CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, partisinin ilçe başkanları, butlan yönetimince görevden alınan il başkanı Barış Yıldız ve üyelerinin katılımıyla iletişim bürosunda bir basın toplantısı düzenledi. Hakkında bir karalama kampanyası yürütüldüğünü ifade eden Ağbaba, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Malatya'da gerçekleştirilen insani yardım faaliyetlerinin suç unsuru olarak yansıtılmak istendiğini belirtti. Soruşturma kapsamında iki danışmanının tutuklandığını açıklayan Ağbaba, yapılan tüm çalışmaların hukuka ve vicdana uygun olduğunu savundu.
“Utanacağım, korkacağım bir şey yok”
Deprem sürecinde dünyanın ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen yardımları parti örgütü, milletvekilleri ve belediye başkanlarıyla birlikte ihtiyaç sahiplerine ulaştırdıklarını dile getiren Ağbaba, şu ifadeleri kullandı:
"Evet arkadaşlar çok teşekkür ederim. İlçe başkanlarımız, il başkanımız, sevgili partililerimiz hepinize çok teşekkür ederim. Birkaç düşüncemi çok kısa şekilde sizlerle paylaşmak istiyorum, kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Bir kirli kampanyayla karşı karşıyayım. Bir kirli kampanya üzerimizden bitirmeye çalışılıyor. Maalesef deprem döneminde gelen bağışlar bir suç unsuru olarak gösterilmeye çalışılıyor ve iki danışmanım da maalesef tutukladılar.
Aslında yapılanlara tüm Malatya şahit. Benim utanacağım bir şey yok, korkacağım bir şey yok. Yüzümü sizin karşınızda eğeceğim hiçbir durumum yok. Depremin ilk anında bütün Malatya şahit, muhtarlar şahit, konteyner kentler şahit, çadır kentler şahit, fakir fukara şahit. O dönemde dünyanın dört bir yanında yardımlar geldi. Dört bir yanında insanlar yardımlar gönderdi. Ve biz de bu yardımları örgütümüzle birlikte, milletvekillerimizle birlikte, belediye başkanlarımızla birlikte günlerce dağıttık. Tüm insanlar buna şahittir.
Bakın her mahallede aşevleri kurduk. Binlerce insana her akşam, her öğlen sıcak yemek verdik. Gençlere kartlar dağıttık. İntial kartlar, gıda paketleri, beyaz eşya, su, ekmek hatırlayın. Depremin ilk gününde Malatya'da ekmek yoktu. 150 bin ekmek dağıttım. Depremin ilk günü, ilk akşam insanlar su bulamıyordu, kurabiye bulamıyordu. Elazığ'dan bir kamyon, kurabiye getirdim. İki kamyon su dağıttım. Meyve suyu getirttim. Ve her ateş başına her dışarıda yatan herkese yardımla girdim. Ta organize sanayiye kadar insanlar o gün açken onların dertlerine derman olduk.
Tabii ki bunu tek başıma yapmadım. Yapmam da mümkün değil. Örgütümle yaptım. Gönüllülerle yaptım. Milletvekilleriyle yaptım. Zaman zaman yardım talepleri oluyordu. Hesap numarası veriyorduk. Onlara gidiyordu.
Bir lokması kursağıma girdiyse zehir zıkkım olsun
Zaman zaman bir milletvekili arkadaşım "Ben de yardım etmek istiyorum." dedi. Danışmanıma gönderdi. Ama bunların hiçbiri hiçbiri suç değil. Deprem döneminde bizim dışımızda sahada olan hiç kimse yoktu. Adeta bir devlet gibi büyük şehir derecesinde daha fazla çalıştık. Bir devlet gibi çalıştık. Hepiniz şahitsiniz. Şimdi bakın kimin ne ihtiyacı var hiç çok de özel çocuklar dediğimiz Down sendromu çocuklara şahittir. Onların evleri o sıcakta klima yoktu. 60'a yakın klima temin ettikleri O çocuklar şahit. Gidin Bela baba bu paraları nereye harcamış? Down sendromunu çocuklara sorun. Gidin bu harcamalar nereye yapılmış? Gidin Hoca Ahmet Yasevi'ye sorun. Yeşiltepe'ye sorun. Cemal Gürsel'e sorun. Güzelbahçe Konteyner Kent'lere sorun. O harcamaların hepsinin hepsinin kaynağı belli. Kime dağıtıldığı da bellidir. Benim vicdanım rahat, açık söylüyorum vicdanım rahat. Utanacağım hiçbir şey yok. Bu gelen yardımların tamamı Malatya'daki fakir fukara için dağıtılmıştır. Bir lokması kursağıma girdiyse zehir zıkkım olsun, haram olsun.
Kirli bir kumpasla, kampanyayla karşı karşıyayız
Bu iftiralara atanları da sizin vicdanlarınıza havale ediyorum. Maalesef değerli arkadaşlar kirli bir kumpasla, kirli bir kampanyayla karşı karşıyayız. Ama tekrar söylüyorum Malatya bana şahit. Malatya'daki partili partisiz herkes şahit. Hiç kimseyi ayırmadan tüm Malatya'daki ihtiyaç sahiplerinin tamamına yetiştim. Kimi zaman dernekler yardım gönderdi. Ankara dernekleri, kimi zaman İstanbul dernekleri, kimi zaman iş adamları, kimi zaman dostlarımız yardımlar gönderdi ve bu yardımları tek tek örgütümüzle birlikte arkadaşlar birlikte dağıttık. 10.000.000 lira gıda kolesi dağıttık arkadaşlar. 10 milyon lira gıda kolisi dağıttık. Kimse sokağa çıkamazken biz hiç tanımadığımız evlerin kapısını çalarak gıda kolisi bıraktık. Hiç tanımadığımız çadırlara girerek kart bıraktık, gıda kolisi bıraktık. Hiç tanımadığımız gençlerin ayakkabılarını, yaşlılarımızın yaşlı bezini, çocuklarımızın çocuk bezini terim ettik.
Bunlar suç mu? Bunlar hiçbiri suç değil. Ama maalesef Üzerimizden bir kirli kampanya yürütülmeye çalışılıyor. Benim sizlerin karşısında vicdanım rahat. Alnım açık, başım dik. Hepiniz de biliyorsunuz. Tüm Malatyalılar da biliyor. Gidin muhtarlara telefon açın. Ne bileyim rastgele 10 tane muhtara telefon açın. Veli Ağbaba yardım yapmış mı? Yapmamış mı? Sorun. Burada uğraşmadığımız fakir fukara kalmadı. Bakın en yoksul 3 bin küsur aileye Sıfır gelir olan 3 bin küsur aileye tarım kredi kooperatifinden belgeli tarım kredi kooperatifinden alarak 3 bin küsur aileye sıfır gelir olan 3 bin küsur aileye koli gönderdik.
Benim alnım açık, başım dik
Yani anlatamayacağım çok şey var. Bakın Malatya'da depremin ilk haftasında fırınların hepsi kapalı. Fırıncılar Odası Başkanı'nı aradım. Dedim Amasya'dan Çorum'dan un geliyor. Bana açık fırın bul, üç tane fırın buldu. O fırınlara o unları gönderdim. Masrafınızı çıkarın geri kalanını Allah rızası için dedim. Dağıtın. Hayır kurumları çeşitli bölgelerde Göztepe'de, Tandoğan'da aş evleri açmışlardır. Onlara bulgur gönderdim, kuru fasulye gönderdim, nohut gönderdim. Tüm Malatya şahit. O nedenle arkadaşlar benim alnım açık, başım dik. Utanacak hiçbir şey yapmadım. Bundan sonra da yapmayacağım. 1 kuruş o deprem yardımlarından gelen 1 kuruş kursağmdan geçtiyse haram olsun. Bu iftiraları atanlara da yazıklar olsun."
malatyahaber.com- Bülten





