You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

“Risk Alanları Belirlenmeli”

“Risk Alanları Belirlenmeli”
  • 27.12.2015

Fırat Kalkınma Ajansı (FKA), dondan zarar gören kayısı ve meyvelerle ilgili yaptığı toplantının sonuç bildirgesinde “Bölgedeki kayısı üretim alanlarının don riski haritası çıkarılmalı, riskli bölgelerde kayısı tarımı engellenmeli ve verilecek teşviklerde riskli alanlar kapsam dışı tutulmalıdır” denildi.

FKA Kalkınma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Gezer’in başkanlığında toplanan, Kalkınma Kurulu don toplantısı sonucunda yapılan açıklamada, Çalıştayda ortaya konulan görüş ve düşüncelerin bir bildirge ile ilgili kişi ve kamuoyuna açıklamaya başladıklaını söyledi.

Gezer, şunları söyledi:

“Kayısı, başta Malatya ili olmak üzere bölgemizin ve ülkemizin en önemli tarımsal ürünlerinden biridir. Bölgemizde üretilen kayısı, özelliği gereği bölgemize ve ülkemize ciddi düzeyde rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Yapılacak çalışmalarla bu potansiyelin daha da artırılması mümkündür.

Maalesef bu yıl kayısı üreticileri son yılların ciddi doğal afetiyle karşı karşıya kalmıştır. Yaşanan don hasarının bu kadar etkili olması önemli oranda oluşan don olayının mekanizmasından kaynaklanmaktadır. Genellikle radyasyon donlarına maruz kalan ilimiz bu defa konveksiyon donlarına maruz kalmıştır. Dondurucu bir soğuk hava tabakasının rüzgar vasıtasıyla bir bölgenin üzerinden geçmesi sonucu oluşan konveksiyon donları çok daha etkili olmakta ve alınan tedbirler de pek bir işe yaramamaktadır. Bu durum ise zararın boyutunu ve şiddetini arttırmaktadır.

İlgili kuruluşların ilk incelemeleri ve ortaya çıkan bilgilere göre 30 Mart 2014’te gerçekleşen don hasarı Malatya ve civarındaki kayısı üretimine yüzde 90-100 arasında zarar vermiştir. Gerçekleşen hasarın boyutu, şiddeti ve kapsamı oldukça büyüktür. Oluşan don hasarı sadece kayısı üretimini değil diğer meyve türlerini de benzer oranlarda hasara uğratmıştır.

Yaşananlarla ilgili tek tesellimiz kayısı bahçelerimizin yüzde 25-30 kadar kısmının don hasarına karşı sigorta kapsamında olmasıdır. Bu durum en azından bu üreticilerimiz için olayın şiddetini kısmen azaltacaktır. Ancak TARSİM tarafından zarar gören üreticilere ödeme yapılırken birçok kesintinin yapıldığı ve sonuçta poliçe bedelinin yüzde 48 kadarının ödendiği dikkate alındığında bu miktar üreticilerin ancak masraflarını karşılayabilecektir. Bununla birlikte geri kalan yaklaşık yüzde 75’lik kısmı oluşturan üreticilerimiz çok daha ciddi mağduriyetle karşı karşıyadır.

Malatya’nın gerçekleştirdiği ihracatın yaklaşık yüzde 70’inin kayısı ihracatından oluştuğu dikkate alındığında yaşanan doğal afet ilimizin ihracat rakamlarını da olumsuz etkileyecek ve büyük ihtimalle dünya üzerindeki bazı pazarların kaybedilmesine de yol açacaktır.

Ayrıca kayısı üretiminin Malatya ve bölge ekonomisinin lokomotif unsurlarından biri olduğu dikkate alındığında ortaya çıkan sonuç ilde ve bölgede eğitim, ticaret, konut sektörü ve istihdam gibi birçok alanı da olumsuz etkileyecektir.

Ortaya çıkan sonuç, ülkemizde ciddi boyutlarda yaşanan kuraklığın bütün tarımsal üretimi olumsuz etkileyeceği gerçeğiyle birlikte düşünüldüğünde üreticilerin durumu ve yaşanacak sıkıntıların boyutları daha iyi anlaşılacaktır. Bu durum ilimizde ve bölgemizde on binlerce üretici aileyi ekonomik olarak geçimini sağlayamaz hale getirecek ve çaresiz duruma düşürecektir. Bu ise tedbir alınmadığı takdirde iflas ve icra olaylarını artıracak, sosyal huzursuzluklara yol açacaktır.”

Alınması gereken tedbirler de şöyle belirtildi: 

“Büyük bir mağduriyet yaşayan üreticilerimizin bu mağduriyetlerini en azından hafifletebilmek için; bölgemizde don hasarından etkilenen meyve üreticileri ile yaşanan kuraklıktan etkilenen diğer tarım üreticilerinin kamu kurumlarına olan borçların silinmesi ya da ertelemesi, faizsiz kredi uygulaması başlatılması ve doğrudan gelir desteği sağlanması gibi tedbirler uygulamaya konulmalıdır.

Bölgemizde bütün meyve üretiminin ciddi düzeyde zarar gördüğü ve ayrıca yaşanan kuraklık sebebiyle bütün tarımsal üretimin olumsuz etkilendiği dikkate alınarak en azından alternatif geçim kaynağı olmayan üreticilerimize bir yıl boyunca asgari geçim düzeyi üzerinden aylık ödeme yapılması gündeme alınmalıdır.

Yaşanan olumsuzluklardan dolayı meyve üreticilerimizin bahçelerine yıllık bakım yapmaları oldukça zorlaşmıştır. Bu durum bölgemizde meyve üretiminin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyecektir. Bu riskin ortadan kaldırılması için en azından bir yıl süre ile meyve üreticilerine ilaç, gübre ve mazot gibi girdiler için yüksek düzeyde “alan bazlı destek” sağlanmalıdır.

Özellikle aşırı fiyat dalgalanmalarından olumsuz etkilenme ihtimalleri dikkate alınarak ihracatçılarımızı koruyucu tedbirler de düşünülmelidir.

Üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve tarımsal üretimin sürekliliği alınacak bu tedbirlere bağlı olacaktır.

Özellikle Malatya ve bölgesindeki kayısı üretiminin bu boyutta düşmesi ülke olarak elimizdeki ticari pazarların kaybedilme riskini ortaya çıkarmıştır. Bunun engellenmesi için geçmiş yıllardan kalan ve 50 – 60 bin ton kadar olduğu tahmin edilen kayısı stoklarının en rantabl şekilde değerlendirilmesi sağlanmalıdır.

Özelde kayısı genelde ise meyvecilik alanında yaşanan bu durum bir “kriz” durumudur. Bu “kriz” durumu bu alanda yaşanan sorunların daha derli toplu ve daha esaslı ele alınmasında bir fırsata dönüştürülmeli ve sorunların çözümüne odaklanılmalıdır.

Tarımsal üretimde risk yönetiminin önemli enstrümanlarından biri olan sigorta uygulamasının kapsamı genişletilmeli, cazibesi artırılmalı, karmaşıklıktan uzaklaştırılarak sade ve anlaşılır hale getirilmelidir. Bu anlamda “don hasarı”, “dolu hasarı” “çiçek hasarı” vb uygulamalardan ziyade tek başlık altında genel bir sigorta uygulamasına geçilmelidir.

Kuru kayısı üreticiliğinde mutlaka taban fiyatı uygulamasına geçilmelidir. Zaman zaman fındıkta uygulanan taban fiyatı uygulamasının bir benzeri mutlaka kayısı üretiminde de gündeme alınmalıdır. TARSİM de dahil kayısı üretimindeki iyi uygulamaların yaygınlaşması ve birçok sorunun çözümü taban fiyatı uygulamasına bağlıdır. Sigorta yaptırılması kayısı zarar gördüğünde çiftçiye bir umut olmakta ancak kayısının bol olduğu yıllarda ise fiyatlar çok düştüğü için sigorta primlerini ödemek zorlaşmaktadır. Bu ise fiyatların ne kadar düşeceğini tahmin edemeyen üreticilerde sigorta yaptırmama eğilimine yol açmaktadır. Oysa taban fiyatı uygulaması çiftçinin önünü görmesini sağlayacaktır. Örneğin 3-4 numaralı (100-120 adet/kg) kayısıya minimum 4 TL’lik bir taban fiyatıyla birlikte uygulanacak TARSİM uygulaması kayısı üretimindeki birçok sorunu çözecektir. Taban fiyatı olmadığı durumlarda TARSİM yeterli bir çözüm olmayacak, yeterince yaygınlaşamayacak ve bu sorunlar her yıl yeniden tartışılacaktır.

Kayısı konusunda birinci dereceden sorumluluk alacak ve inisiyatif üstlenecek bir kuruluşun olmaması da önemli sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunun giderilmesinde “Ulusal Kayısı Konseyi”nin kurulması büyük önem arz etmektedir.

Üreticilerimizin genel itibariyle örgütlenmemiş olması ciddi sorunlara yol açmaktadır. Örneğin bir “Kayısı Üreticileri Birliğinin” olmaması büyük bir eksikliktir. Oysa bu tür birlikler gelişmiş ülkelerde ciddi karşılık bulmakta ve yaşanan sorunlarda inisiyatif üstlenmektedir. Bu yüzden ilimizde de bir an önce çiftçi örgütlenme modelleri geliştirilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.

Son dönemlerde yapılan çalışmalarla yönetmeliği yayımlanan “Kayısıda Lisanslı Depoculuk” çalışmaları hızlandırılmalıdır.

Bölgedeki kayısı üretim alanlarının don riski haritası çıkarılmalı, riskli bölgelerde kayısı tarımı engellenmeli ve verilecek teşviklerde riskli alanlar kapsam dışı tutulmalıdır.

İlgili alanlara yönelik Ar-Ge faaliyetleri artırılmalıdır. Bölgedeki araştırma kuruluşlarının ve ilgili yükseköğretim birimlerinde yapılan araştırmalar ile yüksek lisans ve doktora çalışmaları bölgenin öncelikleri dikkate alınarak planlanmalıdır.

Kayısı üretiminde var olan aktörler birbirini rakip olarak görmemeli başarının karşılıklı işbirliği ve yardımlaşmadan geçtiği dikkate alınmalıdır.

Kayısı üretiminde mutlaka sözleşmeli üretime geçilmelidir.

Tarım ile tarımsal sanayi birbirini besleyen ayrılmaz bir ikilidir. Günümüzde biri olmadan diğeri düşünülemez. Bu yüzden tarımsal sanayinin geliştirilmesi için her alanda daha etkin adımlar atılmalıdır. Ancak bölgede tarımsal sanayinin gelişmesi, kayısının yanı sıra diğer meyve türlerinin de yaygınlaşmasına bağlıdır. Bu yüzden sadece kayısıya odaklanmak yerine birçok meyve için oldukça uygun bir altyapıya sahip bölgemizde meyvecilik konusunda daha kapsamlı bir konsept geliştirilmelidir“

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."