You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim
Opel Reklam
Malatya Haber -

‘Yabancı Dil Kuşatması Var’

‘Yabancı Dil Kuşatması Var’
  • 27.12.2015

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Malatya Şubesi tarafından Türk Dil Devrimi’nin 76. yıldönümü nedeniyle Atatürk Anıtı önünde bir tören düzenlendi.

Atatürk anıta çelenk sunumunun ve basın açıklamasının ardından Atatürk Evi’ni ziyarete giden Dernek Başkanı ve üyeleri kapının kapalı olduğunu görünce şaşkınlıklarını gizleyemediler. Mesai saati olup, olmadığını tartışan dernek üyelerine, bir gazetecinin “Efendim, Atatürk Evi tadilat dolayısıyla kapalı” demesi üzerine Başkan, “Bilmiyorduk” dedi. Başkan ve üyeler Atatürk Evi önünde toplu fotoğraf çektirdikten sonra ayrıldılar.

Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törende bir konuşma yapan ADD Malatya Şube Başkanı Ali Ekber Tunçdemir, dil devriminin, Türk devrimi üzerinde özel bir yaşamsal rolü olduğunu belirtti.

Tunçdemir, şunları söyledi:

“Ulu Önderimiz Mustafa Kemal’in Türkçemizi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmak için başlattığı Dil Devriminin 76. yılını kutluyoruz.

Büyük Türk devriminin içinde özel ve yaşamsal rolü olan Dil Devrimi, ulusallaşma sürecinin çok önemli yapı taşlarından biri olmuştur. Yüce Atatürk, dil devrimiyle Türkçemizi kendi öz değerlerine dayanarak, çağdaş bir kültür diline ulaştırmayı amaçlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla Türkçemiz, etkisi altında bulunduğu yabancı dillerden arındırılmış, böylece Cumhuriyet’in amaçlarına koşut çağdaş bir kimlik kazandırılmıştır.

Türk Dilinin günümüzde yabancı dillerin kuşatması altında kaldığını ve neredeyse yabancı dillerin istilasına uğrayarak her geçen gün giderek bozulduğu, toplumumuzun da Türkçe’ yi doğru kullanamaz hale geldiği “Yabancı dil” öğrenme yaşının ana sınıfına kadar düştüğü günümüzde, tehlike çanları çalmaktadır. Yabancı hayranlığının alabildiğine arttığı bir dönemde Türkçe’ nin ikinci plana atıldığını görmek bizleri oldukça üzmektedir. Bugün cadde ve sokaklarımıza yabancı isimler verilmekte ve hatta işyerlerinde Türkçe isimlere rastlamak hemen, hemen zor bulunur hale gelmiştir. Yabancı isim koyma modası insanlarımızı ahtapot misali sarmıştır. Dünyanın başka hiçbir ülkesinde ana dili dışında bu kadar çok yabancı dilde yazılmış tabelaya rastlamamız mümkün değildir. İşyerine, ürününe, yapılarına yabancı ad vermeyi yaratıcılık sanan, hem toplumu hem kendini kandıran aymazlıkların sürüp gittiği bir ortamda dil bayramını kutluyoruz.

Ülkemizde 1980’lerden başlayarak gelir dağılımının bozulmasından kaynaklanan ekonomik dengesizlikler, toplumu ve kültür hayatımızı da karmakarışık hâle getirmiştir. Türkiye, kültürün yok sayıldığı, hayatın maddî yönünün ön plâna çıkartılarak, insanların yalnızca magazin haberlerini konuştuğu bir ülke haline getirilmiştir. Dillimizdeki yabancılaşmayla, dış güçlerce uygulanan ekonomik politikalar arasında derin bağların olduğuna hiç şüphe yoktur.Yani, bizi özümüzden koparma operasyonu başarıyla uygulanmaktadır.

“Ülkesinin yüksek istiklalini korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.” diyen Atatürk, Dil Devrimi ile Türkçemizi kendi öz değerlerine dayanarak, çağdaş bir kültür diline ulaştırmayı amaçlamıştır. Atamızın son nefesini verirken ” Türk demek Türkçe demektir, ne mutlu Türk’üm diyene! ” demesi dilimizin önemini açıkça ortaya koymaktadır.

Her Türk vatandaşının dilimize sahip çıkması ve Türkçe’ nin gelecek nesillere aktarımında birinci derecede sorumluluk alması gerekmektedir

Dilimizdeki yozlaşmanın önlenmesinde yönetimlere de önemli görevler düşmektedir. Eğitim ve öğretimin devlet politikası olması gerektiği hiçbir zaman unutulmamalı, çağdaş düşünceye, kültüre ve sanata saygılı olunmalı, bu değerlerin gençlere benimsetilmeli ve yaşatılması sağlanmalıdır.

Eğitim kurumlarımız bu konuya önem vermeli, Türkçe derslerinin kapsamı, yaşamın her alanından kesitler sunan metinlerden, özellikle çağdaş Türk yazınının yetkin yapıtlarından oluşturulmalıdır.

Özellikle geniş kitlelere seslenerek, dilin kullanımını ve gelişimini doğrudan etkileyen yazılı, sözlü ve görsel basınımız, sorumluluklarının bilinciyle, dil kullanımına özen göstermeli, dil yanlışlarından sakınmalıdır.

Tüm bunların yanında bir başka sorun da yabancı dille öğretim sorunudur. Yabancı dille öğretim yapan fakülte ve bölümlerde yabancı dille öğretimin kaldırılması gerekmektedir. Yabancı dil öğrenimine karşı değiliz. Ancak henüz Türkçe’ sini bile bilmediğiniz bir bilim dalı üzerine tamamen yabancı dille öğretim görmek ne kadar yararlıdır? Başka bir açıdan bakarsak kimlere yararlıdır?

Bir ulusun, ekonomik, siyasal, kültürel bağımsızlığını ve dünyadaki onurlu yerini korumasını, benliğine sahip çıkmasıyla, kendisine güvenmesiyle ve ulusal dilini bir zenginlik olarak yaşatması ve geleceğe taşımasıyla olanaklıdır..

Dil Devrimi’ne akıl ve bilim dışı savlarla karşı olanlar, Dil Bayramı’nı ikiyüzlülükle kutlayanlar duysunlar; bilsinler! Biz de devrim karşıtlığına karşıyız! Aklın öncülüğüne tutunarak, bilime ve sanata sarılarak hep de karşı olacağız!”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."