You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

Zirve Davasında 50. Duruşma

Zirve Davasında 50. Duruşma
  • 27.12.2015

Malatya’daki Zirve Yayınevi’nde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesine ilişkin davanın 50. duruşmasında, tutuklu sanıklardan Haydar Yeşil’in savunmasını tamamlamasının ardından emekli Albay Mehmet Ülger dinlenmeye başlandı. 

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, sanık Haydar Yeşil, müdahil avukatlarının sorularını yanıtladı. Müdahil avukatlar, Yeşil’in ifadesinde misyonerliğin istihbar edilmesi emrini devletin ve hükümetin verdiği yönündeki sözlerini hatırlatarak, sanığa böyle bir emrin geldiğine dair elinde belge olup olmadığını sordu. 

Avukatlar, Yeşil’den varsa böyle bir belge, ibraz etmesini istedi. Elinde böyle bir belge olmadığını belirten Yeşil, bu kararın Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarında alınmış olduğunu iddia ederek, ”MGK toplantısından sonra bu emir ilgili kurumlara Başbakanlık genelgesi yoluyla iletiliyor. Ben cezaevinde tutukluyum. Savcı genelgeyi iddianame dosyasına koysaydı, ben de size ibraz ederdim” diye konuştu. 

Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa’nın, ”MGK’da misyonerliğin tehdit olarak görülmediği, taşradaki yapılanmanın MGK’da böyle bir algı oluşturduğu söyleniyor” şeklindeki sözleri üzerine sanık Yeşil, bunun doğru olmadığını söyledi. 

Avukatların, misyonerleri neden uzun süre dinlediğini ve bir suç unsuruna rastlayıp rastlamadığını sorması üzerine Yeşil, suçu önlemeye ve geleceğe yönelik dinleme yaptıklarını belirtti. 

Hayrettin Kısa’nın, cinayetin olduğu tarihten kısa süre önce bir otelde misyonerlerin toplantı yapacağını bilip bilmediğini sorması üzerine sanık Yeşil, söz konusu oteldeki tüm toplantıları bilemeyeceğini söyledi. 

Kısa’nın misyonerleri izlediğini hatırlatması üzerine Haydar Yeşil, cinayetin işlendiği tarihten önce aralık ayında misyonerlerin söz konusu otelde bir toplantı yaptıklarını, bu toplantıya bir haber elemanını gönderdiğini ifade etti. 

Avukatların ”Bu toplantıda sanık Emre Günaydın’ı tespit ettiniz mi-” sorusu üzerine Yeşil, Günaydın’ı tespit etmediklerini söyledi. 

Bunun üzerine mahkeme başkanı Kısa, Emre Günaydın’a bu toplantıya gidip gitmediğini sordu. Emre Günaydın, bu toplantıya gitmediğini, nisan ayında yapılan toplantıya gittiğini ifade etti. 

Zirve Yayınevi’nde öldürülen Alman uyruklu Tilman Geske’nin eşi Suzanne Geske, söz alarak, aralık ayındaki toplantıda Emre Günaydın’ı gördüğünü iddia etti. Geske, Günaydın’ın boynunda bir puşi olduğunu söyledi. 

Suzanne Geske, nisan ayındaki toplantıda ise Emre Günaydın’la birlikte tutuksuz sanık Adem Gedik’i de gördüğünü öne sürerek, ”Adem Gedik, otelin girişinde bir sandalyede oturuyor, elindeki gazeteyi okuyor gibi yapıyor, gazetenin üstünden gelenleri izliyordu” iddiasında bulundu. 

Haydar Yeşil’in savunmasını tamamlanmasının ardından tutuklu sanıklardan emekli Albay Mehmet Ülger’in savunmasına geçildi. Dönemin Malatya İl Jandarma Alay Komutanı olan Ülger, hakkında isnat edilen suçları kabul etmedi. 

HTS kayıtları olmadığı halde İlker Çınar’ın ifadelerinin doğru kabul edilerek, hakkında suç isnadı yapıldığını belirten Ülger, basın yayın organlarının da buna alet olduğunu, tarafına karşı kin ve nefretle beslenen bir haksız itibarsızlaştırma yapıldığını ileri sürdü. Ülger, bu durumun suç örgütlerine cesaret verdiğini savundu. 

1980 ihtilaline değinen Ülger, ”Ailesi bundan en çok zarar gören insanlardan biriyim. Demokrasiye saygılıyım, darbelere karşıyım. Görevim boyunca hükümetin emirlerini yerine getirdim. Hükümetin aleyhinde bir eylem olacağını hissetsem ilk önce ben karşı çıkarım. Devletime ve hükümetime karşı gelecek bir insan değilim. Harp Okulu’nda öğrenci olduğum dönemden tutun da meslek hayatıma varıncaya kadar en ufak yüzümü kızartacak bir suça bulaşmadım. Kanunlardan ve Allah’tan korkarım. Vicdan sahibi bir insanım. Bununla birlikte sözde TUSHAD adlı örgütte aktif görev aldığım iddia ediliyor. Genelkurmay Başkanlığı bu sözde örgütün olmadığını açıkladığı halde İlker Çınar’ın aleyhimdeki ifadelerini delil kabul eden iddia makamı subjektif yorumlarda bulunuyor” ifadelerini kullandı. 

Savunması sırasında ağlamaklı olan Ülger, İlker Çınar’ın TUSHAD örgütüne ait olduğunu söylediği kimliğinin askeri araç plakası gibi olduğunu savunarak, Çınar’ın bu belgelerin gerçekliğini ispat etmekle mükellef olduğunu söyledi. 

Ülger, ”İlker Çınar, olmayan bir örgütten benim de haberim olduğu algısını oluşturmaya çalışıyor. Ben üçüncü bölge sorumlusuymuşum, o birinci bölge sorumlusuymuş. Buna rağmen Hurşit Tolon onun kimliğini bana göndermiş. Ben ona teslim etmişim. İkimizde sözde yapılanmada aynı seviyedeysek neden kimliğini ben teslim ediyorum” dedi. 

Ülger, cezaevine gidip sanık Cuma Özdemir’in üzerinden çıkan sim kartı değiştirdiği iddiasını ise kabul etmedi. Evine gelen ihbar mektubuna da değinen Ülger, mektupta yazanları okudu. Ülger, ”Bu mektupla şahsımı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Ben bu yazılan iki satırla itibarsızlaşmam. Şerefli bir Türk subayıyım” ifadelerini kullandı. 

”Misyonerlik, tarafımdan tehdit olarak algılanmamıştır” diyen Ülger, misyonerlerin tehdit olarak algılanması kararının MGK’da alındığını, İl Emniyet Komisyonu’nun da bunu görüşerek gerekli önleyici tedbirler için çalışma yapılmasına karar verdiğini öne sürdü.

“UTANMASALAR..”

Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin davanın 50. duruşmasında tutuklu sanık eski Malatya İl Jandarma Komutanı emekli albay Mehmet Ülger, ”Güç odakları utanmasalar Eşref Bitlis ve Turgut Özal’ın ölümlerini de bizimle ilişkilendirecek” iddiasında bulundu. 

Ülger, Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde savunmasına devam etti. Daha bağımsız bir tahkikatla İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı’nın misyonerlik faaliyetlerine ilişkin çalışmalarının yeniden incelenmesi gerektiğini ileri süren Ülger, iddianamede hakkında yer alan suçlamaları kabul etmediğini söyledi. 

Haber elemanlarıyla misyonerlik faaliyetlerine ilişkin görüşme ya da çalıştay yapılmadığını öne süren Ülger, davanın tanığı ve sanığı durumundaki İlker Çınar’la da görüşmediğini savundu. Ülger, ”Tolon senaryosuyla bir yere varamayacaklarını anlayanlar, Hasan Iğsız ile komplo teorilerine farklı bir boyut kazandırmak istemişlerdir” savunmasında bulundu. 

Çınar’ın iddianamedeki ifadelerinin HTS kayıtlarıyla uyumlu hale getirilmeye çalışıldığını ileri süren Ülger, iddianamenin tutarsız iddialarla hazırlandığını ileri sürdü. Ülger, sanıklar Emre Günaydın ile Levent Ercan Gelegen’i tanımadığını söyledi. 

İlker Çınar’ın Zirve Yayınevi’ne yönelik ”sözde eylem planı”ndan bahsederken cinayetleri bilmediğine yönelik iddialarının birbiriyle çeliştiğini öne süren Ülger, ”Ortada bir eylem planı yoktur. Eğer olsa bunun bir emri olması gerekir” dedi. 

-”Olayı bize yıkmaya çalışmaktalar”- 

İddianamede de konu olan özel ASAF kurslarının personelin teknoloji ve örgütlerin geliştirdiği yeni taktikleri öğretmek için açıldığını savunan Ülger, ASAF kursunun ”Yaşam 1” isimli dosyayla ilişiği bulunduğu iddialarını reddederek, böyle bir dosyayı bilmediğini söyledi. 

”Türk Silahlı Kuvvetleri içinde TUSHAD isimli bir kuruluş mevcut değildir” ifadesini kullanan Ülger, İlker Çınar’ın ifadelerinin gerçek dışı olduğunu, yetkili makamların araştırması halinde her şeyin ortaya çıkabileceğini belirtti. 

Bir dönem Protestan Kiliseleri Birliği Başkanlığı yapan Behnan Konutgan’ın İlker Çınar’ı, Çınar’ın psikolojik durumu, çocuğunun rahatsızlığı dolayısıyla kullandığını ileri süren Ülger, Konutgan’ın Çınar’ı nasıl kullandığının HTS kayıtları ve telefon görüşmeleriyle ortaya çıkarılabileceğini söyledi. 

Zirve Yayınevi cinayetleri davasının ”Ergenekon” davasıyla birleştirilmesi çabası olduğunu iddia eden Ülger, ”Malatya’da işlenen cinayetlerin Rahip Santoro ve Hrant Dink davasıyla ilişkilendirilmesi bunun ‘Ergenekon Davası’na uzanacağının kanıtıdır. Güç odakları utanmasalar Eşref Bitlis ve Turgut Özal’ın ölümlerini de bizimle ilişkilendirecek. İlker Çınar’ın ifadeleriyle olayı bize yıkmaya çalışmaktalar” iddialarında bulundu. 

Çınar’ın ifadeleriyle hedef durumuna getirildiklerini öne süren Ülger, Çınar’ın sürekli yönlendirmeler doğrultusunda ifadelerini değiştirdiğini iddia etti. Ülger, ”Çınar, itiraf adına bizlere iftirada bulunmaktadır” savunmasını yaptı. 

Tutuklu sanık Emre Günaydın’ı hastanede ziyarete gitmediğini ileri süren Ülger, ”Malatya İl Jandarma Komutanı olarak alınan tedbirleri yerinde görmek amacıyla hastaneye gittiğim olmuştur. Ama Emre Günaydın’ı ziyaret etmedim. Kamera kayıtlarının silinmesi iddiasının jandarmayla ilgisi yoktur. Vicdani sorumluluk duyarak gittim, ama en büyük zan altında ben kaldım” ifadelerini kullandı. 

Misyonerlerin inanç özgürlüklerine yönelik bir faaliyette bulunmadıklarını öne süren Ülger, cinayetin asli failleriyle doğrudan ya da dolaylı olarak irtibatının bulunduğu yönündeki iddiaları reddettiğini belirtti. Ülger, ayrıca arşivlere kaldırılan dezenformasyon amaçlı tek bir belgenin bulunmadığını, sahte rapor düzenlemeye yönelik bir faaliyetinin de olmadığını ileri sürdü.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."