Miram

Final


Opel Combo

Fuat
Malatya Haber -

YÖK Raporunda Malatya Eğitimi

YÖK Raporunda Malatya Eğitimi
  • 11.06.2019

..Rapor, Malatya eğitiminin akademik başarısızlığının kronikleştiğini gösteriyor..

Orhan TUĞRULCA
Tarihçi/Yazar
[email protected]

2019 Ocak ayında Yükseköğretim Kurumu (YÖK), 2018 yılı Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ile ilgili 897 sayfalık bir rapor yayınladı. Sınava başvuran 2.381.412 aday ve yerleşen 857.232 (Lisans-Önlisans) adayın verilerinden hareketle hazırlanan bu rapor, bildiğim kadarıyla ilk defa “nüfus hareketliliği” ni de kapsayan İl ve Bölge başarılarını analiz eden bir rapor niteliğindedir. İllerdeki “ortaöğretim kurumlarının performansını gösteren, planlamacıların, karar alıcıların, araştırmacıların kullanabileceği bilgileri sağlayan, yerel yönetimlerin kaynak ihtiyacına yönelik göstergelerin üretilmesinde” önemli sonuçlar çıkarılabilecek bu raporun tüm detaylarını burada paylaşmaya niyetimiz yok.

Raporun tam da Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Ülke genelinde yönetim ve öğrenme etkinliklerinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesi için okul bazında “Veriye Dayalı Planlama ve Yönetim Sistemi”ne” geçmeyi planladığı (1) bir dönemde yayımlanmış olması isabetli olmuştur.

Türkiye geneli, bölge ve İl verilerini içeren bu raporun bizi ilgilendiren tarafı tahmin edileceği üzere Malatya’nın verileri olacaktır.

Raporda ilk dikkatimizi çeken husus Üniversiteye yerleşenlerin yerleştikleri bölgelere göre dağılımında, yedi coğrafi bölgeden biri olan ve Malatya’nın da içinde bulunduğu Doğu Anadolu Bölgesi’nin altıncı sırada yer almış olmasıdır. Lisansta %7,27, Önlisans ta %7,88, toplamda ise %7,54 olarak görülen bu yerleştirme rakamları, Marmara bölgesinin toplamdaki %30,79 ‘lük pay dikkate alındığında hayli düşük bir oran olduğu dikkatten kaçmamaktadır. Benzer sonuçların Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA’nın en son 2015’te yaptığı sonuçlara da yansımış olması coğrafi bölgelerin başarısı konusunda bir sonuca varmamızı kolaylaştırmaktadır. Söz konusu PISA sonuçlarına göre İçinde bulunduğumuz bölgenin her üç kategorideki (Fen Okuryazarlığı- Okuma Becerileri- Matematik Okuryazarlığı) başarı durumuna göre;(YÖK araştırmayı yedi coğrafi bölgeye göre, PISA Türkiye’yi 12 bölgeye ayırarak sonuca varmıştır)

1-Fen Okuryazarlığı alanında 12 bölge arasında 382 ortalama puan ile son sırada,

2- Okuma Becerileri alanında 12 bölge arasında 384 ortalama puan ile son sırada,

3- Matematik Okuryazarlığı alanında 12 bölge arasında 370 ortalama puan ile yine son sırada yer aldığını görüyoruz.(2)

İLİN ÖĞRENCİ NÜFUS HAREKETLİLİĞİ;

YÖK’ün raporunda öğrenci hareketliliği ile ilgili olarak bilhassa İl aktörlerinin çıkarması gereken önemli sonuçlar var. Üniversiteyi kazanan öğrencilerimiz hangi coğrafi bölgeye ve hangi illere gitmektedirler? Malatya’ya okumak üzere gelen öğrenciler hangi bölge ve illerden gelmektedirler?  Zira İl dışını tercih eden öğrencilerimizin neden İl dışına gittikleri, dışarıdan İlimizi tercih eden öğrencilerin de neden İlimizi tercih ettiklerini bilmemiz, beyin göç hareketliliğinin ülke içerisinde nasıl bir seyir izlediği konusunda önemli ipuçlarını vermektedir.

Hele raporun ayrıntılarına girerek söz konusu bu hareketliliğin profili çıkarıldığında sanırım başta üniversitelerimiz olmak üzere yerel yönetimlerimiz ve kentin diğer aktörleri eş güdüm halinde daha sağlıklı önlemler alabileceklerini düşünüyoruz.

Söz konusu rapora göre;

Malatya’da ikamet edipte üniversiteyi kazanan öğrencilerin  ℅38,47’si Malatya’daki Üniversite(ler) i tercih ederken geriye kalan ℅61,53 ü  başka İlleri tercih etmektedir. Bu rakamlar belki tek başına bir şey ifade etmeyebilir ancak Malatya gibi doğuda yer alan Erzurum’un kendi öğrencisinin63,18’ni, Sivas’ın ℅56,12’sini ve en yakınımızdaki Elazığ’ın kendi öğrencisinin ℅53,18’ni şehirde tuttuğunu düşündüğümüzde Malatya’nın neden kendi öğrencisinin ℅38,47’si tutabildiğini sorgulamamız gerekir.

Burada en başta sorgulanması gereken husus Elazığ 2018 nüfus verilerine göre nüfus büyüklüğü sıralamasında 37 sırada olmasına rağmen öğrencisini Elazığ’da tutma oranı sıralamasında İstanbul, Erzurum ve Sivas’tan sonra 4 sırada yer almış olmasıdır. Buna karşın Malatya 81 İl arasında nüfus büyüklüğü sıralamasında 28 sırada yer almasına rağmen öğrencisini kentte tutma konusunda 22 sırada yer alabilmiştir.

Yine bu bağlamda Malatya İlinde ikamet edenlerin üniversiteye yerleştikleri illerin sıralamasında Malatya’dan sonra birinci sırada İstanbul’un ikinci sırada Elazığ’ın yer almasını nasıl okumalıyız? Bunu sadece İstanbul’un cazibesi, Elazığ’ın yakınlığı ile mi izah edeceğiz yoksa başka saikler mi var?

Raporda, Türkiye’deki toplam üniversiteyi kazanan öğrenci miktarından hangi İlin ne kadar öğrenci kapabildiği oranları da sanırım kent aktörlerinin gündeminde olması gereken hususların başında olması gerekir.  Hele ki ikinci bir üniversitenin kurulduğu bir süreçte Malatya’nın Türkiye’deki toplam kazanan öğrenci pastasından sadece ℅ 0,97 gibi küçük bir pay alması da sanırım dikkate alınması gereken bir husus olsa gerektir. Malatya’nın nüfus büyüklüğü, imkân ve kabiliyeti, Türkiye’deki öğrenci pastasından daha fazla pay almasını gerektirdiğini düşünüyoruz.

Bu bağlamda son on yıldan buyana başta İstanbul, Ankara, Kıbrıs ve son yıllarda ise Kayseri gibi şehirlerdeki devlet üniversitelerinden gelerek Malatya liselerinde bilhassa tercih aşamasında olan 12 sınıf öğrencilerini ikna etme çabalarını nasıl anlamalıyız. Özel üniversitelerin öğrenci avına çıkmalarını anlayabiliriz. Ancak öğrenci avcılığına çıkan devlet üniversitelerinin bu çabası bizim Malatya’daki iki üniversitenin hiç mi dikkatini çekmiyor?

Bir ildeki üniversite öğrenci sayısının katma değerinin hangi boyutlarda olduğu konusu bu makalenin kapsamında değildir. Ancak yakın zamanda Kayseri’deki bir devlet üniversitesinden gelen bir öğretim görevlisi hanımefendiye “bizim Malatyalı öğrencilere veremediğimiz ancak sizin vereceğiniz nedir ki öğrenciler sizin üniversiteyi tercih etsin”  soruma karşılık, “hocam biz ekonomik durumu zayıf olan öğrencileri tespit edip Kayserili işadamlarını devreye sokuyoruz” diye cevaplamıştı. Bu durum üniversite öğrencilerini bir kente çekmenin sadece küçük bir boyutudur.  Üniversitelerin öğretim kadrosunun akademik yetisi, sosyal donatıları, yurt, pansiyon, ulaşım, sosyal kültürel merkezler, sağlık ve sportif alanlar,  yiyecek ve giyecek fiyatlarından tutunda esnafın bilincine kadar yaşanabilir bir şehir algısının tüm unsurlarını içine alan bir durumdan söz ediyoruz. Bu mesele şehir aktörlerinin yalnızca bir kısmının çabası yerine topyekûn bir şehir gelişim stratejisini gerektirdiği muhakkaktır.

Esasında meselenin topyekun bir şehir stratejisi gerektirdiğini TÜİK’in  “İllerde Yaşama Endeksi İl Sıralamaları ve Endeks Değerleri”ne de yansıdığını görüyoruz. En son 2015 yılında yapılan araştırmada;

“Kamunun Eğitim Hizmetlerinden Memnuniyet Oranı Sıralaması”nda Malatya’nın 81 İl arasında 58 sırada,

“Sosyal İlişkilerinden Memnuniyet Oranı” sıralamasında 81 İl arasında ℅87 ile yine 58 sırada,

“Yaşam Memnuniyeti ve Mutluluk Düzeyi” sıralamasında℅53,9 ile 67 sırada yer almış olması (TUİK 2015)  İlimizin her açıdan etkili bir yönetişimle yeniden masaya yatırılması gereğini zorunlu kılmaktadır.

İLİN AKADEMİK BAŞARISI;

YÖK raporunun en önemli sonuçlarından birinin de İllerin akademik başarılarıyla ilgili bilgileri içermiş olmasıdır. Rapor, İllerin akademik başarısıyla ilgili doğrudan bir tablo oluşturmamıştır. Ancak raporda İllerle ilgili verilen rakamlar üzerinden yaptığımız detaylı çalışmada şu sonuçlara ulaşıyoruz:

Raporda Türkiye ortalamaları ile Malatya verilerini kıyasladığımızda şöyle bir sonuca vardık:

Türkiye genelinde sınava giren 2.260,274 öğrenciden,

4 Yıllık Lisansa Yerleşen Aday Sayısı (Açık öğretim Hariç): 394.937 kişi, yüzdelik açısından bakıldığında Türkiye ortalaması ℅ 17,47 olarak çıkmıştır.

Buna karşın;

Malatya genelinde sınava giren 33.648 öğrenciden,

4 Yıllık Lisansa Yerleşen Aday Sayısı (Açık öğretim Hariç): 5.039 kişidir. Yüzdelik açısından bakıldığında Malatya’da sınava girenlerin yerleşme oranı ortalaması ℅ 14,95’tir. Bu oranlara göre Malatya, Türkiye ortalamasının 2,52 gerisinde kalmıştır.

2 Yıllık Ön lisans yerleştirmelerinde de tablo çok fazla değişmemiştir:

Türkiye genelinde, 2 yıllık Ön lisansa Yerleşen Aday Sayısı (Açık öğretim Hariç): 316.037 kişidir. Yüzdelik açısından bakıldığında Türkiye ortalaması ℅ 13,98 iken,

Buna karşın;

Malatya’da 2 yıllık Ön lisansa giren öğrenci sayısı 3.536’dır. Yüzdelik açısından bakıldığında;

Malatya’da Ön lisansa yerleşen öğrenci oranı ortalaması ℅10,50 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran Türkiye ortalamasının 3.48 gerisinde gerçekleşmiştir.

Lisans ve ön lisans toplam ortalamasını dikkate aldığımızda Türkiye ortalaması ℅ 31.45 iken Malatya ortalaması ℅25.48 olarak gerçekleşmiştir.

Raporda, Malatya’nın akademik başarısı ile ilgili bir diğer çarpıcı sonuç, 81 İl arasındaki sıralamasıdır. Eğitim bürokrasisinin iddia ettiği gibi Malatya 81 İl arasında 16’ sırada değildir. Raporda elde ettiğimiz verilere göre Malatya;

4 Yıllık Lisansa Yerleştirmede ℅14,97′ lik bir oranla 81 İl arasında 61 sırada,

2 Yıllık Ön lisansa Yerleştirmede ℅10,50′ lik bir oranla 81 İl arasında 73 sırada iken,

Toplam yerleştirmede(4 ve 2 yıllık) ise ℅25,48’ lik bir oranla 81 İl arasında 72’nci sırada yer almıştır.(3)

Bu rapor son yıllarda sıkça aradığımız ve tereddüde yol açan bir hususa da açıklık getirmiş oldu. ÖSYM yayınlamış olduğu istatistiklerde son sınıflar üzerinden bir veri analizi gerçekleştiriyordu. Söz konusu verilerde Malatya lisans yerleştirmelerde 81 İl arasında 65-73 bandında sabitlenmiş görünüyordu. Malatya öğrencisinin seçici davranıp son sınıfta tercih yapmadığı, ikinci, hatta üçüncü yıl üniversiteye bir şekilde yerleştiği düşünülüyordu. Son sınıfta tercih yapmayan öğrencilerin Malatya’nın başarısını olumsuz yönde etkilediği ve bu yüzden 65-73 bandında kaldığı sanılıyordu. Oysa YÖK’ün, 2018 yılında sınava giren ve geçmiş yıllarda mezun olanları da kapsayan (33.648)   raporu bize Malatya eğitiminin akademik başarısızlığının kronikleştiğini göstermektedir.

MERİTOKRASİNİN DİLİ “RAKAMLAR”DIR, NEPOTİZMİN DİLİ “ALGILAR”DIR;

Rakamların dili ile oluşturulan algının birbirinden ne kadar uzak olduğunu maalesef üzülerek takip ediyoruz. Bakanlığımızın 2023 vizyon belgesinin başta gelen en önemli yaklaşımlarından birinin eğitimin“veriye dayalı” olarak izlenmesi şeklinde öne çıkmış olması tesadüf olmasa gerektir. Giderek karmaşıklaşan ve ani çöküşlerin yaşandığı bir dünyada “veriye dayalı” gelişim modelleri ekonomilerde ne kadar önemli ise eğitim ve kültürel gelişmelerde de o kadar önemlidir. Bürokrasinin, birbirinin gözünün içine baka baka gerçek verilerle hiçbir ilgisi olmayan rakamları paylaşması “Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz” yaklaşımı açısından düşündürücüdür.

Bu bağlamda Milli Eğitim Bakanlığımızın 2023 vizyon belgesi çerçevesinde yapmayı planladığı reformlar arasında en çok “veriye dayalı” eğitimin izlenmesi konusunda zorlanacağını düşünüyoruz. Zira “geçmişi anlamanın, bugünü yönetmenin ve geleceği planlamanın” yolu eğitim bürokrasisinin alt birimlerinden üst birimlere kadar tüm kademelerde verileri değerlendirebilecek ve analiz edebilecek yetiye sahip bir eğitim yönetimi sistemini kurmasından geçtiği kaçınılmaz olmuştur.

Makalemizi daha fazla uzatıp sıkıcı hale getirmek istemeyiz. Son olarak şunu ifade edip araştırmamıza son vermek istiyoruz: Bakanlığımız 2023 hedeflerine ulaşmak istiyorsa ki sayın bakanımız bu konuda birçok farklı kesimlerin desteğini almış durumda, akıl ve bilimin öngördüğü şekilde hareket etmelidir.

Akıl ve bilim bize iki türlü kadrolaşma olduğunu haber verir. Bunlardan biri nitelikli kadrolaşmadır ki bilim çevreleri bunu “meritokrasi” kavramı ile açıklamaya çalışmaktadırlar. Farklı bir versiyonu ile Osmanlı İmparatorluğu’nda ve bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde ve birçok batı ülkesinde uygulanan bu sistemin mutlaka incelenmesi gerekiyor.

İkinci kadrolaşma şekli ise batılıların “nepotizim”dedikleri ülkemiz literatürüne ise “siyasi patronaj” olarak geçen vahşi kadrolaşmadır. Bu kadrolaşma bütünüyle adalet, ehliyet ve liyakati devre dışında bırakarak “benim adamım olsun çaputtan olsun” şeklinde işler. Ne yazık ki ülkemizde en çok geçerli kadrolaşma şekli budur. Dönemsel olarak farklı kesimleri sistem dışına iten bu uygulamanın evvel emirde ortadan kaldırılması gerekir.

Meritokrasi kavramı; toplumun erdemli, yetenekli insanlar tarafından yönetilmesini, toplumsal kaynakların da “liyakat” ve “başarı” esaslı değerlendirme sistemiyle paylaşılmasını ifade etmektedir. İnsanların sahip oldukları meslekleri ve mesleklerinde yükselmelerinin kriteri gayret ve becerilerinin, liyakatinin ölçüt olarak değerlendirildiği sistem olarak kabul edilmektedir. Yine Meritokrasi, kişinin kendi gayret ve çalışmasının sonucunda toplumsal konumunu liyakatiyle elde edebileceğini ve statüsünü yükseltebileceği düşüncesini vaat eder. Bu yaklaşıma göre, toplumda yükselmenin yolu kişinin ırk, dil, din, mezhep, cinsiyet ve geldiği sosyal çevreye bakılmaksızın yetenekleri ve başarısı ile hak ettiği yere ulaşabileceğini varsayar.(4)

Son zamanlarda bu konuda adalet terazisinin hayli eğrildiğini düşünen duyarlı dindar aydınlarımızın bu konuyu sıkça işlemeleri terazinin dengesini ne oranda etkiler onu bilmiyoruz. Ancak “ötekileştirilenler” tarafından  “rövanşizim” olarak algılanan “siyasi patronaj” uygulamaları ile çıkmaza giren bu sistemi, Türkiye gibi toplumsal risk faktörlerinin yüksek olduğu bir ülkede daha fazla sürdürmek doğru olmasa gerek. Zira  “merkezi kontrol edenlerinde” “merkezden uzaklaştırılanların” da bu ülkede her zaman bir güvenlik sorununa yol açtığını yakın tarihimizden biliyoruz. FETÖ bunun en taze ve fütursuz örneğidir.

Herkesin “merkezden” adil bir şekilde yararlanabileceği bir dengeyi kurmak çok da zor değildir. Kuran’ın “adalet” ilkeleri, Peygamberimizin (sav) söz ve uygulamaları başta olmak üzere, Nizamülmülk’ün Siyasetname’sinde, Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’inde, Koçi Bey Risalelerinde pekâlâ bu dengeyi kurabileceğimiz yeterince referans bulunmaktadır.

_____________________________________

KAYNAKLAR

1) 2023 Eğitim Vizyon Belgesi, http://2023vizyonu.meb.gov.tr/

2) http://malatyahaber.com/haber/pisa-malatya/,09.02.2017

3) Yükseköğretim Kurulu (YÖK) 2018 YKS, Yükseköğretime Geçişte İL – BÖLGE BAŞARILARI VE NÜFUS HAREKETLİLİĞİ Raporu, 17 Ocak 2019, https://www.yok.gov.tr/Documents/Yayinlar/Yayinlarimiz/2018_YKS_il_karnesi.pdf

4) Ahmet Alper KARAGÖZOĞLU, Eğitim Kurumları Yöneticisi Yetiştirme Ve Atamada Meritokrasi, Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Eğitim Bilimler Enstitüsü Eğitim Yönetimi Teftişi Planlaması Ve Ekonomisi Anabilim Dalı, Elazığ-2013

Etiketler: /

Yorumlar
  1. Mehmet dedi ki:

    Malatya eğitimi okul taşmak ve bingöllü arkadaşları idareci yapma önceliğini amaçladığı için Yök raporunun çok önemli degil boşverin hocam

  2. malasef dedi ki:

    malatya bu yılki sınavlarda daha kötü

  3. Mehmet dedi ki:

    İdarecileri mülakatla ! atarsanız daha da kötüye gider.

  4. hayret dedi ki:

    Malatyahaber neden halen vekiller yada bürokratlar yada en azından vatandaşlarla röportajlar yayınlamaz

  5. Ahmet dedi ki:

    ….Görevli,Eğitimden sorumlu veya alanından kariyer yapmış
    zevat dan ben bir ses şu ana kadar duymadım…
    GALİBA ŞOK OLDULAR….

  6. Gökhan dedi ki:

    Bay tatlı nın çocuklarını neden özel okulda okuttuğunu, bir top fotokopi alacak parası olmayan okullar varken. 50-60 milyon harcayıp, klipler çektirip kendi reklamını yapmasını da sorgulamak gerekir.

  7. Yerelli dedi ki:

    Eğitimdir ki bir milletti hür şanlı ve şerefli yaşatır. Eğitimdir ki bir milleti yoksulluğa sefalete ve esarete götürür. M.K. ATATÜRK

  8. Talha dedi ki:

    Ali tatlının Malatya eğitimini verdiği zararları da açıklada hocam millet uyansın… Roma da gezdiklerine saysın…

  9. bünyamin dedi ki:

    bu haberin yayınlanmasına vesile olanlara ödül verilsin

  10. HASAN dedi ki:

    🙂 Eğitim Şart …. Mili Eğitim Bir kazan çorba kepçeyi kimim eline gecerse istediği gibi karıştırıyor. eğitim de millileşme lazım

  11. Hakkı dedi ki:

    Maalesef bürokraside memleket insanına güvenmemenin sonucu, atanan bürokratın malatyayı tanımaması, aidiyet duygusunun olmaması, yaptığı işleri eğitim düzelsin diye değilde, kendini yukarılara pazarlasın diye yapması, siyasilerin de ille benim dediğim olsun mantığında olmaları yüzünden liyakatli bürokrat ataması yapamamaları yüzünden malatya kaybediyor.
    ufku dar idarecilerle malatya yönetilmeye çalışılıyor. olayı kavrayamayan nihai hedefe odaklanamayan üst yöneticiler mevcudiyetini koruduğu müddetçe başarı gelmez.

  12. özen dedi ki:

    bir sokak röportajında izlemiştim… spiker hocaya soruyor “Türkiyenin son zamanlarda saman ithalindeki artışı neye bağlıyorsunuz.” Hocada durur mu yapıştırıyor cevabı “Türkiyede sığır miktarı arttı ondan”… Biraz gerçekçi olmak lazım son 20 yılda değişen sığır bakanlığı sayısı ile MEB sayısı her şeyi açıklıyor.

  13. A. B. dedi ki:

    Malatyalı olan okul müdürleri Malatyalı olmayan müdürlerden daha mı fazla çalışıyorlar? Elinizde var mı öyle bir veri? Sadece mesnetsiz iddialarla ilkel mikro milliyetçilik yapıyorsunuz. Ben Malatya’da 20 yıldır idarecilik yapıyorum. Başarılı olmanın Malatyalı olup olmama ile ilgisi yoktur. Mesele liyakat, ehliyet ve temsil meselesi. Bir birime ya da kuruma bir atama gündeme geldiğinde maalesef siyaslerimiz bile aynı ilkel takıntıdan kurtulamıyorlar.

    1. gk dedi ki:

      Kesin liyakat var malatyalı olunca mikro milliyetçilik oluyor Bingöllü olunca ulusal milliyetçilik oluyor

  14. Yılmaz dedi ki:

    Son 17 yıldır bilinçli olarak özellikle eğitim ile ilgili çok ciddi şekilde yanlış politika izlenmiş, liyakat yerine yandaş ve sorgulamayan eğitimi bitirmek üzere kadrolaştırılan yobaz ve bir okadar da cahillerin eline bırakılmıştır! Üniversitelerde sadece ve sadece insan öğütme değirmeni olmuştur!

  15. ahmet dedi ki:

    Eğitim ci Yetkili ve görevlilerimizin ,bu tür konular gündemlerinde değil galiba…
    gündemlerini başkaca konular meşgul ediyor olmalı..
    Orhan hoca ya teşekkürler

  16. Mustafa GÖKDOĞAN dedi ki:

    Malatya okullarında da siyaset %100 olarak uygulaniyor. Ögretmen derste ders anlatmiyor. Şikayet ediyorsun (ögretmenin siyasi baglantısı kuvvetli mudür diyorki ben bisey yapamam) suçlu sen ve velisi oldugun ögrenci oluyo. Ben dısarıdan 472 teog puanı ile gelen bir ogrenci velisi olarak ögrencimin yüzdesi % 50 oraninda duştü. Çare olarak özel liseye göndermeyi düşünüyorum ve çocugumu malatyada (yozgat universitesine gönderirim burda göndermem.) universite okumasini istemiyorum.

  17. Cemal dedi ki:

    Eğitimin sorunlarını eğitimciler tartışmalı ki çözüm yolları bulunsun. Orhan hocaya teşekkür ederim. Çünkü özeleştiri cesaret ister. Eğitimin sorunlarını eskiye dayandığı için düzelmesi kolay olmayabilir..önce liyakatla başlanmalı .liyakat,liyakat liyakat…

  18. Ali dedi ki:

    Malatya eğitiminin akademik başarısızlığının kronikleşmesini nasıl yadırgayabiliriz ki? Eğitim Yöneticisi olup bir şehrin eğitiminden sorumlu olan zevatın öğretmen ve idarecilerle olan iletişim(sizlik)inin bundan başka nasıl bir sonucu olabilir? Tekebbür abidesi, âdeta kendilerini yarı tanrı gören, küçük kliklerin adamı olmayı yeğleyen, gittiği eğitim kurumlarında muhataplarının şeref ve haysiyetini düşünmeden esip gürleyerek nefislerini tatmin eden kişilerin yönetimindeki bir eğitimden başka bir sonuç beklersek yanılırız inanın.
    Okul idarecileriyle ve öğretmenlerle sağlıklı bir iletişim kurmaktan aciz, empati kültüründen yoksun bir idarî anlayışla başarı çıtasının yükselmesi mümkün değildir. Öğretmenini motive etmekten ziyade meslekî aşk ve heyecanını törpüleyen bir yönetim anlayışından bundan daha iyi bir sonuç nasıl bekleyebiliriz?
    Orhan Hocaya da ayrıca değerlendirmeleri için teşekkür ediyoruz.

    1. Nk dedi ki:

      Kesinlikle katılıyorum. Tam bir facia bahsettiğiniz konudaki durum…

  19. vedat dedi ki:

    bu haber sürekli 1. sırada olsun

  20. osman dedi ki:

    bu haberle ilgili şehrin siyasileri ve bürokratları ile programlar yapılmalı

  21. ahmet dedi ki:

    Sayın ORHAN TOĞRULCA Hoca ya çok çok teşekkürler,
    Malatyalı bir eğitim cı olarak bilgilendim…
    sizin paylaştığınız üstteki bu bilgiler,devletin üst düzey yetkililerinden (Vali,Millieğitim md.vb.) Gelmeliydi..

  22. Mehmet dedi ki:

    Orhan hocam basarı sıralamasini yazarken neden yerleștirme oranıni baz alıyorsun.Bu sıralama yapilırken yerleștirme oranı değil alinan ortalama puanlar baz alinir. Yüksek puan alan biri tercih te yapmayabilir. Ösym bile Malatya yi 16. gösterirken sen 70 lerde gösteriyorsun. Bence bu hususa dikkat etmelisin.Kolayliklar dilerim

  23. Kamil dedi ki:

    Bir tane milli eğitim yetkilisi de çıksın buna da yalan desin!

    1. Mehmet dedi ki:

      Yalan değil ama yanlıș…

  24. Server dedi ki:

    Malatya habere böyle güzel kaliteli bilgilendirici yayın yaptığı için teşekkür ediyorum .

  25. Bulent dedi ki:

    Devlet okullarından ziyade özel okullarin da durumları icler acısı.bir iki tanesi hariç vizyonsuz kimliksiz okullar

  26. Bülent dedi ki:

    Demekki,Malatya da nekadar niteliksiz,vasıfsız bir eğitim,öğretim yapılıyorki 81 il içinden 72.sırada.Tabii buna dışarıdan gelen ve buraya yerleşen,Ailelerin çocuklarının eğitim seviyelerde etki edebilir.Birzamanlar Türkiyede derece yapan bir il,şimdi başarısızlıkta dereceye girmiş.Demekki bir şeyi yapmak zor,bozmak çok kolaymış.Bu birkez daha ısbatlandı.

  27. Hasan dedi ki:

    Değerli bilgileriniz için teşekkürler. Şimdi Malatya’yı yönetenler (Siyasetçi ve bürokratlar) şeyhlere, hocalara, efendilere verdikleri değerin yarısını, akla, bilime ve fenne dayalı eğitim kurumlarına verselerdi Malatya 50 yıl önceki eğitim seviyesine ancak gelebilir.

  28. Bircan dedi ki:

    Bu sonuçlar Japonya’da olsa neler olurdu neler? Yıllardır Malatya Milli Eğitimini yöneten lobi, hiç olmazsa erdemlice görevi bırakmalı idi. Kentin her alanı ile ilgili “yapacağız, getireceğiz, cağız, cağız” diyen siyasileri, eğitimi ile ilgili konularda tek kelime etmemiş, kafalarını kuma değil, betona gömmüşlerdir. Orhan Hocamın da belirttiği gibi bu işleri düzeltmek aslında o kadar zor değildir. Sadece “LİYAKAT” dahi bu meselenin tek başına çözümü olabilir ki, bakanlık seviyesinde bu ilkeye uyularak yapılan atama etkisini hissettirmektedir. Malatya Milli Eğitim bürokrasisi, öğrenci odaklı düşünmekten uzaklaştıkça bu rakamlar daha da küçülecektir. Beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz dönemlerdeki Arif Nihat Asya’lı, Nihat Atsız’lı kadroları hatırlayınca bu neyin cezası diye de düşünüyor insan.

  29. bek dedi ki:

    Malatya her konuda olduğu gibi eğitimde de saldım çayıra mevlam kayıra:

  30. Murat dedi ki:

    İnönü ünüversitesini bitirdiler gelen son yönetim resmen mahvetti yazık Vallahi her anlamda yaşanılmaz bir memleket olduk ,en koyu akp lisi ünüde fatih hilmioğlunu söylüyor sa basarısından bahsediyosa diyecek birşey yok

  31. Ülkü KOÇAK dedi ki:

    %70 oy veden dostlar. Kıymetli yorumlarınızı bekliyorum.

    1. Bulent dedi ki:

      En güzel yorumu yapmışsınız.teşekkür ederim

  32. Ali dedi ki:

    Milli eğitim müdürleri nasıl seçilir ..itaatkar olacak ..ak partiye ve sendikasına bağlı olacak o kadar gerisi mülakat sonucuna bağlı ..okul yönetici seçimi de öyle ..malatya da bir grup var doğu kökenli müdürlük senin yardımcılık benim …durum bu.. tüm türkiye de böyle ..eğitim sistemi bu liyakatsızlığı bir an önce düzeltmelidir..

  33. Nk dedi ki:

    Malatya’da algı, maalesef ki rakamlardan ve dolayısı ile gerçeklerden çok daha fazla işe yaramaktadır. Battalgazi belediyesinin 113 trilyon tl. borcu varken bu devasa rakama rağmen hiç borcu yok diye propagandası yapılmış ve işe yaramıştır. Eğitimdeki durum ve ortaya konan rakamlar ortadadır. Ortalama vatandaşların, rakamların peşine düşmesi, rakamların hakikatini araştırması beklenemez. Beklenmesi işin tabiatına aykırıdır. Bu konuda sorumluluk, vatandaşın emanetini yüklenmiş yönetim kademelerindeki şahısların ve bilgilendirme yükümlülüğü bulunanlarin üzerindedir. Ve asıl soru işaretlerinin olduğu nokta da tam olarak burası…

  34. Bahattin ASLANTAŞ dedi ki:

    Orhan Hocam kaleminize sağlık. Güzel bir değerlendirme olmuş. Hepimiz sık sık aynaya bakmalıyız. Kendimiz çalıp kendimiz oynayarak bir yere varamayız. Rakamlar her şeyi ortaya koyuyor. Bahane üretmeden gençlerimizin insanımızın önünü açacak hamlelerin bir an önce yapılması gerekiyor.

  35. ibret dedi ki:

    Bu yazı manşette ve . sırada aylarca kalmalı

  36. Mustafa dedi ki:

    Bende șöyle bir yorumla katkıda bulunayım..2006 yılīnda kendi ilim Malatya da 23.000 siralamayla İnonu Universitesi Tarih Bölumune girdim.2006 yilinda İnonu’nün kontejyani 14 18 bin araligindaydi.Su an bu bölüm 150 200 bin araligindaki siralamayla ögrenci aliyor ve İnonu’nun kontejyani 48 bin dolaylarinda..O donemde turkiyede 76 universite vardi ona ragmen universite mezunu issizlik vardi ve atanamayan ogretmen sayisi 77 bin dolaylarindaydi..Su an ise 210 un uzerinde universite var ve issiz ogretmen sayisi 500 bin dolaylarinda!!!!Yani insan planlamasi cok onemli bir yere universite acmak cok da zor bir is degil..esas olan mezun olana is sahasi acmaktir..ne gerek vardi bu gencleri bu hale getirmeye..32 yasindayim ve issizimm(2011 mezunuyum)

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."

Yorumu Cevapla [ Yoruma cevap yazmaktan vazgeç ]