Malatya’ya göç eden kelebeklere bir yenisi daha eklendi: Dicle güzeli.

Latince Junonia orithya, İngilizce Blue Pansy (Mavi Hercai Menekşesi) adıyla tanınan göçmen Dicle güzeli Doğanyol ilçesi sınırlarında fotoğraflanarak kayıt altına alındı. Böylece Malatya 200’e yakın tür sayısıyla kelebek zenginliği açısından 3. sıradaki yerini korudu. İlk 2 sırada Erzurum ile Kahramanmaraş yer alıyor.

Ülkemize Afrika, Ortadoğu ve Asya’dan sonbahar aylarında göç edip, birkaç ay kaldıktan sonra, kış öncesi geldikleri yoldan geri dönen kelebeklerden Sultan (Danaus chrysippus), Mezopotamya kolotisi (Colotis fausta), Beyaz öncü (Belenois aurota) Malatya’da daha önce fotoğraflanarak kayıt altına alınan göçmen kelebekler arasında yer alıyor.

Yıllardan beri dere tepe dolaşarak kelebekleri fotoğraflayan gözlemci Münir Engür, Olcay Özşahin ve Birol Bayram Güngör’den oluşan ekip geçen yıl yine Beyaz öncü kelebeğini ilk kez Doğanyol ilçesinde fotoğraflamışlardı.

Gözlemcilerden Engür, “bu yıl bahar ayında Süslü damone (Anthocharis damone) kelebeğini Kuluncak kırsalında fotoğraflayıp kayıt altına almıştık. Malatya kelebeklerine bir tür daha ekledikten sonra ekipçe ön hazırlık ve araştırma yaparak Doğanyol kırsalında Ekim ayında Dicle güzelini aramayı planlamıştık. Çalışmalarımız olumlu sonuç verdi; onu da bulduk. Dicle ve Fırat nehirlerini takip ederek ülkemize gelen göçmen kelebekler eylül-kasım arası bu bölgede yaşayıp tersine göç ediyorlar. Malatya’nın Fırat Nehrine, yani Karakaya Barajına, yakın ilçeleri bu göçmen kelebeklerin yaşayacağı habitatı, yiyecekleri sağlıyor” dedi.

Engür, Dicle güzeli hakkında şu bilgileri özetledi:

“Türkiye’de ilk kez 2011 yılında Diyarbakır Dicle nehri kıyısında kayıt altına alınan çok güzel bir kelebek. Erkek bireylerin kadifemsi mavi ve siyah kanat üstü renkleri çok göz alıcı ve güzel. Dişileri kahverengi tonlarda. Kanat üstü ve altında göze benzer renkli büyük benekleri var. Kanat açıklıkları 4--5.5 cm olan orta büyüklükte bir kelebek. Konukçu bitkileri sinirli ot, kapari ve yalancı ısırgan.

Dişi bireyler çiftleşme sonrası yumurtalarını bu bitkilerin yaprak ve filizlerinin altına tek tek bırakıyor. Yaklaşık bir hafta içinde yumurtalardan çıkan tırtıllar bu konakçı bitkilerle beslenerek 2-3 hafta sonra uygun bulduğu bir bitkiye kozasını örerek pupa evresine giriyor. İklim ve sıcaklığa göre 1-2 hafta süren bu pupa evresinde başkalaşım geçirerek kozadan çıkıyor. Birkaç saat içinde kuruyup kanatlarını genişleterek ergin bir kelebek haline geliyor ve yine iklim koşullarına bağlı olarak 3-4 hafta uçuş dönemi yaşıyor; bu ergin döneminde çiftleşip yumurta bırakıyor. Yaşam döngüsü kısaca böyle.

Yaşam alanı Mezopotamya dediğimiz Dicle ve Fırat arasında kalan bölge. Malatya şimdiye kadar Dicle güzelinin fotoğraflandığı bölgenin en kuzeydeki ili. Eylül sonu ve ekim başı ilimizde ve Doğanyol’da yaşanan aşırı yağış nedeni ile çok fazla sayıda birey göremedik. Bu kelebek çok nazlı bir tür beyaz öncü gibi tüm doğu ve güneydoğuya yayılamaz.”

Beyaz Öncü Her Yerde

Ekipten Olcay Özşahin ise, geçen yıl ilk kez gördükleri Beyaz öncü kelebeğinin yayılımı hakkında ilginç bilgiler verdi. Bu kelebeğin “istilacı” denecek türden olduğuna dikkat çeken Özşahin “Kelebeklerin kısa sürede her yere yayılmasını beklemezsiniz ama bir yıl içinde neredeyse Malatya’nın her tarafına ulaştıklarını gözledik. Doğanyol’a oldukça uzak denebilecek Çırmıhtı Atmalı Vadisinde bu ay içerisinde rastlayıp fotoğrafladık. İnanılmaz bir üreme ve hayatta kalma başarısı sergiliyorlar. Diğer göçmen türler onlar kadar istilacı değil. Malatya kelebek çeşitliliği açısından çok zengin bir coğrafyaya sahip. Türkiye kelebek türünün en çok yaşadığı üçüncü ilse bunu coğrafi ve bitki zenginliğimize borçluyuz. Kelebekler açısından harika bir şehir olduğumuzu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

Özşahin, Malatya coğrafyasını çok iyi bilen Birol Bayram Güngör’ün katkısına değinirken “Yarın gidelim de kelebeği şurada çekelim diye bir şansımız yok. Bu kelebeği bulmak için ekipçe bir ay literatür çalışması yaptık, bilimsel kaynaklara baktık. Hangi noktada bulabileceğimizi tahmin ederek kendi aracımızla yaklaşık 280 kilometre arazi taraması yaptık. Bazen çok zor yol ve arazilere girmek zorunda kalıyorsunuz. Bu noktalarda da Bayram Bey devreye girip bizi doğru noktalara yönlendirdi ve sonuçta Dicle güzelini bulmuş olduk. Kelebek gözlemciliğinin-kaydının elbette bize getirisi yok; tam tersi zamanımızdan ve cebimizden harcamak zorundayız. Ama Malatya’ya yeni tür kazandırmanın, insanın doğanın bir parçası olduğu, bizim dışımızdaki canlıların da yaşama hakkına saygı göstermemiz, onları korumamız gerektiğine dair farkındalık oluşturabiliyorsak bu verdiğimiz zahmete değiyor” diye konuştu.

Kelebek için Sağlıklı Şehir Bizim İçin de Sağlıklı

Özşahin şöyle devam etti:

“Kelebekler dikkat etmediğimiz için göremediğimiz canlılar. Onları fark etmeye başladığınızda ise etrafımızı sarmış olarak görüyorsunuz. Gözlemcilik aslında, kelebeğin hangi bitkiyle beslendiği, nasıl uçtuğu hangi sıcaklık koşullarında gelişip yaşama hazır hale geldiği gibi, birçok farkındalığı beraberinde getiriyor.

Bizim her yıl kayıt altına adlığımız kelebeklerin kayıt tarihi yıldan yıla farklılık göstermektedir. Her yıl sıcaklık değişimlerinin yaşanması ile oluşan farklılık bize mevsimlerin her yıl aynı şekilde yaşanmadığının en büyük göstergesidir. Kelebekler ise bu değişimlere en çabuk tepki veren canlılardır; doğada ki dönüşümü izini sürebilmek için çok önemli bir veridir.

Kelebekler yaşadıkları ortamın sağlığı hakkında önemli veriler sunarlar. Bir şehirde kelebek sayısının çokluğu o kentin ne kadar yaşanabilir olduğu hakkında bilgi verir. Bir şehir kelebekler için ne kadar yaşanabilir halde düzenlenirse insanlar içinde o kadar sağlıklı bir ortam yaratılmış olur. Amaç gözlemciliğini yaptığımız kelebeklerin anlaşılmasını sağlarken yaşadığımız alanlarla nasıl bağ kurup birleşme sağlanacağıdır.

Şehirler planlanırken estetik kaygılar öne çıkıyor; halbuki yerel bitkilerin ekilip yetiştirildiği ve birbirine bağlı ekolojik ilişkilerin oluşturulduğu ortamlar hem kelebek hem de diğer tozlayıcılar için çok daha uygun olacaktır.

Kelebeklerin yaşadığı alanların kaybı doğa ve insanlık için en büyük tehditlerden birisidir. Doğal alanlar yapılaşmaya açıldığında ve akarsu döngüleri düşüncesizce baraj, gölet yapılması ile bozulmuştur. Dicle güzelini kayıt almaya gittiğimiz arazi gözlemlerinde karşılaştığımız tablolardan birisi de budur. Dik yamaçlı dağların arasına yapılan baraj yörenin alması gereken yağmur miktarını artırmış ve gereğinden çok yağış almasına sebep olmuştur.

Sonucunda ise yol boyunca gördüğümüz devasa kepçeler ve greyderler, oluşan erozyonun zararlarını temizlemek için cansiperane bir mücadele vererek büyük toprak kütlelerinin yerini değiştiriyorlardı. Bu süreçte oluşan habitat kaybı gelecek nesiller için önemli bir veri kaynağı olacaktır. Daha hassas yaşam koşullarına ihtiyaç duyan canlılar için yaşam alanlarının yok olmasına ve doğal hayattan çekilmesine sebep olacaktır.

Sonuç olarak kentleri tasarlarken yeşil alanlardan kopamamalıyız. Yeşil alan koridorlarını birbirine bağlanacak şekilde düşünmeliyiz. Yeşil alanları düşünürken macera aramadan o yörenin bitkilerini orada yaşayan bitkilerden seçmek gerek. Doğayı yaşadığımız şehirlerden, köylerden kırsal alanlardan çıkarmak yerine arada bağ kurup beraber yaşamanın koşullarını öğrenmek için çabalamalıyız.”

Yaşam Alanları Yok Oluyor

Engür, bu zenginliğin korunması gerekirken son dönemlerde yaşanan tahribatla, birçok canlı türüyle birlikte, kelebek yaşam alanlarının yok edildiğine dikkat çekiyor.

Engür’ün bu konudaki ifadeleri şöyle:
KelebekçilerDoğal güzellik ve zenginliğimizin farkında olmak, bu ekosistemleri koruyabilmek çok büyük önem taşıyor. Sadece göçmen kelebekler değil ülkemizde yaşayan birçok endemik kelebek türü de Malatya’yı yuva biliyor. Bunlardan en değerlisi nesli tükenme tehlikesi altında olan Mezopotamya çokgözlüsü (Polyommatus dama) kelebeği. Dama, onlarca yıl öncesinde Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş gibi illerde yaşarken şu anda sadece Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde, eski ilçe merkezi Çırmıhtı’da, çok az sayıda yaşıyor ve yaşam alanları hızla yok ediliyor. En önemli yaşam alanlarından biri olan İnek Pınarı havzası mesire alanı, yol yapımı, binalaşma, bağ bahçe yapımı gibi etkenler yüzünden tahribata uğramış durumda.

Yurt içi ve yurt dışından binlerce kelebek gözlemcisinin akın akın gelip bu nadir canlıları fotoğrafladığı İnek Pınarı havzası ve Malatya’nın diğer kelebek yaşam alanları hızla yok olmakta. Bununla birlikte ekoturizm de zarar görmekte. Maalesef bu tahribatla geri dönüşü olmayan kayıplara neden olacak ve bir çok kelebek, bitki ve canlı türünün ya nesli tükenecek ya da artık şehrimizde görülmeyecek. Mezopotamya çokgözlüsü yılda 100-500 arası üreyen ve sadece Malatya’da yaşayan bir kelebek. Allahın bize emanet ettiği bir canlı. Onun neslini yok etmenin vebali hepimizin boynunadır.”

Üniversitelerde Kelebek Sunumları

Ekip, kelebeklere ilişkin araştırmalarını öğrencilerle paylaşmaktan geri kalmıyor. On yılı aşkın süredir kelebekleri gözleyerek türlerin yanı sıra yaşam alanlarını, yedikleri bitkileri belirleyerek önemli bilgilere ulaşan ekip, davet edildiği İnönü ve Turgut Özal Üniversitesine giderek sunum yaptı.

malatyahaber.com