SON DAKİKA
SON DEPREMLER

"Bize Anadolu'da 'Esas Oğlan' Derlerdi.."

0
Güncellendi - 2018-11-27 04:10:05
A- A+ PAYLAŞ

Geçtiğimiz günlerde Malatya'ya konuk olan Yeşilçam'ın efsane oyuncusu Yusuf Sezgin, arabesk müziğin usta sanatçısı Müslüm Gürses'in hayatını konu olan 'Müslüm' filminde Müslüm Gürses'i canlandıran Timuçin Esen'i övdü. Sezgin, Timuçin Esen'in filmdeki performansıyla ilgili, "Müslüm Gürses'i oynuyor, ayıramazsın" yorumunda bulundu.

1964'te ilk başrolünü oynadığı 'Hz. Yusuf' filmiyle sinemada starlaşan ve Türk sinemasında başrol olarak 300'e yakın filmde rol alan Yusuf Sezgin, Türk sinemasının dününü ve bugününü değerlendirdi.

Sezgin, geçmişte aile filmlerinin yapıldığını ifade ederek, "Toplumumuzda 'aile' kavramı vardı. Hikayelerimiz iyiydi. İçimizden hikayelerdi. Aile hikayeleriydi. Şimdi abuk sabuk şeyler yapıyorlar. Jön olarak oynadığımız için bize Anadolu'da 'esas oğlan' derlerdi. Şimdi de iyi işlerde yapılıyor ama halkımıza hitap etmeyen şeylerde yapıyorlar. Ben çok görüyorum, 'neydi Yusuf bey sizin o filmleriniz' diyorlar. 'Sizin eski filmlerinizi seyrediyoruz, o eski İstanbul'a hayran kalıyoruz' diyorlar. Bizim toplumumuz bunları seviyor. 'Niye böyle filmler yapılmıyor, niye sizler oynamıyorsunuz' diye soruyorlar" dedi.

"TÜRK SİNEMASI BİR TANEDİR, YEŞİLÇAM'DIR İŞTE"

Türk sinemasının Yeşilçam sineması olduğunu belirten Sezgin, şunları anlattı:

"Önceden senede 250 film çekiliyordu. Eskiden Pazartesi günü film takılır, yedi gün oynar, ikinci Pazartesi yeni film takılırdı. Kadınlar kürkleriyle, mücevherleriyle erkekler de takım elbise, blazer, şemsiyesi, deve tüyü paltosuyla izlemeye gelirdi. 'Yeni sinema' diye bir şey olmaz ben ona karşıyım. Türk sineması, Yeşilçam sinemasıdır. 'Türkiye sineması' diye bir şey çıkarmışlar. Türk sineması bir tanedir, Yeşilçam'dır işte. Mutfağı odur."

"TİMUÇİN ESEN ÇOK YETENEKLİ"

Sezgin, 'Müslüm' filminde Müslüm Gürses'i oynayan Timuçin Esen'in performansıyla ilgili, "Oyunculuk çok farklı şeydir çünkü biz insanları canlandırıyoruz. O canlandırdığımız kişinin kıyafetini giyiyoruz. Onu sen seyirciye aktardığın zaman film tutuyor. 'Müslüm' filmini izledim. Timuçin Esen'i Fatma Girik ile çektiği dizide çok beğenmiştim. Çok iyi oyuncu sonra 5-6 sene bir şey yapmadı. Çok yetenekli. Müslüm Gürses'i oynuyor, ayıramazsın. Hareketini, bakışını, duruşunu, saçını, konuşmasını, sesi de güzel, şarkıları kendisi okumuş... Oyunculuk çok farklı bir şey. Sinemada genç arkadaşlarımızdan yetenekli ve mesleğini seven iyi oyuncular var. İşlerini severek yapıyorlar, beğeniyorum ve takdir ediyorum. Kenan İmirzalıoğlu, Kıvanç Tatlıtuğ, Halit Ergenç, Beren Saat, Bergüzar Korel, Ezgi Mola iyi ve kabiliyetliler. Mesleğe saygıları var" değerlendirmesinde bulundu.

"BÜTÜN AKSİYON FİLMLERİNİ ONUNLA ÇEKTİM"

Aksiyon filmlerini yönetmen Yılmaz Atadeniz ile çektiğini anlatan Sezgin, "İmkansızlıklar vardı. Şimdi bir film çekilecekse 10 tane kamyon sokağa geliyor. Biz o zaman bir minibüse oyuncusu, yönetmeni başrolü, elektrikçisi binip, gidiyoruz. Hele dışarıda, dağda, tepede çalışıyorsak ekmek aracı kaşar, salam geliyor. Büyük firmalarda da sıcak yemekler gelirdi veya lokantaya giderdik. O zaman imkansızlıklar vardı, şimdi silah diyorsun 50 çeşidini getiriyor. O dönemde silah camiada yok, köylerden toplu silahlar getiriyorlar. Tabi onun mermisini yasak olduğu için vermiyorlar, bizimkiler boş mermiyi mumla, barutla, pamukla tıkıyorlar, silah bir patlıyor bir patlamıyor. Yönetmen Yılmaz Atadeniz, 'Buradan buraya gireceksin' dedi. Erol Taş kızı esir almış, onu vurup sevgilimi kurtaracağım. İple sallandım, camdan içeriye girdim. Ateş edeceğim silahı çektim, sıkıyorum ateş etmiyor. Çocuklar mahalle aralarında oynar ya 'kıh kıh' der, yönetmen Atadeniz 'kıh de... kıh de...' diyor. 'Stop! Ne kıhı? Patlamıyor' dedim, 'Sana ne kardeşim ben onu patlatırım' dedi. Ama o kadar usta ki kurguda negatifi jiletle silahın ağzını çiziyor, patlıyor. O sahneyi çektik. Ben bütün aksiyonlu filmleri onunla çektim. Maskeli Beşler'de kızı kaçırıyorlar. Bizde Maskeli Beşler, köprüden treni basıp, kızı kurtaracağız. Köprüden vagona atlıyoruz. Tamer Yiğit, ben, Süleyman Turan, rahmetli Yıldırım Gencer, rahmetli Yılmaz Köksal vardı. 'Sen atla ben atla' derken en sona ben kaldım. Vagon boş, kömür vagonu. Elektrik telleriyle telefon telleri geçiyor, bizde köprüden vagona atlıyoruz. Bunlar vagonun üzerine atladılar, bende açık vagona atlayacağım. Son vagon, atladım telefon tellerine takıldım. Alttan çekim yapılıyor, ben tellere takılmışım, Atadeniz ise 'Havada durma insene' diye bağırıyor. Allah'tan yetiştiler çat diye tel koptu, sahneyi çektik. Aşağı indik, Yılmaz Atadeniz 'Niye havada duruyorsun? Film gidiyor' dedi, 'Tellere takıldık görmüyor musun?' dedim" diye konuştu.

"HAZRETİ YUSUF GELMİŞ DİYORLAR"

1965 yılında başrolünü oynadığı 'Hazreti Yusuf' filminin galasında yaşadığı bir anıyı da paylaşan Sezgin, şunları anlattı:

"O filmden sonra 'Hazreti Yusuf gelmiş' diyorlar. Gala'ya filmdeki kıyafetle katıldım, kadınlar ellerini sürüyorlar. 'Teyzeciğim ben peygamber değilim, normal insanım' dedim, 'Olsun evladım' dediler.”

"HER SENE ÜZERİNE İVME KATIYORLAR"

8.Malatya Uluslararası Film Festivali'ne de katılan Sezgin, festivalle ilgili, "Malatya Uluslararası Film Festivali her sene daha ileriye gidiyor. Türk sinemasına çok değer veriyorlar. İyi filmler geliyor. Türk sinemasına yıllarını veren kişilere 'Onur ve Emek Ödülü' vermelerini de kutluyorum. Her sene üzerine bir ivme katıyorlar. Bir eksikleri kortej yapmıyorlar. Kortej yapsınlar, halka bütünleşsinler" değerlendirmesinde bulundu.

Ferdi DURDU, Yeni Malatya Gazetesi- malatyahaber.com

UYARI: Sitemizde çoğunlukla muhabir arkadaşlarımızın imzalarıyla ya da mensubu oldukları basın kuruluşları kaynak belirtilerek yayınlanan üstteki haber benzeri araştırmalar, haberler, röportajlar, maalesef “emek hırsızı” –özellikle de biri sürekli olmak üzere- sözde bazı internet yayıncıları tarafından, ya aynen ya da küçük bazı değişiklikler yapılarak, kendi özel araştırmaları ya da haberleriymiş gibi kendi yayın organlarında yayınlanabilmektedir. Haber kaynağıyla ya da araştırmasıyla, istihbaratıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece gerçek gazetecilerin ‘kamuoyunun bilgisine sunulmuş’ emeğinin üzerine ‘çöküp’, gazetecilik- habercilik yaptıklarını zanneden ve böylece kamuoyunu da aldatanların bulunduğuna bir kez daha dikkat çekerken, söz konusu unsurları da ‘gerçek gazetecilerin emeğini çalmamaları’ konusunda uyarıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız