You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

”Üniversite Eğitimi Gerekli midir?”

”Üniversite Eğitimi Gerekli midir?”
  • 26.12.2015

“Üniversite eğitimi gerekli midir?”

 

Güven AKINCI

guvenakinci@hotmail.com

 

Şu günlerde üniversite yerleştirme sınav sonuçları açıklandı. Rakamların söylediğine göre, yüz binlerce gencimiz herhangi bir bölüme yerleşememiş. Onca umut ve çoğunluk için bütün acımasızlığıyla hayalkırıklığı.

 

Mâlumunuz, bu ülkede ençok tartışılan konuların başında eğitim sistemimiz geliyor. On yıllardır üzerinde yapılan bunca tartışmaya rağmen, neslimizi çağın gereklerine göre donatacak bir sistem geliştiremedik. Eğitim sistemimiz bugün de sıkıntılı dün de sıkıntılıydı. “Mektepler olmasa, maarifi ne güzel idare ederdik!” diyen merhum Milli Eğitim Bakanı, ne kadar zorlanmış olmalı, bir düşünsenize..

 

Artık içinden çıkamayacağımızdan mıdır nedir, sorunu “ti” ye alıp reklâm repliklerinde “Eğitim şart!” deyip güler olduk, ağlanacak halimize.

 

Bu alanda en ağır yükü, liseyi bitirip üniversite kapısına gel(eme)miş gençlerimizin çektiğini kabul etmeliyiz. Tüm geleceklerinin üçbuçuk saatlik bir sınavın sonucuna göre şekilleneceğine inandırılmış( dayatılmış mı demeliyim?) gençliğin, nasıl bir halet-i ruhiyeye sahip olacağı üzerine kafa yorulmaz mı hiç? Bu ağır yükü taşımak, gençliğimize reva mıdır Allah aşkına? Kanımızca, bu ülkenin sigara içen gençliğinin kahir ekseriyeti üniversite sınav stresi döneminde alıştı bu merete.

 

Tez elden bütün lise öğrencilerine, “ Üniversite kazanmanın herşey olmadığı gibi, kaybetmeninde dünyanın sonu olamayacağı” anlatılmalıdır. Hayatın insan karşısına çıkaracağı fırsatlar, sadece üniversitelilere münhasır değildir kuşkusuz. Bize sorulsa bir yabancı lisanı iyi öğrenmiş olmayı, vasat bir bölümün  lisans diplomasından daha fonksiyonel buluruz.

 

Konuyla ilgili arşivimde uzunca zamandır tuttuğum bir konuşmayı buraya almayı düşündüm. Aşağıdaki metnin tamamına katılmıyorsak da, üzerinde düşünmenin zararı olmayacağı kanaatindeyiz. Konuşma, Amerika`nın seçkin üniversitelerinden Yale`nin 2000 yılı mezunlarına, bilişim sektöründeki Oracle`nin yönetim kurulu başkanı Lawrence Ellison tarafından yapılıyor. Bu konuşmanın sonunda Mr. Ellison kürsüden yaka paça indirilmiş.

 

“Yale Üniversitesi mezunları, daha önce böyle bir giriş görmediğiniz için özür dilerim ama benim için bir şey yapmanızı istiyorum.Lütfen, etrafınıza iyice bakın. Solunuzdaki sınıf arkadaşınıza ve sağınızdakine bir bakın. Ve şunu aklınıza koyun: Bundan beş yıl, on yıl sonra hatta otuz yıl sonra, solunuzdaki kişi hiçbir şeyi başarmamış olacak. Sağınızdaki? O da öyle! Ve siz ortadaki? Ne bekliyorsunz? Siz de başaramayacaksınız. Başaramayacaksınız. Aslında bugün şöyle bir etrafıma baktığımda parlak bir gelecek için umut ışığı göremiyorum yüzlerinizde. Yüzlerce değisik endüstiride liderliği ele alacak kişilerde göremiyorum. Gördüğüm tek şey gelecekteki basarısızlığınız. O kadar…

 

Sinirlendiniz. Bu anlaşılır birşey. Ben Lawrence Ellison; üniversite terk, kim oluyorum ve bu yetkiyi nerden alıyorum ki, ülkenin en prestijli yüksek öğretim kurumunun bu yılki mezunlarına böyle şeyler söyleyebiliyorum. Bu yetkiyi nerden aldığımı söyleyeyim:Cünkü ben, Lawrence Ellison, üniversite terk ve dünyanın en zengin ikinci adamıyım. Siz değilsiniz. Bill Gates, üniversite terk o da dünyanın en zengini. Siz değilsiniz. Paul Allen, üniversite terk ve dünyanın en zengin üçüncü adamı. Siz değilsiniz!

 

Baska örnekler de var. Mesela Michael Dell, o da listede dokuz numara ve yukarı doğru hızla tırmanıyor. Ve siz hala listede yoksunuz. Hımmm.. Şimdi çok kızdınız. Bu da anlaşılabilir. O halde biraz egolarınızı okşamama izin verin. Pek çoğunuz burada dört yada beş yıl eğitim gördünüz, bilmeniz gereken birçok şeyi öğrendiniz. Ilerisi için sıkı dostluklar edindiniz. Evet o dostluklara ihtiyacınız olacak, ancak sandığınız gibi iş hayatında yardımlaşmak için değil, terapi için o dostluklara ihtiyacınız olacak. Cünkü üniversiteyi terk etmediniz. Ileride psikolojik desteğe ihtiyacınız olacak!

 

Belki listeye on yada on birinci sıradan, Microsoft yöneticisi Steve Ballmer gibi, girebilirsiniz. Ama onun da kimin için çalıştığını söylememe gerek yok değil mi? O da zaten master sınıfından terk. Şimdi çoğunuz kendi kendinize soruyorsunuz, `Yapabileceğimiz bir şey var mı?Bir umudum var mı?`

 

Maalesef hayır! Cok geç kaldınız. Içinize çok şey dolduruldu ve siz çok şey bildiğinizi sanıyorsunuz. Artık on dokuz yaşında da değilsiniz! Cok kızdınız biliyorum!

 

Belkide şu an, size bir umut ışığı vermenin, bir çıkış yolu göstermenin tam zamanıdır. Hayır, 2000 mezunları size değil. Siz kaybettiniz. Sizi yılda 200 bin dolarlık komik maaş çekinizle başbaşa bırakıyorum. Üstelik o maaş çekinin üzerinde sizden birkaç yıl önce okulu terk etmiş birinin imzası olacağını da ilave etmek isterim. Öğütlerim daha alt sınıflara. Size söylüyorum hemen ayrılın. Hemen toplayın eşyalarınızı  terk edin.Size söyleyeceğim tek şey o kepleriniz ve mezuniyet kıyafetiniz şu güvenlik kuvvetlerinin beni aşağı çektiği gibi sizi aşağıya çektiği…”

 

Not: Şu anda ne kadar olacağını kestiremediğim bir süre için, herşeye rağmen beni çok heyecanlandıran memleketimde, Malatya`da olacağım. Bu çerçevede izninizi rica ediyorum.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."