You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim
Opel Reklam
Malatya Haber -

Tehdide Suç Duyurusu

Tehdide Suç Duyurusu
  • 27.12.2015

Malatya’daki Zirve Yayınevi’nde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesine ilişkin davanın 53. duruşmasında, tutuksuz sanık Levent Ercan Gelegen savunmasını yaptı. 

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, tutuklu sanıklardan İnönü Üniversitesi öğretim görevlisi Ruhi Abat, boğaz enfeksiyonu geçirdiğini ve sesinin çıkmadığını belirterek, başkasının savunma vermesini istedi. Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, bunun üzerine duruşmada hazır bulunan tutuksuz sanıklardan Levent Ercan Gelegen’den savunmasını vermesini talep etti. 

Gelegen, savunmasının bazı metinlerini otelde bıraktığını ifade ederek, hemen gidip alıp gelebileceğini söyledi. Duruşmaya ara verildi. Aranın ardından duruşmada hazır bulunmayan Gelegen’in avukatı Sibel Esen de çağrıldı. 

Avukat beklenirken Hayrettin Kısa, Ruhi Abat’la tanık İlker Çınar arasında geçtiğini belirttiği bir telefon görüşmesinin kaydını dinletti. Kısa, Ruhi Abat’a, bunun gibi çok ses kaydı olduğunu, bu kayıtları kendilerine dinlettirip bu çerçevede savunma yapmalarını isteyeceğini ifade etti. 

Avukatının gelmesinin ardından Gelegen, 30 sayfa olduğunu belirttiği savunmasını vermeye başladı. 

Hayrettin Kısa, Gelegen’in iddianamede adı geçen Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi (TUSHAD) örgütünün üyesi olmakla suçlandığını belirtti. 

Levent Ercan Gelegen, liseden mezun olduktan sonra dinler hakkında araştırma yaptığını, Mersin’deki Katolik ve Protestan kiliseleri ile görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi. Gelegen, 2000 yılından sonra Tarsus’ta bulunan ev kiliseleri ile görüşerek buralarda 3 aylık hızlandırılmış kurs görüp vaftiz aşamasına geldiğini kaydetti. 

2002 yılında Kayra Yayıncılık’ta çalışmaya başladığını anlatan Gelegen, İlker Çınar gibi kendisinin de İzmir’de bulunan Papaz Eğitim Okulu’nda eğitim aldığını ama papaz olmadığını savunarak, ”Papazlık ruhanilik ister, yetkinlik ister. İlker Çınar, burada okuyarak papaz olduğunu söylüyor. Bu onun yağmur sonrası gökkuşağının altında gördüğü bir rüyadır. İlker Çınar, Tarsus’taki bir kilisede yardımcı pastör olarak görev yapmıştır” dedi. 

2004 yılında fuarda tanıştığı bir bayanla görüşmeye başladığını belirten Gelegen, sağlık sorunları ve kilisenin onaylamadığı bu ilişkisi nedeniyle Kayra Yayıncılık’tan ayrıldığını söyledi. Gelegen, bu sıralarda bir istihbaratçının kendisi ile görüştüğünü, iyi bir aileden gelen bir kişi olduğunu dile getirerek, Kayra Yayıncılık’tan ayrılmasını talep ettiğini ileri sürdü. 

Davanın sanıklarından Emre Günaydın’ı tanımadığını söyleyen Gelegen, kilisenin onaylamamasına rağmen evlendiği eşinin Alevi olduğunu belirterek, ”Benim ise Sünni ve Hristiyan olmam nedeniyle eşimin ailesiyle aramda sorunlar vardı. Ayrıldık” dedi. Mahkeme Başkanı Kısa, ”Levent Ercan, şu anda hangi dine inanıyorsun-” diye sordu. Levent Ercan Gelegen, ”Duygularım karışık ama Mesih inancındayım” yanıtını verdi. 

Gelegen, Hristiyan cemaatindeki yolsuzlukları, adam kayırmaları yazdığı dosyaların bulunduğu 2 bilgisayarının çalındığını, polisin hala bilgisayarları bulamadığını öne sürdü. 

2009 yılında İstanbul’da gözaltına alındığında polisin ve savcılığın kendisine gizli tanık olmayı teklif ettiğini ileri süren Gelegen, bunu kabul etmediğini savundu. Gelegen, İlker Çınar’ın 2004 yılında kiliseden aforoz edildiğini iddia etti. 

-Hayrettin Kısa’dan tutuklu sanık Aral hakkında suç duyurusu- 

Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa’nın, dünkü duruşmada salondan çıkarılırken, ”Hayrettin Kısa, kafana sıkacağım senin” diye bağıran tutuklu sanık Varol Bülent Aral hakkında suç duyurusunda bulunduğu öğrenildi. 

-Haber Elemanının İddiaları

Zirve Yayınevi Cinayetlerinin 53. duruşmasında jandarmada yaklaşık 16 yıl haber elemanlığı yapan tanık Yaşar Adak dinlendi.  

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tanık olarak dinlenen Yaşar Adak, kendisinin uzun süre jandarma bünyesinde Geçici Köy Korucusu ve Haber Elamanı olarak görev yaptığını hatırlatarak, verdiği ifadesinde, davada yargılanan Jandarma eski Alay Komutanı Mehmet Ülger ve diğer jandarma personelini tanıdığını söyledi. Duruşma esnasında Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, salondaki sanıklardan tanıdıklarını göstermesini istedi. Tanık Adak, Mehmet Ülger ile Uzman Çavuş Mehmet Çolak’ı tanıdığını söyleyerek, diğerlerini çıkartamadığını ifade etti. Tanık Adak, Mehmet Ülger için, “Mehmet Ülger’i yolda görsem tanımam. O kadar değişmiş ki. Vallahi tanımam” derken, Mehmet Çolak için ise, “Mehmet Çolak’ı da zor tanıdım. Böyle değildi” dedi.

Tanık Adak, Battalgazi ilçesinin Adagören Köyü’nde 28 Ağustos 2005 tarihinde bir çiftlik evinde düzenlenen kına gecesinde tabanca ile ateş açılması sonucunda öldürülen Galatasaray Üniversitesi öğrencisi 22 yaşındaki Begüm Kartal olayında, o dönemki jandarma görevlilerinin olayı Osman Ulu’nun üzerine yıktığını öne sürdü. Tanık Yaşar Adak, “Begüm Kartal olayını 5-6 ay çözemediler. Begüm Kartal’ın babası 200-250 bin TL ödül vereceğini söyleyince jandarma olayı Osman Ulu’nun üzerine yıktı. Bunun için ifade verenlerin hepsi jandarma elemanıydı. Begüm Kartal olayında jandarma Osman Ulu’nun amcasını evine el bombası koydu, sonra ihbarda bulundu. Olayı dinci kesimin üzerine yıkmaya çalıştılar. Parayı Murat Uzman Çavuş aldı. Kime dağıttı bilmiyorum. Olayda ifade veren Mehmet D. ve Gökhan K. jandarmanın haber elemanıydı. Jandarmaya ihbarda bulunulurken, ben oradaydım” iddialarını ileri sürdü.

Mehmet Ülger, olayın olduğu tarihte Azerbaycan’da görevde bulunduğunu ve atandıktan 6 ay sonra Malatya’daki görevine döndüğünü söyleyerek, iddiayı kabul etmedi.

Sanık Mehmet Çolak ise mahkeme heyetinden o dönemde jandarmada görev yapan üst rütbeli komutanların dinlenilmesini talep etti.

Tanık Adak, Mehmet Ülger’in korumasını yapan uzman çavuşun eşini takip ettirdiğini söyleyerek, uzman çavuşun da daha sonra görevden alındığını söyledi.. Bu iddia üzerine Mehmet Ülger, uzman çavuşun eşinin rahatsız edilmesi nedeniyle koruma amacıyla istihbarat görevlilerince takip edildiğini, uzman çavuşun da yasal olarak görevden alındığını aktardı.

Tanık Yaşar Adak, “Mehmet Çolak uzman çavuşun yanında binbaşı ve yüzbaşı konuşamazdı. Mehmet Ülger’e çok yakındı. Alayda Mehmet Ülger’den sonra Mehmet Çolak gelirdi. Mehmet Ülger’in makamında Mehmet Çolak otururken, içeriye binbaşı girince ayağa kalkmazdı” dedi.

Bu iddia için sanık Mehmet Ülger, askeri teamül gereği üst komutanın odasında otururken, içeriye alt rütbede personel girince, orada oturan astlarında ayağa kalkmadığını söyledi. Sanık Mehmet Çolak ise, Malatya jandarma tarihinde kendisinin Malatya’da göreve başlamasından sonra eroini ve esrar operasyonları sayısında önemli artışların sağlandığını belirterek, bu nedenden dolayı sürekli hedef seçildiğini söyledi. Uzman Çavuş Mehmet Çolak, çalışmaları nedeniyle 50-60 tane ödülün de sahibi olduğunu aktardı.

Tanık Adak, kendisinin 7 Nisan 2011 tarihinde Cumhuriyet Savcılığına ifade vermek için Adliyeye geldiğini ve Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Haydar Yeşil’in bir uzman çavuşa kendisini aynı gün 33 kez aratarak, ne konuştuğunu öğrenmeye çalıştığını ileri sürdü. Bu iddia içinde sanık Haydar Yeşil, kendisinin Mart 2011 tarihinde tutuklanıp, cezaevine konulduğunu, Nisan ayında böyle bir talimat veremeyeceğini hatırlattı.

Mahkeme Başkanının “Zirve olayı ile ilgili bir bilgin var mı” sorusuna da Tanık Yaşar Adak, “Zirve Yayınevi olayı ile ilgili bilgim yoktur. Ancak jandarma personeli arasında Mehmet Ülger ‘Bu işlere paşa olacağım’ diye bulaştığını söylüyorlar, böyle duydum” dedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa,”Cinayet işleyeni paşa mı yapıyorlar?” diye sordu.

Tutuklu sanık Mehmet Ülger, “Husumeti olan, görevden aldığım, haber elemanlığından attığım insanlar gelip tanıklık yapıyor” dedi.

Tanık Yaşar Adak, Ergenekon Terör Örgütü davasında tutuklu Levent Ersöz’ün arandığı dönemde Malatya merkez Çöşnük Kavşağı’nda kaza yaptığını ve jandarmanın olayı gizleyerek, Levent Ersöz’ü Eskişehir’den gelen bir istihbaratçı yüzbaşının Ankara’ya götürdüğünü, yine Malatya’daki jandarma istihbaratçılarından duyduğunu söyledi.

Tanık Yaşar Adak, kendisinin konuşmaması için jandarma tarafından Zirve Yayınevi’nde çalışan Hüseyin Çolak’ın sahte ismini kullanan kişiye, kendi adına olmayan, ancak kendisini ektiği tarlaya hint keneviri ektirdiğini, bu şahısında verdiği ifadesinde hint kenevirini jandarmanın talimatı üzerine ektiğini söylediğini öne sürdü..  Bu şahsın gerçek isminin ise Erkan E. olduğunu belirtti.

Duruşmaya ara veren mahkeme başkanı heyetle yapacakları müzakerenin ardından Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden Begüm Kartal cinayetiyle ilgili dosyayı incelemek üzere isteyebileceklerini söyledi. 

Mahkeme Heyeti duruşmayı yarına erteledi.

-Zirve Yayınevi davası- 

Malatya’da, 18 Nisan 2007’de, Zirve Yayınevi’nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel, boğazı kesilerek ve bıçaklanarak öldürülmüştü. Olaya ilişkin açılan davada, 13’ü tutuklu 19 sanık yargılanıyor. 

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hayrettin Kısa, davayı Haziran ya da Temmuz aylarında bitirmeyi hedeflediklerini söyledi. 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."