Final

Örnek Resim


Arion

Malatya Haber -

“Birbirinden Değerli Arkadaşlar”

“Birbirinden Değerli Arkadaşlar”
  • 27.12.2015

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye terör nedeniyle 40 bine yakın insanını toprağa verdi. Bu sorun bugün sadece iç barışımız, huzur ve esenliğimizi tehdit etmiyor, aynı zamanda bölgesel etkinliğimizi, 2023 hedeflerimizi, güven ve istikrarı da riske atıyor” dedi.

Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde ‘Akil İnsanlar’ heyetine seslenen Başbakan Erdoğan, “Kanı gözyaşını durdurmak için Türkiye’yi daha yaşanabilir bir ülke yapmak için birlikte çalışmak arzusundayız. Bu heyeti nasıl halis niyetlerle oluşturduysak aynı halis samimi niyetlerle toplumdaki algıyı da değiştirmek durumundayız. Neler yapacağımızı nasıl bir yol izleyeceğimiz konusunda bazı düşüncelerimiz var. Ancak yolun ve yöntemin çizilmesi noktasına asıl belirleyici olan bu heyet ve bu heyetin istişareleri olacaktır. 7 coğrafi bölge için gruplandırma yaptık. Bu yapı içinde yapılacak çalışmalar gerek bugünkü istişarelerimizde gerek sonrasındaki toplantılarda daha net bir zemine kavuşacaktır. Böyle bir heyete neden ihtiyaç duyulur, beklentilerimiz nedir, çözüm sürecinde gayemiz, istikametimiz nedir. Bunun gibi sorulara da mümkün olan kısa sürede cevap verme arzusundayız” dedi.

ERDOĞAN: “TÜRKİYE TERÖR NEDENİYLE 40 BİNE YAKIN İNSANINI TOPRAĞA VERDİ”

Erdoğan, “Türkiye terör nedeniyle 40 bine yakın insanını toprağa verdi. Bu sorun bugün sadece iç barışımız, huzur ve esenliğimizi tehdit etmiyor, aynı zamanda bölgesel etkinliğimizi, 2023 hedeflerimizi, güven ve istikrarı da riske atıyor. Çözümsüzlüğü çözüm görenlerin anlamadığı gerçek bu yaklaşımın miadını doldurduğudur. Çözüme karşı olanların önerisi açıkça ölümlerin devam etmesidir. Türkiye’nin kan kaybetmeyi sürdürmesidir. Biz milletimize bu faturayı ödetmek istemiyoruz. Her yıl belirli sayıda şehit vermeyi, büyük bedeller ödemeyi sineye çeken bir anlayış ne insani ne vicdanidir” dedi.

Erdoğan, “14 Ağustos 2001 AK Parti’yi kurarken terör meselesine ilişkin görüşlerimizi net şekilde ifade ettik. O andan itibaren bu meseleyi çözmek Türkiye’nin ayağına takılan prangayı söküp atmak, enerjimizi bu meseleye değil, kalkınmaya yönelten için gayret içinde olduk. Bütün bu süreçte yalnız olduk, yalnız bırakıldık. Elbette birlikte yol yürüdüğümüz milyonları kastetmiyorum. Gücü olduğu halde, yetkisi birikimi olduğu halde imkanı olduğu halde bu can alıcı meselede inisiyatif almayanları, elini taşın altına koymayanları mazur görmemiz mümkün değil” diye konuştu.

“BU ÜLKEDE GENÇLERİN ÖLÜMÜNE TİRAJ KAYGISI İLE BAKANLAR OLDU”

Terörden beslenen güç odaklarına dikkat çeken Başbakan Erdoğan, “Bu ülkede teröre kazanacağı ya da kaybedeceği oy penceresinden bakanlar oldu halen de var. Bu ülkede gençlerin ölümüne tiraj kaygısı ile bakanlar oldu, halen de var. Bu ülkede ocaklara düşen ateşe kaybettikleri ve kazandıkları ile bakanlar oldu, bunlar da halen var. Akan kana bakarken kendi canlarını, kendi kardeşlerini göz önünü getirmeyip sadece reytingini, imajını düşünenler oldu, halen de var” dedi.

Başbakan Erdoğan, “İsterdim ki bir başbakan olarak ben sadece yol açsaydım, yolu temizleseydim. Sadece yolu aydınlatıp engelleri kaldırsaydım. Ben isterdim ki açtığımız o yoldan bilim insanları, mütefekkirler, gönül insanları, aydınlar, sanatçılar ilerleseydi. En önemlisi siyasetçiler ilerleseydi. Ne yazık ki biz yolu açtık ama o yola sadece kendimiz, milletimiz koyuldu. O yolda ilerlemesi bize yol göstermesi gereken niceleri ‘hele siz gidin bakalım, biz de arkanızdan belki geliriz’ dediler. Niceleri yola hendekler kazdılar, tuzaklar döşediler. Yol boyunca taşlandık, saldırıya uğradık. Partimizin kapatılması tehdidinden tutunuz, Danıştay saldırısına müdahale senaryosunda tutunuz, nice badire atlattık. Hiçbir zaman vazgeçmedik. Çünkü biz bu süreçte şunu net gördük; Eğer bir ülkede hukuk açığı varsa o ülkede her alandaki sorunlar birbirini besleyerek derinleşiyor. Eğer bir ülkede tek tipçi bir bakış açışı bir zihniyet varsa orada karmaşa çatışma huzursuzluk eksik olmuyor. Eğer bir ülkede milletin iradesi gasp ediliyorsa orada ne huzur olur, ne refah olur, ne hak ve özgürlük olur” diye konuştu.

“TERÖR, EKONOMİK VE DİPLOMATİK BOYUTU OLAN BİR MESELEDİR”

Terörün ekonomik ve diplomatik boyutuna dikkat çeken Başbakan Erdoğan, “Terör altını çizerek ifade ediyorum terör sadece terör değildir. Eğer silahlı saldırı olarak sadece sindirme hareket olarak görenler varsa bunlar gerçekten ciddi şekilde yanılıyorlar. Terör ekonomik boyutu olan, diplomatik boyutu olan bir meseledir. Terör sosyal siyasi boyutu olan bir meseledir. Terör hükümetleri sıkıştırmak, seçimleri yönlendirmek için bir araca bir taşerona dönüşmüştür. Maalesef terörü 29 yıl boyunca kısmen de olsa bu noktalarda başarı sağlamıştır. Terör ve şiddet ekonomiye zarar vermiştir. Terör ve çatışma sosyal psikolojik yapıya zarar vermiştir” şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Silaha, teröre, bölücü anlayışlara sarılanlar ne kadar suçluysa başta Diyarbakır Cezaevi olmak üzere insanlık dışı muameleyle o örgütü adeta kurulmasına çanak tutanlar da o kadar suçludur. O örgüte istismar bataklıkları sunanlar da bir o kadar suçludur. Sadece son birkaç ayda kimi akademisyen ve yazarın sergilediği faşizm, terör örgütünün tahribatından fazlasını yapmıştır. Hükümetlerin, siyasetçilerin yapabilecekler bellidir. Özellikle sosyal dokuyu terörden arındırmak için herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söylüyoruz. On yıl boyunca kararlılıkla engelleyenlere inat doğu ve güneydoğuya inanılmaz hizmetler götürdük. İstanbul’da ne varsa doğuda da o olacak dedik. Biz hükümet olarak devlet olarak o bölgeyi şefkatle kucaklıyoruz”.

Başbakan Erdoğan, “Bu heyet birbirinden değerli arkadaşlarımızdan oluşuyor. Bazılarınızı gençliğimizden itibaren hayranlıkla takip ediyoruz. Bazılarınızı genç olmanıza rağmen büyük bir takdirle izliyoruz. Sizin kitaplarınızı, filmlerinizi, şiirlerinizi, eserlerinizi, etkinizi sizlerden çok daha fazla hissediyoruz çok daha fazla biliyoruz. Çünkü siz belki filmlerinizde belki bizi oynadınız, şarkılarınızda şiirlerinizde bizi anlattınız. Üstad Necip Fazıl, şairin şiir tarifini, arı ile bal arasındaki ilişkiye benzetiyor. ‘Arı bal yapar, onu tarif edemez’ diyor. Sendikalarımız, derneklerimiz, vakıflarımız, bizimle birlikte bizim haklarımızı savundu. Köşe yazarlarımız, yazarlarımız, bizi eleştirdikleri kadar bizlere ayna tuttular. İş adamları, kadınları bizim için üretti. Köşe yazarlarımız bizi eleştirdiği kadar bizi anlattı. Bugüne kadar Türkiye’yi anlattınız, Türkiye’nin sorunlarına dikkati çektiniz. Şimdi ise sizlerden filmini yaptığınız, şiirini yazdığınız, notalara döktüğünüz, sayfalara aktardığınız tüm o sorunların çözümü için destek bekliyor, katkı bekliyor, inisiyatif bekliyoruz” dedi.

Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Tüm annelerin melek olduğunu hepimize anlatan değerli sanatçımız Hülya Koçyiğit’ten, Anadolu’nun Trakya’nın melek misali annelerin gözyaşlarını dindirecek yeni bir rol bekliyoruz. O unutulmaz Tatar Ramazan rolünde ‘Bir ekmeği bölüşerek yemektir hüner’ diyen sevgili Kadir İnanır’dan bir sofraya oturup bir somunu palaşan 76 milyonun kardeşliğine yeniden vurgu istiyoruz. ‘Dertler, benim, hasret benim, ömrüm senin olsun’ diyen sevgili Orhan Gencebay’dan dertleri de hasreti de ortadan kaldıracak yeni bir duruş bekliyoruz.

Vizontele filminde ‘Bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı orayı sevmektir. Burayı seversen burası dünyanın en güzel yeridir’ diyen Yılmaz Erdoğan’dan daha fazla seveceğimiz, daha fazla mutlu mesut olacağımız Türkiye’nin inşaasına katkılar bekliyoruz. Bir röportajında ‘ortak vicdanı temsil etmesi gereken sanatçılar arasında bile barışa kuşku duyulması gereken bir şeymiş gibi bakanlar var’ diyen Lale Mansur’dan barışın kaybedenlerinin olmayacağını daha fazla anlatmasını bekliyoruz. Meselenin sancısını yıllarca çekmiş kardeşimiz Yılmaz Ensaroğlu kardeşimizden, yıllarca hapis yatmış Oral Çalışlardan, Doğu Ergilden ‘devletin değil insanın özne olabileceğini’ savunan sayın Deniz Ülke Arıboğandan, Andıçlanan Ali Bayramoğlu’ndan, hukukun sesi Kezban Hatimi hanımdan milletin ve milliyetçiliğini derin analizlerin yapmış Erol Göka’dan buradaki tüm dotlarımızdan artık eserleri kadar sürece yüreklerini de koymamazı istiyoruz”.

Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: “Heyetin her rengiyle, her sesiyle ve her nefesiyle bir Türkiye yansıması olduğuna inaniyorum. Bugün burada oluşan tablonun Türkiye’nin milyonlarca çiçeğinden derlenmiş buram buram Türkiye kokan bir bahçe olduğuna inanıyorum. Siz, sahaya dağıldığınızda, siz konuştuğunuzda, milletimizle irtibatınızı barış için, huzur için, kardeşlik için harekete geçirdiğinizde inanıyorum ki Türkiye hiç bitmeyen bir bahara da kavuşmuş olacaktır. Aziz milletimizin huzurunda bir kez daha sizlere teşekkür ediyorum. Bugüne kadar yaptıklarınız ve bundan sonra yapacaklarınız noktasında inanıyorum ki tarihi bir sürecin başlayacağını, bunun bir milat olduğunu hep birlikte yaşayacağız ve huzur dolu bir Türkiye’de inanın çok farklı bir geleceğin inşasını sağlayacağız. Ve tabi bu hepimize ayrı bir gurur, ayrı bir zevk verecektir. İyi niyetle, güzel bir niyetle çıktığımız yolumuz açık olsun, kardeşliğimiz daim olsun. Türkiye’nin iklimi inşallah her daim bahar olsun”.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."