SON DAKİKA
SON DEPREMLER

Altın Kayısıdan Kırmızı Elmasa.. Kızılcık ve Gen Kaynağı Malatya

Altın Kayısıdan Kırmızı Elmasa.. Kızılcık ve Gen Kaynağı Malatya
A- A+ PAYLAŞ

Gezgin, araştırmacı, eğitimci yazar Fikri Demirtaş, Malatya’nın lezzetli meyvelerinden kızılcığı kaleme aldı. 

Hiç tarımsal ilaç gerektirmeden yetişen kızılcık meyvesini Altın Kayısıdan Kırmızı Elmasa: Kızılcık Dünya Genetik Kaynağı Malatya’da başlığıyla kaleme alan Demirtaş şunları yazdı:

“Kızılcık bilimsel adıyla Cornus mas, Anadolu’nun kadim meyve türlerinden biridir.  Baharı ilk müjdeleyen altın sarısı çiçekleri, sonbaharı haber veren yakut kırmızısı meyveleriyle yalnız bir bitki değildir; kültürdür, hafızadır, Anadolu insanının direncidir. Yüzyıllar boyunca hem sofralarımızda yer almış hem de belleğimizde derin izler bırakmıştır.

Türkiye: Kızılcığın Gen Merkezinde

Türkiye, kızılcığın doğal yayılış alanlarının merkezinde yer alır. Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz boyunca geniş bir varlığa sahiptir. Halk arasında kiren, ergen, kirnap gibi farklı adlarla anılması da bunun göstergesidir. Malatya’da ise kızılcık (yerel adıyla Çum) özellikle Sultani ve Hüdai tipleriyle bilinir; şerbeti, marmeladı, reçeli ve geleneksel içeceklerde kullanımı yaygındır.

Dünyanın kızılcık gen kaynağı merkezi Türkiye - Malatya, Ukrayna - Yalta şehridir. 

FOTO: Kızılcık Ağacı

​Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezai Ercişli; Çukurova Üniversitesi, Malatya Meyvecilik Araştırma Enstitüsü ve Atatürk Üniversitesinin iş birliğiyle yürütülen kapsamlı araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Yapılan çalışmalar, kızılcık meyvesinin sadece bir besin değil, aynı zamanda eşsiz bir şifa kaynağı olduğunu bilimsel verilerle ortaya koydu.

Yüksek Antioksidan ve C Vitamini Deposu

Araştırma sonuçlarına göre kızılcık, sahip olduğu çok yüksek antioksidan değerleri ve zengin C vitamini içeriğiyle, insan sağlığı üzerinde güçlü bir koruyucu kalkan oluşturmaktadır.

​Prof. Dr. Ercişli, Malatya’nın kızılcık konusunda stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek şu çarpıcı bilgileri aktardı:

​"Kızılcık genetik kaynakları açısından dünyada iki ana merkez bulunmaktadır. Bunlardan ilki Malatya Meyvecilik Araştırma Enstitüsü, diğeri ise Ukrayna’nın Yalta şehridir. Ancak Ukrayna’daki türler açık renkli kalırken, Malatya'dakiler çok daha üstün özelliklere sahiptir. Şu an Malatya’da tescil aşamasında olan 60’ın üzerinde farklı kızılcık tipi bulunmaktadır; biz çalışmamızda bunların en yetkin 30 tanesini mercek altına aldık."

ARŞİV FOTOĞRAF: Prof.Dr. Bayram Murat Asma, bahçe sahibi Yusuf  Kendirli, Fikri Demirtaş 

Malatya: Kızılcığın Genetik Hazinesi

Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü  Müdürlüğü bünyesinde yürütülen “Kızılcık Genetik Kaynaklarının Toplanması, Muhafazası ve Değerlendirilmesi” projesi, Türkiye’nin kızılcık çeşitliliğini ortaya koymak ve korumak üzerine önemli çalışmalar gerçekleştirmiştir.

Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından hazırlanan teknik bilgi notunda şu bilgiler yer alıyor:

“​Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü bünyesinde 1998 yılında başlatılan "Kızılcık Genetik Kaynaklarının Toplanması, Muhafazası ve Değerlendirilmesi" projesi, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğini korumak ve bu zenginliği bilimsel temellere oturtmak amacıyla kararlılıkla sürdürülmektedir.

​Genetik Muhafaza: Yürütülen titiz çalışmalar neticesinde, bugüne kadar toplam 26 farklı kızılcık genotipi koruma altına alınarak arazi gen bankasına kazandırılmıştır.

​Karakterizasyon Çalışmaları: Söz konusu genotiplerin morfolojik tanımlamaları, tohum tescil ve Sertifikasyon Merkezinin (TTSM) "Çeşit Özellik Belgesi" standartları çerçevesinde başarıyla tamamlanmıştır.

ARŞİV FOTOĞRAF: Yusuf Kendirli ve Hayrettin Karaca

​Kaynak Dağılımı: Muhafaza edilen genotiplerin 21’i Malatya ilinden seçilmiş, geri kalan 5 genotip ise Yalova Enstitüsü’nden temin edilmiştir.

​Tarama ve Yeni Keşifler: Malatya, Elazığ, Artvin ve Gümüşhane illerinde gerçekleştirilen saha taramaları sonucunda yeni genotipler tespit edilmiştir. Bu yeni kaynakların arazi gen bankasına aktarım süreci ve bilimsel incelemeleri devam etmektedir. Türkiye'nin kızılcık gen havuzunu genişletmeyi hedefleyen bu proje, yerel çeşitlerin tescil edilerek tarımsal ekonomiye kazandırılması noktasında kritik bir eşiği temsil etmektedir.

370 Yaşında Kızılcık Ağacı

Malatya'nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Bostanbaşı (Barguzu) Mahallesi'nde Mimar Yusuf Kendirli'nin bahçesinde bulunan 370-400 yıllık kızılcık ağacı, Malatya’nın değil dünyanın en yaşlı kızılcık bireylerinden biri sayılmaktadır. Hâlâ yılda yaklaşık 250 kg meyve vermesi, bu türün dayanıklılığının en somut kanıtıdır.

FOTOĞRAF: 370 yaşındaki kızılcık ağacı ve Hasan Şahin, Fikri Demirtaş, Adil Aktaş 

Yusuf Kendirli ile yaptığım görüşmede şunu aktardı: " Hayrettin Karaca (TEMA Vakfı Eski Başkanı) buraya geldi iki gün boyunca bu ağacın altında oturdu. Onun söylediğine göre dünyanın belki de en yaşlı kızılcık ağacı dedi. Bundan daha yaşlı bir kızılcık ağacı görmediğini söyledi."

Kızılcık ağacı şarkılarımıza, türkülerimize, şiirlerimize konu olmuştur .

Kaybolan Bağlar, Azalan Ağaçlar

Aspuzu bağ köyleri, kültürü, Malatya’nın kimliğinin parçasıydı. Bağ köyleri dediğimiz bölgeler Tecde, Orduzu, Banazı, Barguzu, Kileyik, Çarmuzu, Çırmıktı, Gündüzbey yerlerdir.

Ancak hızlı kentleşme, betonlaşma ve imar baskısı, kızılcık başta olmak üzere pek çok meyve ağacını tehdit etti. Malatya sevdasıyla yüreği çarpan Rahmetli Avukat Hayrettin Abacı (1929-2017) şehrin yeşil mirasını korumak adına ömrünü vakfetmiş bir dava adamıydı. Kendi mülkiyetinde olan arazilerin değer kazanma ihtimalini bir kenara iterek, Tecde gibi nadide bağ köylerinin betonlaşmaması ve imara açılmaması için onurlu bir hukuk mücadelesi verdi.

​Maalesef bu haklı çabası galibiyetle sonuçlanmasa da; o, şahsi menfaatini değil memleketin nefesini savunan duruşuyla Malatya tarihine geçti. Bugün Tecde’nin yitip giden her yeşil yaprağında, rahmetli Hayrettin Abacı’nın (yandaki fotoğrafta) ne kadar haklı olduğu ve gösterdiği o soylu direnişin kıymeti bir kez daha anlaşılmaktadır. 

Bugün hâlâ bazı bahçelerde sessizce direniyorlar. Bu nedenle:

Kızılcık genetik kaynaklarının korunması, yeni bahçe tesislerinin desteklenmesi, üniversite–belediye–araştırma iş birliklerinin artırılması hayati önem taşımaktadır.

Hem ekonomik hem sağlık değeri yüksek kızılcık; şerbet, marmelat, lokum, reçel, kurutma, fonksiyonel gıda ve ilaç sanayi, peyzaj ve odun sanayi alanlarında değerlendirilebilecek bir hazine niteliğindedir.

“Kan kustum, kızılcık şerbeti içtim” atasözünün kültürel simgesi olan bu meyve, sabrın, dayanıklılığın ve metanetin simgesi olarak Anadolu’nun belleğinde yerini korumaktadır.

Malatya Gastronomisinde Kızılcık Önerisi

Kayısı ile tanınan Malatya’da kızılcık; yerel gastronomiyi çeşitlendirebilecek güçlü bir potansiyel taşır. Kızılcık şerbeti, kızılcık tarhanası, reçel, hoşaf ve modern mutfakta kullanılacak ekşi-aromalı sosların yanı sıra kızılcık likörü gibi katma değerli ürünler; hem geleneksel damak tadına hem de turistik çekiciliğe önemli katkı sağlayabilir. Et yemekleriyle uyumlu kızılcık sosları, kızılcık–kayısı birlikteliğiyle geliştirilecek tatlılar ve yerel festival/tanıtım etkinliklerinde kızılcık temalı ürünlerin sunulması; Malatya gastronomi markasına yeni bir hikâye ve yenilikçi bir lezzet kimliği kazandıracaktır.

Öneriler 

Malatya, yalnız kayısının değil; kızılcığın da başkentlerinden biridir.

Bilimsel çalışmaların artırılması, üretimin teşvik edilmesi ve kızılcık kültürünün korunması hâlinde Malatya, dünyada kızılcık konusunda söz sahibi kentlerden biri olabilir. 370 yıllık anıt kızılcık ağacı ise bunun yaşayan nişanesidir.

Malatya’nın kızılcık potansiyeli, biyolojik çeşitlilik ve genetik kaynak zenginliği açısından hem ulusal hem de uluslararası bir değerdir.

Malatya’nın sahip olduğu kızılcık zenginliğinin korunması, bilimsel olarak değerlendirilmesi ve ekonomik değere dönüştürülmesi için yalnız bir kurumun değil, bütün paydaşların ortak hareket etmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda; Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, kırsal kalkınma projeleri ve çiftçi destek programları kapsamında kızılcık üretiminin yaygınlaştırılmasını teşvik etmeli, yeni bahçelerin kurulmasını desteklemelidir.

Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü (Meyvecilik Araştırma Enstitüsü) sahip olduğu genetik materyal ve bilimsel birikimle kızılcık üzerine yürüttüğü çalışmaları genişletmeli; çeşit ıslahı, adaptasyon ve verimlilik projelerini artırarak sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmalıdır.

Malatya Turgut Özal Üniversitesi (Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri), İnönü Üniversitesi Gıda Mühendisliği, Biyoloji  bölümü) kızılcık konusunda çok disiplinli bilimsel araştırmalar yürütmeli; fenolik bileşikler, antioksidan gücü, insan sağlığı üzerine etkileri, gıda teknolojisi uygulamaları ve yeni ürün geliştirme çalışmalarıyla bu alana bilimsel katkı sağlamalıdır.

Bu çalışmalar yalnız akademide kalmamalı;

-halka açık bilimsel bilgilendirme toplantıları,

-üreticiler için eğitim programları,

-kamuoyunu bilinçlendiren tanıtım faaliyetleri,

-belediyelerle ortak fidan dikim ve yaygınlaştırma projeleri ile toplumla buluşturulmalıdır.

Bunun yanında Malatya Büyükşehir Belediyesi ile Yeşilyurt ve Battalgazi  Belediyeleri ( Park ve Bahçeler Müdürlükleri) kentsel planlamada kızılcığı peyzaj bitkisi olarak yaygınlaştırmalı; parklar, yeşil alanlar ve hatıra ormanlarında kızılcık ağacına yer vererek kültürel kimliğin yaşatılmasına katkı sağlamalıdır.

Kısacası; üniversiteler, araştırma kurumları, yerel yönetimler ve Tarım Bakanlığı kurumları ortak bir vizyonla hareket ederse, Malatya kızılcığın bilim merkezi, üretim üssü ve kültürel öncüsü olabilecek güce sahiptir.

Sonuç olarak, Malatya'nın kızılcık potansiyelini daha iyi değerlendirmek için;  

Araştırma: Üniversiteler ve araştırma merkezleri tarafından kızılcık üzerine daha kapsamlı çalışmalar yapılması,

Üretim: Kızılcık bahçelerinin sayısını artırmak ve modern üretim tekniklerinin kullanılması,

Tanıtım: Kızılcığın sağlık faydaları ve ekonomik değeri konusunda halkın bilinçlendirilmesi,

Destek: Kızılcık üreticilerine devlet ve yerel yönetimler tarafından destek verilmesi gerekmektedir.

Bu sayede Malatya kayısının yanında kızılcık üretiminde önemli bir merkez haline gelebilir.

Bilimsel ve Kurumsal Kaynakça

Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü — Kızılcık genotip ve koleksiyon çalışmalarına ilişkin kurum raporları.

*Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi – Prof. Dr. Sezai Ercişli ve ekibi — Türkiye kızılcık gen kaynakları ve antioksidan çalışmalarına ilişkin akademik yayınlar.

*Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi — Cornus mas üzerine fenolik bileşik ve C vitamini analiz araştırmaları.

*Yerel saha gözlemleri, Malatya Yeşilyurt–Bostanbaşı 370 yıllık kızılcık ağacı çevresinde yapılan birebir görüşmeler.”

Yazının tamamı ve fotoğraflar şu linkte yer alıyor:

https://fikridemirtas44.blogspot.com/2025/12/altn-kaysdan-krmz-elmasa-kzlck-dunya.html

Fikri DEMİRTAŞ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız

19 yorum yapılmış

  • ADİL AKTAŞ (2 hafta önce)
    Sevgili öğretmenim yine önemli bir konuya değinmiş. Zaten bütün yazdıkları Malatya için ve tarımı için çok değerli. Benim merak ettiğim acaba Malatya'da kızılcık ile ilgili bir gen çalışması var mı? Fidanlarının üretimi ve geliştirilmesi konusunda çalışmalar var mı? Bu önemli meyveyi hem korumak hem de ileriki nesillere taşımak zorundayız. Konuya temas ettiği ve ilgili kişilerin harekete geçmesi konusunda yazılara devam ettiği için değerli meslektaşım Fikri Demirtaş hocamı kutluyorum. Devamı dileğiyle
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Şevki Doğanay (2 hafta önce)
    Malatya’da meyve üretiminin çeşitlendirilmesi projelerine önem verilmesine dair çok güzel bilgi ve veri tabanlı bir yazı . Fikri Demirtaş ı emeği geçen meslektaşlarıma. Teşekkür ederim. Meyve Üretimini Çeşiitlendirme Projesini , Darendede 1990 yıllarda başlatmıştık.Çeşitli nedenlerle intikama uğradı , fakat bu günler için iyi başlangıçmış. Bu dönüşümün güncel sahibi Bayram Murat hocayı, Fikri Beyi ve emeği geçenleri kutluyorum.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Enver KALAYCIOĞLU (2 hafta önce)
    Değerli Meslektaşım...Fikri Hocam...Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Biz Bağ köylerimizi apartman yerine vererek sadece ağaçlarımız kesilmedi. Dünyada son örnekleri olan bazı meyve çeşitlerimizi de yok ettik. Onların genlerini kuruttuk. Bari elimizde kalan mevcut genetik yapısı Malatya'mıza ait meyvelere sahip çıkalım. Buyurduğunuz gibi Kızılcık Meyvemize sahip çıkıp onu ekonomimize kazandıralım. Bu gibi araştırmalar kayısı araştırmada yapılsa bile kendini bu konuya vakfetmiş Yusuf Kendirli ağabeyim gibi ,değerlerimize sahip çıkalım onların ellerindeki türleri kazanalım. Malatya ekonomisine katkı olacağı gibi. Gereken meyvelerin coğrafi işaretini alalım...Emeklerinize sağlık...
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Mustafa AVCU (2 hafta önce)
    Araştırmacı yazar Fikri Demirtaş'ın yazıları adeta Malatya'nın brlkegini canlı tutmasına katkı sağlıyor. Malatya ve çevresinin canlı tanığı Fikri kardeşimi kutluyor bu tür araştırma yazılarının devamını bekliyorum.
    %84
    %16
    Yanıtla
  • Celal karakaş (2 hafta önce)
    Eskiden Yakıncada kızılcık çoktu yine,fakat pekte yemezdin doğrusu..Sonra sonra toplum bilinçlenipte kızılcık evrendeki gerçek yerini aldı..Bıldır kilosu 200 tl idi.Kan kustukta kuzılcık şerbeti içtik derler ya hakkatende kan kusmamak için kızılcık yiyelim bence..
    %100
    %0
    Yanıtla
  • İbrahim Alaattin Ateş (2 hafta önce)
    Sayın Demirtaş'ın ilimiz kültürüne ve buna bağlı olarak geçim kaynağı açısından geniş bir yelpaze arz eden meyve çeşitliliğine vurgu yapan bu yazılarını zeykle okuyorum. Yeni yapmış yapacağını. Öteden beri benimde çok sevdiğim Kızılcık meyvesini ela almış ve de çok güzel etmiş. Bu gün dağ taş ne kadar yer varsa kayısı yaptığımız günümüzde Elma, Armut, ayva, erik, kızılcık, şeftali , kiraz vişne ve daha bir çok meyvenin yetiştiği ilimizde bunların ihlam edildiğini üzelerek görmekteyiz. Tamam ilimizin en önemli tarm girdisi kayısı ama hiç olmazsa bir bahçe tesis edilirken aileni yemesi için birkaç tanede de bu ağaçlardan diksek ne olur sanki... bu vesile ile Fikri Demirtaş hocama ne kadar teşekkür etsem azdır.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Şaban KARAKUZU (2 hafta önce)
    Sevgili Fikri hocam, Yine önemli bir konuyu sorarak, irdeleyerek Malatya toplum hafızasına sahip çıkmış ve kayısıya alternatif kızılcık olur mu? Sorusu ile Kayısı Araştırması Enstitüsü tarafından seçilen arazilerin baştan Tecde mahallesi ile Barguzu, Kileyik, Çırmıhtı arazi ve sularının talan edilmesi ve bu saydığımız yerlerde yetişen Türkiye’nin envayi çeşitlilik arz eden meyvelerin oluşturduğu güzelliğin nasıl yok edildiğini bizlere aktarmış güzel anlatımıyla. Fikri hocama teşekkürlerimi iletiyorum. Malatya’da yaban mersini, kojiberi, frenküzümü yetiştirme denemeleri yerine, her yerde yetişebilecek olan bu Malatya meyve envanterinde bulunan “kızılcık meyvesi “ bahçeleri yetiştirelim sayın Malatya yöneticileri, belediye başkanları, valileri, kaymakamları , muhtarları… İlgililere duyurulur. Esenlikler diliyorum
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Emin (2 hafta önce)
    Yine güzel yine yöresel kültürel bir yazı çok teşekkür ediyorum Fikri hocam..
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Dr mustafa Güldoğan (2 hafta önce)
    Fikri hocam malatyanın degerli bir meyvesi olan kızılcığı bilimsel bir yazı ile tanıtmanız güzel olmuş.Elinize sağlık.
    %78
    %22
    Yanıtla
  • Fatih (2 hafta önce)
    Elinize sağlık fikri hocam kıymetli yazılarınızın devamını bekliyoruz
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Nazmi Degirmenci (2 hafta önce)
    Çok anlamlı bulduğum bir konu Fikri bey tarafindan güzelce köşenize taşınmış , yaşarken değersiz olan ölünce kıymete biner demiş ecdat , bu kadim topraklarda kaybedilen o kadar çok kültürel değerlerimiz varki . Tema vakfı il başkanı olduğum dönemde silahlı kuvvetler dahil, polis meslek okulu , il ilçe deki çoğu orta öğretim ilk öğretim okulları , öğretmen seminerlerim dahil Toprak ve Bağımsızlık başlıklı seminerlerimde vurguladığım ,söylediğim şu cümlemi tekrarlamak isterim Gün gelecek bu topraklarda yaşama mücadelesi verecek olan nesil, bizleri hiçte güzel yad etmeyecekler , bizlere beddua edecekler belkide küfür , aldıkları emaneti bozmadan kirletmeden yok etmeden bizlere aktarmadılar, Malatya tabiriyle Yerinde yatmayasıcalar diyecekler .Tecde mücadelesinin şahidiyim , kuzey çevre yolu mücadelesini şahidiyim , rahmetle anıyorum Av.Hayrettin Abacinin ,il Toprak kurulundan çalışma arkadaşim , Feyzi çiçeğin, tv proğramlari yapma imkani veren o günkü tv yöneticilerinin çabası malesef siyasete yetmedi , Feyzi beyin kurulda , zamanin belediye başkanın imar planı ve kuzey çevre yolu proje sunumunda güney çevre yolunun 11 km daha kisa olduğu gerçeği hiç göz önüne alınmadı , bu gün ikizce denilen yerdeki yerleşim 15 yil önce etkin hale gelecekti , Tecdeler , Bostanbaşları imara açılmayacak, belkide bu kadar can gitmeyecekti ,Malatyanın akciğerleri kararmayacakti. Bu toplumsal duyarsızliktan bakınca kiymetli kardeşim Fikri beyin bu gayreti , miras yedi anlayışındaki bizlere ders niteliğinde olmalı , kaleminize sağlik .Bu kaynak birgün tükenir , sorumlusu olan bizler lanetleniriz, selam ve muhabbetle
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Süleyman ÖZEROL (2 hafta önce)
    Kayısıya saplanıp da bir yere varamayanlar için seçenek olan diğer meyvelere örnek oalrak kızılcığı dile getirmen güzel bir şey... *** Malatya sevdasıyla yüreği çarpan Rahmetli Avukat Hayrettin Abacı (1929-2017) şehrin yeşil mirasını korumak adına ömrünü vakfetmiş bir dava adamıydı. Kendi mülkiyetinde olan arazilerin değer kazanma ihtimalini bir kenara iterek, Tecde gibi nadide bağ köylerinin betonlaşmaması ve imara açılmaması için onurlu bir hukuk mücadelesi verdi. ​Maalesef bu haklı çabası galibiyetle sonuçlanmasa da; o, şahsi menfaatini değil memleketin nefesini savunan duruşuyla Malatya tarihine geçti. Bugün Tecde’nin yitip giden her yeşil yaprağında, rahmetli Hayrettin Abacı’nın (yandaki fotoğrafta) ne kadar haklı olduğu ve gösterdiği o soylu direnişin kıymeti bir kez daha anlaşılmaktadır. Sayın Abacı, 1998 yılında Malatya Yorum'da yazarımızdı. Hep Malatya'yı yazdı, dile getirdi. Bunu İsmet Yalvaç benden daha iyi bilir. Babası Celal Yalvaç'ın yanına her hafta uğrar, sohbet ederlerdi. Yazdıklarının tümüne katılıyorum. Ne yazık ki Abacı'yı ve onun uğraşını pek de dile getiren olmuyor. Beton imparatorluğu bizi yeşile hasret bırakacak. Eline sağlık... Destek olanlara da teşekkürler...
    %100
    %0
    Yanıtla
  • İzzet Berktaş (2 hafta önce)
    Fikri Hocam, Yazınız için teşekkür ederim. Toprağın sesini dinleyenlerin adımları sessiz olur; ama izleri derindir. Özellikle erozyonu ve onun sonuçlarını anlatan Hayrettin Karaca, toprağı korumayı yaşamın kendisi saydı. Kızılcık gibi; yavaş büyüyen, kökü derinde, hatırlanmayı hak eden… Yusuf Kendirli’nin, kızılcık bahçesinde Hayrettin Karaca’yı misafir etmiş olması, toprağa emanet edilmiş bir dostluk gibidir; söze gerek bırakmaz. Karşılık beklemeden, sessizce iyi olanı yapan iki adaşı, Hayrettin Karaca’yı ve Hayrettin Abacı’yı saygıyla, sevgiyle, minnetle anıyorum. Yusuf Kendirli’nin bahçesindeki kızılcık ağacının anıt ağaç olarak korunması, sadece bir ağacı değil, hafızayı da ayakta tutacaktır. Zor bir iş değil. 2014 Yılında Üçgöze’nin Ardıçlarını Anıt Ağaç olarak tescil ettirmiş kişi olarak bunun bir an önce yapılmasını isterim. Bu konuda meslek odam TMMOB ZMO Malatya Şube Başkanı Sevgili meslektaşım Fevzi Çiçek’in ilgi ve desteğini bekliyorum. Selamlar, sevgiler.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Veysel Güler (2 hafta önce)
    Fikri Hocam geçmişte birlikte çalıştığımız dönemde de araştırmalar yapar, kurumu gelişrirmek için elinden geleni yapardı. Şimdilerde ise ilimiz kültür mirasının yaşatılması noktasında yapmış olduğu araştırmaları taktirle karşılıyorum .
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Nuran Gezdirici (2 hafta önce)
    Emeğine sağlık Fikri hocam, unuttuğun bir konu var. Kızılcık sopasını hatırlatmak istedim.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Cafer Dogan (2 hafta önce)
    Daha Turkiye'de çevreye duyulan hassasiyetin esamesi bile yokken, Tecde ve çevre bağlarının imara açılmasına karşı tek başına mücadele eden Sayın Hayrettin Abaci büyüğümüzü saygiyla anıyorum.Sozunu dinletemeyince şehre küsüp Kocaeli'ne göçmüş ve orada da birkac yil önce memleket hasretiyle terki dünya etmiştir. Fikri hocam bu detaylı arastirman için kendi adıma sana tesekkurlerimi sunuyorum.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Hasan ŞAHİN (2 hafta önce)
    Değerli bir kalem olan Fikri Demirtaş hocam, Malatya’nın tarihi ve kültürüne büyük emekler vermiştir, veriyor. Biz sadece Kayısıya odaklanırken, Malatya’nın alternatif gerçeklerini hep göz ardı etmişiz! Bu konuda bir kent hafızası olduğuna inandığım değerli dostumu kutluyorum. Yerinde durmayan ve sürekli bize tazelikler sunan aklına ve kalemine bin selam…
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Erol Yalçınkaya (2 hafta önce)Hasan ŞAHİN isimli kullanıcı yorumuna
    Çok değerli bir yazı olmuş. Ben Erol Yalçınkaya o zamanki adıyla Meyvecilik Araştırma Enstitüsünde 1988-1996 yılları arasında görev yaptım. Türkiye'de kızılcık konusundaki ilk çalışmalar rahmetli Prof. Dr. Nurettin Kaşka hocamızın teşvikleri ile benim liderliğimde Malatya'da başlamıştır. Bu çalışmalar sırasında ilk olarak Tecde, Barguxu, Yakınca, Gundüzbey bahçelerinde başladığımız Kızılcık Selesiyon Projesinde bu alanda tüm bahçeleri gezdik. Kızılcık tiplerini çiceklenmeden hasat zamanına kadar gözlemledik, ve en üstün tipleri seçtik. Bu tipler Türkiye'de pomolojik olarak en üst sıralarda yer almıştır. Çalışma sırasında 1947 yılında aynı kurumda o zamanki adıyla Fidancilik Üretme İstasyonunda görev yapan Ziraat Yüksek Mühendisi Zahit Güngören abimiz, o yıl bütün meyvelerin dondugunu, sadece Kızılcık çiçeklerinin canlı olduğunu belirlemiş ve yazın bu meyvelerde gözlem çalışması yapmistir. Bu çalışmanın elle yazilmis orijinal metni Zahit Günöven tarafından bana teslim edilmiştir. Kızılcık çalışmaları, Batı ve Doğu Karadeniz, Karadeniz geçit kuşağı illerinde sürdürülmüştür. Benim 1996 yılında Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsüne atanmaması sonrasında Batı Karadeniz çalışması benim Doktora tez konum olarak tamamlanmıştır. Sonra, çalışma Güney Marmara'da Yalova, Bursa,Bilecik illerinde devam ettirilmiştir. Bu çalışmalar sonrasında Yalova Çinarcik'ta elde edilen tiplerden seçilen iki çeşit Erolbey77 ve Yalçınkaya77 adlarıyla tescil ettirilmiştir. Yalova'da genis kapsamli bir çesitvkoleksiyon ve kizilcik genotiplerinden oluşan Genetik Ksynaklar Parseli kurulmuştur. Buradan elde edilen materyaller Malatya'ya da gönderilmiştir. Maalesef Malatya'daki tiplerde tescil işlemi çeşitli nedenlerle gerçekleşmemiştir. Bu çalışmalar Kızılcık bakımından en zengin aşılı tiplerin Malatya, Yalova ve Bursa'da bulunduğunu göstermiştir. Bir düzeltme yapayım, Kızılcık çogunlukla Dogu Avrupa'da Kiev, Donetsk, Zaporitsa , Simferepol, Bahçesaray civarlarında yetiştirilmektedir. Yalta'da yok denecek kadar az bulunmaktadır. Balkanlar, Kuzey ve Güney Kafkasya önemli üretim ve orijinal merkezidir. Makatya'da yaşanan yapılaşma Yalova'da ve Bursa'da da maalesef büyük bir sorun olmuştur. Anıt ağacı ben de ziyaret etmiştim. Mutlaka tescil ettirilmelidir. Selamlar, saygılar
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Şevki Doğanay (2 hafta önce)Erol Yalçınkaya isimli kullanıcı yorumuna
    Kızılcık çeşit seleksiyon projesini başlatan Meslektaşım Erol Yalçınkaya yı bu yazı vesilesi ile tebrik ediyorum. Sağolsun.
    %100
    %0
    Yanıtla