Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

Şok İddialar!..

Şok İddialar!..
  • 27.12.2015

Nisan ayında 3 kişinin öldürüldüğü Zirve Yayınevi olayı ile ilgili olarak Ankara’dan Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Malatya Emniyet Müdürlüğü’ne gelen bir ihbar mektubu üzerine ayrı bir soruşturma açıldı. İhbar mektubu sebebiyle Zirve Yayınevi vahşetinin şüphelilerinin ifadeleri cezaevinde alınarak, “480 bin YTL çek, 350 YTL nakit ve İncirlik Üssü’nden yurtdışına kaçırılma” iddiaları da soruldu.

Ankara’dan M.Ş. adlı şahıs tarafından 12 Aralık 2007 tarihinde posta yoluyla Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı ile Malatya Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen bir ihbar mektubunda 3 kişinin öldürüldüğü Zirve Yayınevi olayı ile ilgili olarak ilginç ve şok iddialar yeralıyor.

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 25 Aralık 2007 tarihinde kayıt altına alınarak CMK 250. maddesi kapsamında Cumhuriyet Savcılığı’nca soruşturma açıldı.

“Malatya kitabevi cinayetinin gerçek yüzü” başlıklı sık aralıklarla yazılmış, çok ilginç ayrıntılar içeren 2 tam sayfalık ihbar mektubunun girişinde olayın misyonerlik faaliyetlerindeki Alman ekolü ile ABD ekolü arasındaki rekabetten dolayı çıktığı ileri sürülerek, Amerikalılar’ın misyonerlik faaliyetlerinde Alman ekolünün ön plana çıkmasından rahatsızlık duyduğu ve Almanlar’ın tasfiye edileceği iddia ediliyor. Mektupta, “13.12.2004 tarihinde kripto göreve çağrılmış ve operasyon emri verilmişti. Özellikle İstanbul, Nevşehir, Kayseri, Adana, Mardin, Şanlıurfa, Van, Diyarbakır’ı anlatmayacağım. Çünkü yakın zamanda oralarda da önemli olaylar olacak. Kripto bugünden sonra hızla sonuç alıcı eylemler sergileyecektir. Türkiye’yi kana bulanacaktır” iddiaları yer alıyor.

Gruba yakın bir isim verilerek, bu kişinin misyonerlik eylemleri için yüklü paralar verilerek görevlendirildiği ve Zirve Yayınevi olayını gerçekleştirdiği iddia edilen mektupta, olaydan önce Zirve Yayınevi’ndeki Martin adlı görevlinin hedef gösterilerek Türkiye’yi terk etmesini sağlandığı ileri sürülüyor. Mektupta Martin adlı görevlinin de Malatya’yı terk etmeden önce Malatya’da şehrin güneyindeki korkunç bir vadinin içine indirilerek bazı gençler tarafından tehdit edildiği de iddia ediliyor. Mektupta, ayrıca adı geçen şahsın Malatya’daki bazı basın mensuplarını da kontrolu altına aldığı, bazılarını parayla beslediğini, bazılarını da temel hak ve özgürlükler “palavrası ile” kendine bağlayıp, köleleştirdiği gibi iddialara da yer verildi.

İhbar mektubunun tamamında suçlanan kişinin, sansasyonel haber yaymada ve toplumları manüple etmede özel dersler almış olduğu da öne sürülüyor.

Emniyet ve savcılığa ulaşan son ihbar mektubunun bir yerinde, cemaat içerisindeki Alman ve Amerikan ekolüyle ilgili iddialar detaylandırılırken, İngiliz Gizli Servisi MI6’nın da adı geçiyor.

Zirve Yayınevi olayına karışan gençlerin eylemden sonra yurt dışına kaçırılarak eylemin faili meçhul kalacak şekilde planlandığı iddia edilen mektupta şu iddialar yer alıyor:

“Eylem gerçekleştikten sonra İncirlik üzerinden kaçırılacaklardı. Gençlere 480 bin YTL’lik çek ve 350 YTL de nakit ödenmişti. Çocuklar böyle aldatılmıştı. Olay çocukların şoven duygularla işlemiş oldukları bir cinayet süsü verildi. İlçelerle birlikte Malatya’da toplam 98 ev kilisesi bulunmaktadır. Bunlardan sadece 18 tanesini Amerikalılar kontrol ediyor. Diğerlerinin tamamını Almanlar kontrol ediyor. Tilman kardeşin eşi Suzanna ve çocuklarının korunması da aciliyet buyurmaktadır”.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmalar esnasında mağdur avukatlarının reddi hakim talebinde de bulunacağı ileri sürülen mektupta, “Misyonerlik Türkiye’de hukuki bir boyut kazanmıştır. Davada misyonerliğin yargılanması sağlanarak ve beraat etmesi için gerekli parasal ve siyasal her türlü destek sağlanacaktır. Basın yönlendirilecek, mahkeme baskı altında tutulacaktır. Gerektiği zaman ABD Elçiliği de dahil davaya müdahil olması sağlanarak reddi hakim talebinde bulunulacaktır” iddiaları yer alıyor.

ZİRVE OLAYININ ŞÜPHELİLERİNİN İFADELERİ CEZAEVİNDE ALINDI
Zirve Yayınevi davasında mağdurları arasında bulunan biri ile ilgili olarak ilginç iddiaların yer aldığı ihbar mektubu üzerine açılan soruşturma kapsamında Malatya E Tipi Cezaevi’nde bulunan olayın şüphelilerinin ifadesi alındı.

Olayın şüphelilerinden Cuma Özdemir verdiği Daha önceden tanışıklığım yoktur. Olayı gerçekleştirmem için bana 480 bin YTL değerinde çek ile 350 YTL nakit para veren kimse olmadığı gibi, böyle bir vaatte de bulunulmadı” ifadelerini kullandı.

Olayın şüphelilerinden Salih G. ise “Ben … isimli olay öncesinde tanımam. Davanın ilk celsesinde gördüm. Olaydan önce görüşmem olmamıştır. Bana veya birlikte olaya karıştığım diğer şüphelilere 480 bin YTL değerinde çek ile 350 YTL nakit para verildiği konusunda benim bilgim yoktur. Olaydan sonra İncirlik üssünden yurtdışına kaçırılacağımız ifadesi gerçeği yansıtmamaktadır. Ben olayın Alman ve Amerikan ekollerinin çatışması nedeniyle gerçekleştirildiği yönünde bir bilgiye sahip değilim” şeklinde ifadeleri ileri sürdü.

Olayın kilit ismi Emre G. ise cezaevinde verdiği ifadesinde, “..tanımadığım gibi duruşma sırasında simasını görmediğim için hatırlamıyorum. Bugüne kadar kendisi ile herhangi bir şekilde tanışmadım. Beni ve arkadaşlarımı olaya yönlendiren kimse olmamıştır. Olaydan sonra bizim İncirlik Üssü’nden yurtdışına kaçırılacağımız ve bu olay için 480 bin YTL’lik çek ile 350 YTL nakit para verildiği şeklindeki beyanlar kesinlikle yalandır. Ben böyle bir çek ve parayı kimseden almadım.

Arkadaşlarımdan da bu yönde bir bilgi almadım. İlk defa sizden duyuyorum. Olayın Alman ekolü ile Amerikan ekolünün çatışmasından meydana geldiği yönündeki iddialarında yalan olduğunu düşünüyorum. Benim bu konu ile ilgili bir bilgim yoktur. Dilekçenin beni ilgilendiren bölümleri tamamen hayal ürünüdür” ifadelerini kaydetti.

CUMHURİYET SAVCILIĞI İSMİ VE ADRESİN ARAŞTIRILMASINI İSTEDİ
Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen bir yazıda ise, mektubu gönderen M.Ş. adlı şahıs ile ihbar mektubunun üzerinde yer alan adresin doğru olup olmadığının tespit edilmesi istendi.

Bu arada, ihbar mektubunda tanınmış çok sayıda kişinin ismi verilerek, bunların misyonerlik ve ABD çıkarlarına engel oldukları için öldürülecekleri iddia ediliyor. Listede üst düzey komutan, rektör, öğretim üyesi, gazeteci, siyasetçi, cemaat lideri ve Hıristiyan cemaatinin içindeki bazı isimler yer alıyor.

AYNI KAYNAKLARDAN DEZENFORMASYON MU?
Bilindiği gibi, vahşetin hemen ardından olayla ilgili tüm ayrıntılı bilgiler, Malatya dışından aynı merkezden yayılıyordu. Malatya’daki basın mensupları olayla ilgili hiçbir bilgiye ulaşamazken, ertesi gün bu olayın mağdur ve zanlıları ile ilgili çok kısa önce ele geçirilmiş bilgiler dahi, zanlıların ifadeleri dahil, Ankara ya da İstanbul merkezli olarak basına sızıyordu. Yine 3 kişinin vahşice katledildiği yayınevi olayından sonra, çeşitli grupların elindeki yaygın basının bazı yazılı ve görsel unsurlarında, cinayetle ilgili “kafa karıştırıcı” iddialar ortaya atılıyordu. Bu iddialar daha sonra yalanlanmasına karşın, aynı ölçüde aynı basın organlarında yer bulamıyordu. Katliama karışan zanlıların üzerinde yakalanan kuru sıkı tabancayla ilgili atılan iddialar, aynı tip kuru sıkı tabancaların aynı seri numarasını taşıdıkları şeklinde yetkililerce yanıtlanmış, buna yer verilmediği gibi, zanlıların olaydan bir gün önce bir suçta yakalandıkları bu silahlarla, katliam yerine gittikleri öne sürülmüştü. Bir yaygın televizyon haber kanalı da “kurusıkı” tabancaları “kurusıkıdan çevirme” silah olarak duyurmuştu. Daha sonra olayın zanlılarından birinin hastanedeki tedavisi ile ilgili kaydedilen kasetlerin ve seslerin kaybolduğu, ya da hatalı yapıldığı iddiaları ortaya atılmış, bu da reddedilmişti. Bir başka zamanda aynı basın organlarında, bu kez olayın elebaşı olduğu öne sürülen Emre G.’nin olaydan sonra kıyafetlerinin diğer kanlı giysilerle aynı torbaya konularak laboratuvara gönderildiği iddiaları ortaya atılmış, eski Adli Tıp Kurumu Başkanı bir akademisyene de bu iddia üzerine yorum yaptırılmıştı. Malatya Emniyet Müdürü, bunu reddetmiş, ancak iddiacılar iddialarında ısrarlı olmadıkları gibi, yalanlamayı da yayınlamamışlardı. Belirli peryotlarla ve aynı odaklardan yayılan, hatta aynı muhabirler imzasıyla yayınlanan haberlerin sonuncusunda, kuru sıkı silahla ilgili 1 başkomiser, 3 polis hakkında soruşturma açıldığı iddia edilmiş, bu da Malatya Emniyet Müdürü tarafından yalanlanmıştı. Aynı dönemde, Malatya İl Jandarma Alay Komutanı ile İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde görevli bir akademisyenin suçlandığı imzasız bir mektup üzerine çeşitli iddialar kurularak, yayın yapılmıştı. Katliamın ardından yaygın basının bazı unsurları kullanılarak yapılan haberlerle ilgili; çeşitli kesimlerin baskı altına alınmaya çalışıldığı, olayın bütününü karartmaya yönelik saptırmalar yapıldığı, olayın aydınlatılması yerine karartılmasına yönelik bir çaba gözlendiği iddiaları konuşulur olmaya başlanmıştı. Bu son ihbar mektubunun da aynı kapsamdaki bir faaliyetin ürünü olabileceğinin de gözden uzak tutulmaması gerektiği ifade ediliyor.

ARŞİV FOTO: Olayın kilit zanlısı Emre G., cinayetlerden sonra balkondan atlayıp kaçmak isterken ağır yaralanmış ve hastaneye kaldırılmıştı.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."