Final

Örnek Resim


Arion

Malatya Haber -

“Malatya Vefasını Göstermiştir”

“Malatya Vefasını Göstermiştir”
  • 27.12.2015

İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Yüksel Göğebakan, “Türkiye’de müzecilik alanında en büyük eksiklik, kentlerin dönemsel tarihlerini yansıtabilecek kent tarihi müzeleri ile bilim ve sanayi müzelerinin olmamasıdır.” dedi.  Kampus Fm’de İnanç Kara Ölmeztoprak’ın hazırlayıp sunduğu canlı yayın Panorama Programına konuk olan Yrd. Doç. Dr. Göğebakan, kültür, tabiat varlıkları, müzeler, millet olma ve birlik beraberlik ruhu ile ilgili detaylı bilgiler verdi. 

“Durum Çok Farklı”

Yrd. Doç. Dr. Göğebakan, “Müze deyince, bizlerde yaygın kanı olarak, taş ve mermerden yapılan heykeller ve neolitik, kaotik, Eski Tunç Çağı gibi dönemlere ait kalıntılar anlaşılıyor. Esasen durum çok farklı; özellikle günümüz çağdaş müzecilik anlayışı kapsamında, uzaydan düşen bir taş parçasıyla birlikte doğadaki ağaç parçalarının, havyan kemiklerinin ya da on yıl öncesine ait yaşanmışlık kalıntılarının da müzelik eserler olabilir. ” dedi. 

“Bilincini Pekiştiren Müzelere İhtiyaç Var”

Kent Tarihi Müzeleri’nin ve Bilim ve Sanayi Müzeleri’nin eksikliklerinden bahseden Yrd. Doç. Dr. Göğebakan; “70’lerin, 80’lerin, 90’ların dönemsel özelliklerini yansıtan, millet olma ve toplum bilincini pekiştiren müzelere ihtiyaç var. Türkiye’de köyden kente göç, farklılaşan kültür yapısı, dönemsel olaylar, Almanya’ya ve yurt dışına yoğun göçlerin yaşandığı süreçlerin görsellerle yansıtıldığı, o dönemlerin yer aldığı eşya ve mekanların olması gerekir. İletişim sektörüne, filmlere, dizilere konu olan dönemler, müze şeklinde de korunmalı ve yaşatılmalıdır. Son zamanlarda müzelerde arkeoloji, antropoloji, sanat tarihi, tarih gibi alanların dışında, iletişim, halkla ilişkiler gibi alanların yer almasının nedeni ise sağlamış olduğu bu kültürel etkileşimdir.” ifadelerini kullandı.

“Malatya’nın Vefası Örnek Teşkil Ediyor”

Müzelerin hafıza boyutu, duygusal yanı ve ticari kazanımlarının hep birlikte düşünülmesi gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Göğebakan, “Tarih tekerrür etmesin isteniyorsa müzecilik kültürü daha fazla gelişmelidir. Son zamanlarda ülkemizdeki üniversiteler, müze kültürünün oluşması ve devamı noktasında çok iyi çalışmalar yapıyor. İnönü Üniversitesi içinde barındırdığı iki müzesiyle bu misyonu en iyi şekilde taşıyor. Malatyalı iki Cumhurbaşkanına olan vefa borcu noktasında da, üniversite bünyesinde kurulan Turgut Özal ve İsmet İnönü Müzeleri örnek teşkil etmektedir.” diye konuştu. 

“Eğitimsel Boyutu Ön Plana Çıktı”

“İlk dönemlerde müzecilik anlayışı koruma anlayışından ibaretken daha sonraları teşhir boyutu önem kazanmıştır.” diyen Yrd. Doç. Dr. Göğebakan, “En son etapta ise her şey izleyici kitlesi üzerinde yoğunlaşmış, ziyaretçi odaklı, eğitimsel boyutu ön plana çıkmıştır. Hatta “insanlar müzeye gelmiyorsa biz müzeyi onlara götürürüz” diyen anlayışın sonunda, gezici Müzebüs’ler oluşmuştur. Millet olarak tarihsel dokuya sahip çıkan, ecdada değer veren bir yapıya sahibiz. Türkiye’de ilk müzecilik Anadolu Selçukluları zamanında Konya Kalesi’nde oluşturulan mekanlarla ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti’nde ise, İstanbul’un fethiyle Fatih Sultan Mehmet tarafından cephanelik olarak kullanılan Aya İrini Kilisesi ilk müze mekanı olarak değerlendirilmiştir.” ifadelerini kullandı. 

“Atatürk, Hassasiyetle Yaşlaşmıştır”

Anadolu’nun kültürel miras anlamında çok zengin olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Göğebakan; “Cumhuriyetle birlikte kültürel değerlerin sahiplenilmesi önem kazanmış, Atatürk konuya hassasiyetle yaklaşmıştır. Nitekim çok uzun süredir yurt dışına öğrenim için birçok alandan öğrenci gönderilirken, konunun önemine binaen, ilk defa Atatürk tarafından bizzat Arkeolog Ekrem Akurgal ve Sedat Alp yurt dışına arkeoloji-müzecilik alanında öğrenim görmeye gönderilmiştir. Bu olay daha sonradan müzecilik alanında yaşanacak olumlu gelişmelerin de göstergesi olarak değerlendirilebilir. Türk Tarih Kurumu, Halkevleri ve Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi gibi Cumhuriyet Dönemi’nin önemli kurumları, Çağdaş Türk Müzeciliğinin şekillenmesine kaynaklık etmişlerdir.” dedi. 

“Ülkemizi Getirilmesi Gerekir”

Yurt dışında dünyaca ünlü birçok müzeyi süsleyen eserlerimizin bulunduğunu ve bu eserlerin bir şekilde ülkemize getirilmesi gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Göğebakan, “Çanakkale’de çıkarılan ve şu an Rusya Puşkin Müzesi’nde sergilenen Truva Hazinesi bu konuyla ilgili iyi bir örnektir. Yapılan restorasyon çalışmalarında alanında uzman arkeolog, sanat tarihçi, mimar, kültür varlıklarını koruma ve onarım uzmanı, restoratör bulunmalıdır. Tarihsel ve kültürel geçmiş hakkında bilgi veren, günü anlama ve geleceği şekillendirmede rehber olma niteliği taşıyan kültürel varlığın ve dokunun devamlılığının sağlanması bir zorunluluk arz etmektedir. Bu noktada her kuruma ve en önemlisi de üniversitelerle yerel yönetimlere büyük görevler düşmektedir. Bir şehir yeniden inşa edilirken, şehrin tarihi dokusu, var olan medreseleri, şifahaneleri, hanları, geleneksel mimari yapısı korunmalı, kültürel değerlerin, varlığın kesinlikle devamlılığı sağlanmalıdır.” dedi. 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."