SON DAKİKA
SON DEPREMLER

Urallardan Nurhak Dağlarına.. Akçadağ'da İskit Kılıcı Bulundu

Urallardan Nurhak Dağlarına..  Akçadağ'da İskit Kılıcı Bulundu
A- A+ PAYLAŞ

Akçadağ ilçesi kırsalında yapılan araştırmalar sırasında İskitlere ait olduğu belirlenen demirden yapılmış bir kılıç ile dirgen bulundu. 

İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Sevgi Dönmez, Akçadağ’da yaptıkları yüzey araştırması sırasında bir vatandaş tarafından kendilerine getirilen ve Malatya arkeolojisinde bir ilk olarak kabul edilen İskit kılıcı ve dirgen hakkında yaptığı araştırma, inceleme ve analizleri içeren bir makale yayınladı. 

Makale, Koç Üniversitesi Suna & İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Merkezi (AKMED) tarafından yayınlanan Adalya dergisinde yer alıyor.  

2021 yılında gerçekleştirilen Malatya İli Bronz Çağı ve Demir Çağı Yüzey Araştırması kapsamında, Akçadağ Bekiruşağı köyünden bir vatandaşın demir kılıç ile dirgen getirip ekibe teslim ettiğini, aynı kişinin bu buluntuların Köseler mevkisinde kanalizasyon açma çalışmaları sırasında ortaya çıktığını kendilerine ilettiğini belirten Dönmez, yıllara yayılan araştırma-inceleme-analizlere dayanarak varılan sonucu özetlerken “demir kılıç; bıçak, kabza ve topuz formu açısından Anadolu’da oldukça özgün bir örnek teşkil etmektedir. Kılıç, Kafkasya ve Avrasya bozkırlarında ele geçen, Erken İskit Dönemi’nin sonları ile Orta İskit Dönemi’nin başlarına tarihlenen İskit tipi kılıçlarla önemli benzerlikler göstermektedir. Yüksek oranda paladyum içeren demir kılıç ve demir dirgenin XRF analizleri, bu nesnelerin büyük olasılıkla Anadolu dışındaki bir kaynağa, özellikle de Ural Dağları’ndaki bir maden yatağına işaret ettiğini ortaya koymaktadır. İskit tipi bu demir kılıç ve dirgen, İskitler ile Yakın Doğu dünyası arasındaki askeri, siyasi ve kültürel ilişkilerin vurgulanması, ayrıca İskitlerin Anadolu’daki yayılım alanlarının ve geçiş güzergâhlarının yeniden değerlendirilmesi açısından önem taşımaktadır” diye yazdı.  

Eski Dünyanın Atlı Göçebeleri

Kaynaklara göre, İskitler atlı göçebe ve savaşçı bir kavim. 

MÖ ilk bin yılda Orta Asya’nın bozkır ve ormanlık-bozkır bölgelerinden batı yönünde Güney Rusya ile Ukrayna’ya, Kuzey Çin’e ve doğuda Tuna Nehrine kadar inen, MÖ 4 ila 2. yüzyıllar arası, Sarmatyalılara boğun eğene dek, Kırım merkezli güçlü ve zengin bir imparatorluk kurup yaşatan İskitler, Yakın Doğu’nun Asur, Urartu, Frig, Medler gibi siyasi güçlerine paralı asker olarak hizmet ettiler. Yunan ordularında okçu olarak savaştıklarına dair bilgiler de var. 

Dönmez, Akçadağ Nurhak Dağlarında Bulunan İskit Kılıcı ve Demir Dirgen Hakkında Açıklamalar başlıklı makalesinde, Türkiye’de İskit varlığına ilişkin bilgiler aktarıp karşılaştırmalar yaparak, Akçadağ’da ele geçen kılıç ve dirgeni açıklamaya girişiyor. 

Daha önce Van Çavuştepe ile yakın coğrafyada yer alan, günümüz Ermenistan sınırları içindeki Karmir Blur ve Admavir Blur’da ok başları; Amasya Oluz Höyük’te mezar çukurunda bulunmuş bıçak yaraları içeren at kemikleri; Gaziantep Karkamış yakınlarında Devehöyük Mezar Alanı II diye bilinen arkeolojik alanda ele geçen hayvan süslü kılıç, hançer ve ok uçları Dönmez’e göre “İskitlerin kademeli olarak Anadolu’ya yerleştiği veya Anadolu’da atlı göçer hayata devam ettikleri, bununla birlikte metal ürünlerin ticaretini yapmış olabileceği” olasılıklarını ortaya çıkarıyor. 

Yukarı Fırat Havzasında İskitlerin varlığını kanıtlayan en önemli verilere Elazığ Norşuntepe Höyüğünde rastlanmış. 3 metre derinliğinde, duvarları olan, MÖ 7. yüzyıldan kalma bir mezarda İskit geleneklerine göre gömülmüş at kemikleri ve koşumu ile bileklik bulunmuş. Şehir merkezine 26 km mesafedeki Alişam köyü sınırlarındaki Norşuntepe, 1974’ten beri Keban Barajı suları altında uyuyor. 

Nurhak Kılıcı ve Özellikleri 

Yukarı Fırat Havzasının başka bir şehri Malatya’nın Akçadağ ilçesi Köseler mevkisinde, Nurhak Dağlarında bulunan demir kılıcın uzunluğu 86.8 cm, topuz kısmının uzunluğu 5.7 cm, kabzası 0.8 cm iken kesmeye yarayan kılıç ağzının kalınlığı 0.1 cm olarak ölçüldü. Yarı oval kılıç topuzunun döküm yoluyla yapıldığı düşünülüyor; anten biçimli topuzun anten uçlarında karşılıklı birbirine bakan koçbaşı mevcut. 

Kabza ve kılıç ağzının birleştiği yere kelebek veya yonca yaprağına benzer bir balçak kaynak edilmiş. 

Kılıçla kabza ve bıçağın birleştiği yerde bulunan, kılıcı tutan eli koruyan kısma balçak deniyor.

XRF analizine göre hem kılıç hem dirgen, başka elementlerin yanı sıra, yüksek oranda demir ve paladyum içeriyor. Paladyum değeri Ural dağlarındaki maden yatakları ile uyumlu XRF sonuçları vermiş. 

XRF, yani  X-ışını floresans spektrometresi, katı, toz ve sıvı numunelerin içerdiği elementlerin nitel ve nicel analizlerini yapmakta kullanılan, yıkıcı olmayan bir analiz tekniği. 

Dönmez, farklı coğrafyalarda bulunan İskit kılıçlarının tipolojisi, tasarımı ve tarihlendirmesi üzerinden karşılaştırmalar yaparak Nurhak kılıcının hangi döneme ait olduğunu saptamaya çalıştıklarını anlatıyor. 

Herodot’un verdiği bilgiye göre bele takılan bir kınla kullanılan İskit kılıçlarının özel adı akinake. Kabza, topuz ve kılıç ağzı tasarımına bakıldığında bu kılıç, MÖ 7. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen geç dönem Kelermes tipi ile 6. yüzyılın ilk yarısına denk düşen erken dönem Shumeyko tipi İskit kılıçlarına benziyor. 

Daha önce Karkamış Deve Höyük II, Amasya-İmirler Kurganı ve Ayanis Kalesinde de İskit kılıcı bulunmuş.

Kılıç ve Dirgen Özel Sipariş mi?

Urallardan Nurhak Dağlarına uzanan yolculukla Akçadağ’a gelen İskit kılıcı ve dirgeni emsallerinden daha uzun; daha büyük. 

Uzunluğu ortalama 50 cm, en fazla 70 cm olan İskit kılıçlarının tersine Nurhak’ta bulunan kılıç 86.8 cm uzunluğunda. Yani emsallerinden epey uzun, haliyle ağır ve kullanımı zor. İskitlerin Yakın Doğu Dünyasıyla kurduğu kültürel ve askeri ilişkiler bağlamında, yörede daha uzun kılıçların talep edilmiş olması mümkün gözüküyor.

Aynı yerde 80 cm uzunluğunda, 37.5 cm eninde, sap kısmı 2.7 santimetrelik bir dirgen de bulunmuş. Üç ağızlı dirgenin sapına harici iki çatal perçinlenmiş. Analizlere göre, hem kılıcın hem dirgenin yapımında aynı demir yatakları kullanılmış. 

Bilindiği gibi dirgenin asıl işlevi tarımsal. Harman saplarını yaymada kullanılan çatallı bir tarım aracı olan dirgenin Anadolu’da en erken örneklerine MÖ 2. binyılda rastlandığına dikkat çeken Dönmez, dirgenin Akadların fırtına tanrısı Adad’ın sembolü olduğunu belirttikten sonra, bu dirgenin Gezer, Toprakkale, Karmir Blur, Zincirli, Boğazköy ve Yoncatepe gibi yerleşimlerde bulunan örneklere benzer olduğunu, ebatlarının ise normalinden büyük ve aletin daha sağlam olduğunu yazıyor. 

Bu veriden yola çıkan Dönmez, İskitlerin savaşta hançer, kılıç ve balta kullandığını, dirgen kullandıklarına dair kanıt olmadığını hatırlatıp, “burada bir kurgan olabilir, kurgana önemli bir savaşçı gömülmüş olabilir. Bu bölgede rastlanan çok sayıda kurgan var. Kılıçla aynı yerde yapılmış olması dirgenin silah olarak kullanılabileceği ihtimalini doğuruyor. Bir statü sembolü olarak kılıçla birlikte dirgen de kurgana konulmuş olabilir. Burada asfalt yol yapıldığı için kurganın tamamen tahrip olma ihtimali yüksek” vurgusunu yapıyor.  

Dönmez, kılıç ve dirgenin Ural dağlarındaki maden yataklarındaki malzemeyle yapılmış olmasını dikkate alarak, statüsü yüksek biri için özel siparişle imal edilmiş olabileceğini sözlerine ekliyor.

Her iki alet bulunduğu tarihte Malatya Arkeoloji Müzesine teslim edildi. 

***

Doçent Doktor Sevgi Dönmez’in yazdığı makalenin tamamına şu linkten erişebilirsiniz:

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/5536059

Doçent Dr. Dönmez tarafından çekilen fotoğraflar Adalya dergisinden alınmıştır. 

Derleme: Bülent Korkmaz

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız

17 yorum yapılmış

  • Uzaman (3 hafta önce)
    Bilimsel tartışma ortamı bilime güç katar ve farklı tezler birbirini geliştirir bilginin sağlaması yapılır. Lakin bu kılıç veya başka bir materyal ya da arkeolojik alan hakkında mutlak doğru bu düşüncesi ihtimali kısıtlar. Teknoloji ilerledikçe söylemlerin çoğu alandaki tespitlerin ötesine geçmiştir. Belki bir arkadaş da çıkar bu İskit öncesi veya Göktürk veya Hun diyebilir. Biri de Viking der bu normal. Arkeometri yaşını ve tipolojiler kültür dönemini tahminen belirtir. Keşke iskitçe bir harf olsaydı veya bulunan yerde arkeolojik kazı yapılsaydı. Benim uzman yazmam sizin savunduğunuz tezi Geçersiz kılmıyor. Ayrıca Malatyalıyım ve Türkçüyüm. Ciğerlerimi de kazılarda yitirdim. Bu devlet için de çok emek verdim bedel verdim. Ne kolay değil mi fikirlere karşı kötü niyetli konuşmalar yapmak. Bilim fikirsel uyumla olmaz tezini ve anti tezini nezaket ile bilmek veya çürütmek ile olur. Bu sayede kılıcın reklamı da oldu. Ne kadar çok konuşulursa arkeoloji ilgi çeker, sorular sorulur Arkhe araştırılır. Ramses romanları gibi. Eleştiriden korkmayın tezinizi ben çürütemem mutlak doğruysa. Biraz rahat olun
    %90
    %10
    Yanıtla
  • Meho Ağa (3 hafta önce)
    Aaaah bu kılıç-kalkan dönemi tekrar gelse de milletimiz dünyanın kaç bucak olduğunu insanlığı yok edenlere gösterse. Bir zamanlar tüfek icad olunca mertlik bozuldu denirdi. Şimdi gökleri ele geçirenler insanlığın temeline kibrit suyu döküyorlar. Yazacak o kadar şey var ki, bırakalım bir ehli irfan yazsın.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Uzman (4 hafta önce)
    Doğrudan söyleyelim. Bu bir Roma İmparatorluk Dönemi – özellikle Geç Roma (yaklaşık MS 3.–5. yüzyıl) kılıcıdır. Büyük ihtimalle spatha tipolojisine giriyor. Neden bu kadar net konuşuyorum, açayım: Bu kılıç uzun ve dar. Gladius gibi kısa değil; bu, Roma’nın erken döneminden değil, süvari ve geç piyade kullanımına uygun bir formdan söz ettiğimizi gösterir. Roma ordusunda MS 2. yüzyıldan itibaren gladius terk edilir, spatha yaygınlaşır. En kritik detay: C şeklinde, açık halka biçimli kabza ucu (pommel). Bu form: Klasik Roma gladiuslarında yoktur Orta Çağ Avrupası kılıçlarında henüz tam oluşmamıştır Geç Roma ve Erken Bizans metal kabza geleneğinde görülür Kabzaya yakın yerdeki yuvarlak disk biçimli parça da önemli. Bu, süs değil; denge ve el koruması işlevi görür. Roma’nın geç döneminde, özellikle sınır birlikleri ve süvari kılıçlarında rastlanır. Bıçak kesiti düz, oluk (fuller) yok ya da çok silik. Bu da erken Orta Çağ Viking tipi değil, Roma geleneğine daha yakın. Korozyon ve işçilik dili de “acele savaş üretimi” hissi veriyor. Bu da Geç Roma’nın klasik özelliği: estetikten çok işlev. Özetle: Dönem: Geç Roma İmparatorluğu Tip: Spatha Tarih: Yaklaşık MS 250–450 Kullanım: Süvari / sınır birlikleri / geç dönem lejyoneri Şunu da dürüstçe ekleyeyim: Bu form Erken Bizans’a (MS 5.–6. yy) sarkıyor olabilir. Roma–Bizans geçişi zaten keskin bir çizgi değildir; askerî malzeme bunu özellikle gösterir. Kısacası bu kılıç “orta çağ romantizmi” değil, imparatorluğun çözülürken hâlâ savaşan döneminin sessiz bir tanığı. Bu tür kılıçlar tarihsel olarak çok şey anlatır; estetikten çok hayatta kalmayı.
    %85
    %15
    Yanıtla
  • Lutfen dogrudan söyleme. Madem uzmansin ingilizcen vardir kabul edilir. Bu durumda ac makaleyi ve tipolojik karsilastirmalari oku. Roma ve Bizans Dönemi 'nde bu formda hiç bir kılıç yok. Bir de ac iskit kılıç tipolojisine bak. Daha önce de dedigim gibi sen olmamissin. Git bir uzmanlik egitimi daha al. Alper Tunga iddiasi nereden cikti? Ne makalede ne haberde öyle bir iddia yok. Makaleyi ayrıntılı okuyunca cok sayıda bilim adaminin calismaya destek sundugu ve onayladigi goruluyor. Sen ise bilimsel gercegi görmezden gelip, cumlelerine birkac literaturel terim katip politik manupilasyona giriyorsun. Iyi ki sizin gibi her ortamın cigirtkanlarinin degil bilimin dilini esas alan bir anlayis hala var.
    %22
    %78
    Yanıtla
  • Neyi söylemeyeyim doğrudan. Tez mutlak doğru değildir. Tüm dillerde yayınlar mevcut. Madem sen anti tezi kişisel algılıyorsun bilimsel tartışmaya kapalısın bilim insanı olma yolunda ilerlemelisin. Dünyada tek senin yabancı dilin var, İngilizcen var diye iki benzerlikle tezini mutlak doğru olarak kabul edebilirsin. Tüm ingilizce bilenler Arkeolog oldu. Bu senin tercihin. Bir araştır var mı yok mu Roma Bizans? Sen olmuşsun aferin sana. Alper Tunga Malatyalı diyenler vardı bir ara. Kaç tane Arkeometri uzmanı var mı o listede. Politik manüpülasyon yapan tezini mutlak doğru olarak görendir. Bilimin dili hoş görüdür ve tez anti tez sürecini sindirebilmektir.
    %95
    %5
    Yanıtla
  • Malatya Savunması (3 hafta önce)Uzman isimli kullanıcı yorumuna
    Senin gibileri susturmak şart oldu. Bunlara inanmayın tarihte Türk izini silmeye çalışanları bilimsel olarak susturacağız. Karakteristik kabza yapısı ve süslemeleriyle İskitler (Saka Türkleri) veya onlarla yakın etkileşimde olan Sarmatlar gibi Erken Demir Çağı bozkır kavimlerine ait bir Akinakes (Akinak) tipi kısa kılıçtır. ​Bu kılıcı tanımlayan temel özellikler şunlardır: ​1. Ay Şeklindeki (Antenli) Kabza Başı ​Kılıcın en sağında görülen, iki yana doğru kıvrılan C veya ay şeklindeki kabza başı, İskit silah işçiliğinin en belirgin imzasıdır. Bu stil bazen stilize edilmiş kuş başları veya boynuzları temsil eder. ​2. Kalp veya Kelebek Formlu Balçak ​Kılıç namlusu ile sapının birleştiği yerdeki (ortadaki) çıkıntılı kısım, kelebek tipi veya böbrek tipi balçak olarak adlandırılır. Bu form, İskit kılıçlarını Pers veya Yunan kılıçlarından ayıran temel teknik detaylardan biridir. ​3. Hayvan Üslubu (Animal Style) ​Kabza ve gövde üzerindeki ince işlemeler, bozkır kültürüne özgü Hayvan Üslubu süslemeleri barındırmaktadır. Bu kılıçlar sadece birer silah değil, aynı zamanda taşıyan kişinin statüsünü gösteren birer sanat eseridir. ​Özetle Tarihsel Arka Plan ​Ait Olduğu Kültür: İskit (Saka) / Sarmat. ​Dönem: Yaklaşık M.Ö. 7. yüzyıl ile M.Ö. 2. yüzyıl arası. ​Coğrafya: Avrasya Bozkırları (Hazar Denizi çevresinden Karadeniz'in kuzeyine kadar uzanan bölge).
    %20
    %80
    Yanıtla
  • Türk izini silmek mi? Ne alaka. Benden çok Türkçü olduğunu sadece iddia edebilirsin. Türk kılıcı tabi ki her coğrafyada var. MÖ. 4. Binden beri Türk izi var Avrupa'ya kadar. Lakin bu kılıç senin bilginle İskit eyvallah. Benim açımdan değil. Duygusal olmaya gerek var mı? Tez ve antitez vardır bilimde. Bilim tartışılarak pozitif bilimlerin rehberliğinde ilerler. Her tez genel geçer kabul görmeyebilir. Bulgular teknoloji ve literatür geliştikçe farklı yorumlanabilir. Ayrıca bulunan kılıç haricinde de binlerce arkeolojik materyal Türklüğün bu coğrafyada varlığının kanıtıdır. Rahat olun susturmak kelimesi bilimsel bir yaklaşım değil. Senin kadar Türkçüyüm lakin arkeometri raporu alın sonra devam edelim konuşmaya.
    %85
    %15
    Yanıtla
  • Ben hocanın tezi yüzde yüz yanlıştır demiyorum. Benim tezim yüzde yüz yanlış olsa dahi bilimsel yöntemin ihtimali çürütmesi boşluk bırakmaması gerekir. Arkeometri o nedenle değerli. Lakin susturmak, hakaret ve tehdit vb bu tarzlar bilimsel değil. Ayrıca daha derin araştırırsanız belki de Arkeolojide söylenen varsayımların mutlak doğru olmadığını daha iyi kavrarsınız. Bilim fikir alışverişi yaparak güçlenir tehdit ve iftirayla değil. O zaman her tez çalışmasına veya fikre biat edelim. Bu doğru mu?
    %95
    %5
    Yanıtla
  • Bu Uzun kılıç. C romada var keçi de. Yerel sentezli evet. O kılıcın bulunduğu bölge Roma yerleşim alanı.
    %90
    %10
    Yanıtla
  • Hasan (4 hafta önce)
    Türkler anlatıldığı gibi 1071 de değil, çok daha öncesinde Anadoluyu yurt tutmuştur. Arapgir İlçesinde de Göktürk alfabesi ile yazılmış mezar taşları hatırlıyorum. Hakkaride 4000 yıl öncesine ait Türk mezar taşları bulundu.
    %77
    %23
    Yanıtla
  • Evet Trans Kafkas kültür izleri MÖ 4. bine kadar var. Bu inkar edilemez. Lakin bir metal alaşımlı aletin çıktığı alanın tespit edilmesi o kotda, stratigrafik tespitle, kronolojik sınır belirlenir. Radyo karbon oranı ve Arkeometri, mikro biyoloji, metalurji vb pozitif bilimler ve dahi arkeoloji kıyasları büyük bilimsel bir ekiple onay verirse İskit derse tamam. Alper Tunga mezarı, Kurgan vb bunlara ait gerçek uluslararası yayın olmadan tez düzeyinde veya varsayım bilimsel gerçeklik taşımaz. Duygusal bir durumdur. Göktürk alfabesi günümüze kadar gelmiş ve Arap harfleri geldiğinde yakın binyılda asimile edilmiştir. Türkmen mezarlarında geçen yüzyıllara kadar bu alfabe ve hayat ağacı, kılıç, keçi motifleri vb çoğu bölgede Arapgirde gibi mevcuttur
    %81
    %19
    Yanıtla
  • Haberde makale dunyanin en saygin dergilerinden birinde yayinlandigini söylüyor uzmanmis! Once okumayi ogren uzmani efendi. Zorrunuza gidiyor degil mi bu tur buluntular!
    %19
    %81
    Yanıtla
  • Umarim bir de bu uzman titrin ile devletten para almiyorsundur. Git bir uzmanlik egitimi daha al. Olmamissin.
    %19
    %81
    Yanıtla
  • Umarım bu tavrın ile sen bilim adamıyım diye devletten para almıyorsundur. Bilimsel tezler olabilir sosyal bilim dallarında pozitif bilimlerin verileri gerçeğe yaklaştırır. Sen al önce toprak yut kazılarda, Arkeolog ol sonra olursun belki.
    %89
    %11
    Yanıtla
  • Murat Bilmez (3 hafta önce)Hasan isimli kullanıcı yorumuna
    Sümerlerin Türk olduğuna dair rivayetler var Tarihte. Bu sebeple olabilir söylediğiniz.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Sümerler'in dilinde Muazzez İlmiye Çığ hocamızın tespit ettiği Türkçe kelimeler yeterli düzeyde. Sümerler Orta Asya kökenli Türk kavimidir. Hititler de trans kafkastır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bu konuda tezlerini destekleyen uluslararası çapta kabul görmüş saygın hocaların bilimsel çalışmaları kabul görmüştür. Erken dönemlerden Roma ve Bizans dönemi de dahil, İslam öncesi ve sonrasında günümüze kadar Ön Asya'da, Fırat Dicle arasında, ve Avrupa'da Türk varlığı mevcuttur bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
    %95
    %5
    Yanıtla
  • Temu (4 hafta önce)
    İskitli emmilerim temudan sipariş etmiş olabilirler cedele için
    %66
    %34
    Yanıtla