Görsel Sanatlar Öğretmeni, Yazar Fikri Demirtaş, 6 Şubat 2023 depremi sonrasında çehresi önemli ölçüde değişen Malatya’nın binlerce yıllık geçmişini yansıtacak estetik çalışmalar yapılması gerektiğini vurguladı.
Kayısı Heykelinden Medeniyet Hafızasına: 15 Temmuz Meydanı'nda Sanatsal Bir Dönüşüm başlıklı yazı şöyle
***
“Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.” Mustafa Kemal Atatürk
Heykel deyip geçmemek gerekir; çünkü o, bir milletin estetik anlayışının, tarihinin ve kültürünün maddeye bürünmüş hâlidir. Heykel sanatı; taş, mermer ve ahşabın sabırla yontulmasından, kil ve alçının ustalıkla şekillendirilmesine; bakır, tunç, kalay, kurşun ve altın gibi metallerin kalıba dökülmesine kadar geniş bir teknik yelpazeyi kapsar.

Resimden farklı olarak ele alınan konuyu üç boyutlu bir gerçeklikle sunma çabası olan bu sanat dalı, sanılanın aksine bir israf değil; toplumun kültürel bilincine ve özgüvenine yapılan paha biçilemez bir yatırımdır. İyi bir heykelin bir kentin ruhuna kattığı değer, maddi ölçütlerle kıyaslanamaz.
Ne yazık ki günümüzde Türkiye’nin pek çok meydanında heykel sanatı; zevksizlik, basitlik ve estetikten yoksunluk abideleri olarak arz-ı endam etmektedir. Oysa dünya genelinde ve ülkemizde bazı şehirlerdeki başarılı örnekler, bir heykelin kenti nasıl bir “marka şehir” kimliğine dönüştürebileceğini açıkça göstermektedir.
Kayısı Heykelleri ve Estetik Kaygı
Malatya’nın sembolü olan kayısı, yalnızca bir meyve değil; binlerce yıllık bereketin, emeğin ve kültürel mirasın bir yansımasıdır. Ne yazık ki Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin 2013 yılında Ankara’da bir atölyeye yaptırdığı büyük kayısı heykelleri, beklenen sanatsal estetiğin uzağında kalmıştır.
Çevreyolu üzerindeki Turgut Temelli ve Adliye kavşaklarında yer alan bu heykeller, kayısının yuvarlak hatlarını, renginin ışıltısını ve olgunluğunun şiirini yansıtmak yerine neredeyse portakalı andıran bir form sergilemektedir. Bu dev heykellerin sanatsal ve görsel değerden yoksun oluşu, Malatya’nın kimliğine ve sanatın doğasına dair ciddi bir tartışmayı gündeme getirmektedir.
Malatya’nın Sanat Kimliği: Eldeki Cevher ve Meydanlardaki Boşluk
Bir kentin estetik ruhu, sadece binaların yüksekliğiyle değil, o kentin sokaklarına sinmiş sanatın derinliğiyle ölçülür. Malatya, bu konuda aslında çok şanslı bir şehirdir; çünkü bu topraklarda "kayısıyı kayısı yapan" o zarif hatları taşa ve metale işleyebilecek çok kıymetli sanatçılar yetişmiştir.
Kayısıyı devasa ve estetikten yoksun figürler olarak meydanlara dikmek yerine; onun çiçeğini, çekirdeğini ve formundaki zarafeti modern bir dille yorumlamalıyız.
İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden Prof. Zakir Azizov, A. Kadir Eriş Güzel Sanatlar Lisesinden Görsel Sanatlar Öğretmeni Heykeltıraş Cengiz Göğebakan ve Arapgir Belediyesinin sanatsal çehresini değiştiren Görsel Sanatlar Öğretmeni ve Heykeltıraş Furkan Ekici gibi isimler, Malatya’nın hikâyesini en doğru şekilde dünyaya anlatacak birikime sahiptir.
Bilgeler Yolu’ndan Arapgir’in sokaklarına bu birikimin somut örneklerini şehrimizin bazı noktalarında gururla görebiliyoruz.
İnönü Üniversitesi Yerleşkesinde heykeltıraşlar tarafından yapılan Atatürk ve İnönü heykeli, taş soyut heykellerinden sonra "Bilgeler Yolu" projesiyle Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Battalgazi, Dede Korkut, Farabi, İbn-i Sina, Âşık Veysel, Mimar Sinan, Nasreddin Hocaya kadar Türk- İslam medeniyetimize yön veren isimlerin heykelleri ve özlü sözleri, yerleşkeye muazzam bir görsel zenginlik ve entelektüel derinlik katmaktadır.
Bir Sanatçının Dokunuşuyla Değişen Kader: Arapgir
Her şey bir davetle başladı…
Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu’nun sanatçı Furkan Ekici’yi memleketi Hekimhan’dan ilçeye davet ederek birlikte üretmeyi teklif etti. Bu vizyoner adım sayesinde Arapgir, adeta bir açık hava müzesine dönüştü. Sokakları süsleyen heykeller ve kültürel simgeler, sanatın bir kenti nasıl "marka" yapabileceğini herkese gösterdi. Yerel yönetimlerde güzel sanatlar mezunlarına daha fazla yer verilmesi, şehirlerimizin ruhunu yeniden inşa edecek en kıymetli adımdır.

Ancak bu başarı tablolarının yanında, şehrimizin merkez ilçeleri olan Battalgazi ile Yeşilyurt ile diğer ilçelerde büyük bir estetik boşluk göze çarpmaktadır. Meydanlarda, parklarda ve işlek caddelerde; Malatya’nın köklü tarihini ve kültürel mirasını yansıtan nitelikli heykellerin yokluğu, kentsel kimlik adına büyük bir eksikliktir. Elde bu denli yetenekli sanatçılar ve işlenmeyi bekleyen zengin bir tarih varken; Yeşilyurt’un yeşili ve Battalgazi’nin kadim geçmişi neden sanatsal bir sessizliğe gömülüyor?
Sonuç olarak; şehrin kalbi sadece betonla değil, bizi biz yapan değerlerin sanatsal izdüşümleriyle atmalıdır. Yerel yönetimlerimizi, Malatya’nın yetiştirdiği bu kıymetli heykeltıraşlarla iş birliği yapmaya ve şehrimizin meydanlarını "medeniyet hafızamıza" yakışır eserlerle donatmaya davet ediyoruz.
Prof. Dr. Zakir Azizov, heykeltıraş kimliğiyle hem Türkiye’de hem de uluslararası sanat platformlarında seçkin eserlere imza atmış; sanatın evrensel dilini akademik derinlikle harmanlayan çalışmalarıyla yalnızca güzel sanatlara değil, bilim dünyasına ve kültürel mirasa da kıymetli katkılar sağlamıştır.
Cengiz Göğebakan, Arslantepe Höyüğü girişinde “arkeopark” olarak düzenlenen alana yerleştirilmek üzere, asılları Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bulunan kabartma (ortostat) ve heykellerin birebir kopyasını büyük bir başarıyla yapmıştır. Arslantepe’ye geldiğinizde bu heykeller sizi tüm görkemiyle karşılamaktadır; ancak sanatçının isminin herhangi bir yerde belirtilmemesi önemli bir eksikliktir.
Bugünlerde, UNESCO Dünya Miras Listesindeki, Arslantepe Arkeolojik Alanında çevre düzenlemesi yapılmaktadır. Bu nedenle alan ziyarete geçici olarak kapalıdır. Yeni düzenleme yapılırken, sanatçıya vefa gösterilerek ismi uygun bir noktaya yazılmalıdır.
Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu’nun öncülüğünde kültür ve sanatın merkezi olma yolunda ilerleyen Arapgir’de ise sanatçı Furkan Ekici’nin imzasını taşıyan çalışmalar dikkat çekmektedir. Bir görsel sanatlar öğretmeni ve heykeltıraşın estetik bakışıyla belediye bünyesinde görev yapması, ilçenin sokaklarına sanatın ruhunu taşımıştır.
Ekici’nin heykelleri, detaylı rölyefleri ve sanatsal panoları, Arapgir’in köklü mirasını geleceğe taşıyan zarif semboller hâline gelmiştir.
“Asrın Felaketi” ve Bir İbret Vesikası: Deprem Anıtı
6 Şubat’ta yaşadığımız ve on bir ili sarsan “asrın felaketi”, yalnızca binalarımızı değil, hatıralarımızı da yıktı. Bu acıyı unutmamak ve gelecek nesillere bir ders olarak bırakmak boynumuzun borcudur. Şehrin kalbi sayılan, depremde yıkılan tarihi caminin gölgesindeki Eski Soykan Parkı alanına bir “Deprem Anıtı” inşa edilmelidir.

Bu anıt, yalnızca mermerden bir blok değil; yitirdiğimiz canların aziz hatırasını, betonun soğukluğuna karşı insanın çaresizliğini ve doğanın gücünü anlatan duygusal bir sembol olmalıdır. Durmuş bir saate, yıkılan bir yuvanın kapı eşiğine ya da o gecenin karanlığını aydınlatan bir umut ışığına atıfta bulunan bu eser, şehre gelen herkese şu mesajı vermelidir:
“Unutma, ders al ve daha güvenli bir gelecek inşa et.”
Deprem Sonrası Yeniden İnşa: Mimari ve Sanat El Ele
6 Şubat depremlerinde büyük yara alan Malatya’mız, bugün devletimizin TOKİ, rezerv alan ve yerinde dönüşüm projeleriyle mimari olarak yeniden ayağa kalkmaktadır. Ancak bir şehri ayağa kaldırmak yalnızca binalar inşa etmekle sınırlı kalmamalıdır. Şehrin fiziksel inşasına, ruhsal ve kültürel bir inşa eşlik etmelidir.
Bu noktada İnönü Üniversitesi, Turgut Özal Üniversitesi, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi ile Battalgazi ve Yeşilyurt Belediyelerine büyük görev düşmektedir. Yeni kurulan yerleşim alanları ve meydanlar estetik değerlerle taçlandırılmalıdır.
Betonun Soğukluğundan Medeniyetin Estetiğine:
15 Temmuz Meydanı İçin Bir Dönüşüm Çağrısı
Malatya’nın kalbi ve hafızası olan Valilik Meydanı (15 Temmuz Meydanı), bugün ne yazık ki ruhu olmayan, estetikten uzak bir görüntüye hapsolmuştur. Meydana dizilen, kökü toprakla buluşmayan, metal saksılara mahkûm edilmiş o "altmış dev saksı" ve süs ağaçları, şehrimizin kadim geçmişine yakışmayan, geçici ve eğreti bir çözümden öteye geçememektedir.

Şehrin merkezini bir geçiş güzergâhı olmaktan çıkarıp Malatya’nın 7 bin yıllık genetiğini modern bir estetikle buluşturmanın vakti gelmiştir. Burası, metal saksıların yarattığı boğuculuktan arındırılarak; her bir köşesiyle Malatya’nın ruhunu fısıldayan bir “Kültür ve Sanat Meydanı” ile açık hava müzesine dönüştürülmelidir.
Neden Bu Dönüşüm Şart?
Saksılara Sığmayan Bir Şehir
Malatya’nın tarihi saksılara sığmayacak kadar büyük ve derindir. Kökü toprağa değmeyen ağaçlar değil, temeli tarihe dayanan sanat eserleri bu meydanı taçlandırmalıdır.
Açık Hava Müzesi Kimliği: Arslantepe’den Cumhuriyet’e uzanan köklü mirasımız, meydanın dokusuna işlenmiş heykeller, rölyefler ve sanatsal objelerle yaşayan bir kimliğe kavuşmalıdır.
Estetik Bir Başlangıç: Kentin vitrini olan bu alan, betonun ve metalin soğukluğunu değil; sanatın sıcaklığını ve medeniyetimizin zarafetini hem hemşehrilerimize hem de misafirlerimize hissettirmelidir.
Artık günü kurtaran saksı bitkileriyle değil; bizi biz yapan değerlerin kalıcı izleriyle meydanlarımızı imar etmeliyiz. Malatya’nın kalbi, geçmişin asaletini geleceğin modernizmiyle harmanlayan sanatsal bir vizyonla atmalıdır.
Önerilen Tasarım ve İçerik Bileşenleri
Bir Direnişin ve Demokrasinin Estetiği: 15 Temmuz Anıtı
Şehrin kalbi sayılan 15 Temmuz Meydanı, sadece bir isimden ibaret kalmamalı; milletin iradesini, sivil direnişin asaletini ve demokrasiye olan sarsılmaz inancını maddeye büründüren sanatsal bir anıtla taçlandırılmalıdır.
Bu meydanda yükselmesi önerilen anıt; kaba bir figürden ziyade, birliğin ve beraberliğin gücünü anlatan modern bir üslupla tasarlanmalıdır. Karanlıktan aydınlığa yükselen bir formu, parçalanmışlıktan bütünlüğe giden bir kompozisyonu veya o geceki 'vatan savunmasını' simgeleyen estetik rölyefleri içermelidir.
Arslantepe’den Nemrut’a: Tarih Koridoru
Arslantepe Höyüğü’nün ikonik aslanları ve Kral Tarhunza’nın görkemli replikaları ana aks üzerinde konumlandırılmalı; Nemrut Dağı’nın gizemli dev heykelleri modern ışıklandırmalarla desteklenmelidir.
– İnanç ve Mimari Mirasın Sentezi cami, cemevi, kilise ve türbelerin minyatürleri ile kültürel mirası temsil eden panolar bir araya getirilerek “Hoşgörü Köşesi” oluşturulmalıdır.
Cumhuriyet Dönemi Sanat Aksı
Atatürk önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluş ruhu, Malatya’nın sanayi hamlesi, Sümerbank, Tekel, Şeker Fabrikası, demiryolu mirası ve Akçadağ Köy Enstitüsü gibi değerler modern sanat diliyle meydanda yer almalıdır. Cumhurbaşkanları İsmet İnönü, Turgut Özal ve Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati, Niyâzî-i Mısrî ve Kamil Paşa gibi şehre ve ülkeye yön veren devlet adamları, ünlü sanat ve bilim insanlarının isimleri büstleri yer almalı; şair ve yazarların, ozanların dizeleri estetik tipografilerle zemine işlenmelidir.
Dijital Kültür Panoları ve Turizm Rotası
İnteraktif panolarla ilçelerin tarihi ve turistik yerleri tanıtılmalı; meydan şehir tanıtımının başlangıç noktası hâline getirilmelidir.
Neden Bu Proje?
• Estetik Dönüşüm: Metal saksıların oluşturduğu dar ve boğucu görüntü yerine anlam taşıyan bir şehir estetiği kazanılır.
• Şehir Aidiyeti: Malatya’nın yalnızca kayısı şehri değil, bir medeniyetler beşiği olduğu güçlü bir görsel dille anlatılır.
• Turistik Çekim: Merkez, ziyaretçilerin vakit geçirmek ve fotoğraf çekmek isteyeceği bir “marka mekân” hâline gelir.
“Şehrin kalbi saksılarla değil; bizi biz yapan değerlerin sanatsal izdüşümleriyle atmalıdır."
***
Yazının ve fotoğrafların tamamı için:
https://fikridemirtas44.blogspot.com/2026/01/kays-heykellerine-sksan-estetikten.html
Fikri DEMİRTAŞ




