Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

Malatya’da Neler Oluyor Neler!..

Malatya’da Neler Oluyor Neler!..
  • 26.12.2015

HYUNDAİ SESSİZLİĞİ!..

Güney Kore orijinli Hyundai firmasının, Türkiye’de otomotiv fabrikası kurmak için yer aradığı, kendi tercih ettiği bölgelerde uygun koşullarda yer bulamadığı için bu yatırımın Çek Cumhuriyeti’ne kayacağı yolundaki haberlerin ardından, Malatya’da atıl durumda olan ve neredeyse “anahtar teslimi” durumda bina olarak hazır Vagon Onarım Fabrikası’nın bu iş için, ilgili firmaya önerilmesi, bunun için girişimlerde bulunulması yolunda Malatyahaber’de bir yorum yayınlanmıştı..

 

Birçok Malatyalı heyecanlandı.. Hatta, Kars’ta görev yapan bir akademisyen hemşehrimiz, kendi ifadesiyle “Nasrettin Hoca’nın göle maya çalması misali”, Vagon Onarım Fabrikası ile ilgili öneriyi, Hyundai’nin Güney Kore’deki merkezine bir elektronik posta ile iletti.

 

Birçok kişi heyecanlıydı, ancak özellikle Malatya’daki ilgili kurumlar, kuruluşlar, kişiler hiç heyecanlanmadılar. Hatta, duymadılar bile bu öneriyi.. Her fırsatta “Vagon Onarım Fabrikası” diyen, Hyundai olayından once de, bu tesisin bir yatırım grubuna devri konusunda önderliğe soyunan Ticaret ve Sanayi Odası’ndan hiç ses soluk çıkmadı. Ne Valilikten, ne belediyeden, ne esnaf kuruluşundan, ne siyasi partilerden… Sadece, CHP milletvekillerinden Mevlüt Aslanoğlu konuyu Hyundai’nin Türkiye temsilcilerine yazdı, Muharrem Kılıç TBMM’de Maliye Bakanına sordu..

 

İşsizlik oranı, bölge ortalamasının üzerinde olan, sürekli göç alan, sosyal ve ekonomik dengeleri süratle bozulan, acilen yatırıma ihtiyaç duyan Malatya’dan, Hyundai’ye birkaç kişisel girişim dışından, “Malatya adına” toplu ve güçlü bir davet gitmezken, Hyundai için hergün birkaç ilin yerel yöneticilerinin, siyasilerinin, sivil toplum kuruluşlarının davetlerini, yazılarını basından takip ediyoruz. Niğde, Konya, Kayseri, Yalova, Kütahya ve birçok ilçe.. Ama Malatya’dan ses yok.. Hatta, bazılarının “Nereden çıktı bu Hyunhdai” dediğini bile tahmin edebiliyoruz..

 

Yapılacak iş; dört başı mamur bir dosyayla, Malatya’daki “atıl” durumdaki tesisi, koşullarını ve sağlanabilecek olanakları Hyundai’ye götürmek.. Ama, “Buraya gelmezler ki..” diyerek, hiçbir şey yapmadan oturmak!.. Buradakiler onu yapıyorlar..

 

                      

                                               * * *

 

SERVİS MİNİBÜSÜNÜN KAPISINDAKİ SİLAHLI EŞKİYA!..

Bu olayı, çok daha “ağır” bir şekilde yazacaktık.. Geçtiğimiz Çarşamba gecesi, Kanal D’de bir programa katılan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in bir soru üzerine söylediği “Can güvenliğinin olmadığı yerde devlet yoktur..” sözleri tam da yazmayı düşündüğümüz yazıya ana fakir oluşturacaktı.. Ancak, birkaç gün sonra failler yakalandığı ve de tutuklandıkları için, sadece o gün olanı aktarmayı ve bir durumun vehametini göz önüne sermeyi uygun gördük..

 

Geçtiğimiz hafta Cuma günü saat 15.30 sıraları.. Bir özel okulun öğrencilerini taşıyan servis minibüsü, içi öğrencilerle dolu halde Yeşiltepe’deki Yeşilevler’in önünde iken, aniden yola doğru koşmaya başlayan, her biri “kriminal suçlu tipindeki” 5-6 silahlı adam minibüsün kapısına doğru yönelir.. Bunlardan bazıları minibüsün kapısını açmak için hamle ederler.. Allah’tan ki, “arızası” olan kapı, bu dış zorlamayla açılmaz.. Minibüsün içindeki 14-17 yaşındaki öğrenciler, sürücü adeta “şok” olmuşlardır.. Bazıları kendilerini koltukların altına atarlar.. Sonra sürücü şoku atlatır ve gaza basar, uzaklaşır oradan..

 

Eli silahlı eşkiya, o minibüse ulaşmadan birkaç dakika once “fuhuş ticareti” hesaplaşmasında 3 kişiyi vuran, sonra da Gaziantep’te yakalanan “çete” elemanlarıdır. Zaten olaydan hemen sonra Gaziantep’e kaçabilmişler, ancak 3 gün sonra yakalanabilmişlerdir. Öğrenci dolu minibüse binmeleri halinde ne yapacaklardı? Öğrencilerin yaşadıkları korku.. Vs..

 

Kendinizi o çocukların yerine koyunuz.. O çocuklar arasında, okuldan dönmesini beklediğiniz çocuğunuzun olduğunu düşününüz..

 

İşte, Malatya’dan bir manzara daha size..

 

                                   * * *

 

2. OSB’NİN İSYANI

2. Organize Sanayi Bölgesi (OSB)’nde, 2000 yılından itibaren tesisleşme girişimleri başlamıştı. Bazı tesisler yapıldı, bazıları üretime bile geçti. 2004 yılının Eylül ayında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, gündüz gözüyle havai fişekler patlatılan görkemli açılış yaptırıldı. Cilalı sözler söylendi, devlete karşı taahhütlerde bulunuldu, devlet taahhütte bulundu vs.

 

Aradan 1 yılı aşkın bir zaman geçtikten sonra, 2. Organize Sanayi İşadamları Derneği Başkanı Süleyman Ataş’ın adeta patlamasını duyuyoruz. AKP’nin milletvekillerinden Münir Erkal’a yakın isimlerden biri olduğunu bildiğimiz, yaz mevsimi başlarında Ankara’ya giden Malatya heyetine Erkal kontenjanından girdiği konuşulan Süleyman Ataş, 2. Organize’ye ilgisizliğe isyan ediyor. “Ne yolumuz, ne suyumuz, ne kanalizasyonumuz var.. Bir elektrik getirdiler, o da sık sık kesiliyor.. Bizi şovlarına alet ediyorlar.. Hizmet istiyoruz..” diye feryat ediyor.

 

Geçen seneki resmi açılış töreninde, kürsüden ses verenlerin hiçbirinden bu feryada karşı bir destek duymadık.

 

2. OSB’de durum bu iken, 3. OSB konuşulmuyor mu? İşte bu, 2. OSB’deki yatırımcıları çileden çıkarıyordur, eminiz..

 

                                               * * *

 

 

MÜDÜR NE DEDİ, NE OLDU?..

Kasım ayında, Milli Eğitim Müdürlüğü’nün, bazı okul onarım inşaat işlemlerinin zamanında yapılabilmesi için, Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’nün talebi olan 30 bilgisayarı, daire bünyesinde karşılamak için girişimlerde bulunduğunu, bu bilgisayarlardan bazılarının, alımının “nizalı” ve mahkemelik olduğunu yazmıştık.

 

Milli Eğitim Müdürü Hamza Doğuç’un, bu yazının ardından gönderdiği cevabi yazıda, Bayındırlık’ın istediği bilgisayar sayısının 30 değil, 11 olduğu (Bayındırlık resmi yazısında 30 bilgisayar istemişti), bu talebin Valilik oluru ile “iş verimini artırmak ve kuruluşlar arasındaki koordinasyon için” geçici olarak gönderileceği, ayrıca bu bilgisayarların “hacizli” ve herhangi bir dava konusu olmadığı iddia edilip, “Kişi ve kurumların yıpratılmasına yönelik habercilik anlayışının objektif ve yansız habercilik ve yayıncılıkla ilgisinin bulunmadığı açıktır. Bu nedenle doğru olmayan iddiaların kamu kurum ve kuruluşların ve onların yetkililerini derinden üzeceği bilinmelidir.” deniyor. Geçenlerde bir törende, iktidar partisi mensubu bir kişinin, görüntüleri kameralara da yansıyan “azarlamasına” muhatap olurken, sesi-soluğu çıkmayan Milli Eğitim Müdürünün, bize gönderdiği yazıda, açıklamasına yer verilmediği takdirde yasal yollara başvuracağı “tehdidi” yeralıyor!

 

Milletvekili Münir Erkal’ın isteği üzerine bünyesinde Teknoloji Okulu açılması öngörülen Fen Lisesi’nde yatakhanenin düzenlenmesiyle oluşturulan Bilgisayar Laboratuvarı’na bilgisayar temini işine girişilmişti. Doğuç’un girişimleri sonucu, özel dersanelerle toplantı yapılmış, her dershanenin bu nedenle bir bilgisayar almaları istenmişti. Laboratuvar için alınan bilgisayarlar, daha sonra çıkan bir sorun nedeniyle, bir kısmı Milli Eğitim Müdürlüğü idari hizmet birimleri olmak üzere, müdürlük bünyesindeki personele tahsis edilmişti. Alınan 21 bilgisayarla ilgili ödemede çıkan sorun nedeniyle, bu bilgisayarların “dava” konusu olduğu biliniyor ve bu durum halen devam ediyor.

 

Ayrıca, Milli Eğitim Müdürü’nün, Bayındırlık’a gönderilmek üzere saptadığı bilgisayarlardan, “nizalı” olanları Malatyahaber’deki yazınının ardından belirlediği ve bunların böylece “gönderilecekler” arasından çıkarıldığını biliyoruz.   Mesela 11 bilgisayardan 5’inin “nizalı” olduğunu Milli Eğitim Müdürü, Malatyahaber’deki yazıdan sonra öğrendi (Veya yazıdan sonra iç yazışmayla durumu tesbit ettirdi)..  Yani Milli Eğitim Müdürü’nün “açıklama”sında yine doğru olmayan bilgiler var..

 

 Zaten, Bayındırlık’da bilgisayar talebinden vazgeçmişti.

 

                                               * * *

 

 

RUHSATSIZ AÇILIŞ MODASI..

Göz önünde törenli, “protokol” katılımlı açılışlar yapılıyor, zaman zaman..

 

Ancak bunlardan bazıları, en son geçen hafta yapılan bir açılışta olduğu gibi, “tam olarak” açılış koşullarını yerine getirmeden hizmete sokuluyor..

 

Geçtiğimiz yaz aylarında, “ruhsat” sorununu o dönemde halletmemiş bir turistik otelin açılışını, AKP’li bir milletvekili yapmıştı. Belediyedeki ruhsat konusu dahi halledilmediği için bu otel açılışına Belediye Başkanı katılmamıştı. Kültür ve Turizm Bakanının da katılması planlanan bu açılış töreni, “ruhsat” sorunundan haberdar edilen bakan gelmeyince, “bakansız” gerçekleşmişti..

 

Geçen hafta da bir güzellik salonunun açılışı vardı. Açılışı İnönü Üniversitesi rektörü yapıyordu. Hemen sonra Valinin de açılış törenine dahil olduğunu öğrendik. Tesis törenle açılmıştı açılmasına da, “ruhsatı” yoktu. Dahası, açıldığı tarihe kadar “ruhsat” başvurusu dahi bulunmuyordu. Üst düzey katılımla açılan bu yer için de, ilgili resmi kurumların hafta başında denetime gittikleri, “ruhsat” için süre tanındığını öğrendik.

 

İşyerleri, tesisler için ruhsat niçin gereklidir? Neyin belgesidir? Niye zorunludur? Ve niye “ruhsatsız” tesisler, üst düzey katılımlı törenlerle açılmaktadır? Bunlar neyin göstergesidir?

 

 

                                                        * * *

 

ADLİYELİK CHP..

CHP’nin merkez ilçe yönetiminde ilginç olaylar oluyor..

 

İlçe yönetiminden Vahap Güner ve Osman Ekici  istifa ediyor.. Bu kişiler istifa ettikten sonra, tehdit edildikleri iddiasında bulunuyorlar. Sonra merkez ilçe başkanı Zeki Çıplak basın toplantısı düzenliyor. Bu üyeleri, partili olmamakla, karar defterlerini tahribatla, ajanlıkla, yolsuzlukla, bir toplantıda bayan yönetim kurulu üyesine fiili saldırıyla suçluyor ve “Tek amaçlarının güçlenen partimizi çökertmek olduğunu öğrendik” diyor. Bu kişiler hakkında, ihraç talebi ile disiplin işlemi yapılacağını, ayrıca Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulacağını söylüyor.

 

Bu kez suçlanan iki eski yönetici çıkıyor, merkez ilçe başkanının ithamları karşısında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını, il yönetiminin gelişmelere seyirci kaldığını, partililerin olağanüstü kongre istediklerini iddia ediyorlar.

 

Karşılıklı iddia ve ithamlar, yenilir yutulur gibi değil..

 

Oysa aynı isimler, çok değil daha birkaç ay once “can ciğer kuzu sarması” idiler!..

 

                                               * * *

 

BU TEBLİGATLAR GEÇERSİZ Mİ?

Malatya Trafik Tescil ve Denetleme Şubesi, plakalara yazılan cezalarla ilgili tebligatları, muhataplarına posta ile gönderiyor.

 

Araçlarına nerede, hangi nedenle ceza yazıldığını kendilerine tebliğ edilen bu tutanaklardan öğrenen araç sahipleri, tutanakların altında söz konusu cezaların 10 gün içinde ödenmesi, bu süre içerisinde ödenmediği takdirde cezanın iki katına çıkacağı ve ödeme süresinin 10 gün daha uzayacağı, bu sürede de ödenmezse cezanın 3 katına çıkacağı yolundaki uyarıya takılıyorlar.

 

Oysa bir süre once yapılan düzenlemede, trafik cezalarının tebligattan itibaren ödenme süresi 1 ay.. Sonraki her ay için kanuni gecikme cezası söz konusu. Yani, kendilerine “resmen” iletilen tebligattaki ödeme koşulları, artık geçerli değil.

 

Artık yürürlükte olmayan ödeme koşullarını içeren belgelerle yapılan tebligatın yasal açıdan geçerli olup olmadığı, resmi bir kurumun, muhatabına gerçekte olmayan müeyyideleri hatırlatmasının, geçerli olmayan bilgileri içeren belgenin geçerliliğinin yasal yönü tartışılıyor.

 

Yetkili makamlar, bu konuya bir açıklama getirirler herhalde!.

 

 

                                               * * *

 

 

ÖĞRENCİ KIYAFETİNDEN OKUL YÖNETİMİ SORUMLU DEĞİLMİŞ!..

Haftalık Yorum Gazetesi, ders yılı başında, Malatya’daki bazı ilköğretim okullarının öğrenci kıyafetlerinin usulsüz olarak değiştirildiğini, velilerin sadece belli mağazalara yönlendirildiğine ilişkin bir iddiaya yer vermişti.

 

Bu iddia, Milli Eğitim tarafından incelenmiş ve söz konusu gazeteye şu yanıt verilmiş:

 

“..Okul yönetiminin bu konuyla ilgisi olmadığı, bu kararın okul aile birliğince alındığı tesbit edilmiş olup, okul yönetimi hakkında herhangi bir işlem yapılmasına gerek görülmediği muhakkikçe düzenlenen… gün ve .. sayılı inceleme raporundan anlaşılmış bulunmaktadır..”

 

Öğrenci kıyafeti değiştirilmiş, bunu velilerin oluşturduğu okul aile birliği yapmış, okul idaresinin olayla ilgisi yokmuş ve bu nedenle de okul idaresi hakkında herhangi bir işlem yapılmasına gerek duyulmamış!..

 

Öğrencinin kılık kıyafetini Okul Aile Birliği belirlemiş, yazıdan anlaşıldığına gore bunda anormallik yokmuş?.. Okul Aile Birlikleri’nin müdür, öğretmen çalıştırma, okul idare etme vs. gibi yetkileri de var mı? Bu vesile merak ettik de!..

 

                                                      * * *

 

İKİ YILLIK FAKÜLTE!..

Yorum Gazetesi’nden Yaşar Karaaslan, geçtiğimiz aylarda “işkence” görüntüleri nedeniyle gündeme gelen 0-6 Yaş Çocuk Yuvası’nı da bünyesinde barındıran; yuva, yurt ve huzurevi gibi sosyal kurumlardan sorumlu Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden, bağlı kuruluşlarının üst düzey yöneticilerinin eğitim durumlarını öğrenmek için bilgi istemişti..

 

Karaaslan’a “resmi” bir yazı ekinde verilen listeye biz de gözattık.. Yuva, yurtlar ve huzurevindeki görevli yönetici personelin eğitim durumlarının verildiği listede, bazı isimler “2 yıllık fakülte mezunu”, bazı isimler “3 yıllık fakülte mezunu”, bazı isimler “4 yıllık fakülte mezunu”.. diye belirtilmişlerdi..

 

Bilindiği gibi, fakülteler, 4 yıl süreli, lisans düzeyinde eğitim veren akademik eğitim kuruluşları.. Yani 2 yıllık, 3 yıllık fakülte diye birşey söz konusu değil.

 

Basına verilmek üzere, amiri tarafından hazırlanması istenen bilgileri, “2 yıllık fakülte.. 3 yıllık fakülte..” diye listeleyip veren görevlinin eğitim durumu, merak konumuz oldu. Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü açıklasa da öğrensek.. “5 yıllık ilk fakülte mi..”, “3 yıllık orta fakülte mi”, “3 yıllık lise fakültesi (4 yıllık daha mezun vermedi)” ya da kendi listelediği gibi “yüksek” kategorideki muhtelif süreli “fakülte mi”?!..

 

                                                              * * *

 

SON GÜN “AYIP”TAN KURTARDI!..

Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu’nun, katıldığı bir televizyon programına birlikte konuk olduğu sanatçı Yavuz Bingöl’e, Malatya’da kimsesiz çocuklar yararına bir konser vermesi teklifinde bulunduğu, Bingöl’ün de herhangi bir ücret talep etmeksizin bu konseri gerçekleştirme sözü verdiği, konser zamanı olarak 29 Aralık Perşembe akşamının kararlaştırıldığı ve Atatürk Spor Salonu’nda yapılacağı kamuoyuna yansımıştı..

 

Bu organizasyonda görev üstlenen Malatya Himayeye Muhtaç Yaşlı ve Çocukları Koruma Derneği Başkanı Ece Budan’ın konserden bir gün önceki “ilgisizlik ve nedenleri”ne ilişkin açıklamaları, bayağı etki yarattı. Budan, CHP milletvekilinin bu organizasyonun önünde yeralmasına, bazılarının “siyasi” nedenlerle tepki gösterdiğini, bu tepkilerini kendisine kadar ilettiklerini, ayrıca konsere 1 gün kalmasına rağmen bilet satılmadığını söylüyor, şaşkınlığını dile getiriyordu.

 

Budan’ın bu açıklamalarının Malatyahaber’de ve yerel basında yeralmasının ardından, 1 günde adeta bir seferberlik oldu. Emniyet Müdürlüğü başta bazı kurumlar özel ilgi gösterdiler.. Çeşitli siyasi partiler, eğitim kuruluşları seferber oldular. Sonuçta, Atatürk Spor Salonu’nda Perşembe akşamı gerçekleştirilen konsere ilgi fazla oldu.

 

Son gün hareketlenmesi, konserin 1 gün öncesine kadar görülen “aşırı ilgisizlik” ayıbını ortadan kaldırırken, organizasyonda “fahri” olarak görev alanlara da, “Malatya’nın İmajı” açısından rahat bir nefes aldırdı.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."