Final

Final

Örnek Resim


Arion

Arion

Malatya Haber -

“Davanın Eziyetini Çekenler Şimdi Kenarda Bekletiliyor”

“Davanın Eziyetini Çekenler Şimdi Kenarda Bekletiliyor”
  • 27.12.2015

Söyleşi: Niyazi DOĞAN

[email protected]

(I. BÖLÜM)

AKP Malatya eski milletvekili Ali Osman Başkurt, davanın eziyetini çekenlerin şimdi kenarda bekletildiğini belirterek, “AK Parti’yi kurucu il başkanı sıfatı ile Malatya’da kurduğum günlerde, parti yönetiminde yer alması için teklif götürdüğümde benimle dalga geçen insanlar bugün AK Parti’de siyasetin mevki ve makamlarını paylaşıyor’ dedi. 

AKP’nin girdiği ilk seçim olan 3 Kasım 2002 milletvekili seçimlerinden sonraki 2007 ve 2011 seçimlerinde aday olmasına ve eğilim yoklamasında öne çıkmasına karşın AKP Malatya listesinde aday gösterilmeyen Ali Osman Başkurt, bu durum için ‘Haksızlığa uğradığımı düşünüyorum. Haksızlığa uğradığımı düşünmemin yarattığı bir burukluk var ama, bu burukluk asla partime karşı bir kırgınlığa ve küskünlüğe dönüşmedi. Kimseye kırgın değilim. Hele Sayın başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’a karşı asla bir kırgınlığım olmaz. Tam tersine Malatya ve Türkiye’ye 5 yıl boyunca milletvekili gibi şerefli bir görevi üstlenmeme fırsat verdiği, vesile olduğu için minnettarım’ diyor. 

AKP İl Başkanlığı ve 2002-2007 dönemindeki 5 yıllık milletvekilliği süresince Malatya için hayati önem taşıdığını söylediği çok sayıda projeyi hayata geçirdiğini söyleyen Ali Osman Başkurt, bu projeler arasında “Beylerderesi Viyadüğü, 2. OSB’nin yatırıma hazır hale getirilmesi, Malatya’nın tüm tarihi ve kültürel mirasının restore edilerek ayağa kaldırılması, Beşkonaklar’ın restorasyonu, Malatya-Adıyaman yolunun 20 yıldır yapılmayan ihalesinin yapılması” nı sayıyor. 

AKP’de ANAP’ı bitiren insan tipini fazlasıyla görmeye başladığını söyleyen AKP eski milletvekili Başkurt, “Siyasette kaliteli insan yoksa,  siyaseti ele geçiren sıradan kişiler gelirler, başkalarının yaptığı icraatlar üzerinden kelam ederler, kendilerine ait olmayan hizmetler üzerinden rant devşirmenin mücadelesini yaparlar. Başka becerileri de yoktur zaten. Ee canım siz de milletvekilisiniz, siz de üretin. Başkalarının yaptığı hizmetler üzerinden puan almaya kalkışmayın” şeklindeki sözleri ile kendi döneminde başlattığını ve bitirdiğini belirttiği yatırımların bugünkü milletvekilleri tarafından siyasi pazarlama aracı olarak kullanıldığına işaret ediyor.

3. Organize Sanayi Bölgesi’ne 6 yıldır tek çivi çakılmamasının Malatya’da gündemin birinci maddesi olması gerektiğini vurgulayan Başkurt “2. OSB’yi 2 yılda bitirdik. Ama 3. OSB’de milletvekilliğimin bitmesinden bu yana bir arpa boyu yol alınmadı. Bunun vebali 12 yıl TSO başkanlığı yapan, partimin milletvekili Mücahit Fındıklı ve kirvem de olan TSO Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç’dadır. Erkoç kirvemdir, Mücahit bey arkadaşımızdır ama Malatya’nın çıkarları söz konusu ise onları eleştirmekten kaçınmam. Onların da bu eleştirilerim için bana küsme hakkı yoktur. Benim de yanlışım varsa onlar eleştirsin” ifadeleri ile eleştiri oklarını AKP Milletvekili Mücahit Fındıklı ve kısa süre sonra TSO seçimlerinde yeniden aday olmayı düşünen Hasan Hüseyin Erkoç’a yöneltiyor. 

“Partimin şimdiki il başkanı Bülent Tüfenkçi’ye partinin ilk yönetimi, yani kurucu yönetim kurulu üyeliği için teklifte bulundum. Ama tüm ısrarlarıma rağmen evraklarını getirmedi. O güne kadar tanımadığım İhsan Koca’yı getirdi. Kendisi yönetime girmek istemedi o dönem. Öznur Çalık ve Ece Budan partiye ilk olarak milletvekili aday adaylığının son gününde geldiler. Her ikisini de o gün tanıdım. Öznur Çalık’a partide kadınların da yer almasını istediğim için destek verdim” diyen Başkurt, “AK Parti’ye ve siyasete taşıdığım ve bugün çok önemli noktada olan çok sayıda insan, onları partiye taşıyan ben değilmişim gibi bugün bana sırtını dönüyor” şeklindeki sözleri ile de siyasette ‘vefa’ kavramının devre dışı olduğuna göndermede bulunuyor. 

Büyükşehir belediye başkanlığı için aday olup olmayacağına yönelik sorumuza “Aday olabilirim, AK Parti’ye hizmet etmiş herkes gibi benim de hakkım var. Partim bana görev verirse koşa koşa gelirim, seve seve yüklenirim o görevi. Ha bu görev büyükşehir belediye başkanlığı olur, milletvekilliği olur. Bunu sayın başbakanımız ve partimizin yetkili kurulları belirler” diyen Ali Osman Başkurt, AKP Malatya Milletvekili Mustafa Şahin’in “28 Şubat döneminde idamla yargılandım” şeklindeki açıklamasını hatırlattığımızda Şahin’in adını anmadan “ Darbe dönemlerinde İslami kimliğim nedeniyle aylarca işkenceden geçen benim. Mamak’ta BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder gibi 13 ay Albay Raci Tetik’in işkence tezgahından geçen benim. Ama bir gün olsun bu işkencelerin lafını edip siyasi rant devşirme derdinde olmadım. Sen darbe dönemlerinde 2 cop yememişsin, bir gün bile karakol nezarethanesinde kalmamışsın, hangi idamdan bahsederek ulusal medyada manşet oluyorsun?” ifadelerini kullanıyor. 

AKP’nin Malatya kurucu il başkanı, AKP’nin girdiği ilk seçim olan 3 Kasım 2002 milletvekili seçimlerinde AKP Malatya milletvekili listesinde 1. sırada milletvekili adayı olan ve 2002-2007 yılları arasında 22. dönem Malatya Milletvekili Ali Osman Başkurt ile AKP serüvenini konuştuk: 

-Ali Osman Bey her şeyden önce şunu öğrenmek istiyorum: AKP’yi kuruluşundan kısa süre sonra Malatya’da tek başına örgütleyen ve Kasım 2002’deki seçime taşıyan bir isim olarak bir dönem milletvekilliğinden sonra, 2007 ve 2011 milletvekili seçimlerinde aday adayı olmanıza rağmen liste dışı bırakılmanızdan dolayı haksızlığa uğradığınızı düşünüyor musunuz? Kırgın ve küskün müsünüz?

– Haksızlığa uğradığımı düşünüyorum tabii. Ama diğer yönüyle bu işlerin nasip kısmet işi olduğuna da inanırım. Hakikaten partimizin kuruluş kararının verildiği ve kuruluş sürecinin başlatıldığı günlerden itibaren ben tüm çalışmaların içinde oldum. Partinin kuruluşunu kamuoyuna duyuran o büyük ve tarihi toplantıdan sonra ise Malatya’da tam anlamıyla bir seferberlik başlattım. Bu konuda konuşmama devem etmeden hemen önce şunu vurgulayayım: Seferberlik başlattım diyorum, çünkü partinin kuruluş günlerinde gerçekten tek başınaydım ve tüm yükü tek başına sırtlamaya çalışıyordum. Çünkü, bugün AK Parti sayesinde çok önemli mevki ve makamlara gelen insanlar, o günlerde henüz AK Parti’nin geleceğine yönelik net kestirimlerde bulunamıyor, bu yüzden partiye katılma hatta partiye yönetici olma konusunda yaptığım davete karşılık ciddi bir çekimserlik içinde hareket ediyordu. 

Cansiperane bir şekilde çalışarak partimizi Malatya’da kısa sürede teşkilatlandırdık. Tüm ilçe ve beldelerde teşkilatımızı kurduk. Az zamanda güçlü bir siyasal altyapı oluşturduk. O süreçte aylarca çocuklarımın yüzünü göremedim. Çünkü birkaç arkadaşla birlikte günde 18-20 saat çalışıyorduk. Sonuçta büyük emek, özveri ile AK Parti’yi il geneline yayarak halkla buluşturduk. 

Malatya’da teşkilatlanmayı tamamladıktan sonra girdiğimiz ilk seçimde, yani 3 Kasım 2002 milletvekili seçimlerinde Malatya’da 7 milletvekilinin 5’ni kazanma başarısını gösterdik. Malatya kurduğumuz güçlü teşkilat, genel başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü, etkileyici politik kişiliği ve partimizin halka verdiği güven sayesinde Malatya partimize en yüksek oranda oy veren iller arasında yer aldı. 

Şunu özellikle vurgulamalıyım: Ben AK Parti Türkiye’de ve Malatya’da henüz teşkilatlanmamış iken, henüz yolun başında olduğumuz günlerden bugüne kadar tek bir amaç için çalıştım. O amaç yerelde Malatya’nın hakkını, hukukunu savunmak, genel anlamda ise tüm Türkiye halkının esenliği için partimizin ürettiği hizmetin neferi olmak. 

Milletvekilliğim süresince bu amacımı hakkıyla yerine getirdiğime inanıyorum. Bir dönemde 10 yıl değil, 50 yılda yapılacakları başardık. Bu yüzden 2007’de ve 2011’de yeniden aday gösterilmemiş olmam tabii bir burukluk yarattı bende. Ama bu burukluk asla küskünlüğe ve dargınlığa dönüşmedi. Kimseye kırgın değilim. Hele Sayın başbakana karşı asla bir kırgınlığım olmaz. 

EL-ETEK ÖPEREK MİLLETVEKİLİ OLMADIM 

-Size milletvekilliği listelerinde yer verilmeyince AKP parti bürokrasisinde, siyasetin farklı alanlarında ya da bürokraside başka teklifler gelmesini beklediniz mi? 

-Ben hiçbir zaman el – etek öperek ‘Aman beni bir dönem daha milletvekili yapın’ demedim. Bu benim kişiliğime, karakterime aykırı bir davranış olurdu zaten. Ben hizmet adamıyım. Hizmet adamı, dava adamı dünyevi mevki, makam, bir şey talep etmez. Ben görev, makam talep etmek yerine, tam tersine, ‘Şu görevi yap, şu işi üstlen’ teklifi bekliyordum. Ama o teklif de gelmedi. 

Allah’a hamd olsun, milletvekilliğim dönemindeki 5 yıllık süreyi 500 trilyonluk yatırımla teslim ettim. Siyaseti ailem ve çevrem için değil Malatya ve Türkiye’ye hizmet için yaptım. Çünkü benim anlayışımda halka hizmet için verilen bir makamı aile ve çevre için kullanmak asla kabul edilemez, ahlak dışı bir siyaset tarzıdır. Halka hizmet için seçildiğiniz bir makamı aileniz ve çevreniz için kullanarak kişisel hırs ve çıkarlarınıza hizmet ediyorsanız, yaptığınız siyaset değil, başka bir şeydir. 

Ben Malatya rüyasıyla, hayaliyle yattım ve kalktım. Emaneti de öyle teslim ettim. Ama gözümde kalan bazı projeler de oldu. Onların dışında önüme hedef olarak koyduğum projelerin hemen hepsini gerçekleştirdim. Siyaset hizmet amaçlı olmalıdır. Çünkü memlekete olan borcumuzu ancak bizi o makamlara taşıyan halka halis niyetlerle hizmet ederek ödeyebiliriz. 

BAŞBAKANIN ÇALIŞMALARI İLE ÖVÜNEREK MİLLETVEKİLLİĞİ YAPTIKLARINI MI ZANNEDİYORLAR? 

-Siyasete girmek konusunda sizi motive eden neydi? 

-Siyasete rant için, nüfuz elde etmek için girenlerden olmadım. Bu yüzden rant, çıkar ve nüfuz elde etmek için siyaset yapanlar beni sevmez, ben de onları sevmem.  Düzgün, dürüst ve birikimli insanlar siyasete girmeli. Çünkü düzgün, dürüst ahlaklı insanların siyaset yapmadığı yer ve zamanlarda sıradan insanlar sizi yönetmeye başlar. 

ANAP’ın ilk dönemini hatırlayın bir çağ atlattı Türkiye’ye. Ama ikinci döneminde ANAP’da siyasi ve ahlaki bir erozyon yaşandı. Partiler kutsal değil, kutsal olan insandır. Bu yüzden partilerin daha demokratik bir çizgide olması ve kaliteli, dolu dolu insanların siyasete girmesi gerekir. Siyasette kaliteli insan yoksa,  siyaseti ele geçiren sıradan kişiler gelirler, başkalarının yaptığı icraatlar üzerinden kelam ederler, kendilerine ait olmayan hizmetler üzerinden rant devşirmenin mücadelesini yaparlar. Başka becerileri de yoktur zaten. Ee canım siz de milletvekilisiniz, siz de üretin. Başkalarının yaptığı hizmetler üzerinden puan almaya kalkışmayın. Efendim ‘başbakanımız şunu yapıyor, bunu yapıyor…’. Elbette başbakanımız cansiperane çalışıyor. Ama siz de çalışın, biraz da siz sayın başbakanın yükünü alın. Bu insanlar size ne için oy verdi, ne için milletvekili oldunuz? Sadece Sayın başbakanımızın ürettiği politikalar ve yaptığı hizmetlerle övünmek için mi? Milletvekili bunu yaparak sorumluluğunu yerine getirmiş olur mu? Böyle bir anlayışın mantığı olabilir mi? 

Ama zaten herkesin harcı değil. Ben bugün Malatya caddelerinde gezerken milletvekili iken görmediğim sevginin çok daha fazlasını görüyorum. Çünkü kendim için çevrem için çalışmadım, sokaktaki insan için çalıştım. Haleflerim görevdeler ama onlardan çok daha fazla sevgi itibar görüyorum. Bundan daha büyük mükâfat, daha büyük mutluluk kaynağı olabilir mi? 

2001’DE AK PARTİ YÖNETİMİNE DAVET ETTİĞİMDE BENİMLE DALGA GEÇENLER BUGÜN PARTİNİN ÖNEMLİ YERLERİNDE MEVKİ MAKAM SAHİBİ

Partinin kurucu il başkanı olmanıza karşın 2007 ve 2011’deki seçimlerde milletvekili adayı listesine giremeyişinizden sonra bir geçmişe dönük bir muhasebe yaptınız mı? ‘Neden böyle oldu, doğrularım, yanlışlarım neydi?’ şeklinde bir iç muhasebe süreci yaşadınız mı? 

Tabii, her zaman olduğu gibi, yeniden aday gösterilmeyişimden sonra da bir muhasebe yaptım. Ama o muhasebenin analizini şimdilik paylaşmak istemiyorum. İnsanların sevgisi ve takdiri beni mutlu ediyor. Bu yüzden ilk dönemdeki burukluk yerini halkla bütünleşme ve moral değerler üzerine yükselen bir sıkı bütünleşmeye dönüştü. Bunun güzelliğini yaşıyorum.  Bugün bazı milletvekilleri memleketlerine gidemiyor. Ama ben milletvekilliğimden sonra bile hemen her ay Malatya’ya geliyorum ve insanlarla görüşüyorum. Değirmencinin hakkını vermezseniz değirmenci buğdayınızı iyi öğütmez. Kolaycılık yapanlar gelir, başkalarının hizmetleri üzerinde propaganda yapar, bu da başkalarının hakkına tecavüzdür. O yüzden hizmet adamlarının hakkını vermek lazım. Bunu kendim için de söylüyorum, bürokrasideki siyasetteki herhangi bir kişi için de söylüyorum. 

-AKP’yi kurduğunuz dönemde parti yönetiminde yer almasını istediğiniz ve teklif götürdüğünüz halde, bu teklifinizi kabul etmeyenler oldu mu? 

-Dil olsa da konuşsam. O dönem Malatya’nın kalburüstü tüm insanlarına gittim. Meşhur Kernek mitingi… Davanın zahmetini, eziyetini çekenler şimdi kenarda duruyor, bekletiliyor. O yüzden de üzülüyorum. Tabii bir kişinin ebediyen aynı siyaset ya da bürokrasi makamında olması lazım demiyorum. O dönem sayın başbakanımıza ‘Muhtar olamaz’ diyenler daha sonra AK Parti’ye gelmek istediler. AK Parti’yi Malatya’da teşkilatlandırdığımız zaman Fazilet Partisi’nin 15 belediyesi vardı burada. Bu FP’li belediye başkanlarına ‘Gelin AK Parti’ye geçin, mitingde rozet takalım’ teklifini götürdüm. Bir tek Hasırcı Belediye Başkanı kabul etti bu teklifimi. İşadamları bıyık altından gülerek teşekkür ettiler. Gelmediler. Herkesin hesabı başkaydı. O gün gelmeyenler, benimle dalga geçenler daha sonra AK Parti’ye geldiler, mevki makam mücadelesi yaptılar. Hatta kendisine götürdüğüm teklif için dalga geçenlerden biri benimle birlikte milletvekili oldu.

Kalburüstü ne kadar adam varsa gittim, büyük çoğunluğu bıyık altında gülüp dalga geçti, reddettiler partiye ve parti yönetimine katılma teklifimi. Ama bugün o insanların partide, bürokraside ve siyasette bulunduğu mevkileri, makamları açıklasam çok ama çok şaşırırsınız. 

AK PARTİ’DE ANAP’I BİTİREN İNSAN TİPİNİ FAZLASIYLA GÖRMEYE BAŞLADIM 

Partiler kutsal değil kutsal olan insandır, insani değerlerdir. Önemli olan insani değerleri korumaktır. Partilerin içi boşaltılmamalıdır. Partiler benim gözümde en büyük sivil toplum kuruluşlarıdır. 

Bugün sokağa çıkın ve mikrofon tutun bakın neler diyecekler… O gün bir menfaat yok diye AK Parti’ye gelmek istemeyenler bugün partinin çok önemli noktalarındalar… Umarım ANAP’a benzemeyiz. 

Başbakanımız çok iyi bir teşkilatçı, ta MSP günlerinden. Ama ANAP’ı tüketen insan tipini fazlasıyla görüyorum. İnşallah bu parti çok saha uzun ömürlü olur. 

Yani doğrudan bir ANAP’laşma tehlikesi görmüyorum. Ama bu günün şartlarına göre de dalkavuklar, yalakalar var. Partimiz hala başbakanımızın samimiyeti, ömrünü memlekete adayan serdengeçtiliği ve onun liderliğinde üretilen büyük hizmetler sayesinde hala alternatifsiz bir partidir Türkiye’de. 

-Sizin döneminizdeki bir başka AKP Malatya Milletvekili Münir Erkal ile çatışmanızın kaynağında ne vardı? 

Münir Bey’le herhangi bir çatışmamız yoktu, ama bilinçli bir şekilde kamuoyuna böyle yansıtıldı. Her zaman diyalogumuz vardı. Münir Bey’in başkaları ile tartışmaları, kavgaları olabilir, ama benimle bir çatışması yoktu. Ben sözümü esirgemem ama asla nezaketsizlik de yapmam.Bugün bile nerede görüşsek birbirimize sevgi ve saygımız vardır Münir Bey’le. Sadece Münir Bey ile de değil, eski ya da şu an milletvekili olan, ya da siyasetin herhangi pozisyonunda beraber çalıştığımız her arkadaşımla yakın diyalog içinde oldum. Çünkü sözkonusu Malatya ve Türkiye çıkarları ise gerisi teferruattır benim için.

Bugünkü milletvekili arkadaşlarımı seçildiklerinde tek tek aradım ve kutladım. İyi iş yaparlarsa, siyaset üzerinde rant sağlamazlarsa, aileye, çevrelerine çıkar sağlamak için çalışmazlarsa desteklerim. Elleri olurum ayakları olurum. 

SİYASETE, AK PARTİ’YE TAŞIDIKLARIM ARASINDA ÖYLELERİNİ GÖRÜYORUM Kİ SANKİ ONU PARTİYE TAŞIYAN BEN DEĞİLMİŞİM GİBİ SIRTINI DÖNÜYOR 

-Siyasete taşıdığınız için pişman olduğunuz kişi var mı? ‘Keşke partide görev vermeseydim ya da o platforma taşımasaydım’ dediğiniz kimseler var mı? 

-Keşke söz konusu olan ben olmasam da konuşsam. Yüzlerce insanı ben partiye taşıdım. Kimi milletvekili, kimi belediye başkanı, kimi il başkanı, kimi belediye ya da il genel meclisi üyesi, kimi MKYK üyesi oldu. 

Bunların arasında öylelerini görüyorum ki bugün bana, sanki onu partiye taşıyan, getiren ben değilmişim gibi sırtını dönüyor. Ama şaşırmıyorum, alıştım artık. Çünkü siyasetin doğasında var bu durum. Hangi parti olursa olsun, sonuç böyle.

Fakat şunu kesin biçimde söylemeliyim ki, Malatya halkı yanlış anlamasın: Mesele, o partiye taşıdığım ve bugün mevki makam sahibi olanların bugün bana sırtını dönmesi değildir. Benim asla böyle kişisel sorunum olamaz. Olayları kişisel düzeye indirgemem. Benim meselem, benim iyi niyetle, bu davaya, Malatya’ya, ülkeme hizmet üretsinler diye partime taşıdığım bu insanların doğru, dürüst, rant mücadelesine girmeden Malatya’ya hizmet edip etmediği meselesidir. Ben tavrımı bu ahlaki ilkeye göre belirlerim. 

‘Keşke daha iyi araştırıp öyle taşısaydım partiye, ya da hiç davet etmeseydim’ diye hayal kırıklığı yaşadığım insan olmadı mı? Çok oldu. Çok insan gördüm böyle.  Fakat az önce de vurguladığım gibi kimseyle kişisel bir sorunum olamaz. Memlekete faydalı olsun yeter. Hizmet etsin ben onu alkışlayayım.

Partiye taşımaktan gurur duyduğum çok insan da var. Arapgir Belediye Başkanı koç gibi. Darende Belediye Başkanı İsa Özkan fırtına gibi hizmet adamı. Yazıhan ve Gündüzbey belediye başkanları gerçek hizmet adamları. 

ŞİMDİKİ İL BAŞKANIMIZA 2001’DE İLK YÖNETİM KURULU’NDA YER ALMASI İÇİN TEKLİFTE BULUNDUM, SON GÜNE KADAR ISRAR ETMEME RAĞMEN EVRAKLARINI GETİRMEDİ 

Partiyi Malatya’da kurarken insan geniş bir insan kaynaklarına sahip olduğumu söyleyemem. Kurucuların bir kısmını MÜSİAD Malatya Şube başkanlığı yaptığım dönemde beraber çalıştığım insanlardan oluşturdum. 

Mesela şu anki il başkanımız Bülent Tüfenkçi’ye ‘Yönetim kurulunda iki avukata yer vereceğim. Bunun için bana iki avukat ismi getir. Bu iki isimden biri sen olacaksın, bir de tanıdığın, güvendiğin bir başka avukat istiyorum’ dedim. Bülent Tüfenkçi bu isteğim üzerine İhsan Koca’yı getirdi. O güne kadar, benden sonra il başkanlığı ve geçen dönemde de milletvekilliği yapan İhsan Koca’yı tanımazdım. Hayatta tanımazdım İhsan Koca’yı o ana kadar. 

Yönetim kurulunda yer vermek istediğim diğer avukat ise Bülent Tüfenkçi’ydi.  Ancak yönetim kurulu üyesi olarak düşündüğüm Bülent Tüfenkçi, İhsan Koca’yı getirdikten sonra, kuruluş evraklarını ilgili makama teslim etmemiz gereken son güne kadar gelmedi. AK Parti’nin ilk yönetim kurulunda yer alacak isim olacağı halde evraklarını ısrarla istemem rağmen getirmedi. O gün ısrarlarıma rağmen gelmedi, ama AK Parti’nin yükselişinden sonra kendisi geldi. Allah’ın takdiri, partiyi kurduğumuz o günlerde Bülent Tüfenkçi tüm ısrarlarıma rağmen gelmedi ama, benim isteğim üzerine getirdiği avukat İhsan Koca benim milletvekilliği için istifa etmemden sonra önce il başkanı, sonra milletvekili oldu.  

-Şu an milletvekilliğinin yanı sıra AKP MKYK üyesi olan Öznur Çalık’ın siyasi yükselişinde sizin desteğiniz olduğunu biliyoruz. Öznur Çalık nasıl girdi bu partiye? 

-Öznur Hanım’ın siyasi kariyerine de büyük katkım oldu. 3 Kasım 2002 milletvekilliği seçimleri için son başvuru gününde iki kadın geldi partiye. Biri Öznur Çalık’dı, diğer Ece Budan. Öznur Hanım’ı aynı mahallenin (Sarıcıoğlu) çocuğu olmamıza rağmen tanımıyordum. Ece Hanım’ı da ilk defa o başvuru sırasında gördüm. Ece Budan, Öznur Hanım’dan yaklaşık yarım saat önce geldi partiye ve başvuru formunu teslim etti. Ardından da Öznur Hanım geldi, başvurusunu yaptı. Sonraki süreçte Öznur Hanım’a büyük destek oldum. Partide toplumun değişik kesimlerini temsil eden insanlar olsun istedim. Partimizin kadınlara verdiği büyük değer ve önemle bağlantılı olarak kadınların siyaset yapmasını istedim, bu yüzden destekledim. AK Parti’nin 7 kişilik aday listesinde bir kadın da olsun istedim. Bu nedenle de her aşamada Öznur Hanım’ı siyaset yapması konusunda cesaretlendirdim ve her platformda destekledim.

MHP ADAYI ÇERÇİ’YE ‘PILINI PIRTINI TOPLA GİT’ DEMEM BÜYÜK YANLIŞTI 

-Yanlışlarınıza dair bir geriye dönüş yaparsak, hangi sahneler çıkar karşınıza? 

-Elbette hatalarım oldu. Pişmanlıklarım da oldu. Çünkü insanım ben de. AK Parti’nin kurucu il başkanı, partimizin girdiği ilk seçimde ilk sıradan seçilen milletvekili oldum. Bu dönemlerde kapımı çalan, telefon eden, arayan, yanıma gelen hiç kimseye sırtımı dönmedim. Elbette insan sarrafı olamayız. Yanlış aldığım kişiler de olmuştur. Fakat bile bile, kötü niyetlerle yanlış yapmadım. 

Keşke Cemal Akın’la bir dönem yaşadığımız çekişmeyi yaşamasaydık. O diretti ben direttim. Ama olmaması gereken bir ilişki tarzıydı. 

2004’deki ilk yerel seçim kampanyası sırasında MHP adayı ve o dönem görevdeki belediye başkanı Mehmet Yaşar Çerçi’ye pılını pırtını topla git demem yanlıştı. Ama kötü niyetle söylemedim o sözü. Bir söylem, üslup yanlışlığıydı. İrticalen çıkan bir söz. Daha nezaketli bir konuşma olabilirdi. Tabi o zamanlar acemiydik. Bu kadar yanlış yorumlanacağını düşünemezdim. O sözümden dolayı gerçekten üzüldüm. Ama şu anda Mehmet Yaşar Bey’le çok iyi görüşüyoruz. Çok severim kendisini, çok düzgün bir insandır. 

Mevlüt Bey’le tartışmamız da yanlıştı. Oruçluydum o sırada. Daha sonra kendisinden özür diledim. Bayramlarda kandillerde beni ilk arayan kişidir Mevlüt Bey. Hakkı teslim eden adil bir siyasetçidir Mevlüt Aslanoğlu. Benim hizmetlerimin, çalışmalarımın takdirini hakkıyla yapan Mevlüt Bey’dir. Kendisine bu konuda teşekkür ediyorum. O dönemin CHP İl Başkanı Başkan Celal Berktaş ve diğer il yöneticileri de Malatya’da yaptığım çalışmaları, hizmetleri takdir ettiğini belirten açıklamalar yaptılar. Tabii onlar aynı partide olmadığımız için beni kıskanmadılar.

-Siz bazı söyleşilerinizde milletvekili seçildiğinizde temel olarak 5 hedefiniz bulunduğunu, yerel düzeyde bu hedefler doğrultusunda proje geliştirdiğinizi söylüyorsunuz. Çok da iddialı bir rakam vererek 500 milyon TL’lik hizmet getirdim diyorsunuz. Projeleriniz neydi, 500 milyon TL’lik yatırım iddiası ne kadar gerçekçi? 

-Milletvekilliği seçim kampanyasını sürdürürken, seçildikten sonra gerçekleştirmek üzere önüme koyduğum 5 temel hedefim, ödevim vardı. Tabii milletvekilinin asıl görevi yasama faaliyetidir. Ama ben yasama faaliyetlerine en verimli biçimde katılmanın yanı sıra Malatya’ya büyük, kalıcı ve yılların biriken sorunlara çözüm getiren hizmetlere vesile oldum. Vesile oldum diyorum, çünkü bu hizmetler tabii ki benim cebimden çıkan parayla yapılmadı. Devletin, milletin bütçesinden yapıldı. Ama ben 5 yıllık milletvekilliğim süresince canla-başla bu hizmetlerin getirilmesi için çalıştım, gayret gösterdim, mücadele ettim. Hatta kimi zaman bu hizmetleri getirmek, projeleri hayata geçirmek için kavga bile ettim. 

-Neydi bu proje ve hedefler?

Her şeyden önce Malatya’nın tarihi ve kültürel mirasını restore ederek yeniden ayağa kaldırılması için çalıştım. Bunun için çeşitli projelerin hayata geçirilmesini sağladım. Malatya köklü bir tarihe, zengin bir kültürel mirasa sahipti. Ancak uzun yılların ihmali sonucunda Malatya’mızın binlerce yıllık tarihinden kaynaklanan kültür mirası camileri, mescidleri, kervansarayı, çeşmeleri, türbeleri, tarihi surları tahrip olmuş, deforme edilmiş, yıkılmaya yüz tutmuştu. 

Hatta hiç unutmam gençlik yollarımda Battalgazi Ulu Camii ibadete kapalıydı. Bir gidişimde Ulu Cami’nin avlusunda hayvan pisliği görmüştüm, bu beni çok rencide etmişti. Müslüman bir genç olarak beni çok üzmüştü tarihi Ulu Cami’nin bu acınası hali. 

Milletvekili seçimlerinden sonra, ilk işim, 1. AK Parti hükümetinde Vakıflar’dan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin’i ziyaret ederek Malatya’daki tarihi kültürel mirası kapsamındaki eserlerin asıllarına sadık kalınarak restore edilmesi için ödenek çıkarılmasını sağlamak oldu. Sayın Mehmet Ali Şahin’e buradan teşekkürlerimi bir kez daha iletiyorum, büyük destek verdi. Daha sonra dönemin Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt’ı Malatya’ya getirdim. Malatya’nın tarihi eserlerinin yoğunlaştığı Battalgazi, Arapgir ve Darende’yi ziyaret ederek yerinde inceleme yapmasını ve bu eserlerin durumunu görmesini sağladım. Osmanlı, Selçuklu, Roma dönemlerine ait ne kadar tarihi eser varsa restore edilmesi için gerekli projelerin hazırlanması ve projelere ödenek çıkarılmasını temin ettim. Fethiye’deki 600 yıllık Sultan Murat Camii restore edildi. Çeşmesi kaybolmuştu, yeniden bulundu ve restore edildi. Şu anda mükemmel… Geçtiğimiz aylarda TRT’nin ilk Kürtçe dizisinin çekildiği Arapgir Millet Çarşısı, yine Arapgir Cevat Paşa Konağı, Darende’de Hüseyin Gazi Türbesi, Zengibar Kalesi, Tohma Kanyonu, Aşudu Şelalesi, Gürpınar Şelalesi projeleri. Kısacası sayısız eseri restore ettirdik, doğal zenginliklerimizi yeniden hayata döndüren projelerle hayata kazandırdık.

İkinci en önemli hedefim, tabii ki Beylerdersi Viyadüğü idi. O dönem Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen’e gide gele o projenin başlatılmasını, ihalesinin yapılmasını sağladım.  Sayın Zeki Ergezen bakanlıktan alınmadan bir hafta önce ödeneğini çıkardık Beylerderesi Viyadüğü’nün. Şimdi ben bu hizmetlerimle gurur duyamaz mıyım?. Tüm Malatya’nın hayali olan Beylerderesi Viyadüğü’nün yapılmasının yolunu ben açtım, temelinin atılmasını, ödeneğinin sağlanmasını ben gerçekleştirdim. Ha, parasını ben cebimden mi ödedim hayır, ama hayalimi gerçekleştirdim. 

Milletvekilliği dönemimin bir diğer hedefi ise adeta Malatya’nın simgesi olan Beşkonaklar’ın restore edilmesiydi. Dönemin Kültür Bakanı Atilla Koç’u Malatya’ya getirdik. Beşkonaklar’da inceleme yaptı. Anında orada genel müdürü aradı restorasyon ödeneğini çıkardı. Oradan Aslantepe’ye götürdüm, orayı açık hava müzesine çevirdik. Levent Vadisi’ne gittik sayın bakanla. Levent Vadisi konusunda giden valimiz de çalıştı ama benim dönemimde başlatıldı tüm çalışmalar. 

2. OSB’Yİ 2 YILDA BİTİRDİK, 3. OSB’DE 6 YILDA BİR ÇİVİ ÇAKILMADI…BUNUN VEBALİ MÜCAHİT BEY VE TSO BAŞKANI ERKOÇ’UNDUR 

Türkiye ekonomisi gibi Malatya’nın yerel ekonomisinin kurtuluşunun üretime bağlı olduğunu düşündüm hep. Bu yüzden en önemli proje olarak 2. OSB’nin yatırımcının fabrikasını kurması için hazır hale getirilmesine giden yolu açmak ve tamamlamaktı. Çünkü Üretim demek aynı zamanda istihdam, yani işsizlik sorununa çözüm üretmek demek. Bu düşüncem doğrultusunda da milletvekilliğimin hemen başında 2. Organize Sanayi Bölgesi’nin ihalesinin yapılması için çalışmaya başladım. 2. OSB’nin yeri tespit edilmişti ama tek bir çivi bile çakılmamıştı o günlerde. O dönem Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olan Sayın Abdullatif Şener’le görüştüm birkaç defa. Bu görüşmeler sonucunda 2. OSB’nin alt yapı ihalesi yapıldı. Elektrik, kanalizasyon, su, tüm altyapı ve teknik işleri ardı ardına yapıldı. Trilyonlarca para harcandı 2. OSB’nin bir an önce faaliyete geçip sanayiciye üretim sahası yaratılması için. Kısa sürede 2. OSB’de 164 parsel yatırımcıya sunuldu. Bu sürecin sonunda faaliyete başlayan fabrikaların açılışı için Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı Malatya’ya davet ettik. Geldi ve 2. OSB’de altyapısını hazırlamamızdan sonra yatırımcıya sunulan parseller üzerinde yükselen çok sayıda fabrikanın açılışını yaptı. İşte o gün dönemin valisine ‘Sayın Valim, biz bu ilin yöneticileriyiz. 2. OSB bitti, şimdi 3. OSB’nin derdine düşelim’ Vali bu sözüm üzerine ‘Neresi olabilir? Uygun arazi yok’ diye cevap verdi. Ben de 3. OSB’nin bugün için ayrılan yerinin en ideal alan olduğunu ve hemen çalışmalara başlanması gerektiğini söyledim ve ‘Aman Sayın Valim yatırımcıya parsel yok çekmeyelim’ dedim. Bu alan, 1. ve 2. OSB’nin toplamından daha büyük bir arazi, 11 bin dekar. 

Şimdi bakın, benim o 6 yıl önceki öngörüm bugün gerçekleşmiş, yani 3. OSB artık bir zorunluluk halini almış. Ama 6 yıldan bu yana bu şehrin yöneticileri 3. OSB’yi benim bıraktığım noktadan bir adım dahi ileriye taşıyamamışlar. Bir şehir böyle mi yönetilir? 1 / 1000 planlamasının dışında hiçbir şey yapılmamış. 3. OSB 6 yıldır sadece kağıt üzerinde var. Pratikte ise ilerleyen bir şey yok. Yatırımcı arsa istiyor, arsa yok. 6 yıl geçmiş, insaf. Biz 2. OSB’yi 2 yılda bitirdik ama 3. OSB’de 6 yıl boyunca bir arpa boyu yol alınamamış. Bu şehrin valisi, TSO Başkanı, milletvekilleri, TSO Başkanı, bu 6 yılı neden boş geçirdi? 

Peki bunun vebali kimde? Malatya’yı yönettiği iddiasında olan herkeste. Başta da 12 yıl boyunca TSO başkanlığı yapan, milletvekili arkadaşımız Mücahit Fındıklı ve TSO Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç’da. Ayrıca medyanın sorumluluğunu da hatırlatmak isterim.

Şimdi bunları söylediğim için hem Mücahit Bey hem Hasan Hüseyin Erkoç küsebilir. TSO Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç benim kirvemdir, yıllara dayalı arkadaşlık ve dostluk hukukumuz var. Ama mesele, Malatya’nın çıkarlarının korunması ise ben orada ‘Mücahit Bey arkadaşımızdır, Hasan Hüseyin Erkoç kirvemdir, bu yüzden sesimi çıkarıp üzmeyeyim’ diyemem. Benim böyle bir hakkım yok. Malatya’nın hakkını savunmayan, Malatya için üstlendikleri sorumlulukları yerine getirmeyen, bu konuda yetersiz kalan kim olursa olsun ben eleştiririm, konuşurum. TSO Başkanı Erkoç bu sözlerim için bana küsebilir. Ben şu anda iktidardaki partinin eski bir milletvekili olarak, bu partinin kurucu il başkanı olarak kamu adına konuşuyorum. Kişisel olarak değil, Malatya halkının çıkarları için konuşuyorum. Bu yüzden küsme hakları yok bana. Hiç kimsenin bu objektif eleştirilerim için küsmeye hakkı yok, olamaz. Küsseler de konuşacağım ayrıca. Çünkü yüzlerce yatırımcı arsa beklerken benim milletvekilliğim sona erdikten sonra bir tek çivi çakılmayan 3. OSB’nin kaderine terk edilmişliği Malatya’nın birinci gündem maddesi olmuyorsa bu ili yöneten herkesin vebali vardır. Yüzlerce yatırımcı bekliyor ama kimse bunu dert etmiyor. Bir şehir böyle mi yönetilir? Arkadaşlık, kirvelik ayrı, bu iş ayrı. Malatya’nın çıkarları konusunda yanlış yapan kim olursa olsun konuşurum ben. Onlar da benim bir yanlışım varsa söylesinler.

– Yatırımlar konusundaki konuşmalarınızda, sizin döneminizde görev yapan diğer 4 AKP milletvekili hiç bir çalışma yürütmemiş gibir bir izlenim ortaya çıkıyor. Malatya’ya getirildiğini iddia ettiğiniz tüm yatırımları tek başına siz mi taşıdınız?

– Bunun en iyi cevabını Malatya halkı veriyor aslında. Kimi eski milletvekilleri memleketlerini ziyaret edemezken ben her ay buradayım ve  milletvekilliği dönemimden çok daha fazla bir sevgi ve saygı ile karşılaşıyorum Malatya sokaklarında. Hatta şu anda görevde olan partimin milletvekillerinden daha fazla ilgiyle karşılaşıyorum şehrimin insanlarından. (I. Bölümün Sonu)

II. BÖLÜMDE NELER VAR?

– YAHU SEN DARBE DÖNEMLERİNDE 2 COP BİLE YEMEDİN HANGİ İDAMDAN BAHSEDİYORSUN?

– VAGON ONARIM FABRİKASINI CEZAEVİNE DÖNÜŞTÜRMEK MALATYA’YA İHANETTİR

– BAŞBAKAN ERDOĞAN’IN TALİMATIYLA 1000 YATAKLI OLARAK PLANLANAN HASTANENİN 640 YATAĞA DÜŞÜRÜLMESİNE NASIL SEYİRCİ KALIRSIN, MİLLETVEKİLLİĞİ BÖYLE Mİ YAPILIR?

– MİLLETVEKİLLİĞİ GENEL MERKEZE ŞİRİNLİK YAPILARAK YÜRÜTÜLMEZ.

– BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYLIĞI İÇİN HER AK PARTİ’Lİ GİBİ BENİM DE HAKKIM VAR AMA KARAR PARTİMİNDİR, SAYIN BAŞBAKANINDIR.

– MİLLETVEKİLİ ADAYLARI EĞİLİM YOKLAMASINDA İLK 10’A GİREN BİR KİŞİYİ BİLE ADAY GÖSTERMEYECEKSENİZ O EĞİLİM YOKLAMASININ YAPILMAMASI GEREKİR.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."