Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

Yeşilyurt’ta Bir İkindi Vakti

Yeşilyurt’ta Bir İkindi Vakti
  • 27.12.2015

Orhan APAYDIN
oapaydin@dha.com.tr

Her Malatyalının anısında bir Yeşilyurt/Gündüzbey vardır da; bendeki son anı hazin bir fatihaya dönüştü..

Bir acı haberi alıp da Adana’dan yola çıktığımda Doğanşehir’e varıncaya kadar gözlerim kapalı gelmişim sanki. Bembeyaz elma-kayısı çiçekleri ormanlarını gördüğümde, göz hafızam 30 yıl öncesine götürdü beni.

Beylerderesi’nde köprüye girmeden Yeşilyurt yoluna devam ettim. Aracımız, öbek öbek açalmış asfalttaki çukurlara düştükçe, hızımızı azalttık. Cenaze namazı saatine daha 15 dakika kalmış olmasa, o hızla bir çukura düşüp kalmak içten bile değil.

İnek pınarından kaynayan suyun aktığı dere boyunca oluşmuş doğal güzelliklerin hala farkında olmayan Malatya, doğal olarak bu 3-5 kilometrelik yolun asfaltını da önemsememiş.

Bağlarda bahar hazırlığının başladığı hemen belli oluyor. Bağ bakıcılarının traktörleri de, sahiplerinin lüks araçları da bağ kapılarının önünde. Bu doyumsuz yolu bitirdiğimizde ilçe merkezinin tam merkezindeki caminin önünde bulduk kendimizi. Cemaat toplanmıştı.

Milli Eğitim’in ‘Kamil Hocası’ (Kamil Gök) musalla taşında herkesin hakkını helal etmesi için bekliyordu. Kadim dostum, kirvesi olduğum Bahadır’ın babası idi yeşil örtü altında upuzun yatan… Öylesine memleket sevdalısıydı ki, belediye başkan adaylığı için hazırladığı projeler değerli birer arşiv belgesi oldu. Uzun yıllar bu ilçede eşim ile birlikte öğretmenlik yaptığı yıllarda tanımıştım ilk kez kendisini.

Merhumun babası Terzi Yunus’u ise (Gök) Malatya radyosunun faaliyet gösterdiği yıllardan tanırdım. Malatya’da bir tek onda vardı radyo kaydı yapılabilecek Grundıg marka bir teyp. Ülkenin kaotik bir döneminde ‘anarşi kurşununa’ kurban verdiğimiz rahmetli Mehmet Yumrutepe ve ekibi çalar, Selahattin Alpay söyler, yine rahmetli olan Dilaver Uyanık anonsları yapardı. Terzi Yunus teybine kaydeder, bantları radyoya gönderirdi. Tamamı gönüllü idi bu hizmetlerin. Yöre müziğine kalıcı kayıtlar, o yılların emeğini taşır.

Cami önü giderek kalabalıklaşıyor. Bir ara kalabalığı yarıp meydana çıktığımda ne göreyim; Meydan yine çeyrek asır önceki aynı meydan, aynı yapılar. Pideci, manav, kasap aynı dükkanlar.

Ve, yaşı 60’ın, 70’in üstünde fötr şapkalı, kravatlı Yeşilyurtlular… Üstelik günlerden cumartesi… Bir 60’lık kadın da camiye girenlerin fötr şapkalarını emanete alıp, çıkarlarken dağıtıyor. Belediye ona bir de ‘zabıta’ montu giydirmiş. Belli ki, Yeşilyurt Meydanı’nın simgesi…

Gündüzbey yolundaki mezarlığa doğru ilerlerken sıra sıra 2 katlı cumbalı evler dikkat çekiyor. Sokak adları da henüz numara verilerek değiştirilmemiş. Ne de iyi olmuş.

Eskiden bu yolda yürürken, dokuma tezgahlarının çalışma sesi gelirdi. Tak-tak diye. O tezgahlarda kumaş dokuyanların çocukları, şimdilerde tekstilin devleri arasına girdi.

Cumbalı evleri koruyup, otantik Yeşilyurt’u bir kıymetli mücevher vitrini gibi ortaya çıkarmaları için yolları gözleniyor…

Mezarlık, bir tepeden Gündüzbey’e doğru vadiye hakim. Eyüp Sultan’dan Haliç’e bakar gibi…

Benim gözlerim, onbinlerce Malatyalı’yı kendi elleri ile toprağa veren Hadi Amca’yı (Çekirdek) arıyor.

Hadi Amca okurdu çünkü merhumlarımıza rahmeti…

Ne var ki, Hadi Amca olmuş rahmetli.

O ikindi namazından itibaren ‘rahmetli’ diye anmaya başladığımız Kamil Hoca’ya veda ederken çocukları sarıldı boynuma. Çocuklar gibi ağladık, çocukluğumun geçtiği bu kentte.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."