Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

“Palalı Fas’ta Ben Buradayım”

“Palalı Fas’ta Ben Buradayım”
  • 27.12.2015

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Muğla Milletvekili Nurettin Demir ile birlikte, Gezi Parkı olayları nedeniyle tutuklanan ve Metris Cezaevi’nde barındırılan tutuklularla görüştü ve bu görüşmelere ilişkin raporu açıkladı.

Ağbaba’nın verdiği bilgiye göre söz konusu rapor şöyle:

“GEZİ DİRENİŞİ TUTUKLULARI ” ZİYARET RAPORU

METRİS CEZAEVİ- 12.07.2013

Döve döve gözaltına alındılar, haksız yere içerde tutuluyorlar !!!

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Muğla Milletvekili Nurettin Demir’den oluşan Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu Üyeleri bugüne kadar 50’den fazla cezaevinde 100’den fazla ziyaret gerçekleştirmiş, bu ziyaretlerle ilgili Hasta Mahpuslar Raporunu yayınlamış,  24 Temmuz 2013 günü yayınlanacak olan Tutuklu Gazeteciler Raporunu hazırlamıştı. Ayrıca her cezaevi ziyaretini ayrı bir rapor ile kamuoyuna duyuran Komisyon Gezi Olayları sırasında 500’ün üzerinde gözaltındaki öğrenciyi ziyaret etmiş ve kamuoyunun dikkatini bu noktaya çekmişti.  Şimdi de CHP Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu Üyeleri Gezi Olaylarında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan kişileri ziyaret etme kararı almıştır. Bu kapsamda Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve Manisa Milletvekili Özgür Özel 12 Temmuz 2013 tarihinde, CHP’nin Meclis gündemine taşıdığı ve Adalet Bakanına şikayetleri bir yıldırım telgrafla bildirdiği Metris Cezaevinde bulunan 8 öğrenci ve yine bundan bir ay kadar önce tutuklanan Çarşı Grubu mensuplarından şu anda içerideki tek tutuklu 1 kişiyi Metris cezaevinde ziyaret etmişlerdir.  

GENEL DEĞERLENDİRME

Metris Cezaevi’ne yapılan ziyarette, Gezi Direnişi sırasında tutuklanan öğrenciler ve 1 ay önce tutuklanan Çarşı Grubu mensubu 1 kişi olmak üzere toplamda 9 genç ile görüşülmüştür. 

Gezi olayları nedeniyle gözaltına alınan bu gençler arasında yolda yürürken gözaltına alınanlar da, sürekli eylemlere katılanlar da bulunmaktadır.

Tüm tutuklular, gözaltına alınırken, ağır hakaret, küfür ve şiddete maruz kaldıklarını, darp edildiklerini beyan etmişlerdir. Ayrıca tutuklananların tamamı ayrı ayrı koğuşlarda ve hepsi adli suçlular ile birlikte kalmaktadır. 

Tutuklu gençlerin çoğu, polisin ağır ve yoğun gaz saldırısının gerçekleştiği İstiklal Caddesinden Rumeli Han’a sığınanlardır ve toplu bir şekilde gözaltına alınmışlardır. 

Bazı gençler, diğer tutuklu ve hükümlülerin kendilerini koğuşta ortacılık görevine vererek hizmet ettirdiğini ve geceleri zorla nöbet tutturduklarını, hatta bunların kendilerini tehdit ettiklerini söylemişlerdir.

Gençlerin bazıları koğuşlarındaki tutuklu ve hükümlülerin kendi görüşlerine göre kiminin çözüm sürecini baltalayacağı kaygısıyla, kiminin kendi dünya görüşüne ters olduğu için Gezi Olaylarına tahammülsüz yaklaştıklarını ve bu konuda haberler çıktığında da kendilerine yönelik tepki gösterdiklerini ifade etmişlerdir. 

Gençler ayrıca çay demlemekten, temizliğe, çamaşırların yıkanmasına kadar birçok işin kendilerine verildiğini, gece nöbetleri tutturduklarını ve zaman zaman da tehdit edildiklerini söylemektedirler.

Polis tarafından dövülerek gözaltına alındıklarını tekrarlayan tutuklu gençler, haklarında tutarlı bir suçlamanın ve gerçekçi kanıt ve delillerin olmadığını söylemişlerdir. Tutuklu gençlerin hepsi neden tutuklandıklarına dair net bir fikre sahip değillerdir.

Gezi Direnişi tutukluları ile yapılan görüşmelerden elde edilen bilgileri aşağıda dikkatinize sunuyoruz.

GEZİ DİRENİŞİ TUTSAKLARI İLE YAPILAN GÖRÜŞMELER

ALİ SARIÇİÇEK (Bayrak Satıcısı)

“Ben içerdeyim çocuklarım aç”

1979 doğumlu Sarıçiçek, evli ve 5 çocuğu var. 2yıldan bu yana maçlarda ve eylemlerde bayrak satışı yaparak, geçimini sağlayan Sarıçiçek, en büyük çocuğunun haftada 150 TL ücretle kemercide çalıştığını, evin başka geçim kaynağı olmadığını söylüyor. Bu nedenle, kendisinin içerde olması yüzünden karısının ve 5 çocuğunun aç kaldığını söylüyor.

“Bayraklar ıslanınca isyan edip ellerimi açtım”

Bayrak satarak evini geçindiren Sarıçiçek, çok yorulduğu için eve gitmeye karar verdiğini ancak yolunun polis barikatı ile kesildiğini söylüyor. Geçmek için izin istediğini belirten Sarıçiçek, kendisine izin verilmediğini ancak pasaportlarını gösteren ABD’li iki kişinin barikattan geçmesine izin verildiğini ifade ediyor. Bunun üzerine sinirlendiğini ve ellerini havaya kaldırdığını söyleyen Sarıçiçek, o sırada TOMA’nın tazyikli su sıktığını ve tüm bayraklarının ıslandığını ve ıslanan bayrakların satılmayacağını söyleyen Sarıçiçek bu durumdan dolayı sinirlendiğini anlatıyor. Bu nedenle polise sözlü olarak tepki gösterip bağıra çağıra oradan uzaklaştığını, ters yöne yürümeye başladığını ve o sırada gençlerin “Zıpla Zıpla Zıplamayan Tayyip” sloganı attığını söyleyen Sarıçiçek, iki sokak ötede dinlenmek için oturduğu kaldırımdan gözaltına alındığını söylemiştir.  Ayrıca Sarıçiçek, bayraklarının karakolda kaldığını ve ailesine teslim edilmediğini de belirtmiştir. 

 “Atatürk Bayrağını delil kabul ettiler” 

Sarıçiçek, kendisine yöneltilen suçlamanın “halkı isyana teşvik” olduğunu ve hakkındaki delillerin Atatürk ve Türk Bayrağı olarak tutanaklara geçtiğini söylemektedir. Kendisine karakolda sorgu sırasında gösterilen resimler ise TOMA’nın önünde sinirli bir şekilde bağırırkenki resmi ile gençler slogan atarken elinde ıslak bayrakları ile olduğu resimleridir. 

 “Palalı Fas’ta ben buradayım”

10 kişilik koğuşta 12 kişi kaldıklarını söyleyen Sarıçiçek, neden içerde olduğunu bir türlü anlayamadığını ifade ediyor ve ekliyor “Palalı Fas’ta ben buradayım”.

“Her işin bir riski var, burada bulanmamın sebebi ise “iş kazası” 

Bayrak satarak geçimini sağladığını tekrarlayan Sarıçiçek, her işin bir riski olduğunu ve şuan cezaevinde olmasının sebebinin de bir “iş kazası” olarak görülebileceğini ifade etmektedir. Eylem alanında bayrak satmak için bulunduğunu ve eylemci olduğu için değil ekmek parası için alanlarda olduğu için tutuklandığını söylemektedir.

AHMET KAYCI

“Gazdan kaçıp, en güvenli yer olarak gördüğümüz karakola sığındık bir daha bırakmadılar”

1990 Eruh doğumlu olan Kaycı, 600-700 TL kazandığı bir işte çalışıyor. Eylemde bir arkadaşı ile gazdan kaçtıklarını, Beyoğlu Karakolu’na sığındıklarını beyan ediyor. Sığındıktan sonra gözaltına alınmış olan Kaycı, kendisine hiçbir soru sorulmadığını ve kimliğinin istenmediğini ifade ediyor. Tüm bunlara rağmen, “halkı isyan teşvik” suçlamasıyla tutuklandığını söylüyor.

Birlikte gözaltına alındıkları arkadaşının serbest bırakıldığını ancak kendisinin neden hala içerde olduğunu anlayamadığını söyleyen Kaycı, “sığınmak için gittiğim karakoldan gözaltına alınacağımı ise hiç aklıma getirmemiştim.” demektedir. 

UMUT AKGÜN

1988 Hozat doğumlu olan Akgün, bilgisayar programcısı ve aynı zamanda Açıköğretim İşletme öğrencisi. Eşi atanamayan öğretmenlerden olan Akgün, kendisini solcu olarak tanımlıyor.

 “Polis döve döve gözaltına aldı”

Annesi, babası, eşi ve kuzeni ile birlikte Mis Sokak’ta oturduklarını ve bira içtiklerini söyleyen Akgün, gaz atıldıktan sonra kaçtıklarını ve bir hana sığındıklarını anlatıyor. Polisin hanın içine defalarca gaz bombası attığını belirten Akgün, daha sonrasında içeri giren polislerce döve döve gözaltına alındığını ifade ediyor. 

“Annemi de dövdüler”“

Gözaltına alınırken 5 kat boyunca indirilirken hem darp edildiklerini hem de küfür yediklerini anlatan Akgün, “annesine yönelik de ağır küfür ve hakarette bulunduklarını ifade ediyor. Annesi, babası, eşi ve kuzeniyle birlikte aynı anda evden çıktıklarını, aynı yerde oturduklarını, aynı hana sığındıklarını söyleyen Akgün, “Kuzenim serbest, ben içerdeyim” diyor. 

“Yurt dışında olmama rağmen sürekli eylemleri gelmişim” 

Akgün, 27 yıldır aynı yerde oturmalarına ve polise doğru adresi vermesine rağmen, polisin yanlış ikametgah adresi verdiğini iddia ettiğini söylüyor. Kendisinin son bir aydır yurtdışında olmasına rağmen sürekli eylemelere gelmekle itham edildiğini beyan ediyor.

MEHMET YALÇIN

 “Faiz lobisi yâda Yahudi lobisi ile alakam yok Seyyid soyundan geliyorum”

1979 doğumlu olan Yalçın’ın Tekstil atölyesi olduğunu ve 4 kez eylemlere katıldığını ancak faiz lobisi yâda Yahudi lobisi ile alakasının olmadığını üstüne üstlük Seyyid soyundan geldiğini beyan etmektedir. 

“İstiklal’de dururken çekilen resmim kanıt oldu”

Polis barikatına yaklaştığını ve polislerle konuştuğunu söyleyen Yalçın, “Şiddet uygulamayın ayıptır dedim bunun üzerine polisler “alın bunu alın” diyerek gözaltına aldılar” demektedir.

“Polis darp etti doktor raporu alacağım”

Yalçın, polis tarafından darp edildiğini ve bunu kanıtlamak için görüşmenin yapıldığı gün doktora gideceğini de sözlerine eklemiştir.

İBRAHİM HALİLULLAH TURAN

“Patlamamış gaz bombası delil sayıldı”

1993 doğumlu olan Turan, evinin basıldığını ve patlamamış gaz bombasının delil olarak alındığını söylemektedir. Hakkında hiçbir resim görüntü bulunmadığını söyleyen Turan, hakkındaki tek kanıtın, alanda bulduğu ve evine götürdüğü patlamamış gaz bombası olduğunu beyan etmiştir.

“Oy pusulama ‘Sağım-solum Beşiktaş’ yazmıştım”

Çarşı grubu üyesi Turan, siyaset ile olan ilişkisini şu sözlerle özetlemiştir.

 “En ağırıma giden şey; Çarşı birilerinden para aldı, talimat aldı gibi ifadeler. Biz İstiklal’e ve Taksim’e ilk gece her birimiz kendiliğimizden koştuk. Her maçtan sonra bize dünyayı dar eden polis bu seferde başkalarını dövüyordu. Polise tepki için gittik. Çarşı bayraklarını görünce bir araya geldik. Ondan sonraki günlerde toplanıp birlikte yürüdük. Vatandaş ‘takımım başka ama yükselenim Çarşı’ dedikçe, Çarşının yaptıklarını övdükçe biz biraz daha motive olduk. Bazıları ‘parti kurarsanız oyum size’ diyordu. Bu çok hoşumuza gitti. Ama benim siyasetle hiç ilgim yok. Son seçimlerde sandığa gittim ve oy pusulama ‘Sağım-solum Beşiktaş’ Yazdım” ama bu yaşadıklarımdan sonra bu iktidarı kim yenecekse oyumu ona vereceğim.’ 

AHMET EROL

“Yolda yürürken gözaltına alındım”

1980 doğumlu Erol 1 haftalık evli. Alevi olan Erol kendisini CHP’li olarak tanımlamaktadır. Gözaltına alınmasına anlam veremeyen Erol, alışveriş merkezi önünde yürürken gözaltına alındığını ve hakkında hiçbir delil veya kanıtın olmadığını söylemektedir. 

OĞUZ TEKİN

1990 doğumlu olan Tekin, İTÜ Fizik 3. Sınıf öğrencisi. 

“Yerde bulanan kaskı, gözlüğü ve maskeyi bana yazdılar”

Hakkında hiçbir resim veya görüntü olmadığını söyleyen Tekin, polisin toplu gözaltı yaparken yerde bulunan maske, gözlük ve kasın kendisine yazıldığını ve içeri alındığını beyan etmektedir. 

“Kız arkadaşım serbest ben içerdeyim”

Yanında kız arkadaşı ile birlikte ara sokaklardan eve giderken birlikte gözaltına alındıklarını söyleyen Tekin, kız arkadaşının serbest bırakıldığının ama kendisinin tutulduğunu ifade etmektedir.  

ALİ CAN SÜNNETÇİOĞLU

1990 doğumlu olan Sünnetçioğlu, Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi. 

“Rumeli Han’dan toplu alındık, döve döve götürdüler”

Gaz saldırısı sonrasında Rumeli Han’a sığındıklarını beyan eden Sünnetçioğlu, buradan döve döve gözaltına alındıklarını ifade etmektedir. Polis tarafından kendilerine yönelik fiziki müdahalenin çok ağır olduğunu sürekli tekrarlayan Sünnetçioğlu, her defasında “Bizi çok dövdüler” ifadesini kullanmıştır.

“Polis, elimize bizim olmayan gaz maskelerini tutuşturdu”

Hakkında tek bir delil veya fotoğraf bulamadıklarını ifade eden Sünnetçioğlu, kendilerine ait olmayan gaz maskelerinin polis tarafından zorla ellerine tutuşturulduğunu söylemektedir.

ÖZGÜR YILDIRIM

1994 doğumlu Yıldırım Mersin Üniversitesi Halkla İlişkiler 1. Sınıf öğrencisi

“Ne maskem, ne gözlüğüm vardı, döve döve gözaltına aldılar”

Rumeli Han’dan topluca gözaltına alınanlardan biri olan Yıldırım, ne maskesi ne gözlüğü ne de kaskı olduğunu ifade etmiş ancak buna rağmen, gözaltına alındığını beyan etmiştir. Rumeli Han’dan gözaltına alınmak amacıyla indirilirken polis tarafında dövüldüklerini Yıldırım’da sözlerine eklemiştir. 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."