Deprem sonrası yeniden inşa edilen Malatya'nın Yeni Çarşısı için açıklanan "Sektörel Yerleşim ve Kümelenme Planı" kamuoyunda yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Yetkililer, uygulamanın daha düzenli, estetik, işlevsel ve vatandaşların ihtiyaçlarına daha kolay ulaşabileceği modern bir ticaret merkezi oluşturmayı amaçladığını belirtirken, bazı hak sahipleri ve esnaflar ise bu kararların çarşıda yaşanan sorunları çözmekten çok, deprem sonrası ortaya çıkan planlama eksikliklerini ve mağduriyetleri örtmeye yönelik olduğunu iddia ediyor.
Açıklanan plana göre çarşı içerisinde aynı sektörde faaliyet gösteren işyerleri belirli bölgelerde toplanacak. Hazırlanan yerleşim paftasında giyim, tekstil, ayakkabıcılık, kuyumculuk, bakırcılık, şire pazarı, kasap-balık pazarı, baharatçılar, kadayıfçı-peynirciler, restoranlar ve fırınlar gibi birçok sektör için özel alanlar ayrıldığı görülüyor. Bunun yanında çarşının önemli bir bölümü ise "karma sektör" alanı olarak planlanmış durumda.
Yetkililer bu modelin vatandaşların aradıkları ürünlere daha kolay ulaşmasını sağlayacağını, benzer sektörlerin bir arada bulunmasının ticari hareketliliği artıracağını ve şehir merkezine yeni bir kimlik kazandıracağını savunuyor.
Tartışmalar Deprem Sonrası Süreçte Başladı
Deprem sonrası rezerv alan uygulamaları kapsamında şehir merkezindeki çok sayıda taşınmaz kamulaştırıldı, tapular Hazine'ye devredildi ve ticari alanlar yeniden planlandı.
Bu süreçte bazı mülk sahipleri taşınmazlarının rızaları dışında ellerinden alındığını savunurken, konuya ilişkin açılan bazı davaların ise halen devam ettiği biliniyor.
Hak sahiplerinin uzun süredir dile getirdiği eleştirilerin başında işyerlerinin küçültülmesi geliyor. Bazı vatandaşlar deprem öncesinde sahip oldukları işyerlerine kıyasla daha küçük alanlar verildiğini, bazı durumlarda sahip oldukları bağımsız bölüm sayısının korunmadığını ve yıllardır faaliyet gösterdikleri bölgelerden farklı alanlara yönlendirildiklerini ileri sürüyor.
Yer tahsisleri ve hak sahipliği süreçlerine ilişkin adalet tartışmaları da kamuoyunda sık sık gündeme gelirken, açıklanan yeni kümelenme modeli bu eleştirileri yeniden alevlendirmiş durumda.
"Kümelenme Bir Tercih mi, Mecburiyet mi?"
Eleştirilerin merkezindeki en önemli başlıklardan biri ise özellikle teknik altyapı gerektiren sektörler.
Bazı esnaflar, deprem öncesinde kendi işyerlerinde ihtiyaçlarına göre baca, havalandırma ve üretim altyapısı oluşturabildiklerini, ancak standart projelerle inşa edilen yeni işyerlerinde bunun mümkün olmadığını öne sürüyor.
Özellikle fırın, restoran ve yeme-içme sektörlerinde yaşanan altyapı sorunlarının uzun süredir konuşulduğunu belirten vatandaşlar, bugün açıklanan kümelenme modelinin baştan planlanmış bir şehircilik vizyonundan çok, ortaya çıkan teknik sorunlara sonradan bulunan bir çözüm olduğu görüşünü dile getiriyor.
Bazı vatandaşlara göre bugün "Gastronomi Sokağı", "sektörel kümelenme", "modern ticaret merkezi" ve "yeni konsept" başlıklarıyla sunulan model, aslında deprem sonrası inşa edilen standart projelerde yeterince öngörülmeyen ihtiyaçların giderilmeye çalışılmasından ibaret.
Bu görüşü savunanlar, yalnızca restoran ve fırınların değil; ayakkabıcıların, kuyumcuların, giyim sektörünün, baharatçıların ve diğer meslek gruplarının da belirli alanlarda toplanmasının şehircilik tercihi mi yoksa sonradan ortaya çıkan zorunlu bir düzenleme mi olduğu sorusunu gündeme getiriyor.
"Kendi Mesleğimizi Yapamayacağız" Endişesi
Kamuoyunda dile getirilen bir başka eleştiri ise bazı hak sahiplerinin kendilerine tahsis edilen işyerlerinde mevcut mesleklerini sürdüremeyecekleri yönünde.
Bazı esnaflar, faaliyet alanlarına uygun olmayan bölgelerde işyeri sahibi olduklarını, bu nedenle kendi mesleklerini devam ettirmek yerine işyerlerini kiraya vermek zorunda kalabileceklerini öne sürüyor.
Bu durumun özellikle küçük esnaf açısından yeni ekonomik sorunlar doğurabileceği ifade ediliyor.
Mülkiyet Hakkı Tartışması
Kümelenme modeline yönelik en güçlü eleştirilerden biri ise mülkiyet hakkı üzerinden yükseliyor.
Bazı mülk sahipleri, sektörel kümelenmenin yalnızca bugünkü ticari hayatı değil, taşınmazların gelecekteki kullanım biçimini de etkileyebileceğini düşünüyor.
Eleştirilere göre belirli bölgelerin belirli sektörlere ayrılması, mülk sahiplerinin işyerlerini ilerleyen yıllarda farklı sektörlerden yatırımcılara kiralama veya satma imkanını sınırlandırabilir.
Bu görüşü savunan vatandaşlar, şehir merkezinin en değerli ticaret alanlarından birinde bulunan mülkler üzerinde fiili bir kullanım kısıtlaması oluşabileceğini ifade ediyor.
Bazı mülk sahipleri, "Bugün burada sadece belirli sektörler faaliyet gösterebilecekse, yarın işyerimizi farklı bir yatırımcıya nasıl kiralayacağız?" sorusunu yöneltiyor.
Hatta bazı vatandaşlar, belirli sektörlerin aynı bölgelerde toplanmasının zamanla o sektörlerde faaliyet gösteren kişiler lehine bir pazarlık gücü oluşturabileceğini ve mülk sahiplerinin alternatif kiracı bulmakta zorlanabileceğini savunuyor.
Bu nedenle tartışmanın yalnızca bugünkü ticari düzeni değil, gelecek yıllarda taşınmazları devralacak mirasçıları da ilgilendirdiği belirtiliyor.
Vatandaşlara Soruldu mu?
Deprem sonrası mülkiyetleri kamulaştırılan, yerleri değiştirilen, işyerleri küçülen veya dava süreçleri devam eden vatandaşların görüşlerinin alınıp alınmadığı kamuoyunda merak ediliyor.
Sektörel kümelenme planı hazırlanırken hak sahipleri, mülk sahipleri ve esnafla kapsamlı bir istişare yapılıp yapılmadığı, bu kararların hangi kriterlere göre oluşturulduğu ve taşınmaz sahiplerinin süreçte ne ölçüde söz sahibi olduğu yönündeki sorular halen yanıt bekliyor.
Bazı vatandaşlar, "Önce mülkümüz elimizden alındı, sonra nerede ve ne büyüklükte işyeri alacağımıza başkaları karar verdi. Şimdi ise hangi bölgede hangi işi yapabileceğimiz konuşuluyor. Bu kadar önemli kararlar alınırken mülk sahiplerinin görüşü soruldu mu?" sorusunu gündeme taşıyor.
malatyahaber.com