONRASI..
Malatya’da Zirve Yayınevi’nde 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili 7 sanığın yargılandığı davanın 5. duruşma sonrasında mağdur avukatları duruşma ile ilgili olarak açıklamalarda bulundular.

Mağdur avukatlarından İbrahim Kalı, “Sanıkların ifadesi alınmaya devam ediyor. En son olarak olayın baş kahramanı Emre G. kaldı. Onunda 12 Mayıs tarihinde ifadesi bitmiş olacak. Reddi hakim talebimiz Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nce red edildi. Aynı heyet devam ediyor. Bugünkü duruşmada aynen bildiğimiz olaylar anlatıldı. Kısacası Emre’den korktuklarını söylediler. Emre’nin polislerle Emniyet Müdürleri ile arkadaş olduğunu, bu bağlantılar nedeniyle korktuklarını, olaya istemeden katıldıklarını söylediler. Mahkeme Emre’nin yaş düzeltilmesi talebi ile ilgili olarak mahkeme tüm aileyi gösterir kayıtlar geldikten sonra ona göre kararını verecek” diye konuştu.

Mağdur avukatlarından Ali Koç ise, “Bu yargılamanın bir özelliği var. Bu sadece 3 kişinin öldürüldüğü bir dava değil, aynı zamanda bir terör örgütü davası. Bizim taleplerimiz genelde bu örgütün yapısını ya da ilişkilerinin ya da elemanlarının desteklerini açığa çıkmasına dönük taleplerde bulunduk. Ancak bunlar yeterince karşılanmadı. Umuyoruz, ileriki aşamalarda daha adil bir yargılamaya ulaşacağız” dedi.

Bu arada, duruşma sonunda Alman Tilman Geske’nin eşi Suzanna Geske ile olayın kilit ismi Emre G.’nin babası Mustafa G.’de duruşma sonrasında adliyeden ayrıldılar.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."