SON DAKİKA
SON DEPREMLER

Kayısı Heykelinden Medeniyet Hafızasına: Sanatsal Bir Dönüşüm

Kayısı Heykelinden Medeniyet Hafızasına: Sanatsal Bir Dönüşüm
A- A+ PAYLAŞ

Görsel Sanatlar Öğretmeni, Yazar Fikri Demirtaş, 6 Şubat 2023 depremi sonrasında çehresi önemli ölçüde değişen Malatya’nın binlerce yıllık geçmişini yansıtacak estetik çalışmalar yapılması gerektiğini vurguladı.

Kayısı Heykelinden Medeniyet Hafızasına: 15 Temmuz Meydanı'nda Sanatsal Bir Dönüşüm başlıklı yazı şöyle

***

Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.” Mustafa Kemal Atatürk

Heykel deyip geçmemek gerekir; çünkü o, bir milletin estetik anlayışının, tarihinin ve kültürünün maddeye bürünmüş hâlidir. Heykel sanatı; taş, mermer ve ahşabın sabırla yontulmasından, kil ve alçının ustalıkla şekillendirilmesine; bakır, tunç, kalay, kurşun ve altın gibi metallerin kalıba dökülmesine kadar geniş bir teknik yelpazeyi kapsar.

Resimden farklı olarak ele alınan konuyu üç boyutlu bir gerçeklikle sunma çabası olan bu sanat dalı, sanılanın aksine bir israf değil; toplumun kültürel bilincine ve özgüvenine yapılan paha biçilemez bir yatırımdır. İyi bir heykelin bir kentin ruhuna kattığı değer, maddi ölçütlerle kıyaslanamaz.

Ne yazık ki günümüzde Türkiye’nin pek çok meydanında heykel sanatı; zevksizlik, basitlik ve estetikten yoksunluk abideleri olarak arz-ı endam etmektedir. Oysa dünya genelinde ve ülkemizde bazı şehirlerdeki başarılı örnekler, bir heykelin kenti nasıl bir “marka şehir” kimliğine dönüştürebileceğini açıkça göstermektedir.

Kayısı Heykelleri ve Estetik Kaygı

Malatya’nın sembolü olan kayısı, yalnızca bir meyve değil; binlerce yıllık bereketin, emeğin ve kültürel mirasın bir yansımasıdır. Ne yazık ki Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin 2013 yılında Ankara’da bir atölyeye yaptırdığı büyük kayısı heykelleri, beklenen sanatsal estetiğin uzağında kalmıştır. 

Çevreyolu üzerindeki Turgut Temelli ve Adliye kavşaklarında yer alan bu heykeller, kayısının yuvarlak hatlarını, renginin ışıltısını ve olgunluğunun şiirini yansıtmak yerine neredeyse portakalı andıran bir form sergilemektedir. Bu dev heykellerin sanatsal ve görsel değerden yoksun oluşu, Malatya’nın kimliğine ve sanatın doğasına dair ciddi bir tartışmayı gündeme getirmektedir.

Malatya’nın Sanat Kimliği: Eldeki Cevher ve Meydanlardaki Boşluk

​Bir kentin estetik ruhu, sadece binaların yüksekliğiyle değil, o kentin sokaklarına sinmiş sanatın derinliğiyle ölçülür. Malatya, bu konuda aslında çok şanslı bir şehirdir; çünkü bu topraklarda "kayısıyı kayısı yapan" o zarif hatları taşa ve metale işleyebilecek çok kıymetli sanatçılar yetişmiştir.

​​Kayısıyı devasa ve estetikten yoksun figürler olarak meydanlara dikmek yerine; onun çiçeğini, çekirdeğini ve formundaki zarafeti modern bir dille yorumlamalıyız.

İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden Prof. Zakir Azizov, A. Kadir Eriş Güzel Sanatlar Lisesinden Görsel Sanatlar Öğretmeni Heykeltıraş Cengiz Göğebakan ve Arapgir Belediyesinin sanatsal çehresini değiştiren Görsel Sanatlar Öğretmeni ve Heykeltıraş Furkan Ekici gibi isimler, Malatya’nın hikâyesini en doğru şekilde dünyaya anlatacak birikime sahiptir.

​Bilgeler Yolu’ndan Arapgir’in sokaklarına ​bu birikimin somut örneklerini şehrimizin bazı noktalarında gururla görebiliyoruz. 

​İnönü Üniversitesi Yerleşkesinde heykeltıraşlar tarafından yapılan Atatürk ve İnönü heykeli, taş soyut heykellerinden sonra  "Bilgeler Yolu" projesiyle Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Battalgazi,  Dede Korkut, Farabi, İbn-i Sina, Âşık Veysel, Mimar Sinan, Nasreddin Hocaya kadar Türk- İslam medeniyetimize yön veren isimlerin heykelleri ve özlü sözleri, yerleşkeye muazzam bir görsel zenginlik ve entelektüel derinlik katmaktadır.

Bir Sanatçının Dokunuşuyla Değişen Kader: Arapgir

​Her şey bir davetle başladı… 

Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu’nun sanatçı Furkan Ekici’yi memleketi Hekimhan’dan ilçeye davet ederek birlikte üretmeyi teklif etti. Bu vizyoner adım sayesinde Arapgir, adeta bir açık hava müzesine dönüştü. Sokakları süsleyen heykeller ve kültürel simgeler, sanatın bir kenti nasıl "marka" yapabileceğini herkese gösterdi. Yerel yönetimlerde güzel sanatlar mezunlarına daha fazla yer verilmesi, şehirlerimizin ruhunu yeniden inşa edecek en kıymetli adımdır.

​​Ancak bu başarı tablolarının yanında, şehrimizin merkez ilçeleri olan Battalgazi ile Yeşilyurt ile diğer ilçelerde büyük bir estetik boşluk göze çarpmaktadır. Meydanlarda, parklarda ve işlek caddelerde; Malatya’nın köklü tarihini ve kültürel mirasını yansıtan nitelikli heykellerin yokluğu, kentsel kimlik adına büyük bir eksikliktir.  ​Elde bu denli yetenekli sanatçılar ve işlenmeyi bekleyen zengin bir tarih varken; Yeşilyurt’un yeşili ve Battalgazi’nin kadim geçmişi neden sanatsal bir sessizliğe gömülüyor? 

​Sonuç olarak; şehrin kalbi sadece betonla değil, bizi biz yapan değerlerin sanatsal izdüşümleriyle atmalıdır. Yerel yönetimlerimizi, Malatya’nın yetiştirdiği bu kıymetli heykeltıraşlarla iş birliği yapmaya ve şehrimizin meydanlarını "medeniyet hafızamıza" yakışır eserlerle donatmaya davet ediyoruz.

Prof. Dr. Zakir Azizov, heykeltıraş kimliğiyle hem Türkiye’de hem de uluslararası sanat platformlarında seçkin eserlere imza atmış; sanatın evrensel dilini akademik derinlikle harmanlayan çalışmalarıyla yalnızca güzel sanatlara değil, bilim dünyasına ve kültürel mirasa da kıymetli katkılar sağlamıştır.

Cengiz Göğebakan, Arslantepe Höyüğü girişinde “arkeopark” olarak düzenlenen alana yerleştirilmek üzere, asılları Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bulunan kabartma (ortostat) ve heykellerin birebir kopyasını büyük bir başarıyla yapmıştır. Arslantepe’ye geldiğinizde bu heykeller sizi tüm görkemiyle karşılamaktadır; ancak sanatçının isminin herhangi bir yerde belirtilmemesi önemli bir eksikliktir.

Bugünlerde, UNESCO Dünya Miras Listesindeki, Arslantepe Arkeolojik Alanında çevre düzenlemesi yapılmaktadır. Bu nedenle alan ziyarete geçici olarak kapalıdır. Yeni düzenleme yapılırken, sanatçıya vefa gösterilerek ismi uygun bir noktaya yazılmalıdır.

Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu’nun öncülüğünde kültür ve sanatın merkezi olma yolunda ilerleyen Arapgir’de ise sanatçı Furkan Ekici’nin imzasını taşıyan çalışmalar dikkat çekmektedir. Bir görsel sanatlar öğretmeni ve heykeltıraşın estetik bakışıyla belediye bünyesinde görev yapması, ilçenin sokaklarına sanatın ruhunu taşımıştır.

Ekici’nin heykelleri, detaylı rölyefleri ve sanatsal panoları, Arapgir’in köklü mirasını geleceğe taşıyan zarif semboller hâline gelmiştir.

“Asrın Felaketi” ve Bir İbret Vesikası: Deprem Anıtı

6 Şubat’ta yaşadığımız ve on bir ili sarsan “asrın felaketi”, yalnızca binalarımızı değil, hatıralarımızı da yıktı. Bu acıyı unutmamak ve gelecek nesillere bir ders olarak bırakmak boynumuzun borcudur. Şehrin kalbi sayılan, depremde yıkılan tarihi caminin gölgesindeki Eski Soykan Parkı alanına bir “Deprem Anıtı” inşa edilmelidir.   

Bu anıt, yalnızca mermerden bir blok değil; yitirdiğimiz canların aziz hatırasını, betonun soğukluğuna karşı insanın çaresizliğini ve doğanın gücünü anlatan duygusal bir sembol olmalıdır. Durmuş bir saate, yıkılan bir yuvanın kapı eşiğine ya da o gecenin karanlığını aydınlatan bir umut ışığına atıfta bulunan bu eser, şehre gelen herkese şu mesajı vermelidir:

“Unutma, ders al ve daha güvenli bir gelecek inşa et.”

Deprem Sonrası Yeniden İnşa: Mimari ve Sanat El Ele

6 Şubat depremlerinde büyük yara alan Malatya’mız, bugün devletimizin TOKİ, rezerv alan ve yerinde dönüşüm projeleriyle mimari olarak yeniden ayağa kalkmaktadır. Ancak bir şehri ayağa kaldırmak yalnızca binalar inşa etmekle sınırlı kalmamalıdır. Şehrin fiziksel inşasına, ruhsal ve kültürel bir inşa eşlik etmelidir.

Bu noktada İnönü Üniversitesi, Turgut Özal Üniversitesi, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi ile Battalgazi ve Yeşilyurt Belediyelerine büyük görev düşmektedir. Yeni kurulan yerleşim alanları ve meydanlar estetik değerlerle taçlandırılmalıdır.

Betonun Soğukluğundan Medeniyetin Estetiğine: 

15 Temmuz Meydanı İçin Bir Dönüşüm Çağrısı

​Malatya’nın kalbi ve hafızası olan Valilik Meydanı (15 Temmuz Meydanı), bugün ne yazık ki ruhu olmayan, estetikten uzak bir görüntüye hapsolmuştur. Meydana dizilen, kökü toprakla buluşmayan, metal saksılara mahkûm edilmiş o "altmış dev saksı" ve süs ağaçları, şehrimizin kadim geçmişine yakışmayan, geçici ve eğreti bir çözümden öteye geçememektedir.

Şehrin merkezini bir geçiş güzergâhı olmaktan çıkarıp Malatya’nın 7 bin yıllık genetiğini modern bir estetikle buluşturmanın vakti gelmiştir. Burası, metal saksıların yarattığı boğuculuktan arındırılarak; her bir köşesiyle Malatya’nın ruhunu fısıldayan bir “Kültür ve Sanat Meydanı” ile açık hava müzesine dönüştürülmelidir.

​Neden Bu Dönüşüm Şart?

Saksılara Sığmayan Bir Şehir

Malatya’nın tarihi saksılara sığmayacak kadar büyük ve derindir. Kökü toprağa değmeyen ağaçlar değil, temeli tarihe dayanan sanat eserleri bu meydanı taçlandırmalıdır.

​Açık Hava Müzesi Kimliği: Arslantepe’den Cumhuriyet’e uzanan köklü mirasımız, meydanın dokusuna işlenmiş heykeller, rölyefler ve sanatsal objelerle yaşayan bir kimliğe kavuşmalıdır.

​Estetik Bir Başlangıç: Kentin vitrini olan bu alan, betonun ve metalin soğukluğunu değil; sanatın sıcaklığını ve medeniyetimizin zarafetini hem hemşehrilerimize hem de misafirlerimize hissettirmelidir.

​Artık günü kurtaran saksı bitkileriyle değil; bizi biz yapan değerlerin kalıcı izleriyle meydanlarımızı imar etmeliyiz. Malatya’nın kalbi, geçmişin asaletini geleceğin modernizmiyle harmanlayan sanatsal bir vizyonla atmalıdır.

Önerilen Tasarım ve İçerik Bileşenleri

Bir Direnişin ve Demokrasinin Estetiği: 15 Temmuz Anıtı

​Şehrin kalbi sayılan 15 Temmuz Meydanı, sadece bir isimden ibaret kalmamalı; milletin iradesini, sivil direnişin asaletini ve demokrasiye olan sarsılmaz inancını maddeye büründüren sanatsal bir anıtla taçlandırılmalıdır.

​Bu meydanda yükselmesi önerilen anıt; kaba bir figürden ziyade, birliğin ve beraberliğin gücünü anlatan modern bir üslupla tasarlanmalıdır. Karanlıktan aydınlığa yükselen bir formu, parçalanmışlıktan bütünlüğe giden bir kompozisyonu veya o geceki 'vatan savunmasını' simgeleyen estetik rölyefleri içermelidir.

Arslantepe’den Nemrut’a: Tarih Koridoru

Arslantepe Höyüğü’nün ikonik aslanları ve Kral Tarhunza’nın görkemli replikaları ana aks üzerinde konumlandırılmalı; Nemrut Dağı’nın gizemli dev heykelleri modern ışıklandırmalarla desteklenmelidir.

– İnanç ve Mimari Mirasın Sentezi cami, cemevi, kilise ve türbelerin minyatürleri ile kültürel mirası temsil eden panolar bir araya getirilerek “Hoşgörü Köşesi” oluşturulmalıdır.

Cumhuriyet Dönemi Sanat Aksı

Atatürk önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluş ruhu, Malatya’nın sanayi hamlesi, Sümerbank, Tekel, Şeker Fabrikası, demiryolu mirası ve Akçadağ Köy Enstitüsü gibi değerler modern sanat diliyle meydanda yer almalıdır. Cumhurbaşkanları İsmet İnönü, Turgut Özal ve Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati,  Niyâzî-i Mısrî ve Kamil Paşa gibi şehre ve ülkeye yön veren devlet adamları, ünlü sanat ve bilim insanlarının isimleri büstleri yer almalı; şair ve yazarların, ozanların dizeleri estetik tipografilerle zemine işlenmelidir.

Dijital Kültür Panoları ve Turizm Rotası

İnteraktif panolarla ilçelerin tarihi ve turistik yerleri tanıtılmalı; meydan şehir tanıtımının başlangıç noktası hâline getirilmelidir.

Neden Bu Proje?

• Estetik Dönüşüm: Metal saksıların oluşturduğu dar ve boğucu görüntü yerine anlam taşıyan bir şehir estetiği kazanılır.

• Şehir Aidiyeti: Malatya’nın yalnızca kayısı şehri değil, bir medeniyetler beşiği olduğu güçlü bir görsel dille anlatılır.

• Turistik Çekim: Merkez, ziyaretçilerin vakit geçirmek ve fotoğraf çekmek isteyeceği bir “marka mekân” hâline gelir.

“Şehrin kalbi saksılarla değil; bizi biz yapan değerlerin sanatsal izdüşümleriyle atmalıdır."

***

Yazının ve fotoğrafların tamamı için: 

https://fikridemirtas44.blogspot.com/2026/01/kays-heykellerine-sksan-estetikten.html

Fikri DEMİRTAŞ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız

12 yorum yapılmış

  • malatyalı (4 hafta önce)
    sayın yazar, malatya son 30-40 yılda muhafazakar varoş bir yapıya bürünmüştür.devletimiz bir çok anadolu şehrinde olduğu gibi burada da başarılı olmuş. vatandaş, estetiği sadece dini figürlerde arayışa girmiştir .cemaat ve tarikatlar için, sizin sanatınız küfürden ibarettir.bu nedenle önemsenmez kaysı heykeli kavuna, portakala da benzese önemli değildir.işte kayısı heykeli bu dendi mi.kavunda olsa ona kayısı diye bakıp duran onda ki estetiği ,sanatı anlamayan bir halk var artık.makaleniz malatya ya büyük gelir.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Kayısı ve Ekmek (4 hafta önce)
    Millet ekmek derdinde, siz kayısı heykeli. Soframa koyamadığım ürünün ne kadar ihraç yapaldığı vs zerre ilgilendirmiyor. Yıllardır millete pompalanan kayısı ve ekonomisini artık bırakın. Yetti! Şimdi belediyeler büyük bütçeler ayırıp naykeltraşlara hara mı kazandırsın yeni sözde heykellerle? Sizler şunun mücadelesini verin: Kayısı veya başka ürün ehraç olunca bu ülkenin vatandaşı neden alamıyor? Durumu iyi olanlar, vergi vermeyip avantadan köşe dönenler hariç. Madem iddia edildiği kadar faydalı neden hükümetler vatandaşının da tüketebilmesi için tedbir almıyor? Çözüm basit: Her türlü ürüne dış satım için bir miktar ve taban fiyat iç piyasaya da limit ve tavan fiyat kolacaksın. Bu ülkenin bir güvenlik gideri var. jHayatını verenler var ki üretici güven içinde ürün yetiştirip satsın. Ama gariban mahmet ve ailesi kayısı tüketemiyor, tek geliri emekli maaşı olanlar kayısı tüketemiyor. Bana re sizin heykelirizden, ihracatınızdan! Öncelkle kanalboluna her türlü kayısı ağacı dikilsin ki Malatya Kayısı şehri olduğu anlaşılsın. Heykel vs ile olmaz.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Kündübekli (4 hafta önce)
    Tankın önüne sözde yatmış heykel iyi olurdu. yanlız kaçmaya hazır ruh durumunu yansıtacabilecek şekilde olmalı! Turgut Özal minyatür heykelini de övmek nedir. Komik bir yapı diyelim. Bu arada heykeller illa ki popüler bir şahsiyeti yansıtan eserler olmak zorunda değil. Örnek; Battalgazi'nin yüzünü kim görmüş? O dönemden kalma bir resim veya heykel var mı! Herkes kafasına göre çiziyor, yapıyor. Metehan sarışın mıydı? Bilinmez. Ya Attila? Kızıl saçlı olduğu belli. Şimdi laf söyleyacekler çıkacak. Antik yunan tanrı heykelleri de gerçek mi diye. Değil elbette. Adı üstünde. Mitoloji. Zaten hepsi 1000-3000 yıl dönemi. Kayısının heykeline takmak yersiz. Bir ürünün heykeli olmaz. Ürün bir olay ve insanla komposizyon halinde estetik ve sanatsal özellikler taşırsa olabilir Malatyalı olan o sözde kayısı yapılarını gördüğünde onun kayısıyı yansıttığını düşünüyor. Gelip geçen bir yabancı ise soruyor onların ne olduğunu. Top mu, şeftali mi, oyuncak mı yoksa modern sanat mı vs. Arslantepe'ye çakma heykel yaptırıp para veriyeceğine Ankara'daki eserleri getirtmek neden kimsenin aklına gelmiyor? Buradan talep ediyorum bir vatandaş olarak. Tüm eserler yerinde olmalı. Arslantape'yi ziyaret edenlere o neykellerin gerçek olmadığı bilgisi veriliyor mu? Ve ziyaretçi ne düşünüyor? Komedi! Heykel görmek isteyen, metal ve mermerin 200 yıl önce, 1000 -2000 yıl önce nasıl işlenip ruh ve estetik kazandırıldığını İtalya, eski Sovyet ülkeleri, ve avrupa ülkelerini görmesi lazım. Türkiye'de sanat, kültür ve spor önemsiz olduğu için kaliteli eserler de çıkmaz, insanlar arasında sosyal ilişkiler de iyi olmaz. Atatürk heykelleri ve büstleri bile farklı yüzler. Az gelişmiş toplumlarda ressam ve heykeltraşların yaptıkları ürünler dikkat edildiğinde illa ki kandi yüz hatları/silüetleri vardır. Komedi! işte 3 heykel linki. Bakın geççek sanat ne imiş görün. https://www.ajansurfa.com/haber/9135033/harranda-15-temmuz-aniti-onunde-erdogan-heykeli ve İİtalya'dan iki örnek. 1- https://honour100.ca/nl/exploring-the-mastery-of-giovanni-strazza-the-veiled-virgin-sculpture-in-newfoundlands-heritage/ 2- https://www.demilked.com/release-from-deception-francesco-queirolo/
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Cafer Dogan (1 ay önce)
    Liseler de Sanat Tarihi dersleri mufradattan kaldirildiktan sonra, insanların bir kısmı heykeller için put yakıştırması yaparak sanitin, sanatçının değerini insafsızca hiclestirmeye başladılar.Bu gidişatın önü mutlaka alınmalıdır.Ataturk boşuna sanatsız kalan bir ulusun can damarı kesilmistir sözü ilgililerin dikkatine sunmak gerekir.Bu anlamda arastirman çok değerlidir dostum.Seni tebrik eder, geçmiş de olsa Gazetecilik Gününü kutluyorum degerli dostum.
    %77
    %23
    Yanıtla
  • Hikmet Kaya (1 ay önce)
    Yazının tamamını doğduğumuz ve yaşam sürdüğümüz kentin sanat karnesini nakış nakış irdeleyerek, olması gereken ile olup bitenin mukayesesi modern bir sanat hafızası dökümanı halinde... Tebrikler Fikri can. Yazını facebok sayfama 4954 ortak arkadaşlarıma sunuyorum..
    %70
    %30
    Yanıtla
  • Bilirkişi (1 ay önce)
    Gerçekten o kayısı heykeli nedir ya çok kötü sadece kayısı yapılsa daha iyiymiş etrafındaki o kalın sütunlara ne gerek var. Halkın parasının çarçur edildiğinin kanıtı. Sanatsal estetik anlamlı heykeller yapılmalı. Şehri anlatan estetik dokunuşlu heykeller. mimarlar odası yok mu nu şehrin. Yazık güzelim şehir kendini tanitamiyor.
    %78
    %22
    Yanıtla
  • Süleyman Özerol (1 ay önce)
    Meydanın bir adı yok muydu? Adını neden 15 Temmuz yaptılar ki? İlla da oraya yapay bir simge koymak için mi? Ruhu olmayan, estetikten uzak bir görüntüye hapsolmuştur. Meydana dizilen, kökü toprakla buluşmayan, metal saksılara mahkûm edilmiş o altmış dev saksı ve süs ağaçları, şehrimizin kadim geçmişine yakışmayan, geçici ve eğreti bir çözümden öteye geçememektedir. Sanatçıyı gevende görenlerden çok şey beklemeyin!
    %73
    %27
    Yanıtla
  • akın (1 ay önce)
    hocamızın fikri çok kıymetli, hocalarımızın bu kıymetli düşüncelerinin değerlendirilmesi umuduyla.... çevre yolundaki devasa kayısı heykelleri estetikten yoksun... şehri yenilerken çevre yolunu özel bir planlama yapılmalı. Mimarlar odasının projesi, eski itfaiye binasının yanında yapılan projeyle bütünleşik özel bir çevre yolu planlaması da yapılmalı
    %91
    %9
    Yanıtla
  • Temel Hoca (1 ay önce)
    Elinize emeginize yüreğinize sağlık hocam çok güzel çarpıcı yerinde bir yazı dizisi olmuş. İlgililere de gereken mesaj ziyadesiyle verilmiş.
    %75
    %25
    Yanıtla
  • Şaban KARAKUZU (1 ay önce)
    Sevgili üstadım Fikri Demirtaş, Yine güzel bir o kadar da önemli yazınla Malatya’nın sanatsal ve görsel yüzünün ortaya koyduğu eksikliği ve sanattan uzak olduğu irdelemiş. Kentler, günümüzde yani son iki bin yılda; meydanı, açık hava tiyatrosu , hipodromu, çeşmeleri, caddeleri, sokakları evleri ile birbirlerinden farklılıklar gösterir. Tabii ki bunların yanında da görsel sanatları da sokak başlarını, büyük kamu binalarının önündeki meydanlarda boy gösterir. Şehiri yöneten kişilerin dünya görüşü ile de bu şehirden şehire göre değişir heykel ve benzeri görsel sanatlar. Oysa onlar o kentin hafızasını yansıtacak, gelecek nesillere aktaracak güzellikler olmalı. İzmir Foça’da bir fok balığı görseli, Diyarbakır’da karpuz, Isparta’da gül görseli kentin meydanına renk katar, ancak ustası, mimari ehli olmalı. Yoksa ucube şeyler ortaya çıkar. Bu konuda çok dikkatli ve hassas okunmalı. Şahsen benim Malatya’daki görseller ile pek olumlu değil. Bana göre sanatsal ve kültürel hatta görsel olarak hiç bir anlam, estetik, naiflik ifade etmiyor. Yine de yavaş yavaş olsa ilerleme görülüyor, en azından varlığının kabulü. Fikri meslektaşım, bu konuyu irdeleyerek tekrar gündeme getirdiği için kendisine teşekkür ediyorum. Yazılarının devamını dileyerek selam ve sevgiler sunuyorum.
    %88
    %12
    Yanıtla
  • Kapalı çarşı (1 ay önce)
    1 tane vizyoner çıkıp da kapalı çarşıya Malatya tarihi minyatürü yapmıyor. Yeminle cahil insanlar cahil politikacılar seçer lafı doğru
    %89
    %11
    Yanıtla
  • ADİL AKTAŞ (1 ay önce)
    Değerli gezgin öğretmenim Fikri Demirtaş'ın yazdıklarının altına imzamı atıyorum. Görüş ve önerilerine katılmamak elde değil sanat ki bir ulusu var eden kültür ki bir ulusu Ulus yapan en önemli değerlerden biridir ve tarihle birleştiğinde ayrı bir önem arz eder. Avrupa'nın çeşitli ülkelerine gittiğinizde sizi biçimli ve bir o kadar da titizlikle nakşedilmiş yapılmış heykeller ve sanat eserleri karşılar. Adeta kendinizi tarihin geçmiş günlerinde bulursunuz. Malatya'da maalesef bu konuda sınıfta kaldı elimizde değerli sanat erbabı kişiler var iken onu değerlendirememek veya görmezden gelmek veya ötekileştirmek bizleri bugünlere getirmiştir. Dün gibi hatırlıyorum Ordu evinin karşısında bulunan Atatürk heykelinin yanında yer alan iki genç figürü sırf cinsel obje olarak gören güruh kaldırılmasını istemiştir. Yine kayısı adına yapılan heykeller maalesef ki kayısıya hiç benzememekte ve Fikri Demirtaş öğretmenimin dediği gibi portakalı veya limonu andırmaktadır. Umarım bu yazıyı ilgili kişiler okurlar ve ders çıkarırlar. Her zaman söyleniyor Malatya doğunun Paris' i. Sizlere tavsiyem gidin paris'i yerinde görün ve ne demek istediğimi o zaman anlayacaksınız. Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Yine tekrardan söylüyorum sanat, kültür, spor tarih bir ulusun en önemli hazinelerinden biridir. Bir ulusu ulus yapan değerlerdendir sanat. Sanat derken sadece rölyef heykel resimden bahsetmiyorum bunun içerisine türkülerimizi ağıtlarımızı katmasak eksik kalır. Türkülerimiz bizi biz yapan değerlerimiz. Sevincimizi paylaştığımız acımızı paylaştığımız kılamlarımız. Bu ortak coğrafyada birlikte yaşadığımız halkların bizlere bıraktığı her eser bizler için hem değerli hem de gelecek nesillere bırakılması gereken en önemli bir hazinedir. Önemli konuya değindiği için değerli öğretmenim gezgin öğretmen Fikri Demirtaş öğretmeni kutluyorum ve Fikri Demirtaş başta olmak üzere sanata yön veren sanatı şekillendiren ve sanatla yoğrulan değerlere de sahip çıkmaya çağırıyorum. Saygıyla...
    %80
    %20
    Yanıtla