You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

Zirve’de Tahliye Talepleri Red

Zirve’de Tahliye Talepleri Red
  • 28.12.2015

Zirve Yayınevi davasının 97’nci duruşması sona erdi ve tutuklu 4 sanığın tahliye talepleri reddedildi. 

97. DURUŞMA..

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanıklar Emre Günaydın, Salih Gürler ve Abuzer Yıldırım polis araçlarıyla getirildi. Günaydın, Yıldırım ve Gürler adliyeye arka kapıdan alındı.

Duruşmada, tutuklu sanıklar Mehmet Ülger, Haydar Yeşil ve Ruhi Abat ile tutuksuz sanıklar Murat Göktürk, Abdullah Atılgan, Adil Akçay, Mehmet Çolak, Adem Gedik, Levent Ercan Gelegen ve Hüseyin Yelki de hazır bulundu.

Tutuklu sanık Varol Bülent Aral, Adana F-Tipi Cezaevi’nden, tutuksuz sanık Hamit Çeker Elbistan E-Tipi Cezaevi’nden, tutuksuz sanık Cuma Özdemir ise Darende Adliyesi’nden telekonferans sistemiyle duruşmaya katıldı.

Zirve Yayınevi davasının tutuklu 4 sanığından birisi olan Binbaşı Haydar Yeşil, özel yetkili mahkemede yargılanırken kendilerinden bilgi ve belgelerin ısrarla gizlendiğini iddia etti. Araştırma Görevlisi Ruhi Abat ise, “Bu dava AK Parti’ye karşı yapılmış örtülü bir operasyondur. AK Parti’nin kalbine saplanmış bir hançerdir” dedi. 

Zirve Yayınevi davasının 97. duruşmasında tutukluluk halinin itirazına ilişkin savunma yapan tutuklu sanık Binbaşı Haydar Yeşil, “Gizli tanık ve sanık İlker Çınar’ın Emekli Sandığına vermiş olduğu 19 Ocak 1994 tarihli dilekçesinin incelenmesini talep ettim. Ancak reddedildi. Bu yazı TUSHAD iddialarını çürütecek bir belgedir. Bizden kasten belge ve bilgiler gizlendi. HTS kayıtlarının ham halleri bizden ısrarla saklandı. Ara kararlar alınmasına rağmen bu kayıtlar bize verilmedi. HTS kayıtlarında sahtecilik yapıldığına dair ciddi şüphelerim var. Tüm sanıkların HTS kayıtları ham olarak verilmeli. İddianamenin 17 bin 170 sayfası dava ile ilgisi bulunmayan kişilere ait belge ve verileri kapsıyor. Zekeriya Beyaz’ın evinde yapılan aramada elde edilen belge ve veriler bu dava dosyasında yer alıyor. Hulki Cevizoğlu’nun evinde yapılan aramada elde edilen belge ve veriler bu dava dosyasında yer alıyor. Salim Çöhçe’den elde edilen belge ve veriler bu dava dosyasında yer alıyor. Dava dosyası bilinçli bir şekilde karmaşık hale getirilmiştir. Bu davanın sanığı olmayanlarla ilgili belge ve veriler bu dosyada alıyor” dedi.

Binbaşı Yeşil, “İlahiyat Fakültelerinin dinler tarihi bölümleri hedef haline gelmiştir. Bu operasyonların devamı gelseydi ilahiyatçılar da bugün bu davada yargılanacaklardı. Malatya Valisi’nin başkanlığında yapılan toplantı benim suçummuş gibi gösteriliyor. Bu dosyanın iddianamesi ve mütalaası İlker Çınar’ın bu haldeki ifadeleri ürettiği sahte deliller, bir merkezden gönderilen isimsiz, imzasız ihbar mektup ve mailleri ile nasıl üretildiklerini savunmamda belgeleriyle anlatacağım yalan tanıklar üzerine inşa edilmiş temelsiz bir gökdelendir. Bu gökdelen, olağanüstü soruşturma ve yargılama yöntemleriyle bugüne kadar ayakta tutulmuştur. Bu temelsiz gökdelen çökecektir. Bu enkazın altında bu kaçak ve temelsiz binanın taşeronluğunu yapan yalancı tanıklar özel görevli polisler özel görevli savcılar ve özel görevli hakimler kalacaktır. Bu zulme taşeronluk yapanlar, halen yüzlercesi görevde olan cumhuriyet savcıları ve Türk milletinin hakimlerinin yapacağı soruşturma ve kovuşturmalarla, yaptıkları ihanetin bedelini Türk milletine ödeyeceklerdir. Buna inanıyorum” ifadelerini kaydetti.

Davanın soruşturmasında görev alan savcı ve hakimlere hiçbir güveninin olmadığını belirten Yeşil, “Benim alnım açık başım dik. Cezaevine alnı açık başı dik girdim. Cezaevinden çıkmak için eğilip bükülecek değilim. Cezaevinden ya alnı açık başı dik çıkarım. Ya da cezaevinde alnı açık başı dik ölürüm. Nemrut Mustafa divanı namıyla anılıp yaşamaktansa, Boğazlayan Kaymakamı namıyla anılıp asılmayı yeğlerim” diyerek, tahliyesini talep etti.

Tutuklu sanık Araştırma Görevlisi Ruhi Abat ise “Bu dava AK Parti’ye karşı yapılmış örtülü bir operasyondur. AK Parti’nin kalbine saplanmış bir hançerdir. Yargılanmamız esnasında bizden belgeler saklanmıştır. İlker Çınar’ın TSK’dan atılma belgeleri biz savunmamızı yaptıktan sonra verildi. Bizden belgeler saklandı. Dosyanın her tarafı patolojik yalanlarla doludur. Bu davayı geciktirenler sahte tanık geçidine çevirenlerdir. Bu dava bir hukuk davası değildir, bu dava sadece bir algı davasıdır. İlker Çınar’ın alın ifadelerini kronolojik olarak okuyun, iddianameyi alır çart çart yırtarsınız. İlker Çınar, ‘7 yıldır bu anı bekliyordum’ dedi. 7 yıl bekleyen bir kişide bilgi eksikliği olmaz, hatırlama problemi olmaz. İstanbul’da verdiğim ilk ifademde bana TUSHAD iddiaları ile ilgili soru sorulmadı. Çünkü TUSHAD iddiaları sonradan dosyaya dahil edildi. Bu davada ilk hedef devlete çakmaktı. Bir kozmik oda aranacaksa ‘paralel devlet’ yapılanmasının kozmik odası aranmalıdır. Hrant Dink ve Rahip Andrea Santoro cinayetleri aydınlatılmadan Zirve Yayınevi’nde bir adım ileri gidilemez. Bu davalarla devletin başına çuval geçirilmek istendi. Benim, ABD’nin Kuzey Irak’ta askerlerimizin başına çuval geçirdiğini sağda solda söylediğim belirtiliyor. Ne söyleyecektim? ‘İyi yapmışlar’ diyecek kadar bizim anamız günah işlememiştir. Benimle ilgili olarak ‘vur dedik, öldürmüşler’ diyorlar. Benim kesinlikle böyle bir sözüm yoktur. Varsa öyle bir ses kaydı çıkartsınlar ortaya. Bu dava ne hukuk, ne cinayet, ne de sözde darbe davasıdır. Bu dava Türkiye üzerinde yapılacak operasyonların davasıdır” ifadelerini ileri sürdü.

Kendisinin 1998 yılında yayınlamış olduğu ‘Dinlerarası diyalog’ adlı bilimsel makalesinin ardından Fethullah Gülen cemaati tarafından hedef haline getirildiğini ve kendisine önce ‘istihbaratçı’ iftirasının atıldığını söyleyen Ruhi Abat, “Türkiye’deki bütün operasyonların kaynağı 2004 yılında Fethullah Gülen’in Milli Güvenlik Kurulu’nda görüşülmesidir. Söylemiştim, çuvalı bana sallandırtmayın” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti duruşmaya ara vererek, ara kararlarını açıklayacak.

TAHLİYE İSTEKLERİNE RED

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 97’nci duruşmayı sonlandırarak ara kararlarını açıkladı. Mahkeme Başkanı Vedat Koç tarafından açıklanan ara kararlarda, tutuklu sanıklar Emekli Kurmay Albay Mehmet Ülger, Binbaşı Haydar Yeşil, Araştırma Görevlisi Ruhi Abat ve Varol Bülent Aral’ın tutukluk hallerine devam kararı verildi.

Mahkeme heyeti, Ankara Polis Kriminal Laboratuarı’nda raporun verildiği polisin belirlenmesi için Emniyet’e yazı yazılmasına ve polisin dinlenilmesine, ses kayıtlarının bulunduğu hard diskin incelenmek üzere TÜBİTAK’a gönderilmesine, TUSHAD ile ilgili belgelerin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek bilirkişi raporu aldırılmasına, HTS kayıtlarının ham halleri ile diğer HTS kayıtlarının bilirkişiye incelettirilmesine karar vererek duruşmayı 10 Aralık 2014 tarihine erteledi.

Zirve Yayınevi davasında 3 kişiyi öldürdükten sonra olay yerinde suçüstü yakalanan davanın asıl 5 sanığı ise adli kontrol ile geçtiğimiz Mart 2014’te cezaevinden tahliye edilmişti. Davada örgüt lideri olarak gösterilen Hurşit Tolon da tutuksuz yargılanıyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."