Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

İki Belediyenin ‘Seçmece’ Konferansçısı Kimmiş?

İki Belediyenin ‘Seçmece’ Konferansçısı Kimmiş?
  • 17.06.2017

Geçtiğimiz haftalarda, katıldığı bir TV programında Atatürk’e özel yaşamıyla ilgili iftiralarla gündeme gelen isimlerden biri olan, Malatya Büyükşehir Belediyesi ile Yeşilyurt Belediyesi’nin de Malatya’da çeşitli programlarında konuk ettiği ‘sözde tarihçi’ Mustafa Armağan, FETÖ ile AKP arasında gidip gelen kimliğiyle eleştiri konusu olmaya devam ediyor.

TV Net’te, asıl adı Niyazi Birinci olan ve Yavuz Bahadıroğlu takma adını kullanan şahsın yanı sıra Süleyman Yeşilyurt adlı şahısla birlikte yaptığı programla yeniden gündeme gelen Mustafa Armağan’la ilgili iddiaları, odatv.com’da Asiye Güldoğan, “Mustafa Armağan hakkında bu satırları ilk kez okuyacaksınız” başlığıyla şöyle yazdı:

Mustafa Armağan, Süleyman Yeşilyurt, Yavuz Bahadıroğlu Tv Net’te yayınlanan Derin Tarih programında Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan’ı konu edindiler. Bu programda Atatürk ile Afet İnan’ın ilişkide olduğu iddia edildi. Tabii bu sözler, büyük tepkiyle karşılandı. Türkiye adeta ayağa kalktı. Derin Tarih dergisi toplatıldı. Konuşmacılar soruşturma geçirdi. Süleyman Yeşilyurt göz altında.

O süreçte yazmaya zaman bulamadım. Programa katılanların her biri hakkında çok şeyler yazılabilir. Özellikle “Mustafa Armağan’ın bilinmeyenleri” üzerinde üç-beş yazı bile çıkabilir. Sadece kendisinin özel hayatı en az iki yazı konusu eder.

Atatürk tarihi bir şahsiyettir. Sevebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz, eleştirebilirsiniz bu başka bir şey. Ülkemizde siyaset gibi tarih de “sevgi ve nefret” üzerine oturtulmuş. Sevgi ve nefret duygularıyla tarihi yorumlayanı zaten tarihçi saymak mümkün değil.

Mustafa Armağan ve diğerleri o yüzden tarihçi değil. Ama Mustafa Armağan “tarihten ve Atatürk’ten iyi para kazanan” biri. Gittiği konferanslara 3-5 bin lira karşılığında gidiyor, ayda en 50 bin lira sadece buradan kazanıyor. Peki ne anlatıyor? Abdülhamit’i övmek, Atatürk’ü yermek. Ben ne bu Atatürk’ü övüp Abdülhamit’i yermeyi, ne de Abdülhamit’i övüp Atatürk’ü yermeyi hiç anlamış değilim.

Abdülhamit ile Atatürk’ün yarıştırılmasını gerçek tarihçiler de kabullenmiyor. Çünkü Abdülhamit tahttan indirildiğinde Atatürk genç bir subaydı. Abdülhamit’i tahttan indirenler Enver-Talat-Cemal Paşa üçlüsü. Bu üçlü Osmanlıyı batırdı, savaşa soktu, pek çok toprak kaybına sebep oldu ve onların basiretsiz yönetimi nedeniyle ülkemiz işgal edildi. Atatürk ise işgal altındaki ülkemizi düşmanlardan kurtarmak için Milli Mücadeleyi başlattı ve kazanılan savaş sonrası Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Ama “amigo tarihçiler” yıllar yılı bu iki ismi kapıştırdı durdu. Abdülhamit’i Kızıl Sultan, Atatürk’ü dinsiz gören kesimler oluştu. Mustafa Armağan’ın yaptığı aslında sadece Atatürk düşmanlığı değil, bu konuda birkaç hedef gözetiyor. Şu dönemde Atatürk’e hakaret edince, “solcular-ulusalcılar ayağa kalkacak” böylece “gündeme” gelecek. Atatürk’ü pek sevmeyenler onun tarafını tutmuş olacak. Kazandığı popülerlikle yazdığı kitaplardan-konferanslardan para kazanacak.

Fakat hepsinden öte asıl kurnazlığı Atatürk eleştirisiyle gündeme geleyim ki, “17/25 Aralık’tan sonra dahi Fetöcülük yaptığını kimse gündeme getirmesin” derdinde. Çünkü “FETÖ’nün en derininde olan biriydi” kendisi. Gazete ve Yazarlar Vakfı’ndaki görevi, Da dergisi, Gülen hakkında yazdığı kitaplar, Zaman gazetesinin yazarı olması filan hiçbir şey. Adam 17 Aralık operasyonu esnasında 22 Aralık tarihinde Zaman gazetesinde “Osmanlı’da Yolsuzluk ve Yüce Divan” yazısı yazan biri.

ZAMAN GAZETESİ KAPANMASAYDI 15 TEMMUZ’DA DA YAZARDI

Zaman gazetesinde sonuna kadar yazdı. “Yazma,” diye uyaranları dinlemedi. “Fetö ile bağını kopar” diyenleri takmadı. Eğer Zaman kapanmasaydı 15 Temmuz’da dahi yazacaktı ve darbe başarılı olsaydı “Darbecilerin tarihçisi” olarak, Erdoğan hakkında neler neler yazacak, kimbilir hangi paşalara benzetecekti.

Tabii Fetö’yü bırakamamasının başka bir sebebi de vardı. Bir kadın meselesi olduğu için detaya girmiyorum. Sadece üstü kapalı olarak, bir kadının onun hakkında yazdığı bir kitap ve o kitabı yayınlatmamak için ödediği yüklü bir bedel iddiası deyip geçeyim. Bilenlerin söylediklerine göre Mustafa Armağan’ın gönül galerisi, iki de bir gündeme getirdiği Mustafa Kemal’in gönül galerisinden daha karışık.

Atatürk’ün ölümünün üzerinden 79 yıl geçti, neler yaşadıysa tarihte kaldı. Afet İnan’la ilgili söylenenler, “o dönemde yaşayanların, tanık olanların” iddiası filan da değil, tamamen Mustafa Armağan gibi amigo tarihçilerin “şu şöyle olduğuna göre bu böyledir, öyle olması lazım” mantığıyla, “dikkat çekmek, ilgi görmek” amaçlı varsayımlardır. Ama Mustafa Armağan halen yaşıyor ve onun gönül galerisini “eski/yeni eşleri dahil” çevresindeki herkes iyi biliyor ve neler neler anlatmıyorlar..

Ancak özel hayatlara girmeme kuralımız gereği kimsenin gönül galerisine yer vermiyoruz. Bu konuyu Fetö örtbas ettiği için, belki de minnet duygusuyla Zaman gazetesi kapanıncaya kadar Fetöcülüğünü resmen sürdürdü..

Zaman gazetesi kapanınca, hükümetin Fetö’nün peşini bırakmayacağı belli olunca, özellikle Erdoğan’ın sert tavrını görünce bir arayışa girdi. Atatürkle ilgili eleştiri dolu tweetlerini bu dönemde çoğalttı. Sonra bir hamle daha yaptı, kitaplarını yayınlayan yayınevini bıraktığını açıkladı. Daha sonra araya birilerini sokarak kapağı Yeni Şafak’a attı. Fetöcülüğü hatırlanmasın, gündeme gelmesin diye “abartılı bir biçimde” Atatürk’le yattı, Atatürk’le kalktı.

Yeni Şafak’a kapak atıp Derin Tarih dergisini çıkardı ve Tvnet’te aynı adı taşıyan program yapmaya başladı. Konuları Kemalizm, Atatürk, İnönü, CHP, Tek Parti odaklıydı. Bu konulara abanarak, kendine yönelik bir karşı cephe oluşturmak, Kemalistlerin nefretini kazanarak kendini hedefte göstermek yolunu tercih etti. Anlattığı şeylerin doğru olup olmamasından çok, tepki alabilmek, o tepkilerin yoğunluğuna göre de Ak Partililerin kendisini “otomatik olarak” desteğini almaktı.

ARMAĞAN’IN HİKAYESİ, FETÖCÜLÜĞÜNÜ UNUTTURMA MÜCADELESİ

Asıl amacıysa Fetöcü geçmişini, derin Fetöcülüğünü, 17/25 Aralık operasyonundan sonra da devam ettirdiğini, hatta Erdoğan’ın yolsuzluk yaptığını, Yüce Divan’da yargılanması gerektiğini “tarihten örneklerle” ima eden yazılar yazdığını unutturmaktı.

Fetöcülüğü döneminde Fetö okulları, kolejleri Mustafa Armağan’ın konferans mekanlarıydı. Fetö’nün 170 ülkedeki gücünü derinden biliyordu ve Zaman gazetesi kapanıncaya kadar Fetö’nün yıkılamayacağına, Erdoğan’ın alt edileceğine inanıyordu. Zaten bugün çoğu yurt dışına kaçmış olan Fetöcü abilerle kankaydı, aslında o da bir abi sayılırdı. Cemal Uşak, Mustafa Özcan, Mustafa Yeşil, Reşit Haylamaz, Ali Ünal, Seyit Erkal gibi isimlerle yediği içtiği ayrı gitmiyor, zaten o ekibin içinde yer alıyordu. Gazeteci ve Yazarlar Vakfı, Kaynak Holding, Akademi, Seher İşhanı gibi mekanlarda özel toplantıların müdavimiydi.

Bu devasa zengin ve güçlü cemaati, Erdoğan’ın yenebileceğine inanamıyordu. Yurt dışına da çok gidip geldiği için cemaatin uluslararası gücünü derinden biliyor, “eninde sonunda hükümetin bu savaşı kaybedeceğini” sanıyor, yakın çevresindekilere de bunu söylüyordu. Cemaat mensuplarının bugün en çok nefret ettiği kişilerin başında geliyor Mustafa Armağan, çünkü 17/25’ten sonra yapılan 30 Mart yerel seçiminde “CHP’ye bile oy vermişken, Zaman gazetesi kapatılınca saf değiştirdiğini” iddia ediyorlar. O tarihe kadar “Erdoğan’a atıp tuttuğunu, CHP’ye oy verdiğini” ısrarla söylüyorlar.

Savaş kaybedilince hükümet tarafına geçen Mustafa Armağan, bazı dostları araya sokarak Yeni Şafak’a kapağı atmışken bile cemaati pek eleştirememiş, Fetö’ye Fetö diyememişti. Hidayete 15 Temmuz’dan sonra erdi.

TURKUAZ GRUBUNA GEÇMEK İÇİN ÇOK UĞRAŞTI

Fetöcüyken konferans mekanları Fetö okulları, kolejleri vs iken, hükümet tarafına kendini atınca Atatürk konulu konferansları “yakın zamana kadar düşman gördüğü” hükümetin belediyeleri, kurumları oldu. Daha sonra Mustafa Armağan Yeni Şafak’la da yetinmemeye başladı, gözünü Turkuaz gruba dikti. Sabah gazetesinde yazabilmek, Atv’de veya aHaber’de program yapabilmek, kitaplarını da Turkuaz yayınlarında yayınlatabilmek için kulisler yaptı. Eğer bu kulisler netice verseydi, görüşmeler olumlu sonuçlansaydı hükümetin en güçlü yayın organında yer alacaktı. Fakat bir el sanki engellemişti.

Turkuaz’a gidemiyor, “Fetöcü” diye ima ettiği eski yayınevine dönemiyordu. Otuz kadar kitabıyla ortada kalmışken, bir süre sonra Alfa grubuna ait, İskender Pala’nın etkin olduğu Kapı Yayınları’yla anlaştı ve ilk kitabı henüz yayınlanmışken o program skandalı ortaya çıktı.

Fetöcülüğünü unutturmak adına yapılan bu abartılı kimlik değişimi dozajı kaçırınca, Kemalist kesimden daha çok Ak Partililerden tepki aldı. “Atatürkle ne uğraşıp duruyorsun, başka işimiz kalmadı mı, bunun sırası mı, ne gerek var” tepkileri ayyuka çıktı. Atatürkçüler zaten ayağa kalkmıştı ama “Atatürkçülere karşı sığınmak istediği” Ak Partililer de ortak tepki gösterdi.

Üstelik o yayınıyla Yeni Şafak gazetesine çok zarar verdi. Gazeteye ve dergiye verilen reklamlar düştü, pek çok yer dergiyi satmama dağıtmama kararı aldı, abone iptalleri çığ gibi büyüdü. Hem maddi zarar, hem itibar kaybı onarılmayacak kadar büyük.

En çok gördükleri zarar, Ak Partililerin de hassas olduğu “kripto Fethullahçı kimlikli” bilinen bir isme sahip olmaları. “Atatürkçüler linç ediyor diye harcamayalım” duygusu olsa da, kripto Fetöcü yanı çok düşündürüyor. “Yedirmeyelim” mantığıyla şimdilik “zoraki kollandığına” bakmayın, saygınlığı ve itibarı kalmadı. Herkes zamanını bekliyor.

Ayrıca sadece Fetöcülüğünden dolayı değil, Atatürk’ü kendine göre kullandığı için de derin bir öfke var. Bu öfkeler birikince patlaması da büyük oluyor. Artık kimi kafayı Atatürk ile bozmuş marjinaller hariç İslamcılar da Atatürk’ü Mustafa Armağan gibi değerlendirmiyor. Hatta Mustafa Armağan’ı çok sert eleştiren yazarlar oldu. İlginç yazılarıyla bilinen Saliha Malhun’un kendi sayfasında yazdıkları, o kesimde Mustafa Armağan’a nasıl bakıldığının bir göstergesi.

“Cumhuriyeti kuranların “gönül galericiliğini” yapan sözde tarihçileri “iddia ettikleri kadar vatanseverlerse” kendilerini Şırnak’ta ve hudutlarda hainlerle çarpışan Mehmetciğin yanına davet ediyorum. Atatürk ve Kuva-i Milliyecilerin bu coğrafyada savaşmadığı cephe kalmamıştı! Buyursunlar kendileri de şimdi bu vatan için kendilerini feda etsinler!

Hergün onlarca şehid bu vatan için toprağa girerken ve ocaklara ateş düşerken, bunlar gece gündüz Atatürk’ün aşna fişnesi keşfindeler. Utanmasalar zaman makinesi ile dönüp onun da kasetini çekecekler! Anadolu’yu işgalden kurtaran askerleri ve devleti yeniden kuranları beğenmeyenlerin onlardan daha büyük cengaver olması gerekir! Buyurun efendiler, cepheler sizin! Erkekler gibi savaşın ve haysiyetinizle şehit olun! Olmayacaksanız kalemin namusunu daha fazla kirletmeyin! Bırakın o işleri Manukyanlar yapsın! Müslüman Türk evlâdının da sabrını çok fazla zorlamayın!”

odatv.com’daki yazısının aslını aşağıdaki linki tıklayarak okuyabilirsiniz:

http://odatv.com/mustafa-armagan-hakkinda-bu-satirlari-ilk-kez-okuyacaksiniz-1506171200.html

odatv.com

ARŞİV FOTO: 17-25 Aralık sürecinden sonra, 13 Mart 2015’te AKP’li Yeşilyurt Belediyesi’nin, son olarak da 9 Şubat 2017’de AKP’li Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından davet edilerek konferans verdirilen Mustafa Armağan’ın, Malatya’daki son konferansından

Etiketler:

Yorumlar
  1. Ramazan dedi ki:

    Tairhçi değil zaten.Araştırın bakalım Yavuz Bahadıroğlu,bu zevat ve Maraş dondurmacısı kılıklı (Mısırlıoğlu) şarlatanın mezun oldukları okullara.Avukat ,mühendis ya da işletme olduğunu görürsünüz..

  2. Ali dedi ki:

    Unutulmasın ki hiç bir güç bu ülke insanının yüreğinde bedeninde ve beyninde ATATÜRK sevgisini silip atamaz nokta.

  3. Ahmet Turan dedi ki:

    Karşısına geçip otursanız iki çift kelam edemezsiniz ODA tv yazarının hakkında şöyle diyorlar böyle diyorlar iddialarıyla haber yapıyorsunuz.
    Sözde tarihci dediğiniz adamın kitaplarını okumus olsaydiniz bir iddiasını bile kaynaksız ifade etmemiş olduğunu gorürdünüz.
    Tabulariniz yıkılacak diye ödünuz kopuyor lakin korkunun ecele faydası yok.
    EDİTÖR’den: İki küçücük videoyla yanıt (Aşağıdaki kayıtlarda yeralan programın katılımcılardan biri de hükümetin 15 Temmuz sonrası lağvettiği Harp Okulu’nun yerine kurulan Milli Savunma Akademisi’nin Rektörlüğüne atadığı tarihçi Prof.Dr. Erhan Afyoncu..) https://www.youtube.com/watch?v=ZOfwzmlONkg
    ve https://www.youtube.com/watch?v=v8h3A2W4950

    1. Ali dedi ki:

      Size cevap vermek sizi yuceltmektir editor size belgelu cevap vermiş. Buna ne diyeceksiniz çok şey yazmak istiyorum ama yazsamda anlamazsinizki SİZ ATATÜRK e dil uzatmayı TABU yikma olarak görüyorsunuz düşünceniz bu

      1. Ahmet Turan dedi ki:

        Güzel kardeşim,
        Programda sözü edilen mektup bizzat Fikriye Hanım in yazdığı mektuptur. Mustafa Armağan ı linç ederken bir Allah”in kulunun da bu mektup sahte yalan vs dediğine şahit oldunuz mu ? Suleyman Yeşilyurt meselesine gelecek olursak programın bir bölümünü izlerseniz hasıl olan kanaate varmış olmanız normal ancak öncesiyle birlikte baktığınızda adam birazdan ben bunları söylüyorum diye beni linç edecekler o sebepten Atatürk ve Latife hanıma yakınlığıyla bilinen filan hanımefendinin hatiratindan okuyacağımı baştan belirtmiş olayım diyor. Yalan iftira varsa beraber lanetleyelim ancak burda tabularla hareket etme var.

        1. ss dedi ki:

          çamur atayım da izi kalsın. kafa bu. hala şu ülkede ingiliz bayrağı dalgalandıramamanın acısını çekiyorsunuz.

  4. M.Kadıoğlu dedi ki:

    Emeği geçenleri tebrik ediyorum çok güzel bir yazıydı.

  5. mustafa! dedi ki:

    Ataturke camur atanlar camur ve pisligin icinde.kendileri bogusuyor

  6. tolga tekin dedi ki:

    bu adam 30 yıl atatürk düşmanlığıyla ekmek yemiş birisi..
    tarih mezunu bile olmayan bir şarlatandır…bir neslin zehirlenmesine sebeb olmuştur..yeter artık bu adamları malatyamıza getirmeyin

  7. nüvit topaloğlu dedi ki:

    TARİHÇİLİĞİ SIFIRDIR.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."