You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim
Opel Reklam

Dugun
Malatya Haber -

‘Bıkmadan Söyleyeceğim’

‘Bıkmadan Söyleyeceğim’
  • 27.12.2015

CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, İnönü Üniversitesi bünyesinde Karaciğer Nakil Enstitüsü kurulmasına izin verilmesini istedi, ayrıca yabancı dil eğitiminin önemini dile getirdi.

Aslanoğlu, TBMM’de Bütçe Plan Komisyonu’nda Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi konuşulurken söz aldı ve bu bakanlık ile ilgili Malatya konularını gündeme getirdi. Aslanoğlu’nun konuşması tutanaklara şöyle geçti:

“FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Şimdi, aslında ben bugün biraz formsuzum arkadaşlar, konuşuyum mu, konuşmayayım mı diye çok düşündüm ve formsuzluğuma denk geldi Millî Eğitim Bakanlığı.

Sayın Başkan, Komisyonumuzun değerli üyeleri, Sayın Bakan, Sayın Müsteşar, Millî Eğitim Bakanlığının değerli temsilcileri; şimdi, müsaade ederseniz, ben üniversitelerle ilgili birkaç kelime etmek istiyorum.
Sayın Bakan, burada Millî Eğitim Bakanlığı Yasası görüşülürken Maliye Bakanlığından üniversitelerle ilgili bir kadro alacağınızı ve bu kadroyu da üniversiteye dağıtacağınızı belirtmiştiniz. Ben de o gün bu tutumunuzdan dolayı size teşekkür etmiştim ama bu teşekkürü kadro alınıp üniversitelere verilirse bir kez daha yaparım. Ama hangi aşamada olduğunu bilmiyorum. Bu nedenle böyle bir sözünüz vardı.

Şimdi, üniversiteler hepimizin. Ben yine söylüyorum, her bütçede söyleyeceğim, bıkmadan söyleyeceğim: Sayın Bakan, tarihe geçen bir bakan olun; ilköğretimden başlayarak -hangi sınıfta verilecekse, bu bugün başlamaz- üniversite sonuna kadar, ilköğretimde ve ortaöğretimde bir lisan, üniversitede ikinci lisan öğreten bir bakan olun. Ben meslek yaşamımda bunun çok zorluğunu çektim ve belki bir şekilde benim lisanım olsaydı çok farklı yerlerde olan bir kişi olurdum. Ben otuz beş yaşından sonra İngiltere’ye lisan eğitimine gittim. Etmeyin tutmayın, bu ülkenin çocukları çok zeki. Birisi hukuk fakültesini bitirmiş, eğer artık bugünün sürecinde yabancı dil bilmiyorsa… Hukuk fakültesini yabancı dille bitiren bir avukat ile yabancı dil bilmeyen bir avukat arasında ekmekleri yönünden büyük farklılıklar var Sayın Bakan. Gelin, tekrar bunu… Her bütçede bunu bıkmadan söyleyeceğim, usanmadan söyleyeceğim. Nasılsa şûra yapıyorsunuz. Şûrada örneğin bunların konuşulmasını çok arzu ediyorum. Yani ilköğretim üçüncü sınıfta başlasın pedagojik olarak. Yani liseyi bitirene kadar bir çocuğa bir lisanı öğretin, o çocuk dünyanın her tarafında ekmeğini çıkarır Sayın Bakan. Sayın Bakan bir kez daha mutlak her bütçede tutanaklara geçmesi açısından… Türkiye mutlaka çocuklarına iki lisanı öğreten bir ülke olduğu zaman, dünyanın her tarafından gerek ticari gerek her türlü ilişkiyi en iyi kuran… Türk insanı zekidir diyoruz ama eğer lisanı yoksa… Lisanı olmayan insan bu kadar ihracata yönelik eğer bir çaba gösteriyorsa, bir de lisanı olan bir tüccar düşünün. Bu konunun ne kadar önemli olduğunu arkadaşlarımın takdirine sunuyorum.

Sayın Bakan, tabii, üniversite kadroları hakikaten çok önemli bir sorun hâline geldi. Ben burada YÖK’e seslenmek istiyorum: Üniversitelere sahip çıkmak Millî Eğitim Bakanlığının olduğu kadar YÖK’ün de sorumluluğunda. YÖK’ün bu konuda, özellikle kadrolar konusunda biraz daha çaba sarf etmesi gerekiyor.

Şimdi ben bunu iftiharla söylüyorum: Malatya İnönü Üniversitesi bir marka üniversite olmuştur. Karaciğer nakil merkezine sahip olmak bakımından Türkiye’deki iki üniversiteden biri olmuştur. Biz bununla gurur duyuyoruz. Yılda 150 adet karaciğer naklî yapılıyor burada, canlıdan canlıya, dikkatinizi çekerim, canlıdan canlıya.

Afganistan’dan, Pakistan’dan, Irak’tan, Suriye’den bir sürü hekimler geliyor, burada karaciğer nakil yapma eğitimini alıyorlar. Böbrek naklî merkezî oluştu yeni, 15’inci böbrek nakledildi. Burası artık marka bir üniversite oldu bu iki konuda. Ben o arkadaşlarıma teşekkür ediyorum ama bunların belli olanaklara sahip olması gerekiyor. Örneğin, ben bunu Sayın YÖK Başkanına da -geçen Malatya’ya giderken- havaalanında söyledim. Biz, bir karaciğer nakil enstitüsü için izin istiyoruz Sayın Bakanım. Yani karaciğer nakil enstitüsü iznini istiyor Malatya Üniversitesi. Bunu bize verin. Bizim arkadaşlarımız, üniversitedeki öğretim görevlilerimiz bu enstitüyle Türkiye’nin belki bu konuda en iyi üniversitesini yapacaklardır. Bunu kimse bizden esirgemesin, bu bizim hakkımız. Malatya İnönü Üniversitesi talep edeli yaklaşık altı ay oldu ama bugüne kadar herhangi bir ses çıkmıyor. Birisi tutsun elimizden bizim. O bizim kadar sizin de sorumluluğunuz, oraya yardım etmek sizin de göreviniz. Ama duyarsız kalmayı, bir şekilde sessiz kalmayı hazmedemiyorum. Biz bu kadar çaba sarf ediyorsak, siz de sarf edeceksiniz; kıvanç duyacaksınız. Ama altı aydır ses çıkmıyor Sayın Bakanım. Biz karaciğer enstitümüzü istiyoruz.

Bir başka konu: Sayın Bakan, usta öğreticiler… Ben çok konuşmayacağım çünkü her şey konuşuldu. Hakikaten halk eğitim merkezlerindeki bu usta öğreticilerimizin sorunları büyük, sorunları var. Bunlara sahip çıkmak hepimizin görevi. Yani bu insanlar yirmi yıldır, yirmi beş yıldır… Artık yapacakları başka bir işi yok bu insanların. Bu insanlar artık ne KPSS sınavına girebilir ne bilmem devlet memuru olabilir. Bunlar, görevlerini çok iyi yapıyorlar, çok iyi eğitiyorlar. Yani bunlardan eğer bir şekilde faydalanıyorsak, bunlara sahip çıkmak da bizim görevimiz. Bu insanlar kendilerinin dışlandığını ve iğreti olduklarını, bir şekilde devletin kendilerine sahip çıkmadığını biliyorlar. Biz bu insanlardan bir şekilde, yani en azından, tabii böyle bir olanak varsa, belli merkezlerde mutlaka daha iyi yararlanmak zorundayız. Bunları işte altı ay, yedi ay çalıştırıyoruz. Yedi ay sonra ne sosyal güvencesi var ne de… Hiçbir şeyi yoktur. Sadece yedi ay süreyle çalışıyorlar, sonra evlerine gidiyorlar. Biz, Sayın Bakanım, bu usta öğreticilere mutlaka bir formül bulmamız lazım. Bir şekilde artık bunlar devletin o sıcaklığını hissetmek zorundalar, maalesef hissetmiyorlar. Bunlar artık hiçbir şekilde devlet memuru olamıyor çünkü yaşları geçmiş ama yirmi beş yıldır, yirmi yıldır, on beş yıldır emek veren insanlar bunlar. Bunları bir şekilde sözleşmeli mi… Farklı bir boyut getirmek zorundayız. Devletin sıcaklığını hissetmek zorundalar. Yani kendilerini dışlanmış hissediyorlar. Bu nedenle usta öğreticilerin sorunlarına bir kez daha hep birlikte nasıl çözüm bulabiliriz? Bunu mutlaka çözmemiz lazım Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Hangi sorunları olduğunu somut olarak söylerseniz cevaplandırabilirim. Genel olarak dışlanmışlık falan dediniz ya, ne yapılması gerekiyor?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben size çözüm önerilerini beraber sunayım efendim. Bende hepsi var, rapor olarak zatıalinize sunayım. Hepsi var. Yani önemli sorunları var. Kendilerini bir kere dışlanmış hissediyorlar. Bir kere devletin bir şekilde… Yıllarca emek veren bu insanlara sahip çıkılmıyor, bunu söylüyorum. Yani bir şekilde iğreti olduklarını kabul ediyorlar, yani “Bugün var yarın yoğum.” diyorlar. Ama bir şekilde belli konularda biz devlet olarak eğitim vereceksek ve bunlara da ihtiyacımız varsa, bu ihtiyaç dolayısıyla en azından bunları sözleşmeli bir şekilde istihdam etmeliyiz Sayın Bakan.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."