SON DAKİKA
SON DEPREMLER
Reklam

"Nüfusun Kendini Yenileyemediği Bir Sürece Girmiş Bulunuyoruz"

A- A+ PAYLAŞ

28-30 Nisan 2026 tarihleri arasında Demografik Gelecek Zirvesi kapsamında, “Türkiye’de Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele” Çalıştayı, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriliyor.

Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen çalıştaya, Malatya Valisi Seddar Yavuz, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Karabay, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Sağlam ile Prof. Dr. Ali Özer, farklı üniversitelerden akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

"Bir milli güvenlik sorunuyla karşı karşıyayız"
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, doğurganlık hızındaki düşüşün oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti. Akpolat, "Dünyada olduğu gibi ülkemizde de derin bir demografik krizin eşiğinde bulunuyoruz. Bir ülkenin nüfusunu sürdürebilmesi için gerekli olan yenilenme eşiği 2,1 olarak tanımlanmaktadır. Oysa ülkemizde doğurganlık hızı 1,48'e inmiş durumdadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da sık sık ifade ettiği şekliyle bu durum, bu gidişat bir varoluşsal tehdit, bir felaket hatta bir milli güvenlik sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Genç nüfus avantajımızı kaybediyoruz. Nüfusumuz hızla yaşlanıyor. Tedbir almak için zamanımız daralıyor ve bu sürece seyirci kalma lüksümüz yok" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Karabay da çözümün merkezine aileyi koyarak şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ailenin korunması ve güçlendirilmesiyle ilgili mücadelenin politikalarımızın merkezinde olacağını düşünüyorum. 2026-2035 dönemi 'Aile ve Nüfus 10 yılı' ilan edildi. Böyle bir konuda en büyük şansımız Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuyu yıllar öncesinden işaret etmiş olmasıdır. Daha dünkü farklı bir alandaki konuşmasında bile yine bu konuyu konuşmasıdır. Dolayısıyla, değerli çalıştay katılımcılarının ortaya koyacakları sonuçlar en üst düzeyde takip edilecektir."

Çalıştay kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda; gençlerin evlilik ve aile kurma süreçlerinde karşılaştıkları ekonomik ve sosyal sorunlar, kadınların iş ve aile yaşamı dengesinin desteklenmesi, çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, göç hareketlerinin nüfus yapısına etkileri ile doğurganlığı teşvik edecek sosyal politikalar değerlendirildi.

Programda konuşan Vali Seddar Yavuz “ 6 Şubat depremleri sonrası İlimizdeki imar ve inşa çalışmaları ile ilgili bilgiler vererek, biz Malatya’yı yeniden inşa ederken yalnızca depremin izlerini silmiyoruz aynı zamanda geleceğin Malatyasını kuruyoruz. Bugün burada özellikle vurgulamak istediğim bir diğer önemli konu ise demografik dönüşümdür.

Türkiye, geçmişte “nüfusumuz fazla” tartışmalarını yürütmüş; aile planlaması politikalarıyla nüfus artışını sınırlamaya çalışmıştır. Ancak geldiğimiz noktada artık tam tersine, nüfusun kendini yenileyemediği bir sürece girmiş bulunuyoruz. Bu durum yalnızca ülkemize özgü değil; küresel ölçekte yaşanan bir dönüşümün parçasıdır.

Özellikle dijitalleşmenin etkisiyle birlikte aile yapısını hedef alan, bireyselliği ön plana çıkaran ve çocuk sahibi olmayı geri plana iten anlayışların yaygınlaştığını görüyoruz. Ailenin zayıflaması, doğurganlık oranlarının düşmesi ve genç nüfusun azalması, geleceğimizi doğrudan etkileyen stratejik bir meseledir.

Bu noktada açıkça ifade etmek isterim ki; en önemli çözüm alanlarından biri aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesidir.

Somut bir örnek vermek gerekirse; bugün ülkemizin en önemli sorunlarından biri erken çocukluk dönemine yönelik bakım hizmetlerinin yetersizliğidir. Özellikle 0-3 yaş grubuna yönelik kreş ihtiyacı kritik bir seviyededir. Çalışan aileler çocuklarını güvenle bırakabilecekleri kurumsal yapılara erişimde ciddi zorluk yaşamaktadır.

Bu nedenle, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız öncülüğünde, ülke genelinde 0-3 yaş grubuna yönelik yaygın, güvenli ve erişilebilir kreş sisteminin hızla kurulması gerektiğine inanıyorum. Bu adım, hem aileleri destekleyecek hem de çocuklarımızın sağlıklı bir gelişim süreci geçirmesine katkı sağlayacaktır.

Bununla birlikte, çalışan annelere yönelik izin sürelerinin artırılması önemli bir adımdır; ancak uzun vadede daha kapsayıcı çözümlere ihtiyaç duyulduğu açıktır. Gerekirse belirli bir süre boyunca devlet destekli ücretli izin modelleri de değerlendirilmelidir.

Bir diğer önemli husus ise gençlerimizin evlilik süreçlerini zorlaştıran sosyo-ekonomik faktörlerdir. Her bireyin üniversite mezunu olması gerektiği yönündeki yaklaşım, iş gücü piyasasında dengesizliklere yol açmaktadır. Nitekim sanayimizin en büyük sorunlarından biri ara eleman eksikliğidir.

Geçmişte mesleki eğitime yapılan müdahalelerin olumsuz etkilerini bugün hâlâ yaşıyoruz. Bu nedenle mesleki ve teknik eğitimin yeniden güçlendirilmesi, gençlerimize istihdam odaklı fırsatlar sunulması büyük önem taşımaktadır.

Tüm bu başlıklar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, demografik meselenin yalnızca nüfus artışıyla sınırlı olmadığı; sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla ele alınması gereken çok yönlü bir konu olduğu açıktır.

Bu vesileyle düzenlenen bu çalıştayın, ülkemizin geleceğine ışık tutacak önemli sonuçlar ortaya koyacağına yürekten inanıyorum.” dedi.

Çalıştay..

"Rakamlarla Türkiye" başlıklı birinci oturumun moderatörlüğünü İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam yürüttü. TÜİK Demografik İstatistikler Daire Başkanı Metin Aytaç "Türkiye Cumhuriyeti'nin Nüfus Yapısı ve Demografik Dönüşüm" ve Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmet Koç ise "Türkiye Cumhuriyeti'nde Nüfus Politikaları ve Nüfus Dinamikleri" başlıklı sunum gerçekleştirdi.

İkinci oturumunun konusu "Doğurganlık Çöküşünün Nedenleri" oldu. Oturumun moderatörlüğünü İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan üstlendi. Manisa Celal Bayar Üniversitesinden Prof. Dr. Hakan Baydur "Sosyolojik ve Kültürel Dönüşüm", Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinden Prof. Dr. Mücahit Eğri "Göç, Kentleşme ve Mekânsal Sınırlılıklar", Yıldız Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Murat Anıl Mercan "İktisadi Gelişmeler", Karadeniz Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Sedat Bostan "Biyolojik, Tıbbi ve Çevresel Faktörler", Başkent Üniversitesinden Prof. Dr. Ayşe Akın ise "Toplumsal Cinsiyet Rolleri, İş ve Yaşam Uyumsuzluğu" konusunda sunum gerçekleştirdi.

Üçüncü oturumun konusu ise "Doğurganlık Çöküşünün Muhtemel Etkileri" oldu. Oturumun moderatörlüğünü Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fevziye Çetinkaya yaptı. Ege Üniversitesinden Prof. Dr. Hatice Şahin "Sağlık Sektörüne Etkileri", Gazi Üniversitesinden Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan "İktisadi ve Çalışma Hayatına Etkileri", TÜSEB Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsünden Prof. Dr. Mehmet Enes Gökler "Doğurganlık Çöküşü ile Mücadele Örnekleri" konularında sunumlarını yaptı.

28-30 Nisan tarihlerinde "Demografik Gelecek Zirvesi '26" kapsamında gerçekleştirilecek çalıştayın ilk gününde, Türkiye'nin demografik yapısı ve doğurganlık oranlarındaki düşüş ele alındı. Olası risklere yönelik önlemler çok disiplinli bir yaklaşımla değerlendirildi.

Tıp, sosyoloji, eğitim, ekonomi ve sosyal politika alanlarından politika yapıcıların, akademisyenlerin ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla devam eden çalıştay 30 Nisan'da sona erecek.

iha- Bülten

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız

9 yorum yapılmış

  • Ahmet (4 ay önce)
    Bu ülkede doğduk bu ülkede büyüdük bu ülkede yaş aldık herşey aynı. Adil bir yaşama düzeni, adil bir yaşam hakkı, adil bir düzen olmadığı sürece hiç bir insana huzur gelmez, bu adamcılık, adam kayırmacılık, particilik herşey bitecek bir kere, her yerde her alanda sıkı bir sınav ve liyakat sistemi, hak edene milletin, tüyü bitmemiş yetimin hakkı emanet edilecek. Bu ne ya doğduk doğalı herşey aynı hatta geriye gidiyor. Particilik, adam kayırmacılık, şımarık burnu havada tehlikeli bir kibirle donatılmış bürokrasi ve siyaset, ondan sonra nüfus azalıyor, enflasyon, işsizlik, açlık, yoksulluk. Bir kere Allah tan korkmayan bir toplum olduk. Hakka hukuka riayet etmeyen, vahşi kanunların hüküm sürdüğü. Rabbim ıslah etsin hepimizi demekten başka çare kalmadı. Islah olmayan toplumların sonu Tarihi gerçeklerde ortadadır. Bir an önce aklımızı başımıza almamız gerekir.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Malatyalı (4 ay önce)
    3 5 milyon rahat etsin sefa sürsün, bozuk gelir dağılımı sayesinde geri kalanlar sürünsün onlara hizmet etsin böyle gelmiş böyle giden sisteme vatandaş haklı neden çocuk yapsın, doğacak çocukta hayata ekside başlayacak ve belki daha çok sıkıntı yaşayacak
    %100
    %0
    Yanıtla
  • O kadar haklısın ki. Kendilerine hizmet edecek vergi verecek köle istiyorlar.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • MUSTAFA (4 ay önce)
    Nüfusun kendini yenileyememesinin sebebini Türkiye de bilmeyen yoktur. Lafı eveleyip gevelemeye degerek yoktur. Cevabı bu kadar basit bir soru için neden bu kadar efor sarfediliyor. Temel sebep girdiğimiz ekonomik kriz sarmalı. Eskiden de ekonomik krizler olurdu ancak bir yılda ekonomi kendini toparlar işler yoluna girerdi. Ancak şimdi biz bir ekonomik krize girdik yıllardır bir daha çıkamıyoruz. Bunun temel sebepleri tüm verilerin bilerek çarpıtılmasıdır. İşçiye memura normal zam verilmesin diye Tüik verileri yanıltıyor gerçeği yansıtmıyor. Devlet doları baskılayarak dövizin gerçek piyasa değerinin altında olmasını sağlıyor. Bir de demokrasi ve adalet sorunları, ayrıca tmsf nin istediği şirkete el koyması. Böyle bir ülkeye kimse gelmez, parasını getirmez, yatırım yapmaz. Durum böyle olunca normal ekonomik kriz reçeteleri ile bu sarmaldan asla çıkamayız. Gençler iş bulamıyor. Bulduğu işte aldığı maaş kiraya yetmiyor. Nasıl evlensinler. Diyelim evlendiler nasıl çocuk yapsınlar? Bir evde iki kişi çalışmazsa bir aile geçinemiyor. Peki anne çalışırsa çocuğa kim bakacak? Devlet bunun çaresine bakıyor mu? Bakmıyor. Kısacası devlet sorunu da biliyor, çözümü de biliyor ancak uygulamıyor. Tek yol seçim, başka bir yol göremiyorum. Tabi halk bu sorunların hesabını sormak isterse.
    %88
    %12
    Yanıtla
  • Nedenleri şu anki iktidarın yanlış politikalarıdır. Faiz sebep enflasyon sonuç diretmesi ardından faizi patlamalarıdır. İktidarda tutunabilmek için çift dikişe izin vermem deyip oy için eyt yi çıkarmasıdır. Yine seçim düzlüklerinde dijital çağda on binlerce memur atamasıdır. İhalelerin şeffaf yapılmamasıdır. Kamu çıkarı 2. Plana atılmasındandır. Tüik in tüm verilerle oynamasındandır. Anti demokratik uygulamalarla yabancı yatırımcıları hatta türk yatırımcıları bile kaçırmasındandır. Kamuda herhangi bir tasarruf yapılmaması hatta üstüne daha da israfa devam edilmesindendir . Halkı ekonomik , sosyal, mental bunalıma soktular. Nüfus dengesi bile değişti. Suriyeli 6 çocuk varken türkler evlenemiyor. Bu iktidar halktan çok koptu. Kendileri yağlı ballı beslenirken halka porsiyonları küçültün dediler. Şimdi partizan fanatikler yorumu beğenmeyecek ama gerçek bu. Ülke bu iktidarla devam ettiği sürece düzelme UMUDU BİLE YOKTUR. Orta tabakayı silindir gibi ezip üç beş elitistleri çoğalttılar. Para onlara aktı.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Beydağı (4 ay önce)Neden isimli kullanıcı yorumuna
    Eyt.nin devlete hiç bir maliyeti olmadı, belki kar bile etti, 2.5 milyon emekli memurun hakettiği emekli maaşının yarısı seyyanen dümeniyle çalınıp 2,5 milyon eyt.liye maaş diye verildi, çalanlara hakkım haram olsun
    %75
    %25
    Yanıtla
  • Gençlerrrr (4 ay önce)
    Gençler umutsuz geleceği karanlık görüyor 23 yıllık iktidarınız sayesinde. Bu ülke fakir ülke değil , orta tabaka mahvoldu zengin kaymak tabaka daha da milyarder oldu. Varlık el değiştirdi. Dehşet bir bordrolu çalışandan vergi alma düzeni kuruldu. Bu gençler evlenemiyor. Maliyetten masraflardan haberiniz var mı? İşsizlikten maaşlardan haberiniz var mı. Umut yok umut. 6 aydır paramızı aldılar bir toki kurası çekecekler diye kimi tanıdıysam çıkmadı??? Peki bu toki kime çıktı??? Biz biliyoruz aslında kimlere çıktığını da........ bir an evvel sandığı bekliyoruz. Haaaa bakın 15 sene insanları açlığa sefilliğe sürükleyip seçim düzlüğünde ekonomi düzelmiş imajı yaratacağınızın da farkındayız. Asla oy yok gençlerden size !!!
    %75
    %25
    Yanıtla
  • Ekonomi (4 ay önce)
    Bir şey olmaz ülkedeki on milyonlarca suriyeli, Afgan ıraklı, iranlı, rus bizim yerimize nüfusu dengeler. Ekonomik krizin yaptığınız bütün yanlışların patronlara parası olanlara yaptığınız bütün (kur korumalı mevduat bir örnek) işlerin faturasını bu halka , özellikle GENÇLERE yüklediniz. Sandıkta görüşmek dileğiyle.
    %89
    %11
    Yanıtla
  • Atilla (4 ay önce)
    Bu ekonomide kim evlenir. 38 yasında hala bekarım iş çevremde benim gibi
    %94
    %6
    Yanıtla