SON DAKİKA
SON DEPREMLER

"O Gün Milletimiz Yönetime El Koydu"

0
Güncellendi - 2016-10-18 05:12:31
A- A+ PAYLAŞ

  • AKP'li Çalık, "Hiçbir şey artık 15 Temmuz öncesi gibi olmamalı. Çünkü 15 Temmuz gecesi biz Kurtuluş Savaşı verdik." dedi

AKP Genel Başkan Yardımcısı  ve Malatya Milletvekili Öznur Çalık, “15 Temmuz gecesi biz Kurtuluş Savaşı verdik.  Bu Kurtuluş Savaşı'ndan sonra milletimizin artık öznesi olduğu yeni bir anayasayı yazmak zorundayız. Bu yeni anayasayı yazarken de artık siyasi istikrarsızlıkların bertaraf edildiği, koalisyonların bertaraf edildiği, darbelerin yapılamayacağı bir hale geldiği bir sisteme ihtiyacımız var.” dedi.

Ankara’da CNN Türk TV'ye canlı yayın konuğu olan Çalık, “15 Temmuz sürecinden sonra özellikle oluşan Yenikapı ruhunun devam ettirmek için biz çok ciddi gayret sarf ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın başlatmış olduğu Yenikapı ruhu bizim için çok önemlidir.  15 Temmuz gecesi bütün milletimiz vatan, bayrak ve ezan sevdasıyla, aşkı ile demokrasisini korumak adına, ezanını korumak,  bayrağı korumak adına sahalara ve meydanlara inmiş ve herkes ikinci bir Kurtuluş Savaşı’nın mücadelesi vermişti.  15 Temmuz gecesi milletimizin hiçbiri birbirinden ayrılmadan, etnik ve mezhepsel farklılıklar göstermeden herkes 15 Temmuz gecesi oradaydı.  15 Temmuz gecesinden sonra Yenikapı ruhu çok canlıydı ve çok ayaktaydı. Siyasi partilerimiz AK Parti, CHP ve MHP Sayın Cumhurbaşkanımızın koordinesi ile Yenikapı Ruhuyla orada buluştular. Biz AK Parti olarak Yenikapı ruhuna zeval getirecek hiçbir işlem yapmadık,  hiç bir söylemde bulunmadık. Tüm siyasi partilerin de o Yenikapı ruhunu ayakta tutması ve diri tutması için Yenikapı ruhuna sadık kalması gerekir.  Söylemlerine de dikkat etmesi gerekir diye düşünüyorum.

15 Temmuz bize özellikle milletimizin bizden talep etmiş olduğu yeni anayasa ile ilgili çok net cümleleri o günden bugüne bir kez daha hissettirdi.  Tüm siyasi partiler parti programlarında seçime giderken  ‘1982 Anayasası bir darbe anayasasıdır, artık bu millete dar gelmektedir ve değişmesi gerekmektedir.’  cümlelerini kendi parti programlarında söylüyorlar.  Biz ilk günden itibaren kurulduğumuz andan itibaren yeni bir anayasaya ihtiyacımız olduğunu darbe anayasasının da Türkiye'nin artık gündeminde kaldırılması gerektiğini söylüyoruz. 1982’den bu yana birçok kez anayasa maddelerinde değişiklikler yapılmış, birçok revizyonlara gidilmiş ve artık bir revizyon ile değil yeni anayasanın yeni bir reformla milletin gündemine girmesi gerekir.  Bu yeni anayasa sürecini yaşarken ülkemizin mevcut hükümet sisteminin konuşulması gerektiğini gördük.

Başkanlık sistemini ve hükümet sistemi Sayın Cumhurbaşkanımız da Belediye Başkanlığı döneminde dile getirmiş ve kendisi için değil ülkemiz için başkanlık sisteminin istikrar getireceğini, bu siyasi istikrarın, ekonomik istikrarı da beraberinde getireceğini dile getirmiştir.  2002 yılında AK Parti iktidara geldiğinde biz yeni bir anayasayı milletimize söz verdik. Siyasi konjektör ve ülke konjektörü buna uygun olduğu anda da yeni anayasayı yapalım istedik. Hükümet sistemleri ile alakalı da anayasalar toplumsal uzlaşmalardır,  toplumsal sözleşmelerdir, bütün unsurlarıyla toplumun birlikte imza attığı sözleşmelerdir. Biz bütün milletimizle, siyasi partilerimizle yeni anayasayı yapalım istiyoruz. Parlamenter sistemde millet milletvekilini, milletvekilleri cumhurbaşkanını seçiyor.  Ama 2007 yılında ülkemiz 367 gibi bir hukuk garabeti ile karşı karşıya kaldı. 367 krizinde sonra biz milletimize gittik ve sorduk; dedik ki, ‘Cumhurbaşkanını Türkiye Büyük Millet Meclisi aracılığı ile seçiyoruz, ama seçerken bir sürü kriz ile karşı karşıya kalıyoruz.  Bunun yerine millet kendi iradesini direk sandığa yansıtsın.’  Milletimizde bu bizim sorumuza karşılık; ‘Evet milletin temsilcisi milletin oylarıyla Cumhurun başkanı seçilmeli.’ dedi. Ağustos 2014’te milletin oylarıyla ilk kez bir cumhurbaşkanı hiç aracı kurum parlamentoyu kullanmadan kendi oylarıyla Cumhurbaşkanını seçti.  2007’de yaşamış olduğumuz 367 hukuk garabeti cumhurbaşkanının halkın oylarıyla seçilmesini aracılık etti. Hani ‘Bir musibet bin nasihatten iyidir.’ O gün yaşanılan o hukuk garabetinden milletin kendi iradesini direk sandığa yansıması doğdu.” ifadelerini kaydetti.

“HİÇBİR ŞEY ARTIK 15 TEMMUZ ÖNCESİ GİBİ OLMAMALI”

Yaşanılan süreçte parlamentoda ortaya çıkan durumların yeni bir anayasanın yapılmasını uygun hale getirmediğini ve bundan dolayı hükümet sistemlerinin konuşulamadığını belirten Çalık, “Şimdi dünyada herkesin baktığı, gördüğü Türk milletinin nasıl bir kahramanlık destanı yazdığı bir 15 Temmuz’u yaşadık. Hiçbir şey artık 15 Temmuz öncesi gibi olmamalı. Çünkü 15 Temmuz gecesi biz Kurtuluş Savaşı verdik.  Bu Kurtuluş Savaşı'ndan sonra milletimizin artık öznesi olduğu yeni bir anayasayı yazmak zorundayız. Bu yeni anayasayı yazarken de artık siyasi istikrarsızlıkların bertaraf edildiği, koalisyonların bertaraf edildiği, darbelerin yapılamayacağı bir hale geldiği bir sisteme ihtiyacımız var.” diye konuştu.

“HİÇ BİR PARTİ 15 TEMMUZ’U HAFIZASINDAN ÇIKARMASIN”

MHP lideri Bahçeli’nin söylemlerinin çok önemli bir adım olduğunu belirten Çalık, “Gerçekten yeni bir revizyona değil, yeni bir anayasaya ihtiyacımız var.  Sayın Bahçeli, bu süreçte milletimizin desteğini olarak bir sistem değişikliğine gidecekse bu da rahatlıkla konuşulabilir dedi. Sayın başbakanımız da, biz hep şunu söyledik; ‘Milletin talepleri bizim yol haritamız olmuştur.’  Sayın Başbakan, ‘Yeni bir anayasa yapacaksak bunu Meclisten geçirdiğimiz rakam 330 olsa da 367 anayasanın tamamen Meclisten kabulü olsa da, yine milletimizin onayına sunacağız.’ dedi. Bu çok önemli bir cümledir.  Diğer siyasi partilerin destekleriyle Meclisten geçtiğinde, parlamento referanduma götürecek çoğunluğu sağladığında biz her halükarda milletimize götürüp onay almamız gerekiyor, düşüncemizi referandumla sağlamış olacağız.  Şu andaki fotoğraf şudur;  milletimizin bir arzusu var, çok ciddi manada yapılan anketlerde bunu gösteriyor. Soruyorsunuz; Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var mı? diye. Farklı anket firmalarının yapmış olduğu neticeler de yüzde 74, yüzde 76, yüzde 80’e varan oranlarda Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var fotoğrafı çıkıyor. Dolayısıyla milletin talebi varsa, yeni anayasa yapmanın önünde hiçbir siyasi partinin durmaması gerekir.  Şuanda mevcut parlamenter sistem diyemeyeceğimiz bir sistemle yönetiliyoruz. Parlamenter sistemde, normalde Parlamentonun Cumhurbaşkanını seçmesi gerekirken, millet cumhurbaşkanını seçti. Dolayısıyla seçilmiş bir cumhurbaşkanı, seçilmiş bir başbakan var. Bütün siyasi partiler kendi siyasi çıkarları için değil, ülkenin çıkarları için yapması gereken hadise, ülkenin hükümet sisteminin değişmesi gerektiğine inanmalı. Parti siyaseti çerçevesinde değil, ülke siyaseti çerçevesinde başkanlık sistemi ile ilgili süreci başlatmaları gerekir. Bizim amacımız AK Parti olarak hem yeni anayasa ile ilgili, hem de sistemle alakalı bir dayatmacı zihniyetle değil,  toplumsal uzlaşı ile siyasi uzlaşı ile bu işi yürütmek en temel amacımız.  15 Temmuz’dan sonra Yenikapı ruhunu yaşatan Sayın Başbakanımızın ortaya koymuş oldu çok uzlaşıcı bir tavır var.  15 Temmuz’u hiçbir siyasi parti ve hiç kimse hafızasından çıkarmaması gerekir. O gün milletimiz bütün yetkiyi eline aldı ve millet yönetime el koydu. Milletin yönetime el koyduğu bir Türkiye'de yeni bir anayasa gerek ve şarttır.” diye konuştu.

“ERDOĞAN’IN SIFATA İHTİYACI YOK, O MİLLETİN KAHRAMANI”

Çalık son olarak, “Millet zaten kendi kahramanını yaratmıştır. Bu kahramanın adı ülkenin liderinin adı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Dayısıyla Cumhurbaşkanımızın kendi Cumhurbaşkanlığı sıfatının önünde başka bir sıfata ihtiyacı yoktur.  Milletin gönlünde kendine yer bulmuştur.” ifadelerini kaydetti.

Bülten- Yeni Malatya Gazetesi- malatyahaber.com

UYARI: Sitemizde çoğunlukla muhabir arkadaşlarımızın imzalarıyla ya da mensubu oldukları basın kuruluşları kaynak belirtilerek yayınlanan üstteki haber benzeri araştırmalar, haberler, röportajlar, maalesef “emek hırsızı” –özellikle de biri sürekli olmak üzere- sözde bazı internet yayıncıları tarafından, ya aynen ya da küçük bazı değişiklikler yapılarak, kendi özel araştırmaları ya da haberleriymiş gibi kendi yayın organlarında yayınlanabilmektedir. Haber kaynağıyla ya da araştırmasıyla, istihbaratıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece gerçek gazetecilerin ‘kamuoyunun bilgisine sunulmuş’ emeğinin üzerine ‘çöküp’, gazetecilik- habercilik yaptıklarını zanneden ve böylece kamuoyunu da aldatanların bulunduğuna bir kez daha dikkat çekerken, söz konusu unsurları da ‘gerçek gazetecilerin emeğini çalmamaları’ konusunda uyarıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız