You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

‘Yol Gösterici Rolü Vardı’

‘Yol Gösterici Rolü Vardı’
  • 27.12.2015

Köy Enstitüleri’nin kuruluşunun 69’uncu yıldönümü dolayısıyla ADD, Eğitim İş ve Eğitim Sen birer açıklama yaptı. Köy Enstitülerinin kapatılmasıyla devrimci düşünce adamı yetiştiren bir kaynağın kurutulduğu savunuldu.

ADD’DEN..
Atatürkçü Düşünce Derneği Malatya Şube Başkanı Ali Ekber Tunçdemir’in açıklaması şöyle:

“Köy Enstitülerinin kuruluşu Köy Enstitüleri deneyimi, çok kısa ömürlü olmalarına karşın toplumsal yaşamımızın her alanına yayılmış ve onu derinden etkilemiştir. 1946’dan beri iktidarda olanların ısrarla görmemezlikten gelmelerinin aksine, temel ilkeleri ile bugünün eğitim sorunlarının çözümünde yol gösterici bir role sahiptir.

Cumhuriyeti kuran çağdaş aydın kadrolar eğitimin öncelikle köylerden başlaması gerektiğini belirleyerek, eğitimi köylere indirgemeyi benimsemişlerdir. Çok değişik ve çarpıcı bir girişim olan Köy Enstitüleri hareketi belki de dünyaya örnek bir projedir. Köy Enstitüleri‘nin başlıca amacı kırsal alanı kalkındırmak, köylüyü eğitmek ve eğitmenlerle köylüyü üretici duruma getirmekti. Gerçek anlamda devrimci bir hareket olan Köy Enstitüleri hareketi yalnızca köyün maddi kalkınmasını değil, aynı zamanda ve daha önemli olarak köy insanını bilinçlendirmeyi, onu hiçbir kuvvetin istismar edemeyeceği modern bir kırsal yaşam biçimine kavuşturmayı amaçlamıştır. 1936‘lar da deneme amaçlı başlayıp 1940‘ta resmen kurulan Köy Enstitüleri 1940-1953 arasındaki on üç yıl boyunca on yedi bin mezun vermiştir.

Bu dönemde köy çocukları eğitildikten sonra köylerine tarımda, işte, sanatta ve sağlık alanlarında öğretmen olarak geri gönderilmişlerdir. Ancak feodal yapı bu aydınlanma sürecinden rahatsız olmuştur. Demokrasi düşmanları ve din istismarcıları bu kurumun kapatılması için ellerinden geleni yapmışlar ve başarılı da olmuşlardır.

Eğer başarılı olmasalardı bugün;Gidilmemiş köy, okulsuz çocuk,işlenmemiş tarla,aç-açık insan,töre cinayetleri ,boşalmış köyler görülmeyecekti.

Çok kısa ömürlü olmalarına karşın öğrencisi, öğretmeni, çalışanıyla aydın, özgür, üretken, araştırmacı, sorgulayıcı yurttaşlar yetiştiren, bugün dahi birçok ülkeye örnek olabilecek üretime dönük eğitimi öngören Köy Enstitüleri;
-Laik eğitimin başlamasında öncülük etmiş,
-Ataerkil toplumdan çekirdek aile toplumuna dönüş başlangıcı olmuştur.
-Demokratik toplum ve kültür için kurumsal alt yapı oluşmasına neden olmuştur.
-Ezbercilikten uzak sorgulayan bireyler yetiştiren, demokratik ve üretici eğitimin başlamasına öncülük etmiştir.

Günümüzde ise tam tersine, paylaşım yerine bireyciliğin, dayanışma yerine rekabetçiliğin, yaratıcı bilgi yerine ezber bilginin ön plana çıkarıldığı paralı eğitim-öğretim modelinin ağır bedellerini ödemekteyiz. Eğitim süreci, diğer kurumların da etkisiyle bu sistemi yeniden üretmekte, kendine ve topluma yabancılaşmış bireyler yaratmaktadır.

İkinci Dünya Savaşı’nın zor koşullarına karşın ülke coğrafyasına eşit aralıklarla serpiştirilen 21 aydınlanma ocağı ışık saçmaya başladı. 20 bine yakın mezun verildi. Ancak eğitim devriminin tamamlanması için en az 40 bin mezun yani 10-15 yıl daha gerekliydi. Olmadı, buna izin verilmedi. Demokrasiye geçişle birlikte, Cumhuriyetin en ışıltılı eğitim atağı olan Köy Enstitüleri projesi yarım bırakıldı.Köy Enstitüleri kapatılmakla, “Devrimci düşüncenin adamını” yetiştiren kaynak kurutuldu. Böylece Türk aydınlanmasının, yurdun tüm kılcal damarlarına yayılması engellenmiş oldu.

Bu ruhun yaşatılmasını sağlamak ve aynı özveriyle yeni nesiller yetiştirmek bugün eğitimcilerin kuşkusuz en önemli sorumluluğudur. Köy enstitülerinin kuruluşundan kapatıldığı güne kadar emeği geçen herkesin ve buralardan yetişmiş eli öpülesi, değerli öğretmenlerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor bize açtıkları bu aydınlık yol için her birine şükranlarımızı sunuyoruz.”

EĞİTİM-SEN’DEN..
Eğitim Sen Malatya Şube Sekreteri Ali Yiğitoğlu’nun açıklaması da şöyle:

“Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940 yılında 3083 Sayılı Yasayla, Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un fikirsel önderliğinde kurulmuştur.

Köy Enstitüleri, 1930’lu yıllarda Türkiye nüfusunun % 80’inin köyde yaşadığı, çağdaş köy kalkınma modeline uygun olarak yapılandırılan ve bugün bile birçok ülkeye örnek olabilecek üretime dönük öğrenimi öngören eğitim kurumları olarak bilinmektedir.

Köy Enstitüleri yalnızca öğretmen yetiştiren kuruluşlar olmayıp, bulunduğu çevreyi araştıran, geliştiren ve çevrenin kalkınmasını da üstlenmiş kurumlar olarak ortaya çıkmıştır. Bu anlamda yerine getirdiği işlevin önemi tartışılamaz. Köy Enstitüleri kırsal yörede toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkınmayı sağlamak; bu alanda ilgili gerekli elemanları yetiştirmek için kurulan yapılar olmuştur. Bu dönemde köy çocukları eğitildikten sonra köylerine tarımda, işte, sanatta, zanaatta ve sağlık alanlarında öğretmen olarak geri gönderilmişlerdir.

Çok değişik ve çarpıcı bir girişim olan Köy Enstitüleri hareketi belki de dünyaya örnek bir projedir. Ne yazık ki önemi halen yeterince anlaşılamamıştır. Köy Enstitülerinin başlıca amacı kırsal alanı kalkındırmak, köylüyü eğitmek ve eğitmenlerle köylüyü üretici duruma getirmek olmuştur.

Köy Enstitülerinde yaşam, dönemin öğretmen ve öğrencilerinin anlatımı ile tam “birliktelik, katılım, yetki” ve “sorumluluk” eksenlerine oturtulmuştur.

Enstitülerde kararlar yönetici-öğretici-öğrenci üçlüsünün katkı ve onayıyla alınmıştır.

Köy Enstitülerine eğitim anlamında yüklenen sorumluluk ağır ve anlamlıdır. Köy Enstitülerindeki anlayış o dönemde “Eğitim, üretim içindedir” şiarıdır. Hep beraber ülkeyi kalkındırmak için üretmek ve hayata birlikte bakmayı hedeflemiştir.

O döneme ülkemizin karşı karşıya bulunduğu zorlu koşullar ve uluslararası dinamiklerin ülkemiz üzerinde kurdukları psikolojik etkinin sonucu köy enstitüleri soğuk savaşa kurban edilip kısa sürede kapatılarak tarihin raflarına kaldırılmıştır. Bunu takip eden süreçte ülkenin aydınlık geleceğinin eğitim projesi önce yatılı öğretmen okullarına, sonra yatılı okula, sonra da normal lise eğitimine dönüştürülerek zaman içinde yok edilmiştir.

Bugün öğretmen yetiştirmeden başlayarak eğitim sisteminin yaşadığı pek çok sorunun kaynağında Köy Enstitülerinin kapatılması yatmaktadır. Köy Enstitülerinin kapatılması ülkemizdeki aydınlanma sürecinin durdurulması ve demokratik işleyişin sekteye uğratılması anlamına gelmiş, genel anlamda da demokrasimizin derin bir yara alması sonucunu doğurmuştur. “Aydınlanma ocaklarının” tamamen kapatıldığı 1950’li yıllar aynı zamanda Türkiyede gericiliğin, bağnazlığın tohumlarının atıldığı, anti demokratik uygulamaların her alanda siyasi iktidarlar eliyle hayata geçtirildiği yıllar olmuştur. Bu anlamda köy enstitülerinin kapatılması Türkiye’nin aydınlanma tarihinde gericiliğin zaferi olarak yerini almıştır.

Eğitim Sen Köy Enstitüleri’nin ilerici, demokrat ve aydınlanmacı geleneğine dün olduğu gibi bugün de sahip çıkmaktadır.”

EĞİTİM İŞ’TEN..
Eğitim İş Malatya Şube Başkanı Ahmet Torun da şu açıklamayı yaptı:

“Birer Aydınlanma Meşalesi olarak 1940 Yılında kurulan ve 69.yıldönümünü kutladığımız Köy Enstitüleri,Türkiye’nin dünya eğitim tarihine kazandırdığı en özgün modellerden birisi olarak tarihe damgasını vurmuştur.

Cumhuriyetin “Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkma” hedefine varmak, çağdaş bir toplum yaratmak için planlanan Köy Enstitüleri, eğitimcinin ülkenin gelişimindeki rolünü anlatması bakımından özgün ve milli bir örnektir.. Kalkınmış bir toplumun gereksinimi olan yetişmiş iş gücü, bu kurumlarda sanatla, edebiyatla ve çağdaş olan tüm yeteneklerle harmanlanarak Türkiye’nin her bir yanına cesaret, iddia, inanç ve bitmek bilmeyen bir umutla yayılmıştır. Köy Enstitüleriyle birlikte aydınlanma yurdun her yanına taşınmıştır. Enstitüler yurdun dört bir yanında aydınlanma devrimi rüzgârı estirmiş, halkı ve ülkesi için gelecek kurgulayan bir öğretmen, bir aydın modeli yetiştirmiştir.

Bu okullardan 1947 yılına kadar 15.000 dolayında öğretmen yetişmiş binlerce köy çocuğu aydınlanmıştır.. Aydınlanma hareketinin çığ gibi büyüyüp dal budak salması bazı çıkarcı çevreleri kaygılandırmıştır.
Halkın aydınlanmasının çıkarlarını zedeleyeceğini bildiklerinden dolayı; bu uygarlık ve aydınlanma hareketinin önünün kesilmesi için var güçleriyle çalışmışlar, ana düşünceleri “ Cahil bırak, öyle yönet” anlayışı ile yola çıkanlar, Hasan Ali YÜCEL, İsmail Hakkı TONGUÇ ve arkadaşlarının kıvançla izlediğimiz, gördüğümüz çabalarını ne yazık ki on yılın sonunda hüzün verici bir şekilde engellemeyi başarmışlardır.

Peki, bugün Köy Enstitüsü ruhu yeniden canlandırılabilir mi? Eğitim kurumlarının kapısına “Enstitü” yazmak, onların “Köy Enstitüsü ruhu” kazanmalarına yetmez. O ruhu yakalamak; çağdaş, üretken ve demokratik eğitim yöntemini ulusal eğitim sistemimizin her aşamasında uygulayarak; eleştiren, sorgulayan çağdaş bireyler yetiştirmekle olur. Üretken ve yaratıcılığın desteklendiği eğitim anlayışı bugün yaşadığımız eğitim sorunlarının da çözümü olarak görülmelidir. İşte o zaman cumhuriyetin öğretmenlerden istediği “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesilleri yetiştirebiliriz.

Biz Eğitim-İş olarak, bugün o heyecanı taşıyoruz. Tüm yurtta Cumhuriyetin, aydınlanmanın ateşini yakmaya devam ediyoruz. Unutmayalım ki, en büyük eylemimiz, çalıştığımız okullarda Köy Enstitüsü ruhunu yaşatarak ülkemizin geleceğine umut ve ışık olabilmektir.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."