Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

ÇİÇEKLERİN ÇIĞLIĞI: Malatya Artık Gelinliğini Giymiyor

ÇİÇEKLERİN ÇIĞLIĞI: Malatya Artık Gelinliğini Giymiyor
  • 11.04.2017

Şimdilerde Çobandede artık patlamıyor.Bazı yıllar büyük çay gibi akan Horata da..

Orhan ALKAYA
[email protected]

Çok değil, 20-30 yıl önce bahar; Malatya’nın güney yamaçlarına yani Beydağı’nın eteklerine, önce kayısı ağaçları, arkasından erik, kiraz ve birçok meyve ağaçlarının bembeyaz çiçeklerinin görüntüsü ile gelirdi.

Kernek’in yamaçlarında bir kıvılcım gibi patlayan çiçekler Başharık, Yukarı Banazı (Konak), Aşağı Banazı’nın (Çilesiz) ağaçları ile dalga dalga büyüyerek Tecde’ye varırdı. Barguzu(Bostanbaşı)‘nun Kilayık(Yakınca)‘ın çiçeklerinin beyaz bulutlarını önüne katarak Çırmıhtı’ya (Yeşilyurt’un eski ilçe merkezi) varan çiçek katarları, şaha kalkmış kiraz ağaçlarının bembeyaz çiçeklerini de omuzlayarak gümbür gümbür bir haykırışla Gündüzbey’in kapısına dayanırdı ki, evlere şenlik. Kernek’ten başlayıp Beydağı’nın yamaçlarının serin esintisine karışan envai çeşit koku ve aroması ile çiçeklerin çığlığı Gündüzbey’i geçer geçmez Beydağı’nın tepelerine dayandı mı bir fısıltı gibi sönerdi. Bu coşku yerini bu kez dağların enfes bitki örtüsüne bırakırdı.

2017 baharı ise Malatya’nın güney kuşağına; Yeşilyurt, Fahri Kayahan kavşağının hemen kıyısında tek kalan kayısı bahçesinin beyaz, fakat umarsız çığlığı ile geldi. Etrafı çok katlı binalarla sarılmış, kayısı bahçesi belki de son defa açıyorum der gibi daha beyaz daha inatla bağırdı, yanından geçen binlerce arabaların yolcularına, son bir umutla.

Bunu gören az ötedeki Meyvecilik Araştırma İstasyonu’nun bahçesi, etrafını kuşatan yüksek binalara nispet bembeyaz çiçekleri ile gümbürdedi. Kırpıla kırpıla küçülen bu bahçe barındırdığı yüzlerce çeşit kayısı çiçeğinin farklı beyaz tonları ile beton yığınlarının ortasında asil bir gelin gibi süzüldü.

Birkaç kilometre yukarıda Konak kasabasında her yıl bu zamanlarda patlayan ÇOBANDEDE’nin suyu aşağıya doğru HORAT’a adını alarak Çilesiz’e doğru çağlaya çağlaya telaşla akardı. Baharın coşkusunu her damlasında duyan Horata suyu her iki kıyısını kaplayan dev söğüt, çınar, kavak ve ceviz ağaçlarının gölgesi ile belki de hiç güneşi görmeden Fahri Kayahan Bulvarı’nı güneyden batıya kat eder ve Topsöğüt’e varırdı.

Şimdilerde Çobandede artık patlamıyor. Baharda Çilesiz’e doğru yatağına sığmayıp etrafına taşan, bazı yıllar büyük bir çay gibi akan Horata yok artık. Henüz Yeşilyurt yoluna varmadan sönen ve çöplüğe dönüşen bir su birikintisi var.

Gündüzbey yolculuğumuza kaldığımız yerden devam edersek, Çırmıhtı’ya kadar apartman yapmak için yıkılan evlerin ya da kesilen bahçelerin kenarında kıyısında kalmış tek tük kayısı ağaçlarının beyaz çiçeğini ya da eğri büğrü bir kaç kızılcık ağacının sapsarı çiçeklerini şimdilik görmek mümkün.

Tecde’nin binbir çeşit meyve ağaçları ile bağ ve bahçelerini, çağ atlayan Malatya’nın betonları öyle bir hızla yutup yok ediyor ki; birkaç yıl önce Arpacı sokağından “altunkaşığa” giden tahta perdeli, dev kavaklarla sıralı o şiir gibi yol artık yok. Yolun sonunda tek kalan eski bir ahşap konak yanında bitiveren dev binalara geçmişten hikayeler fısıldıyor.

Binlerce yıldır Beydağı’nın zengin alüvyon toprakları ile oluşan bu bölgenin bereketli bağ ve bahçeleri baharla birlikte zengin bir bitki örtüsü ile kaplanırdı. Ninelerimiz, analarımız mevsimin siftah sığırdillerini toplayıp ilk ekşili köftelerini telaş ve hevesle sarmaya koyulurlardı. Arkasından kiraz yaprağı, fındık yaprağı derken fasulye yaprağının zamanı gelirdi ki sofralara şenlik.

Şimdilerde bu bahçeler inşaat rantının karşı konulamaz hızı ile oluşturulan “cazibe merkezleri” için arsalara dönüşüyor. Belki yakın bir gelecekte bu güzergahta çiçek açacak bir ağaç yeşerecek bir toprak kalmayacak. Binlerce yıldır Beydağı’nın serin suları ile sulanan endemik meyveler, otlar, böcekler, çiçekler tarihe değil betona karışacak. Çalıkuşlarının sesi yerini son model otomobillerin homurtusuna bırakacak.

Büyük bir olasılıkla saat kulesinin olduğu kavşağa plastikten yapılmış beyaz çiçeklerle bezenmiş bir yapma kayısı ağacı kondururuz. Az öteye Horata’nın yok oluşunun anısına yaptığımız beton duvardaki “Tecde Şelalesi” gibi.

Varsın böyle olsun. Evvelimiz, bize yaşanacak toprakları, solunacak havayı, içilecek suları miras bıraktılar. Bunların kıymeti harbiyesi ne ola ki?

Bizler çocuklarımıza, torunlarımıza bunların yerine devasa evler, avmler, iş merkezleri ,yollar, binbir çeşit arabaları miras olarak bırakıyoruz ya…!

Etiketler: / /

Yorumlar
  1. ferhat dedi ki:

    güzel bir yazı maalesef.Ama gelin görün ki aynı durum şimdilerde yavaş yavaş orduzuda olmakta.Lütfen bir önlem alınsın.

  2. erhan dedi ki:

    Simdi buna ah ,vah edenlere haydi git koyde yaşa deseniz…!

  3. Ömer altun dedi ki:

    Orhan bey ağzınıza elinize yüreğinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş hergün bu anlattığınız yollardan geçerim helal olsun ama iyi söylemişsiniz sonumuz hayırlı olur inşAllah vesselam

  4. naz dedi ki:

    Bir şehrin ciğerini söküp atmak sonrasında ah vah edip geriye dönüp bakmak ne acı bizim için hepimiz için .Bahar Malatya ya sanki hiç gelmemiş,Fuzuli caddesinden yukarı çıkıldığında karşı dağdaki güzelim yeşillikler artık yok .Tanımadığım bilmediğim bir şehirde gibiyim,büyük şehir olmak özünü güzelliğini,var oluşunu yitirmekse biz keşke küçük güzel yeşil Malatya olarak kalsaydık.Sağlığımızı ve mutluluğumuzu yüksek binalara satmasaydık.Şehrimize sahip çıksaydık doğayı ve geleceğimizi korusaydık çok daha güzel olurdu.

  5. Mehmet şavata dedi ki:

    Harika bir yazı olmuş. Bir Malatyalı olarak duygulandım. Tek kurtuluşumuz eğitim.

  6. ufuk dedi ki:

    Gerçekten kültürümüz çocukluğumuz yok olmaya başlamış haberimiz yok . Eski isimleri bile unutturdular bize neredeyse, çocukluğum bu yerlerde geçti, bu derelerde geçti.

  7. Ali Basri Tezel dedi ki:

    Ağaç neymiş ne işe yarıyor, site yapmamız lazım, nüfus arttıkça artıyor. Nerde kalacak bu millet? Dağlara ağaç dikin. Ulvi Saran yaptı bu işi. Boş konuşmayın. Eyleme geçin.

  8. Işıl dedi ki:

    Maalesef Malatya’nın en verimli Toprakları tarım arazileri İnşaat sahaları haline getirildi taş beton yığınları ile kapalandı tarım arazilerinin çığlığını engüzel şekilde duyan ve kaleme alan Orhan Alkaya’ya binlerce teşekkürler

  9. Yerelli dedi ki:

    Çöşnük’te Ergül petrol yanı-dibi KULE PARKTI. Yıllarca böyle kaldı. Hatta yanına-girişine de KULE TAKSİ ve durağı vardı. Sonra burayı yıktılar. Lüks 1+1 bina yaptılar. 1+1’in ne maksatla kullanılacağı ahali tarafından konuşulmaya başlandı. Bu konuşma muhafazakârlarca hoş karşılanmayan cümlelerden oluşuyordu. Sonra da hiç kimsenin akıl edemeyeceği işler oldu. Bina komple TÜRGEV’e devredildi. Müteakiben Çevre yolunun (araç gürültüsünün) ve BENZİNLİĞİN (tehlikenin) dibinde kız öğrenci yurdu oldu. Açılışını da Sn. Bilal ERDOĞAN geldi yaptı. Mahallenin yeşil alanı o “KULE PARK” uçtu gitti. Bilen gören oldu mu?

  10. Bahtiyar Anadolu dedi ki:

    Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde, son balık tutulduğunda, beyaz adam paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlayacak.

  11. Şüle dedi ki:

    Fahri Kayahan daki evlerin bahçesindeki betonların arasından bile envai çeşit çiçekli bitki fışkırıyor yazık hala direniyorlar ölmemek için.

  12. Murat dedi ki:

    Yazık oluyor Malatya’ya, ve de kayısıya…

  13. vatandaş dedi ki:

    ileride tarım arazilerini imar açığ sağa sola peşkeş çekenler vatana ihanetten yargılnacak, bunun adı vatana ihanet değilde nedir.

  14. ahmet dedi ki:

    Sayın belediye başkanımız başlangıçta oranın yeşil dokusunu koruyacağız demişti oda kandırıldı galiba nede olsa alıştılar.

  15. Semih dedi ki:

    Of of içimiz yanıyor şehrin ciğerleri sökülüyor ama olsun gelisiyoruz betonlasıyoruz

  16. Elbistanlı 46 dedi ki:

    İnsanların gözünü para bürüdüğünden dolayı siz burada ne kadar serzeniş etseniz de , çarpık kentleşme ve betonarme bir yaşam ilerleyecek ve önü alınamaz bir durum halini alacak , Türkiye de avrupa standarlarında bir şehircilik anlayışı benimsenmeli ve uygulanmalı .

  17. Hüseyin toper dedi ki:

    Zengin olma uğruna katledilen bağlar bağçalar vay be birde israf diye bizi uyutup oralara lüks evler yapanlar yazıkkkkk ne kolay kandırılıyoruz Hayır bu katliama

  18. macit dedi ki:

    malatya son yıllarda zeki sarılar’ın da maharetiyle! yeşilden betona döndü. yeşili ve suyuyla meşhur malatya betona hapsoldu. bu saat olmuş abdest alacak su yok. seni ALLAH’A havale ediyorum belediye. yeşile gelince bir yeşilyurt kaldı. ben olsam oraya villa tipi ruhsat dışında ruhsat vermem. bari orası yeşil kalsın.

  19. Cahit Ertem dedi ki:

    Orhan abi tedbirlerine yerden göğe kadar haklısın.Yesili doğayı korumak yerine betona ve çarpık bir kentleşmeye Malatya yı mafettiler.

  20. Necip DUMAN dedi ki:

    Maddi ihtiraslarınız yüzünden ,İnsanların huzur bulduğu yerleri yok ederseniz huzursuz bir toplum yaratırsınız.

  21. Başefendi dedi ki:

    Çok güzel yazmışsın da değerli kardeşim. Sen söylüyorsuuun, sen dinliyorsun. Duyması gerekenlerin kulakları sağır. Hiç kendini yorma. Kaldı ki senin yazını okuyup sana hak veren insanların % 90’ı da o güzelim yerlerin imara açılmasını dört gözle bekliyorlar.

  22. Ant dedi ki:

    Malatya büyük şehir belediyesi bahçeleri imara açarak malatyanin geleceğine büyük ihanet etmiştir! Asıl acı olan bu ihanet karşısında malatya halkın sesiz olmasıdır!tv lerde bağ bahçelerde yapılaşma olmasın diye kamu spotlari yayınlamasına rağmen belediye malatyayı betona çevirdi!

  23. yusuf dedi ki:

    Orhan bey cok güzel bir yazı olmuş. Elinize dilinize sağlık.

  24. Ali dedi ki:

    Malatya sehirlesmeyi beylerderesi batı tarafında sıfırdan yapilanmaliydi eski yer öyle birakilmaliydi

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."