Final

Fuat


Opel Combo




Malatya Haber -

Karar Mercileri!. Bu Araziler Yapılaşmaya Uygun Değildir

Karar Mercileri!. Bu Araziler Yapılaşmaya Uygun Değildir
  • 23.02.2020

..Malatya’nın en gevşek toprak yapısının tamamı Battalgazi sınırlarında.. 

Prof. Dr. Orhan GÜNDÜZ
Malatya Turgut Özal Üniversitesi
Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü
Öğretim Üyesi

Ocak ayının 24’ünde muhtemelen çoğumuzun akşam yemeği sonrası çaylarını yudumladığı bir saatte yaşadığımız büyük sarsıntının jeolojik artçıları ile birlikte, bizlere miras bıraktığı psikolojik artçılarla da mücadelemiz devam ediyor.

Alışılageldiği üzere deprem veya başka afetler zuhur ettikten sonra şöyle bir silkinip, “tekrar olacak mı, ne zaman olacak, büyüklüğü ne olacak, bulunduğumuz yer deprem açısından güvenli mi?” şeklindeki sorularımıza uzmanlar nasıl cevap verecek diye kulak kabarttık.

Depremden sonra merkezi ve yerel yönetimin yerinde ve etkili müdahaleleri ile daha fazla can ve mal kayıplarının önlendiğini gördük. Yanı sıra kredi kullanım kolaylıkları, borç ertelemeleri, hasarlı binaların tespiti, ağır hasarlı binaların yıkımı, evlerinden çıkmak zorunda kalan vatandaşlara yapılan sosyal yardımlarla depremin yaraları sarılmaya çalışıldı.

Bu durum deprem gibi afetlerin sosyal sonuçlarının yanında ekonomik olarak da ne kadar ağır sonuçlar yarattığını bir kez daha gösterdi bize.

Oysa bireysel, kurumsal ve kamusal anlamda deprem riski yönetilebilse, vatandaşlar ve devletin bu denli yüksek maliyetleri yüklenmek durumunda kalmayacağı da aşikârdır. 1999 Gölcük depreminden sonra riskin yönetilmesine yönelik atılan adımlar olmasa belki bugün yaşanan depremin sonuçları çok daha ağır olacaktı. Bu durum bize “riski yönetmenin maliyetinin düşük, krizi yönetmenin maliyetinin çok yüksek” olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Buraya kadar yazdıklarımızın malumun tekrarından ibaret olduğunu söyleyebiliriz.

Depremin büyüklüğü ve süresi, yapıların kalitesi gibi parametreler depremin ağır hasarlarının nedenleri olarak ilk sıralarda yeralır. Bundan dolayıdır ki depremden sonra farklı bilim disiplinlerinden uzmanların meslekleri itibariyle farklı değerlendirmelerde bulunduklarına şahit olduk. İnşaat mühendisleri, jeologlar, jeofizikçiler, mimarlar, şehir plancıları, maden mühendisleri, olaya, hep kendi zaviyelerinden baktılar ve toplum bilincini artırmaya çalıştılar.

Deprem her ne kadar yerin altında gerçekleşiyorsa da sonuçları itibariyle yerin üstünde yaşayan insan ve diğer canlıların yaşamsal faaliyetlerini tehdit ediyor. Çünkü yerin üstü -ki “arazi” ismi ile söylenir- ve arazinin toprakla örtülü kısmı tarımın ana üretim kaynağıdır. Yani insanların yaşam alanları ve yapıların konumlandırıldığı arazi parçası da depremin sonuçlarının ağırlığında

Ülkemizde gerçekleşen ve 10 binlerce insanımızı kaybettiğimiz büyük depremlerden sadece birkaç tanesi olan;

1509 İstanbul, 1894 İstanbul, 1939 Erzincan, 1942 Erbaa, 1966 Varto, 1976 Muradiye, 1992 Erzincan, 1995 Dinar, 1999 Gölcük, 2011 Van ve 2020 Elazığ depremlerinin en belirgin ortak özelliği nedir biliyor musunuz? Depremin en yıkıcı etkisinin, “mutlak tarım arazisi” (diğer ifadeyle en iyi tarım arazisi sınıfı) üzerine yerleştirilmiş yapılarda meydana gelmiş olmasıdır.

İşte tam da bu noktada, tarımın paydaşları olarak sürekli biçimde ve şiddetle karşı olduğumuz tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının yarattığı / yaratabileceği tehlikeleri yeniden gündeme taşınmasının zorunluluğuna dikkat çekilmesi gerekmektedir.

Tarım arazisi, jeolojik bakımdan zemin olarak en dayanıksız alanlar olması nedeniyle dikey ve aşırı yapı stoklarının birikimine müsait değildir. Çünkü bu toprakların büyük oranda alüviyon yani gevşek karakterde ve taban suyu seviyesinin yüksek olduğu bilinmektedir. Deprem uzmanlarının tamamı bu bilgi konusunda ortak görüşe  sahiptir.

Durum bu kadar açık ve seçik ortada iken, Türkiye’de şehirleşmenin gelişiminin başladığı andan bu yana sistematik bir arazi kullanım planlamasına bağlı kalmadan çeşitli nedenlerle tarıma elverişli arazi sanayiye yönlendirildi; artan nüfus baskısıyla konutlar için imara açıldı; ulaşım için üzerinde yollar geçirildi; kamusal hizmetlerin yürütülebilinmesi için tahsis edildi ve nihayet tarım arazileri önemli ölçüde ana amacı olan tarım dışına çıkarıldı.

Peki, niçin diğer arazi türleri yerine, tarım arazisi sürekli olarak işgal edildi, ya da asli amacı dışında kullanıldı? Çünkü tarım arazisi karakteristiği itibariyle mesken, sanayi tesisi, yol vb. yapıların diğerlerine nazaran çok daha kolay ve düşük maliyetle inşa edileceği alanlardır. Böyle olunca da bilimin, bilimselliğin gerekleri dışlanarak, buna karşın ekonomik rant gözetilerek insanın can ve mal güvenliği riskini arttıran yapılaşma ortaya çıktı. Sonuçları ise deprem olunca anlaşıldı.

Depremin büyüklüğü, süresi ve yapı stokunun kalitesi elbette depremin sonuçları açısından en belirgin parametrelerdir; ancak zeminin durumu, zemin-yapı ilişkisinin de mutlak surette etkili olduğu da unutulmamalıdır.

Büyük İstanbul depreminde (1509) çok katlı binalar yoktu; ancak 130 bin insanımız ölmüş, İstanbul’un bütün yapıları yerle yeksan olmuş. 1939 Erzincan depreminde 15 bin insanımız ölmüş ve o dönemde de çok katlı yapılar mevcut değilken yaklaşık 20 bin yapı yıkılmış veya ağır hasar görmüş. Keza Dinar depremi de aynısı. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu depremlerde, köylerden çok kentlerde daha fazla tahribat meydana gelmiş. Yani depremlerde en fazla hasarı tarım arazisi üzerine kondurulmuş yapılar gördü.

Fatih Orhan 2019 yılında yayımladığı bilimsel makalesinde Erzincan depreminin (1939) sonrasında yeni yerleşim yeri olarak belirlenen alanın, politik ve şahsi çıkarlar nedeniyle değiştirildiğini ve sonrasında meydan gelen depremde büyük hasarlar meydana gelmesinin nedenin yapılan bu değişikliğin olabileceğini ifade ediyor (Orhan, F. 2019. Depremlerin Şehir ve Mesken Mimarisine Olan Etkilerine Coğrafi Bir Bakış: 1939 Erzincan Depremi Örneği).

Bir başka çalışmada 1999 depreminin en ağır sonuçlarının Düzce, Gölcük ve Yalova hattına uzanan tarım toprakları üzerindeki yapılarda meydana geldiği ifade ediliyor (Soylu, N., Toprak-Deprem İlişkisi, http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/1ca0ca71184bbdb_ek.pdf?tipi=14&sube=).

Yine bir başka çalışmada tarım ovalarının yerleşim yeri olarak kullanıldığı Dinar’da depremin büyük hasarlara yol açtığı ifade edilmekte, deprem sonrasında daha çok yatay şekilde yapılaşmaya gidildiği, yerleşim yeri olarak önerilen bölgenin dışında yerleşim alanlarına yayıldığı ve neticesinde nüfus artışı yaşanmamasına karşın tarım alanlarının son 25 yılda azaldığı ve bölgeden dışarıya göç olduğuna işaret edilmektedir. (Özdemir ve Gür, 2016. Dinar Depremi Öncesinde ve Sonrasında Dinar Şehri ve Yakın Çevresinde Arazi Kullanımı).

Türkiye’de son 40 yılda yaklaşık 3 milyon hektar tarım arazisinin amaç dışı kullanımına müsaade edilmiş (Bu rakam, Trakya’nın iki katından fazla bir araziye tekabül ediyor). Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, yine son 40 yılda tarım arazisi varlığımız 5 buçuk milyon hektar azalmış. Malatya’da da durum farklı değil; son yirmi yılda 100 bin hektardan fazla arazi tarım dışına çıkmış durumda. Tarım arazisinin en çok amaç dışı kullanım nedenin imar düzenlemeleri yani yerleşim yeri oluşturmak olduğunu bilmeyenimiz yoktur.

İnönü Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Önal hocamız yıllardır tarım üzerine inşa edilen yapıların büyük risk taşıdığını, imar düzenlemelerinin bu durum gözetilerek yapılması gerektiğini söylemektedir. Mehmet Önal tarafından hazırlanan ve aşağıda görseli verilen Malatya ili Jeolojik haritasının dikkate alınarak mutlak surette bir Arazi Kullanım Planına ihtiyaç var. Haritaya göre Malatya’nın en gevşek toprak yapısı gri zeminle gösterilen kuaterner dönemi gösteren alandadır.  Bu alanın tamamına yakını bugün Battalgazi ilçesi sınırlarında kalmaktadır.

Battalgazi bölgesinde yer alan tarım arazisinin, Tarım Ovaları Koruma Alanı ilan edilerek koruma altına alınması ve tarımsal amaç dışında kullanılamayacak olması, aslında ne kadar doğru bir karar alındığını da göstermiştir.

Ancak, yerel yönetimler tarafından bölgenin bir kısmının imara açılma çalışmalarının yapıldığı söylentileri gerek basın aracılığıyla gerekse fısıltı gazeteciliği vasıtasıyla dillendirilmektedir.

Yine Malatya’da kurulan ikinci devlet üniversitesi olan Malatya Turgut Özal Üniversitesi fiziki yerleşkesinin Battalgazi sınırları içersinde kurulması gerek yerel yöneticiler gerekse de yerel halk tarafından sıklıkla dillendirilmektedir. Halihazır yerleşke jeolojik haritaya göre asla yapılaşmaya müsaade edilememesi gereken bir zemin üzerindedir. Allah korusun, bu alanda yapılacak yüksek katlı okul binaları, idari binalar ve öğrenci yurtları bugün olmasa da yarın toplu mezarlara dönüşebilme riskini taşımaktadır. Dolayısıyla ikinci üniversitenin kalıcı yerleşkesi, Battalgazi’de mevcut arazi üzerine kurulmamalıdır.

Battalgazi bölgesi, Malatya ilinin belki de en verimli tarım topraklarına sahip iken yoğun konut stoku veya kamu altyapı yatırımları yerine krizi fırsat bilerek organize sera, organize hayvancılık, organize sebzecilik bölgesine dönüştürme yatırımlarına ve zaten büyük oranda çiftçilikle uğraşan yöre insanın tarımsal gelirlerini artıracak çabalara yönlenilmesi elzemdir. Kentleşmeye doğru atılacak her adım çiftçileri üretim yapmaktan vazgeçirerek tarımsal sürdürülebilirliği tehdit edecektir.

Bir taraftan Malatya kayısısına sahip çıkmaktan söz edip diğer taraftan kayısı arazisi yerine beton blokları dikmek için gösterilen gayretler paradoks değil de nedir?

Altyapı yatırımları, imar düzenlemeleri, yerel hizmet birimlerinin inşası gibi çalışmalarda kuruluş yerinin neresi olması gerektiği sorusundan ziyade “neresi olmamalı” sorusu sorulur ve cevap aranırsa daha kolay yol alabiliriz. Kamusal yatırımların kuruluş yeri, ranta dayalı olmaktan ziyade toplumsal fayda gözetilerek bir arazi kullanım planına göre belirlenmelidir. Bu bağlamda gerek kamu altyapı yatırımları gerekse yeni yerleşim yerleri veya sanayi tesislerinin açılması aşamasında deprem gibi doğal afetler ile tarım arazisinin korunması ilkelerine mutlak uyum zorunludur.

Aslında bunu yaparken iki önemli faydayı aynı anda sağlamış olacağız. Birincisi tarım arazisini koruyarak tarım işletmelerimiz ve dolayısıyla üretimimiz garantiye alınmış olacak, diğeri ise deprem riskini yönetmiş olacağız.

Deprem riskini yönetmenin yollarından birisi yatay yapılaşma olduğu kabul ediliyor.  Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, dikey yapılaşma yerine yatay yapılaşmanın geliştirilmesi yönündeki telkinleri ile aslında bir yön çizmiş durumda. Ancak korkumuz odur ki yerel yöneticilerin, teknotratların veya bürokratların yatay yapılaşma tabirinden tarım arazisinin işgal edilmesi gerekliliği şeklinde bir mana çıkarmalarıdır. Şimdiden söylüyoruz; Sayın Cumhurbaşkanımız zemin etüdüne dayalı olarak uygun bölgelerde yatay yapılaşmayı kastetmiştir.

Deprem ve tarım arazisi ilişkisinin bilimselliği yanında felsefi ve sosyolojik yönünün de olduğunu ifade etmek, ziraat mühendisi ve akademisyen sorumluluğu gereği toplumsal bilinçlenmeye bir damla katkı sunmaktan başka niyetimiz yoktur.

Bilim insanı sorumluluğu, ülkesini, şehrini ve insanlarını sevmenin duyarlılığı ile yöneticilere, karar vericilere yol göstermek, uyarmak, sadece eleştirmek değil aynı zamanda öneri de sunmak gerektiği düşüncesi ve hassasiyetiyle fikirlerimizi aktardık.

Bizden söylemesi…

FOTOĞRAFLAR: Battalgazi’de tarım arazisi üzerine kurulu Malatya Turgut Özal Üniversitesi merkez kampüsü

Etiketler: / / /

Yorumlar
  1. abdulvahap gülezgin dedi ki:

    anlayabilene anlatın Hocam…kafayı beton ve ondan gelecek gelişmişlikle (parayla) bozanlara anlatmanız biraz zor!

  2. Malatya44 dedi ki:

    Kıymetli hocam maşallah her konuda bilginiz fazlasıyla var , ziraat yerine keşke inşaat veya jeoloji mühendisliği okusaydınız tam anlamıyla bölümünüz derdik. Lakin bakıyorum da dert tasa aslında tarım arazisi değil , sizlerin o kopamadığı lüks yaşam dediğiniz Bostanbaşı Yeşilyurt tecde gibi gelişmiş yerlere gitmek olduğu açıkça bellidir. Oysa ki bir Eskimalatya da bir Üniverste var başka bir şey yok , oda yok efendim fay var şu var bu var , Rabbim afetinden korusun tüm ümmeti , 6.8 deprem de Battalgazi de özellikle üniversitenin olduğu yerde herhangi bir şey olmamıştır, o yere göğe sığdıramadığiniz bölge de ki meslek yüksek okulu öğrencileri de Battalgazi de eğitim görmeye başladı, şahsım adına bir profesörün kendi mesleki alanı dışında özellikle kendi doğduğu büyüdüğü bu topraklar da tarım tarım diyerek yeni kurulan bir üniversiteyi yerinden ettirmeye çalışması ve algı yaratmasına anlam vermemekteyim. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve emeği geçen herkesten Allah razı olsun böyle bi Üniversitenin şehrimize ilçemize kazandırmış olmasından dolayı. Şimdi bizler böyle yazınca bazı insanlar deprem geçti hemen imar imar diye konuşmaya başladınız diyor oysa ki yıllardır bir tane çivi çakılmayan bu ilçeye haksızlıktan başka bir şey değildir , umarım insanlar üniversitenin şuraya buraya taşınmasından çok , bu üniversite de hangi çalışmalar yapılıyor bunu merak etse , hiç olmasa Rektör hanım gibi Çalışkan ve mücadele ruhlu insanı ve insanları tanıması daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum açıkçası .

    1. ahmet koc dedi ki:

      Güzel kardeşim ilçe, ilçe deyip durmayın. Orası bir ilçe değil, ilçe merkezi hiç değil Orası bir SEMT. İsmide Eskimalatya.

      Battalgazi ilçe merkezi, aynı zamanda Malatya şehir merkezidir, yani valilik binasıdır, meydandır, kernektir, Kışla caddesidir, Fuzuli caddesidir., İnönü üniversitesidir, 2. Ordu Karargahıdır, ne varsa tüm kurumlar sizde var. Anladın mı, hatta Selahattin başkanın yaptırmış olduğu belediye sarayı bile Battalgazi’dir. Hatta Kaymakamlık binası ile şehir merkezine taşınmalı. Yazık günah, 300 bin nüfuslu ilçe sakinleri işini görmek için 20 bin nüfuslu semte geliyor.

  3. Eskimalatyali dedi ki:

    Tarim bolgeside gel tarim yap ozaman hoca bol keseden konusuyun sulama suyunda gubrelerden fiyatlardan haberin varmi su parasi veremz hale geldi millet ekemez durum geldi vatandas tabi size gre nevar devlet baba suyu oduyor elektrigi öduyor ilacnz devlettn tohum devlettn sizleri sahalarda gorelim ozman muhtarlara atip tutuyon gel ciftciyi aydinlat zirat konusunda eskimalatyada zemin kilmis yok zemin yetrsizmis demekki sz insat muhendisnz biliyosunuz gercekten bukadar tarima onem veriyosnz szleri bahcelerde gorelim kaysi bahcelerinde vatandasi bilgilendirin gercek tarimciysaniz eger

    1. ahmet dedi ki:

      Yıllardır alıştınız bedavacılığa. ilaç parasını devlet versin, gübre parasını devlet versin, devlet gelsin ağaçlarınızı da budasın, sende kayısı al sat ağalık yap.
      Şimdide çıkmışsınz kayısı para etmiyor, bina dikelim diyorsunuz. Devlet gelsin temelinizi atsın, boya badana yapsın, balkonunuza çiçek saksısı koysun, sende otur ağalık yap. Hadi oradan tüyü bitmemiş yetim malından gözü doymamışlar…Varsa arsan git evini yap, seni tutan mı var.
      Selahattin başkan, 15 yıl battalgaziye başkanlık yaparken Türkiye’de ne kadar ilk proje varsa hepsini yapmıştı, adam eskimalatya’yı paris yaptı. Daha ne yapsın size?

  4. Alacakapi sakini dedi ki:

    Fahri kayahanda fay hatti yokmu Çosnük de fay hatti yokmu bostanbaşı cok mu saglam kayısı zaten yüksek kesimlerde oluyor ve yanmıyor
    Arazide ne Olacak peki millet mecbur yapacak evini binasini
    Turgut özal üniversitesi ni
    Yeşilyurt a kaydırmak için depremi bahane etmeyin ayıp ayıp
    Yazıklar olsun

    1. ahmet koc dedi ki:

      Elini tutan mı var, git evini yap. Üniversite olmayınca atacağınız evin temeli besmelesiz mi kabul edilecek sanki.

  5. Malatyalı dedi ki:

    insanlar benim arazimde yapılaşma olsun ve ben de onlarca kat sahibi olayım derdinde.

    hala o battalgazide üniversite yapılmaya çalışılıyor. şehrin bir doğusunda bir batısında üniversite olacağına neler uğruna inat ediliyor. bırakın battalgaziyi 20 yıl önce çevreyolunun altının sağlam olmadığını tüm halk bilirdi

  6. BABA dedi ki:

    Kuzey çevre yolu yapılırsa , her şey facia olur. Olacakta ……

  7. ahmet dedi ki:

    Eski malatya semtindeki kaçak EMLAKÇILIK yapan bazı sözde mahalle muhtarları yine rahatsız olmuşlar.
    Daha depremden 1 ay geçmedi, ama eski tas eski hamam devam ediyor.
    Efendim, Karakavak, Bostanbaşı imara açıldı da, niye eski Malatya açılmıyormuş. Orada 15 yıl başkanlık yapan selahattin başkan açaydı, öyle muhtarları öne sürüp büyükşehride oturmakla yiğitlik olmaz.
    Efendim, üniversite başka yere bina yapmamalıymış, yoksa Eskimalatya gelişmezmiş. Hadi be. Eskimalatya’nın muhtarları selahattin başkan belediye hizmet binasını şehrin göbeğine getirince bina için hayırlı olsun ziyaretlerine gidiyorlardı.
    Amaç eskimalatya değildir, amaç kaçak emlakçılık yapan o bazı mahalle muhtarlarının söz verdiği arazileri satamamasıdır.
    Bu çağda arazilerin depreme dayanıksız olduğunu söyleyen PROFESÖRÜ eleştirmek İLKOKUL mezunu muhtarlara düşmesi çok ama çok acı. Bu muhtarların bilimsel olmayan tepkilerini siyasi çıkar uğruna dinleyen siyasetçilere de yazıklar olsun. Yazıklar olsun, yazıklar olsun…
    Depremden daha 1 ay geçmeden rant için, deprem bölgesini imara açmak isteyenlere yazıklar olsun.

  8. Serkan dedi ki:

    Orhan hocamiz sonuna kadar haklidir.o resimde gordugunuz binayi yapmak icin zemin sertlestirme yapilmasina ragmen halen guvenli degil o arazilere sadece tarım için kullanilir

  9. Murat dedi ki:

    Bostan başı karakavakı paris yaptınız. Battalgazi geri kalsın gelişmesin. Yeşilyurt bostan başı karakavakı daha sayayım ı bir daire 600 binlira yaptılar sayenizde. Battalgazi orduzu bir çivi çakılmadı. Hep rant kavgası. Olan gariban kesime oluyor.

    1. ahmet dedi ki:

      yeşilyurt da depreme dayanıklı bina mı var..paris dediğin yerde deprem 20 sn daha sürseydi görürdün parisi!!!

    2. ahmet koc dedi ki:

      Güzel kardeşim 15 yıl boyunca Türkiye ve dünyada ilk projelere imza atıyordunuz, yoksa siz daha paris olamadınız mı? Şaka bir yana, tarım arazilerini imara açmakla Paris olunmaz.

  10. Şahin Doğan dedi ki:

    Hocam Kalemine sağlık ve yüreğine sağlık. Deprem konusundan yazılan en berrak ve anlaşılan bir makale tebrik ediyorum.

  11. Yerelli dedi ki:

    Hocam, Tarım arazisine tarım yerine beton bina ve rant için imar yapılırsa doğasına yani zeminine ters iş olur. Birde bu rant sevicilerinin inşaatında eksik demiri, kalitesiz betonu ve niteliksiz işçiliği de eklendi mi o bina çürük olur ve çöker. Deprem riski yerine çürük yapıların çökme risk demenizi beklerdim. Herkes depremi suçluyor. Deprem öldürmüyor ki. Depremde çürük yapılan binalar çöküyor. Çöken çürük binalarda can ve mal kaybı meydana geliyor. Ülkemizde deprem olmadan da binalarımız durup dururken kendiliğinden çürük yapıldığı için çöküyor. Konya’daki zümrüt apartmanı kendiliğinden çöktü 93 vatandaşımız öldü vs. Bu çürük binaları yapanlar ona ruhsat verenlerin hiç mi bir günahı yok? Bu çürükleri kim yıkacak? Neden bu çürükler hakkında cumhuriyet savcıları işlem yapmaz? Bu çürüklere dokunulmadıkça (Allah korusun) biz daha bu acı manzaraları çok yaşar ve daha çok konuşuruz.

  12. deprem dedi ki:

    imar yolsuzluğu haramdır

  13. Malatyali dedi ki:

    Yorum mu ben yapmıştım ama?

  14. Malatyalı dedi ki:

    Bütün derdiniz battalgazi ilçesinin gelişimi ile tecde, bostanbaşı… tarım arazileri değil miydi?
    Yıllardır yol altında kalan mah. Yok zemin sıkıntılı yok fay hattı geciyor deyip imar sıkıntısı çıkarırken aynı bölgede kırsal mah. Içinde dalga geçer gibi dikilen siteler, yuksek katlı binalar her ne hikmetse aynı zeminde değiller.

  15. Nihat dedi ki:

    Sayın hocam bu güzel yazınız için teşekkür ederim. Umarım bilinçlenmeye katkısı olur.

  16. Salih dedi ki:

    Rant varsa insanlarin hayati kimin umrunda 15 kat izin veriyorlar o zemine yazık günah Allah tan korkun uzman bilim adami demiş ama Orduzu gelincik tepesi deprem konutlarının olacaği yer tepede muhtemelen sağlamdir ancak ve ancak o güzelim doğa katledilmemelidir şehre yakin yeşillik tek alan Orduzu kaldi bari ona dokunmayin Selahattin gurkan ı sevmem ancak orduzuda imara izin vermedi helal olsun Insallah Osman güder de vermez Orduzu yeşildi yesil kalmalı Aslantepe höyüğü ve cevresinde çarpık yapılaşmaya hayir Orduzu da imara hayırr

  17. Salih dedi ki:

    Tesekkurler Hocam bu calismaniz icin.

  18. Zeki dedi ki:

    Özet geçiyorum; Deprem etkilerinden korunmak için tarım arazilerinin üstünde yapılaşmaya izin verilmemelidir. Alt mesaj olarak; Turgut Özal Üniversitesi Battalgazi’de ve burası da tarım arazisi. Benim çıkardığım altötesi mesaj; öğretim görevlileri dahil kimse buraya gidip gelmek istemiyor. Çünkü burası herkesin aslında tarım arazisi üstüne kurulu evlerine çok uzak.

  19. Düşünceli dedi ki:

    Fahri kayhan tam konut yapılacak yer?
    Sayın hocam yarımcahandan şişman köyüne kadar bir zemin etüdü ve araştırması yaparsanız zeminin kire ve kayalık olduğunu görürsünüz.Battalgazi ilçesinde hasarlı binaların fazla oluşu bölgenin bazı bölümlerinin eskiden dere yatağı oluşu ve bu binaların eski ve depreme dayanıksız oluşundandır.söylediğim yörede sondaj vursanız dahi su çıkmıyor tarım arazisi dediğiniz battalgazide insanlar ağaç yetiştiremiyor…Şehrimizin hep yeşilyurt tarafına doğru büyüyüp gelişmesi için niyeyse hep battalgazi tarım arazisi oluyor…yeşilyurttaki tarım arazileri hep site olurken neredeydiniz?Battalgazinin her yerini zemin açısından incelediniz mi?
    .

    1. ahmet koc dedi ki:

      Kötü örnek , örnek olmaz.

  20. Malatyali dedi ki:

    Evet Malatya Haberin bu tür haberlerinde hep şöyle demiştim:
    -Gelin etmeyin-tutmayın tarım arazilerine DOKUNMAYIN! yazıktır.
    – Müteahhit değilim ancak düz alana ovaya bende ev yapabilirim.Kendinizi müteahhit sanıyorsanız güveniyorsanız gidin tepelere yukarılara ev-bina yapın.
    -Demiştim ki Cumhurbaşkanımız ovalara DOKUNMAYIN diyor.Siz ovaların içine Karakavağın içine ediyorsunuz..
    -Hatta bi yorumumda Karakavak bölgesine Tecdenin alt taraflarına endemik bitkilerimize KARIŞMAYIN demiştim.Dahada ileri bir fikir ortaya atmıştım bu alanlarda seralar kurulsun ısıtmak için dogalgazda gelmişken…
    ANCAK nafile müteahhitin birinin işine gelmemişki bana cevaben bana; sen Malatyanın iklimini bilmiyorsun herhalde Adanada mı yaşıyorsun demişti.
    Buyrun…

  21. mehmet dedi ki:

    Ziraat mühendislerimiz , jeoloji mühendislerimiz tarım alanlarını yapılaşmaya açmayın diyor. İnşaat mühendisleri siz neredesiniz? Sesinizi duyalım!

  22. mehmet dedi ki:

    Bu çok değerli tarım arazisini kim ki yapılaşmaya açarsa, gelecek nesillerin bedduasını alacaktır. Devletimiz bu alanları ova statüsüne aldı. Ova demek tarım arazisi demektir. Allah dan korkun.

  23. Pötürge dedi ki:

    Bu kadar uyarıları dikkate almıyorlarsa Allah’a havale ediyorum

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."