You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

TBMM’de Yeni Yasama Dönemi

TBMM’de Yeni Yasama Dönemi
  • 27.12.2015

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ekonomi alanında bugüne kadar sağlanan başarıların önemli bir sebebinin mali ve parasal disiplin olduğunun unutulmaması gerektiğini belirterek, “Bu alanda yaşanacak gevşemenin, tamiri imkansız sonuçlara yol açacağı hatırda tutulmalıdır. Ayrıca, bu kırılgan dönemde kamu harcamalarındaki önceliklerimize de dikkat etmeliyiz” dedi. 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM’nin 24. Dönem 3. Yasama Yılı açılış töreninde bir konuşma yaptı. 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, terör ile demokrasinin hiçbir ahvalde kol kola gezemeyeceğini belirterek, BDP-PKK kucaklaşmasına, “Terörün kucaklanmasına, övülmesine ve meşru gösterilmesine müsamaha eden bir demokrasi de dünya üzerinde mevcut değildir. Terör, en önemli anayasal değerlerden biri olan insan onurunu ve temel hakların başında gelen yaşama hakkını yok etmeyi hedeflediğinden hiçbir şekilde mazur gösterilemez” sözleriyle atıfta bulundu. 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM’nin 24. Dönem 3. Yasama yılı açılış töreninde bir konuşma yaptı. Konuşmasında terör konusuna da değinen Gül, Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerinde çirkin yüzünü gösteren terörün siyasi veya adi bir suç değil, insan hayatına kasteden bir eylem ve insanlığa karşı işlenen bir suç olduğunu söyledi. Geçen yıl Meclis’te yaptığı konuşmada terör örgütünün Türkiye’nin demokratik standartları yükseltme yönündeki kararlılığını bir zafiyet olarak gördüğünü, tarihi bir yanılgı içinde olduğunu vurguladığını hatırlatan Gül, şöyle devam etti:

“Terör örgütü bu tez de başta Suriye olmak üzere bölgede meydana gelen dönüşüm ve kaosu fırsat zannederek, yeniden tarihi bir yanılgı içine girmiş; Türkiye’nin huzurunu ve kalkınmasını engellemek isteyen farklı odakların taşeronu haline gelmiştir. Teröre karşı mücadele, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin temel ilkeleri gözetilerek, aynı kararlılık ve azimle sürdürülecektir. Milletimize kasteden terör odaklarına karşı herhangi bir müsamaha gösterilmesi ve teröre karşı mücadelede en ufak bir zafiyet içine girilmesi asla söz konusu olmayacaktır.”

Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerinin teröre karşı yürüttüğü mücadeleyi büyük fedakarlıkla ve yeni şartlara göre kendisini yeniden yapılandırarak sürdürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Gül, “Devlet ve millet olarak silahlı kuvvetler ve güvenlik güçlerimize güvenimiz tamdır. Bu vesileyle başta terörle mücadele olmak üzere ülkemizin huzur ve güvenliği için hayatlarını kahramanca feda eden asker, polis ve sivil tüm şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum” dedi.

YEMİN HATIRLATMASI

Terörle mücadelede millet olarak, iktidarı, muhalefeti, medyası ve sivil toplum kuruluşlarıyla herkesin tek yürek halinde olduğunu ifade eden Gül, bu mücadelenin başarısı için kararlılık ve birlikteliğin sürmesinin hayati önem arzettiğini söyledi. Gül, milletvekili yeminine de atıfta bulunarak, “Bu bağlamda hepimiz bu Meclis çatısı altında yaptığımız ‘devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini’ koruma yeminine sonuna kadar sadakat göstermeliyiz” dedi.

Terör ile demokrasinin hiçbir ahvalde kol kola gezemeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, “Terörün kucaklanmasına, övülmesine ve meşru gösterilmesine müsamaha eden bir demokrasi de dünya üzerinde mevcut değildir. Terör, en önemli anayasal değerlerden biri olan insan onurunu ve temel hakların başında gelen yaşama hakkını yok etmeyi hedeflediğinden hiçbir şekilde mazur gösterilemez. Milletçe topyekun yürütmemiz gereken terörle mücadelede şüphesiz en büyük silahımız, ahlaki üstünlüğümüzü ve hukuki meşruiyetimizi gerek içeride, gerek dışarıda asla kaybetmemektir. Bu meşruiyetin en büyük güvencesi ise demokrasimizdir. Esasen terörün kastettiği temel hedef demokrasidir” diye konuştu.

Türkiye’nin bir süredir günün şartlarına da uyum içerisinde demokrasinin kanallarını genişletme çabasında olduğunu ifade eden Gül, daha önce korkulan pek çok alanda cesur adımlar atıldığını ve atılmaya devam edildiğini söyledi. Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eşit vatandaşlık ilkesi çerçevesinde herkesi mutlu edecek ve herkesin devletin bütün imkanlarından yararlanmasını sağlayacak değişiklikler birbiri ardına gerçekleştiriliyor. Gerçekleşen değişikliklerden hemen her alanda herkesin yararlanması da sağlanıyor. Pek çok yasak sona erdirildi. Kimliklere müdahale anlamına gelen uygulamalar artık yok. Anadiller üzerinde varolan baskılar kalktı. İsteyene anadilini öğrenme imkanı bu yıldan itibaren eğitim sistemi içerisine alındı. Ülkenin her yerindeki bürokratlar görevlerinin halka hizmet olduğunun bilincindeler. Terör örgütü bu gelişmelerden çok rahatsız oldu. Özgürlük alanı genişleyen halkın doğal olarak istikrardan yana tavır alması, terör örgütünü sıkıştırmaktadır. Bu itibarla demokratik standartlarımızı yükseltme yönündeki cesaretimizin kırılmaması gerekir. Bugün konjonktürel sebeplerden artan terör saldırılarının tuzağına düşüp, yanlış istikamete girmemeli ve tekrar kısır döngü içine düşmemeliyiz. Bu bağlamda, bütün sorunların çözüm yerinin bu Meclis olduğunu hatırda tutmalı ve yeni Anayasa hazırlanması çabalarımızı da kararlılıkla sürdürülmeliyiz. Son dönemde artan terör saldırıları ve can kayıpları nedeniyle en ufak bir karamsarlığa düşmemeliyiz. Evet, terör şiddetini artırmıştır. Ancak, unutmayalım ki ülkemizin demokratik standartlar, ekonomik gelişmişlik, siyasi istikrar ile askeri ve yumuşak güç bakımından belki de cumhuriyet tarihinin en güçlü dönemini yaşadığı da bir vakıadır. Dolayısıyla, önümüzdeki sorunlar büyük olsa da bunlarla rahatlıkla baş edecek güç, tecrübe ve birikimimiz de bulunmaktadır.” 

Konuşmasında yeni anayasa çalışmalarına da yer veren Gül, milletin özlemi ve beklentisi olan bu anayasa için vadenin bugün başlayan yeni yasama yılı olduğunu söyledi. Anayasanın geniş kitlelerin önerilerini de içine alacak, sivil toplumun taleplerine de yer veren ön hazırlığının geçtiğimiz yıl tamamlandığını belirten Gül, Meclis’te temsil edilen partilerin eşit sayıda üyesinden oluşan Komisyon çalışmalarını kendisinin de yakından izlediğini dile getirdi. Şimdi bu çalışmaların ortak bir metne dönüştürülmesi zamanının geldiğini söyleyen Gül, şunları kaydetti:

“Ortaya çıkacak metin mümkün olduğu oranda üzerinde uzlaşılabilecek ortak görüşleri içermelidir. Anayasa gibi temel bir metin üzerinde yüzde yüz anlaşmanın ne denli güç olduğunun farkındayım. Özgürlükçü bir anayasayla, herkesin hak ve hürriyetlerini garanti altına alan, kimsenin kendisini dışlanmış hissetmeyeceği yeni bir vatandaşlık mukavelesini gerçekleştirmeliyiz. Yeni anayasa yapım sürecinde pek çok meselenin ve alternatif anayasal sistemlerin gündeme getirilmesi, bu sistemlerin olumlu ve olumsuz yanlarının irdelenmesi sağlıklı bir tartışmadır. Bu sistemlerin dünyada başarıyla uygulandığı örnekler bulunduğu gibi ciddi sıkıntılara yol açtığı örnekler de mevcuttur. Önemli olan dünyadaki mevcut örnekleri de dikkate alarak, meseleyi kendi bütünlüğü içinde tüm veçheleriyle tartışmaktır. Netice olarak yapılması gereken; köklü anayasal tecrübemizin ışığında milletimizi layık olduğu seviyeye taşıyacak; temel hak ve özgürlükleri genişletecek; halkımızın birlik ve beraberliğini pekiştirecek; demokrasimizi kurumsallaştıracak bir anayasanın bir an önce hazırlanmasıdır.”

“HİÇ KİMSE FİKİRLERİ VE FİKİRLERİNİ MEDYA YOLUYLA AÇIKLAMASI YÜZÜNDEN HAPSE DÜŞMEMELİDİR”

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’de bugün herkesin görüşlerini rahatlıkla ifade edebileceği bir özgürlük ortamı bulunduğunu belirterek, bu yolda eksikler veya yanlış uygulamalar, demokrasiyi zedeleyen görüntüler söz konusu ise bunların hepsinin hiç gecikilmeden ortadan kaldırılması gerektiğini kaydetti. Gül, Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olduğu yolunda kimsenin kaygısının da, kuşkusunun da bulunmaması gerektiğini vurgulayarak, iç ve dış kamuoyunda bu yoldaki kazanımların haksız bir şekilde gölgelenmesine müsaade edilmemesi gerektiğini söyledi. Gül, dünyada demokratik hak ve özgürlüklerin en geniş biçimde kullanılmasına imkan verdiği için zarar görmüş ülkeye pek rastlanılmadığını da ifade ederek, buna karşılık sıkıntıdan sıkıntıya düşenlerin çoğunun, hak ve özgürlüklerin dar olduğu, demokrasiden nasibini almamış ülkeler olduğuna işaret etti. Gül, “Türkiye, çok şükür, bugün belli bir demokratik olgunluğa kavuşmuş bir ülkedir” dedi.

Bir ülkede yazarların, düşünürlerin ve fikir adamlarının görüşlerini korkusuzca paylaşabilmelerinin o ülkeye itibar kazandıracağına da vurgu yapan Cumhurbaşkanı Gül, “Aynı şekilde gazeteciler, haberciler ve bir bütün olarak medya mensuplarının halkı haberdar etme görevlerini yerine getirirken hiçbir engelle karşılaşmamaları da temel esastır. Hiç kimse fikirleri ve fikirlerini medya yoluyla açıklaması yüzünden hapse düşmemelidir. Şiddeti teşvik eden ile görüş açıklayan arasında kesin bir ayrım gözetilmelidir” diye konuştu.

Hukuk devleti, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi temel demokratik ilkelerin her ülkeyi güçlü kılacağını kaydeden Gül, “Kritik dönemlerden geçerken bu konularda göstereceğimiz özen ve titizlik, mücadele gücümüze güç katar ve her türlü istismar ve kirli propagandaları defeder. Bu sebeple kurumlarımızın da itibarını yüceltmek ve zedeletmemek için tüm şüphe ve kuşkuları yok edecek cesaretle davranmalıyız. Hepimizi derinden üzen olayları ve talihsizlikleri asla iç polemik kısır döngüsüne sokmadan, sorgulama-hesap verebilirlik dengesinde tutmalıyız. Bu davranış tarzı asla bir zafiyet olmadığı gibi, tam tersine ülkemizin ve kurumlarımızın gücüne güç katacaktır” şeklinde konuştu. 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, son olarak ekonomideki gelişmelere değindi. Türkiye ekonomisinin yakın tarihinin ekonominin bütün temel dengelerini tahrip eden ve her defasında büyük kayıplara ve zararlara sebebiyet veren krizlerle dolu olduğunu belirten Gül, krizi takip eden yıllarda alınan etkili tedbirler ve hayata geçirilen kapsamlı reformlar sayesinde ekonominin istisnai bir iki yıl hariç, istikrarlı bir büyüme ve gelişme trendi yakaladığını söyledi. Ayrıca ekonominin 2007’de başlayıp 2008’de derinleşen ve halen etkileri devam eden, dünyanın son yüzyılda yaşadığı en şiddetli krize karşı güçlü bir dayanıklılık ve esneklik gösterdiğini belirten Gül, yapılan reformların dış şoklara karşı ekonomiyi koruduğunu söyledi.

HÜKÜMETE EKONOMİ ÖVGÜSÜ

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Türk ekonomisinin son 10 yılda AB ortalamasından yaklaşık 5 kat daha hızlı büyüdüğünü ve bu büyümenin istihdam yaratan bir büyüme olduğunu kaydeden Gül, “Bu başarıda en büyük pay, çalışkan milletimize ve gösterdiği basiret ve izlediği doğru politikalarla hükümet ve ekonomi yönetimine aittir. Ancak, bütün dünyanın takdirle ve dikkatle izlediği bu ekonomik performansı, kendi ülkemizde yeterince önemsendiğini ve takdir edildiğini maalesef söyleyemeyiz. Avrupa’nın en güçlü ülkelerinin vatandaşlarının bugün karşı karşıya kaldıkları sıkıntı ve acıları görmemiz gerekir” diye konuştu. Gül’ün ekonomiye ilişkin övgüleri AK Parti’li milletvekilleri tarafından alkışlandı. 

Enflasyonun düşürülmesine bağlı olarak nominal ve reel faizlerde çok büyük inişler kaydedildiğini, böylece milli bütçenin faiz yükünden kurtarıldığını, büyüme ve kalkınma için kaynak yaratıldığını belirten Gül, “Aynı başarıyı büyüme-cari açık kısır döngüsünü kırmada da göstermeliyiz. Hedefimiz, fiyat istikrarını ve finansal istikrarı tehlikeye atmadan, cari açıksız yüksek büyüme olmalıdır” dedi.

“KAMU HARCAMALARINA DİKKAT”

Ekonomi alanındaki başarıları takdir ederken bazı hatırlatma ve uyarılarda bulunmayı da gerekli gördüğünü belirten Cumhurbaşkanı gül, şöyle devam etti:

“Dışa açık bir ekonomide sadece iç değil, aynı zamanda dış gelişmeleri de sürekli izlememiz elzemdir. Aşırı özgüven ve rahatlık duygusu, ekonomi yönetimlerinin her zaman kaçınmaları gereken duygulardır. Ekonomi alanında bugüne kadar sağlanan başarıların önemli bir sebebinin mali ve parasal disiplin olduğu unutulmamalıdır. Bu alanda yaşanacak gevşemenin, tamiri imkansız sonuçlara yol açacağı hatırda tutulmalıdır. Ayrıca, bu kırılgan dönemde kamu harcamalarındaki önceliklerimize de dikkat etmeliyiz. Şüphesiz ki bütün başarıların en önemli faktörü eğitilmiş insan gücü kaynağımızdır. Bu itibarla, önümüzdeki dönemin anahtar sözcüğü ‘verimlilik’ olmalıdır. Bunun için başta eğitim olmak üzere, bilimsel çalışmalar, araştırma-geliştirme ve inovasyon faaliyetleri, ekonomik programların hedeflerine ulaşmasında en temel unsurdur. Bu alan daima birinci önceliğimiz olmaya devam etmelidir.”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, konuşmasının ardından CHP dışındaki partiler tarafından ayakta alkışlandı. Gül’ün konuşmasının ardından TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Genel Kurul’u 2 Ekim Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı. 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."