Ankara'da tedavi gördüğü hastanede yaşama veda eden, gerçek ‘Malatya Sevdalısı’ Ertaç Önal, malatyahaber.com'da yayınlanan, Malatya'nın 1950'ler ve sonrasını anlattığı yazılarının metin ve fotoğraf olarak daha da zenginleştirilmiş halini içeren ve sağlığının elvermemesi nedeniyle yayınını göremediği kitabının önsözünde şöyle anlatılıyor:
***
"Uyyyyy , bazdın pegiiiiin lavke müdür katiye rojuneeee…..
Yazarın hatırladığı en eski anı, bu Kürtçe bağırtıydı…
Rahmetli babası Adıyaman’ın Malatya’ya bağlı olduğu yıllarda Suvarlı beldesinde Nahiye Müdürüydü. Kendisi henüz 3 yaşında. İlk çocukluk yaramazlığını şöyle anlatıyor;
“Yıl 1949. 4 basamakla eyvanına çıkılan ve oradan da hem oda, hem dış kapısı olan ahşap kapı, oturduğumuz evin girişiydi. Bu evin karşısından gelip sağa doğru bayır aşağı kıvrılan yolun köşesinde tüm evlerde olduğu gibi çatısı toprak dam olan bir ev vardı ki karşıdan gelen düz yoldan evin dam yüksekliği yarım metre kadardı. O evin girişi kot farkından bayır aşağı yolun üzerindeydi.
FOTOĞRAF: Malatya Lisesi iken 1963- 1964 eğitim ve öğretim yılında yeni binada Turan Emeksiz Lisesi adıyla açılan okulunun o ilk yılında, sınıf arkadaşlarıyla birlikte Ertaç Önal (önde açık renk elbiseli)

Köyde emsal yaşımdaki çocuklarla oyun oynar, arada bir de yaramazlıklar yapardık. O gün de hemen, hemen yol ile bir adımlık irtifada olan evin damına çıkmış bacadan içeriye küçük taşlar atıyorduk. Fazla eğilmiş olmalıyım ki aniden ayağım yerden kesildi baş aşağı bacadan sarktım. İki kolum bacanın dışında kaldığından ocak üzerindeki küllenmiş ateşe düşmüyordum. Aşağı dökülen taş, toprak parçaları nedeniyle bacadan eğilip yukarı bakan kadın beni görünce yukarıdaki Kürtçe bağırtıyla “Yetişiiin, müdürün oğlu bacaya düşmüş” diye koşuşturarak herkesi ayaklandırmış, beni bacadan kurtarmışlardı.
GÖRSEL: Ertaç Önal arşivinden
Tabii bu yaramazlığım nedeniyle anamdan bacaklarıma yediğim şaplakları söylememe gerek yok.
Evde Türkçe, dışarıda Kürtçe konuşulduğundan her iki lisana da vakıf olmuştum o yaşta. Bazen bulunduğum ortamı şaşırıp evde Kürtçe dışarıda Türkçe konuşmaya çalıştığım oluyordu da, şimdilerde bu dil kaosu neden çıkar anlayamıyorum.”
Bir röportajında, eğitimine altı yaşında kayıtsız olarak gittiği Darende’nin Balaban Nahiyesi tek sınıflı ilkokulda başladığını, “On parmağında on marifet vardı” dediği öğretmeni Hamit Hoca’yı minnetle anarken şunları söylüyor:
“Köy enstitüsü mezunu, muhteşem bir eğitmendi. Bu enstitülerinde yetişen her eğitmenin hemen hemen ayni becerilere sahip olduğunu öğrenince, bu eğitim yuvalarının köy ağalarının azalan etkinliklerini kurtarmak adına siyaseten kapatıldığını sonradan öğrendim. Bu eğitim yuvaları kapatılmasaydı ne köylerden şehirlere yerleşmek için akın olacak, ne işsizlik bu boyutlarda olacak, ne şehirler bu derecede betonlaşacak, ne tabiatın dengesi bozulacaktı. Muhtemelen tarımda da dünya liderleri arasında olacaktık.”
68 kuşağı öğrencileri gibi Ertaç Önal da ne dershane ne kolej ve ne de bilgisayar, cep telefonu, internet ve televizyon gibi teknolojik imkânlara sahip değildi.
Ama dostluklar, arkadaşlık dayanışmaları, maddi, manevi imkânları paylaşmak bu güne göre inanılmaz boyuttaydı. Şimdiki genç öğrenciler gibi dershaneler arasında koşturup kitaplar arasında boğulup kalmadılar. Gerektiğinde okuldan kaçıp sosyal ve kültürel etkinliklerde görev ve sorumluluk aldıkları gibi kahvehane kültürü de aldılar.
FOTOĞRAF: Malatya ile ilgili her sosyal ve kültürel faaliyette izi, damgası olan Ertaç Önal, başkanlığındaki Malatyaspor yönetiminde görev aldığı merhum Nurettin Soykan ve eski milletvekili Miraç Akdoğan'la

Kitabında olduğu gibi bu özgeçmiş söyleşisinde de, geçmişi özenle anlatıp,”68 kuşağında kahvehane kültürü olmayanlar için ‘Ham adam’ sıfatı takılırdı. Yol yordam bilmez, paylaşma, hatır, gönül bilmez anlamındadır bu yakıştırma.”
Öğrenim hayatında sene kayıpları olduğunu ama pişirerek, öğrenerek unutmamacasına okuduklarını da anlatıyor.”
Lisede çok değerli öğretmenlerden eğitim aldığı gibi, üniversitede de dünya çapında tanınan hocalardan örneğin; Ord. Prof. Sulhi Dönmezer’den Ceza Hukuku, Prof. İsmet Giritli’den İdare Hukuku, Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay’dan Toplumsal Psikoloji ve Kriminoloji, ünlü yazar, Tahir Alangu’dan Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Edebiyat ve Yazarlar eğitimi aldı. Bu arada lisede Edebiyat Öğretmeni Erhan Avunduk’tan aldığı Divan, Tasavvuf ve Halk Edebiyatı eğitiminin kendisine temel oluşturduğunu söylüyor.
Lise mezuniyeti ardından İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulu’na devam ederken bir taraftan devam mecburiyeti olmayan İstanbul İktisat Fakültesine kaydını yaptırıp dışardan sınavlara girerek sekiz yıl sürecek iktisat eğitimi aldı.
Sosyal etkinliklere katılımı erken yaşlarda başlıyor.14 yaşında Beydağı futbol takımında futbolcu, 16 yaş itibariyle Halk Eğiti Merkezinde THM ve TSM dallarındaki çalışmalarda aktif olarak bulundu. Sümerbank sineması salonunda ve İstanbul sineması sahnesinde bu TSM ve THM dallarında çok büyük ilgi gören halka ücretsiz konserlerin organizasyonunu yaptılar. Malatya ve çevre illere yayını ulaşan oldukça kalabalık bir dinleyici kitlesi olan radyo istasyonunda program yapımcısı olarak hizmet ettiği gibi, ekonomik koşullar nedeniyle uzun süre kapalı kalan radyoya finans sağlamak amacıyla kapalı spor salonunda muhteşem bir musiki ve tiyatro gösteriminin planlayıcısı ve rahmetli Dilaver Uyanık ile birlikte sahnelenmesini yaparak radyonun yeniden faaliyete geçmesini sağladılar.
FOTOĞRAF: Malatya ve Malatyalı'nın olduğu nezih ortamların neşesi Ertaç Önal, yine bir Malatya buluşmasında halay başı

Malatya Halkevi Başkanı rahmetli Dr. Muzaffer Hacıhasanoğlu ile oluşturdukları bir kadro ile Malatya köy ve kasabalarındaki otantik mahalli kıyafetler, oyunlar, halk dansları, adetler, yemekler konularında Malatya folklorunu inceleyip kayıt altına aldılar. Yine daha önce aktif olarak çalışmalarına katıldığı Halkevleri Genel Merkezi’nde yönetmenliğini TRT ye birçok halk müziği sanatçısı yetiştiren Özcan Tamer’in yaptığı halk müziği ve halk dansları ekiplerini Malatya’ya getirtip kapalı spor salonunda çok büyük ilgi gören gösteriler düzenlediler. Bu hizmetlerin içinde en kalıcı olanı Cumhuriyetimizin 50. Yılı münasebetiyle gazeteci dostları Erhan Kırçuval, Orhan Apaydın Hasan Anlar ve Dr. Sadık Özen ile birlikte bir lokantada akşam yemeği yerken müştereken aldıkları karar ile, Cumhuriyetimizin 50. Yılı kutlamalarına esas olacak Kayısı Şenlikleri adı altında kapsamlı bir etkinlik düzenlemeye karar verdiler.

Zamanın Belediye Başkanı Mehmet Kırçuval 1973'te yapılan, üç gün süren ve Malatya’nın en kenar semtlerinde bile uygulanan muhteşem gösterileri görünce “Böyle bir etkinlik düşünemedim. Bundan sonra ne isterseniz yardımcı olmaya hazırım” diyerek kutlamış. Bu etkinlikleri her yıl yeni görseller ekleyerek 4 yıl ayni ekiple gerçekleştirdikten sonra Kayısı Festivali ismi ile Belediye tarafından gelenekselleştirildi.
Çalışma hayatına 1971 yılı kasım ayında TRT Ankara Televizyonu prodüktör yardımcılığı ile başlasa da ailevi zorunluluk nedeniyle doğup büyüdüğü Malatya’da NATO tesislerindeki memuriyet görevi dönemi başlıyor. Bu teşkilattaki başarılarından ötürü Genel Müdürlükte üç yıl süre ile Tesisler Dairesi Başkanlığı görevini de tamamlayıp, kendi isteği ile Kültür Ve Turizm Bakanlığı Yatırımlar Ve İşletmeler Genel Müdür Yardımcılığı görevinden sonra 2006 yılı itibariyle emekliye ayrıldı.
Yazar, “GÖRÜŞ” isimli Malatya yerel Gazetesi ile “malatyahaber.com ” isimli internet gazetesinde yazdığı yazıları toparlayıp “ARASA” kitabında okuyucuları ile buluşturmayı yeğledi. Bu kitapta. yaşanmışlıklardan bolca çıplak aktarımlar yaparak gerek o profillerin, gerekse güven ve hoşgörü örneklerinin hafızalardan silinmeden nesilden nesile devredebileceği bir kaynak yaratmaya çalıştığını söylüyor.

Çevresinde, “Dostluğun ve İyilikseverliğin Öğretmeni“ diye tanınan Ertaç Önal’ın bu sayfadaki son sözleri ise şöyle:
“Bir ömür böyle geçti, acı tatlı anılarla. Nice değerli arkadaşlarımızı uğurladık bu dünyadan, yüreklerimiz yanarak. Evvel giden ahbaba selam olsun. Bir hoş seda bırakabilenlere de helal olsun yaşam..."






